"Büyük Abi"nin Çocukları! (3) / Figen ÖZEN PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 07 Mart 2012 14:24 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 2870 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

Sultan Abdülmecit'in reformcu(!) Sadrazam'ı Mustafa Reşit Paşa sadece günümüz iktidarının değil, Masonların da gözdesidir. Türkiye'deki Mason yayın organı "Mimar Sinan Dergisi"nde Reşit Paşa için methiyeler düzülmüştür.

"135 yıl önce Gülhane Meydanı'nda Tanzimat Hatt-ı Hümayunu'nu tam bir cesaretle okuyarak ve millet yolunu aydınlatmak üzere yaktığı nurun aydınlığını hâlâ görmekte olduğumuz büyük biraderimiz Koca Reşit Paşa'nın hatırası önünde saygıyla eğiliriz."

Bu konuya elbette devam edeceğiz. Ancak özellikle yapılan ve tüm işbirlikçilerin tadına doyamadığı bir büyük saygısızlık hatta aymazlık vardır ki, bunu görmezden gelmek mümkün değildir. Milli Türk tarihi ile alay edilmekte ve emperyalizmin güdülmüş koyunları Bağımsızlık Savaşı'nı yok saymaktadır.

"TÜRK ŞEHİTLİKLERİ DÜZMECE"

AKP'li vekilden şok sözler...

AKP Milletvekili İlhan Şener, TBMM İnsan Hakları Komisyonu'nda Türk tarihini akıl almaz bir şekilde tahrif etti.

Ordu Milletvekili ve İnkılap tarihi doktoru İhsan Şener, Yunan ordusunun Ege'de savaşmadığını ve Türk Şehitliklerinin sembolik olduğunu söyleyerek, bütün bunlar Ankara'daki yönetimin meşruluğunu göstermek için yapıldı iddiasında bulundu. Kanıt diye Yunan tarihinde Ege savaşının olmayışını gösterdi."

Bu zat-ı muhtereme (!) göre Türk milletinin aralarındaki tüm farklılıkları öteleyerek bir araya geldiği ve Mustafa Kemal'in önderliğinde emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı kazanılan Bağımsızlık Savaşı yapılmamıştır.

Hatta Çanakkale'yi geçilmez kılan zafer, Alman Generali Liman Von Sanders'in başarısıdır. Mustafa Kemal Sanders'in emirlerini yerine getirmiştir.

Örneğin benim büyük dayım Ankara- Elmadağlı Rüstem oğlu Yakup, Kocatepe Yüzbaşı Agah Bey Şehitliği'ndeki sembolik bir taştır. Ablası Güdüklerin Fadime ala gözlü Yakup'unun eline, ayağına kına yakıp 16 yaşında göndermemiştir askere... İşi vatan kurtarmak olan Sarı Paşa'yı da görmemiştir Ankara Garı'nda...

İnebolu- Ankara İstiklâl Yolu'nda kadınlar ne cephane taşımış, ne de taşı yastık, toprağı yatak yapmışlardır. Şerife Bacı donmamıştır Kastamonu Dağları'nda... Gördesli Makbule al bayrağı gelinlik eyleyip, Yunanla savaşırken vatanla vuslata da ermemiştir.

Hasan Tahsin olmayan Yunan'a ilk kurşunu da atmamıştır.

Hatta Mustafa Kemal hiç bir savaşın, hiç başarının altına imza atmamıştır. Örneğin Tobruk Savaşını kazanmamış, zavallı Libyalı'ları yüz üstü bırakmıştır.

Üstelik Filistin Cephesi'nden de "ricat" etmiştir.

Milli Türk tarihini inkâr edenler, en büyük saldırıyı Mustafa Kemal'e yapmaktadırlar. Onlar sadece Milli tarihi tahrif etmekle kalmayıp, Atatürk'e saldırırken, Türk milleti ve devleti için de bir yıkım politikasını uygulamanın dayanılmaz gaflet ve delaleti içindedirler.

Aslında olmayan ve/veya abartılan Bağımsızlık Savaşı'nda kazanıldığı söylenen hiç bir savaşın altında Mustafa Kemal'in imzası da yoktur...

Bunların tümünün tek ama tek amacı Atatürk'e saldırırken, Türk milletindeki tarih ve milli bilinci yok edip, Türk milletini köleleştirmektir.

Şimdi teker, teker geriye dönüp bu yalanları, gerçeğin ışığıyla buluşturalım. Onlardan ne Atatürk ne de Bağımsızlık Savaşı şehitlerimiz için ne saygı ne de Fatiha istemiyoruz, Şair Eşref'in dediği gibi şehitlerimizin mezar taşlarını çalmasınlar.

Bu arada meydanlarda dolaşan işbirlikçilere kanıp da ne Atatürk'ü, ne şehitlerimizi sahipsiz sanmasınlar, ben, biz, siz, kısacası Türk milleti olarak biz onların yanındayız.

Çoğumuz çok iyi biliriz, ama ben gene de buraya yazayım. Ziya Paşa'nın Terkib-i Bend başlıklı taşlama türünden bir kasidesi vardır.

"Erbâb-ı kemali çekemez nâkıs olanlar,
Rencîde olur dîde-î huffaş zîyadan..."

Bu beytin anlamını yazmaya hiç gerek görmüyorum. Zira milli bilincin ve Mustafa Kemal'in aydınlığından gözleri kamaşıp, bakar kör olmalarına rağmen, cahilliklerinden utanmadan, arlanmadan bilgiçlik taslamaktadırlar.

Artık "GAZİ" unvanından utanır hale gelmiş olan TBMM'de, biri çıkmış ve Türk milletine, şehitlerimize hakaret etmiştir.

Bu üstelik bu çatı altında yapılmış en büyük inkâr ve hakarettir.

Ey şehit dedelerimiz, atalarımız, analarımız, 12 yaşındaki Ayşe kız, Şerife Bacı, Gördesli Makbule, Hasan Tahsin, Yakup Dayım, Yüzbaşı Agah, Albay Reşat, siz Sakarya'dakiler, Polatlı'da vatan nöbeti tutanlar, ey Kocatepedekiler, Gaziantep, Maraş ve Urfadakiler ve siz İzmir'de Yunan'ı denize dökenler, kısacası tüm Kuvva-i Milliye Şehitlerimiz, kalkın ayağa, çıkın toprak üstüne, uyanın, uyandırın bizleri, bu adama verin gerekli cevabı...

Vereceğiniz cevap bir tokat gibi şaklamalı suratında, o adam o kürsüden İN...ME...Lİ..


Not: Değerli dostlar; Bu yazı benim planladığım şekilde gelişmedi. Örneğin cevaplamam gereken bir çok şeyi yanıtlayamadım. Yazı bildiğiniz gibi canlıdır. Yaşam şekline o karar verir. Bu nedenle sizlerden özür dilerim. Yanıtlar bu yazının devamında tarihe kayıt düşecektir.

Figen ÖZEN, 30 Kasım 2011

Paylaş
2870 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?