Bugün 22 Haziran, Bir İttilâl Bildirgesi / Figen ÖZEN PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 22 Haziran 2013 11:42 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 8031 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

“21-22 Haziran gecesinde Ali Fuat Paşa, Rauf Bey’le birlikte Amasya’ya gelir. Refet Paşa da zaten Samsun’dan beri Mustafa Kemal’ledir. Amasya Genelgesinin metnini hazırlayan Mustafa Kemal, arkadaşlarının da imzalamasını ister. Metin Kâzım Karabekir Paşa ve Mersinli Cemal Paşa’nın da telgrafla onayı alındıktan sonra yurt çapına duyurulur.

Metin şöyledir:

1- Vatanın bütünlüğü, milletin bağımsızlığı tehlikededir.

2- İstanbul hükûmeti üzerine aldığı sorumluluğun gereğini yerine getirememektedir. Bu durum milletimizi yok olmuş gibi gösteriyor.

3- Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.

4- Milletin içinde bulunduğu durum ve şartların gereğini yerine getirmek ve haklarını gür sesle cihana duyurmak için her türlü baskı ve kontrolden uzak millî bir hey’etin varlığı zarurîdir.

5- Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan Sivas’ta millî bir kongrenin toplanması kararlaştırılmıştır.

6- Bunun için bütün illerin her sancağından milletin güvenini kazanmış üç temsilcinin mümkün olan en kısa zamanda yetişmek üzere yola çıkarılması gerekmektedir.

7- Her ihtimale karşı, bu mesele millî bir sır olarak tutulmalı ve temsilciler, gereğinde yolculuklarını kendilerini tanıtmadan yapmalıdırlar.

8- Doğu illeri adına, 10 Temmuzda, Erzurum’da bir kongre toplanacaktır. O tarihe kadar öteki illerin temsilcileri de Sivas’a gelebilirlerse, Erzurum Kongresi’nin üyeleri de Sivas genel kongresine katılmak üzere hareket ederler.

Görüldüğü gibi Amasya Genelgesi tam bir “İhtilâl Bildirgesi”dir… İstanbul Hükümeti’nin çaresizliği eleştirilmekte, kurtuluşun tek yolunun milletin azim ve kararı olduğu söylenmekte ve Türk milletine örgütlenme çağrısı yapılarak Erzurum ve Sivas’ta kongreler düzenleneceği bildirilmektedir. Herkesin mandacılık ve İngiliz işbirlikçiliği yaptığı bir dönemde “bağımsızlık”tan bahsetmektedir.”
Amasya Bildirgesi, bir ihtilâlin, Türk’ün emperyalizme karşı kazandığı Bağımsızlık İhtilâli’nin tüm dünyaya ilan edildiği bir bildirgedir.

Amasya Bildirgesi, bir devrimcinin, Mustafa Kemal’in Türk milletinin geleceğine ışık tutan ve hatta bu geleceği şekillendiren koşulların çerçevesinin çizildiği, mühürlendiği bir tamimdir. Mustafa Kemal Paşa, Amasya Bildirgesi’nin öncesindeki Anadolu’nun ahvalini, ders kitabımız NUTUK’ta anlatmaktadır.

“Samsun’a 19 Mayıs 1919′da çıktığım zaman yurdun genel durumu şöyleydi:

Osmanlı Devleti, içinde bulunduğu toplulukla birlikte Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmıştı.
Devlet her yerde zedelenmiş, koşulları çok ağır bir “Ateşkes Anlaşması” imzalamıştı. Ulus yorgun ve yoksuldu.


KURTULUŞ ÇABALARI

…İçine düştüğümüz bu durumdan kurtulmak için, yurtseverler bir takım kurtuluş yolları arıyorlardı. Bu amaçla bazı kurtuluş örgütleri kurulmuştu.

ULUSAL VARLIĞA DÜŞMAN KURULUŞLAR

…Bu kurtuluş örgütlerinden başka, bir de düşman koruyuculuğunu temel alan bazı girişimler vardı.

… Yurdun bir çok yerinde bulunan “İtilaf ve Hürriyet” ( Uzlaşma ve Özgürlük), “Sulh ve Selamet” (Barış ve Selamet)

Dernekleri de aldatıcı adlar altında, düşmanla işbirliği içindeydiler.

…Ulusal kurtuluşa düşman kuruluşlardan biri de “İngiliz Muhipleri Derneği” adı altında çalışıyordu. Bu derneğe başta padişah ve başbakan olmak üzere, Osmanlı yöneticilerin çoğu üye olmuştu.

Derneğin iki amacı vardı. Dış görünüşü İngilizlerin desteğini sağlamak, yıkılışı önlemek, gizli yönü ise yurtta karışıklık çıkarmak, ULUSAL BİLİNCİ YOK ETMEKTİ.
Bunlardan başka, İstanbul’da bazı ileri gelen kişiler, kurtuluşu Amerika’nın güdümünde görüyorlardı.”

İçinde bulunduğumuz durum en az 19 Mayıs 1919 kadar ve hatta ondan da daha vahimdir. Oluşan şartlar, 10 Kasım 1938′den bu yana sürdüregelen politikalar, CFR’nin isim babası olan bir partinin iktidar olmasına neden olmuştur. Kendisini dünyanın merkezi zanneden narsist bir anlayışın hastalıklı sendromları ve uygulanan gayrı milli politikalar, ne yazık ki ülkenin kaosa sürüklenmesinin tek nedenidir.

31 Mayıs’ta başlayan direniş, sadece ağaç sevdasından ibaret değildir. Bir dikta sevdalısının, kendi milleti ile kavgalı bir siyasetçinin idaresine terk edilen ülkenin teslimiyetçi duruşuna isyandır. Ancak kurtuluşu yabancıların reçetelerinde, teslimiyetçi politikalarda ve aşırı radikal sol ve dindar değil, dinci grupların faşizan tavırlarında aramak yanılgıların en büyüğüdür. Ve bu yanılgı devletin, ülkenin ve milletin yok edilmesine neden olacaktır. Bu nedenle Türk milleti, Amasya Bildirgesi’nin dünyaya ilan edildiği günün yıl dönümünde; “KURTULUŞ REÇETESİ”ni milli benliği, ulusal birlikteliği içinde aramak zorundadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA:

Madde 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3- Türkiye devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Millî marşı İstiklal Marşı’dır. Başkenti Ankara’dır.


Anayasa’mızın ilk üç maddesi aynen 4. Madde’de olduğu gibi değiştirilemeyecek ve değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecektir. Anayasa’mızda “Türk Milleti” ve “Türklük” kavramı mutlaka yer almalıdır.

Anlayışımız “NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE!”dir.

*Hakimiyet bila kayd-ı şart milletindir.

* Türkiye Cumhuriyeti Devleti iç ve dış politikada milli ve tam bağımsız bir siyaset uygulamalıdır.

*Türkiye’de var olan tüm yabancı üsler derhal ve acilen kapatılmalıdır. “Özellikle ABD üsleri”

*NATO ve benzeri emperyalizmin icra organı olan kuruluşlardan çıkılmalıdır.

* Türkiye “AB YEREL YÖNETİM ÖZERKLİK ŞARTI”ndan derhal imzasını çekmelidir.

* İkiz Yasalar, Vakıflar Yasası, Petrol Yasası, Ecnebi Yatırımcılara Türkiye’de Maden Arama Yasası ve benzeri tüm bölücü yasalar derhal iptal edilmelidir.

*Kalkınma Ajansları, Yerel Gündem 21, Kent Konseyleri ve benzeri bölücü, SOROS,AB, ABD bağlantılı tüm kuruluşlar kapatılmalıdır.

* ”Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” tanımından hareket ederek, Türk milletinin ülkesi ve devletiyle bölünmez bir bütün olduğu vurgulanmalıdır.

*3 Mart Devrim Yasaları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vaz geçilmez temel taşları olmalıdır. Ekonomi, savunma ve özellikle eğitim tamamen küresel güçlerin virüslerinden temizlenerek, Türk milletinin çıkarları doğrultusunda; Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği yönde millilileştirilmelidir.

*Demokratik kitle örgütleri sahte Atatürkçülerin ve MASONLARIN hegemonyasından kurtarılmalıdır.

* Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir ulus (MİLLİ) devlettir. Bu nedenle milli devletimiz 1920-1938 yılları arasında olduğu gibi Türkler tarafından, Türk milletinin çıkarları doğrultusunda yönetilmelidir.

*“İDARE-i MASLAHATÇILAR DEVRİM YAPAMAZ.” Mustafa Kemal ATATÜRK

*Tanzimat’ın Batı kopyacılığı, günümüze kadar süregelen teslimiyetçi anlayışı ve sahte reformculuğu derhal terk edilip, Atatürk’ün akıl,bilim ve mantık çerçevesinde hayata geçirilen köktenci ve devrimci anlayış, milli devletin olmazsa olmazı olarak kabul edilmelidir.

* Atatürk’ün “ALTI İLKE”si bir bütündür. Bölünemez, biri yek diğerinin önünde yer alamaz. Ancak bu ilkelerin tamamı gene Mustafa Kemal Atatürk’ün ”TAM BAĞIMSIZLIK” anlayışının çizdiği çerçevede önem kazanır. 1938′den sonra moda olan gardırop ve/veya rozet Atatürkçülüğü “Cumhuriyetçilik” ve “Laiklik” ilkesini öne çıkararak Kemalist Düşünce’ye zarar vermiştir.

Cumhuriyetçilik
Milliyetçilik
Halkçılık
Laiklik
Devletçilik
Devrimcilik — BİR BÜTÜNDÜR… ŞİARI TAM BAĞIMSIZLIKTIR!


* Emperyalizm M.Kemal Atatürk’ü ”EN BÜYÜK DÜŞMAN” ilan etmiştir. Bu nedenle Türk milletinin gerçekten inanan, dindar kesimiyle arasını açmak için, Atatürk’ü “DİNSİZ”, Kemalistleri ise “DİN DÜŞMANI” olarak tanıtmıştır. Bu büyük yanlış düzeltilmelidir.

* Batı’nın sömürgeci planına uygun olarak borçlanan ve tek yanlı bağımlılık hale gelen ilişkiler yapılan bir plan dahilinde ortadan kaldırılmalı ve HALKÇI, DEVLETÇİ bir kalınma planı hazırlanmalıdır.

*Türk ordusu egemen sınıfların değil, milletin ordusudur. Var olduğu bilinen PENTAGON-CIA-NATO-AB ve ana düşman aBD bağlantıları koparılarak, savunma sanayisi millileştirilmeli, Türk ordusu ise yeniden “PEYGAMBER OCAĞI” olmalıdır.

*Çok partili olsa dahi, faşizan rejim yok edilmelidir. Devrimciliğin yerine konulan emperyalizmin en önemli virüsü DEMOKRASİ(ileri) ve sandık müsameresi, Atatürk Devrimlerinin ve Cumhuriyet kazanımlarının birikimlerini yok etmiştir. Siyasi Partiler Yasası değiştirilmelidir.

*Toprak Reformu Yasası çıkarılarak, feodalizm ve ağalık sistemine son verilmelidir.

*Liberal ekonominin kıskacında ABD ve AB ülkelerinin yarı sömürgesi halindeki Türkiye derhal Atatürk’ün milli kalkınma planının ana temeli olan HALKÇI-DEVLETÇİ bir ekonomi planı uygulamalıdır.

*Ulusal(!) basındaki yabancı hegemonyasına son verilmeli, emperyal kültürün virüsü olan Amerika’dan kopyalanmış programlar kaldırılmalıdır.

*ATATÜRK (MİLLİ TÜRK) Devrimi, ışığını binlerce yıllık Türk tarihinden alarak,Bağımsızlık Savaşı’nda emperyalizme diz çöktüren bir ihtilâldir. Bu ihtilâlin yol göstericiliğinde şiarımız “YA İSTİKLÂL-YA ÖLÜM!”-TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE!”dir. Görevimiz ise MİLLİ TÜRK DEVRİMİ’nin devamlılığını sağlamaktır.

Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
Bu yazı, Türk milleti adına yazılmış bir dilekçedir.

Figen ÖZEN, 22 Haziran 2013

Paylaş
8031 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?