Bu Cesetleri de Saymayacaklar / Erhan SANDIKÇI PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 29 Ağustos 2013 19:07 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 41470 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

Doksanların başıydı…

Amerikan Başkanı George H. W. Bush, Sovyetler Birliğinin yıkılıp “küreselleşme” ve “yeni dünya düzeni” tezlerinin gündeme getirildiği bir dönemde Kuveyt petrollerinin elden gitmesine engel olmak için Irak’a girdi. O günlerde Türkiye’yi de Amerikan Ordusunun peşine takmak isteyenler yönetimdeydi. Ancak kamuoyunun tepkisi ve üst düzey yetkililerin istifaları buna engel oldu. Türk askeri ABD’nin çıkarları için ölmekten kurtuldu.

İki binlerin başıydı…


Oğul Bush, “teröre karşı küresel savaş” ilan etti. Bush, Orta Doğu’da terörü destekleyen rejimlerle sonuna dek savaşacaklarını söylüyor ve uyarıcı bir dille ekliyordu: “Ya bizimlesiniz ya teröristlerle!” Soğuk Savaş sonrası Batı’nın düşman olarak belirlediği ve sömürgeciliğine kılıf olarak seçtiği şey “terörizm”, “militan İslâm” veya “cihatçılar”dı. Orta Doğu’yu işgâl etmenin, enerji kaynaklarını zorbalıkla ele geçirmek için kan akıtmanın meşruluğu “teröristlerle mücadele” bahanesi ile sağlanmaya çalışılıyordu.

Irak, petrol zenginliği nedeniyle zaten hedef olacaktı. Süreci hızlandıran etken, Saddam Hüseyin’in petrolü dolar yerine avro cinsinden satma kararı alması oldu. Petrol ticaretinin dolar yerine avroyla yapılması demek, doların uluslararası ticaretteki egemenliğinin sınırlandırılması demek. Bu da doların kullanıldığı sistemde yalnızca kâğıt ve mürekkep masrafları ile istediği değerin karşılığını üretebilen ABD’nin uluslararası egemenliğinin yıkılması demek. Irak’ın 2000’de aldığı bu karardan etkilenmesi olası olan İran, Suriye, Venezuela gibi OPEC ülkeleri cesaretlenmesin diye Saddam rejimini cezalandırmak gerekiyordu.1

Neocon’ların etkisi altındaki Bush yönetimi, Irak’a müdahale için çeşitli bahaneler öne sürdü. Saddam’ın İkiz Kuleler’i vuran El Kaide üyelerini sakladığı ve ABD’yi tehdit eden kitle imha silahları geliştirdiği iddiası bunların başında geliyordu. ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell 5 Şubat 2003’te Birleşmiş Milletler’deki sunumunda iki Iraklı arasında geçen bir konuşma gibi komik nedenleri Saddam’ın elinde kitle imha silahları bulunduğuna ilişkin kanıt olarak gösterdi. Oysa Irak, BM denetçilerinin inceleme yapmasını kabul etti ve ABD’nin “Saddam’ın bir oyunu” olarak gördüğü bu izin ile Irak’a giden BM görevlileri, kitle imha silahları ile ilgili bir kanıt bulamadıklarını açıkladılar.

Gözünü Irak’a diken ABD, Birleşmiş Milletler’den müdahale kararı çıkmamasına rağmen “Çokuluslu Güç” ile bu ülkeyi işgâl etti. Sonuçta İkinci Dünya Savaşından sonra atom bombası, Vietnam Savaşı ile birlikte en kanlı müdahale yaşandı. 1 milyon insan hayatını kaybetti. İşkence, tecavüz, yağma, açlık, terör kol gezdi. ABD, acımasızca bir sivil katliamına girişmişti. Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’e Iraklı ölü sayısı sorulduğunda Rumsfeld “Biz başkalarının cesetlerini saymayız.” demişti.2

Yalnız canlılar kaybedilmedi, Irak’ta aynı zamanda şehirler de harabeye döndü. Geçen hafta Irak’ı ziyaret eden CHP heyetinin anlattığına göre bu tarihi şehir hâlâ bir çöp yığınına benziyor. Yanı başımızda bir ülke kan içiciler tarafından paylaşıldı ve küresel şirketlerin çıkarlarına göre şekillendirildi.

[b]Özal’ın ardından gidenler [/b]yine ABD’nin Irak’a müdahalesine Türk askerini de dâhil etmeye kalktılar. 1 Mart tezkeresi meclisten geçemedi ve yine Türk gençlerinin Irak’ta petrol bekçiliğine ve katliamlara bulaşması önlenebildi.

Rusya lideri Putin, selefleri Gorbaçov ve Yeltsin’in tavizkâr dış politikalarının izlerini tam olarak silemediği için ve Irak’ın da Rusya’ya olan 8 milyar dolar borcu nedeniyle ABD müdahalesine gerekli direnci göstermemişti, Çin ekonomik ve askerî gücüyle bugünkü kadar söz sahibi bir konumda değildi; azılı faşist Neocon’ların egemenliğindeki Vaşington yönetimi “terörizmle mücadele” adı altında küresel terör uygulama cesaretini kendinde buluyordu.


İki binin ikinci on yılındayız…

Batı yine aynı şarkıyı söylüyor. “Saddam’ın elindeki kitle imha silahları” gitti, yerine “Esad’ın elindeki kimyasal silahlar” geldi. Aynı merkezler aynı yalanı şimdi Suriye’yi hedef göstererek söylüyor.

Bu arada Irak’ın işgâli için yapılan algı yönetimi operasyonlarında dönen oyunların kokusu ortaya çıkmaya başladı. [b]ABD’de yaşayan Iraklı RafidAhmed Elvan El Cenabi[/b], 1995’te ülkesinden kaçmadan önce Irak’ta biyolojik silahlar gördüğünü anlatarak dünya kamuoyunu Saddam’ın biyolojik silahlar kullandığına inandırmaya çalışmıştı. Cenabi, 2011’de İngiliz The Guardian gazetesine, bu iddialarının yalan olduğunu itiraf etti.3 Kanlı işgâlden sonra Bush da bir konuşmasında “Şu kitle imha silahlarının bir yerlerde olması gerekiyor. Belki buranın altındadır.” diyerek dünya ile, öldürülen, evsiz kalan, ailesiz kalan, tecavüze uğrayan ve işkence gören Iraklılarla dalga geçmişti.

Şimdi de Suriye, rejimin kimyasal silah kullandığı iddialarına karşı BM’nin inceleme yapmasına izin verdi ve ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, BM ekibinin araştırma yapmasına izin verilmesinin artık güvenilirlilik açısından çok geç olduğunu söylüyor4. Saddam, BM ekibinin kitle imha silahları iddiası için araştırma yapmasına izin verdiğinde de aynı tepkiyi vermişlerdi. Bunun Türkçesi “BM görevlilerinin yapacağı incelemenin sonucunun benim açımdan hiçbir önemi yok, önemli olan Suriye’ye girebilmek!” olarak anlaşılabilir. Zira 2003’te yaşanan da buydu!

Aynı senaryo Suriye’yi bitirmek için uygulanıyor ve bölge halkları, bölgedeki güçler izin verirse bir büyük katliam da Suriye’de gerçekleşecek. Amansız Neocon’ların başında gelen ve Irak savaşının mimarlarından olduğu iddia edilen Richard Perle’ün David Frum’la birlikte 2004’te yazdığı “An End to Evil” (Şeytana Son) adlı kitapta Suriye’ye dayatılması gereken şartlar şu şekilde sıralanıyor5:



1. Sınırları Iraklı militanlara kapatmak.

2. Suriye askerini Lübnan’dan çekmek.

3. Terör örgütlerine, özellikle Hizbullah’a verilen desteği kesmek

4. İsrail’e karşı yürütülen kışkırtıcı kampanyadan vazgeçmek.

5. Kapalı ekonomiye son vermek.

Ancak bu listede, geçici durumları kapsayan birinci ve ikinci maddeler dışındaki koşulların hiçbiri Suriye yönetimi tarafından gerçekleştirilmedi.


R. Perle ve D. Frum’ın tahminleri de bu yöndeydi6:

“Biz Beşar Esad’ın bu talepleri karşılayacağından kuşku duymaktayız. Gerçi söz konusu koşullar altında onu bu talepleri yerine getirmeyi reddetmesinin sonuçlarının, bu talepleri yerine getirmeye razı olmasının sonuçlarından çok daha ölümcül olacağına ikna etmenin mümkün olabilmesi gerekmektedir.”

İflah olmaz Neocon’ların bahsettiği “ölümcül sonuçlar”, kiralık katillerle; ABD, körfez ülkeleri, AB, İsrail ve AKP’nin besleyip büyüttüğü teröristlerle sağlanamadı. “Ölümcül sonuçlar” için yine bir komşumuza sömürgeci bir saldırı Batı’nın ve Siyonist sermayenin son çaresi olarak gündemde…



İlk iki savaşta Türkiye’de iktidarda olan yönetimler, bugünkü diktatörlüğü henüz inşa edemediklerinden Türkiye’yi Irak bataklığına sokma cüretkârlığını da ısrarla gösterememişlerdi. Ancak bugün, Suriye krizini kişisel sorunu durumuna getiren bir anlayış, her türlü hukuk dışı uygulamaya girişirken kendisine engel olabilecek kişi ve kurumları tasfiye etmiş olmanın rahatlığıyla hükmediyor! Yeni Osmanlıcılıkla kendini kandırırken önce “küresel güç”, sonra “bölgesel güç” olma iddiasını ortaya atmış, en son da kala kala “değerli yalnızlık”a kaldığı için korkusu öfkeye dönüşmüş kökü dışarıda bir zümre, fırsatını bulursa ülkeyi felâketin içine atmaktan çekinmeyecektir.


ABD Eski Savunma Bakanının dediği gibi, onlar, başkalarının “ceset”lerini saymayacaklar. Türk askeri onların çıkarları için can verdiğinde –onların deyişiyle- bizim “ceset”lerimizi de saymayacaklar. Onlar, ele geçirdikleri kaynaklardan kazandıkları dolarları, petrol varillerini, paylarına düşen kuyuları, sattıkları silahları sayacaklar.


Türk milleti ve bölge halkları on yıl sonra aynı vahşetin yaşanmasına izin vermemeli. Durum tam da Mustafa Yıldırım’ın o şiirde dediği gibi: ölmemeli, buradakiler ve oradakiler.


(…)

Koka bankerleri
Telaviv kaçakçıları
bilmem neresinde İsviçre'nin
ellerinde hesap makineleri
tutturacaklar diye hesabı
ölmemeli
buradakiler
ve oradakiler

(…)

Mustafa Yıldırım



Kaynakça

1 Irak Savaşı ve dolar-avro ilişkisi hakkında daha ayrıntılı bilgi için bkz. Cengiz ÖZAKINCI, Euro-Dolar Savaşları, Otopsi Yay.

2 Sol Haber Portalı, 24.3.2007; http://arsiv.sol.org.tr/?yazino=9229

3 BBC Türkçe, 16.2.2011; http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/20 ... ctor.shtml

4 Sol Haber Portalı, 26.8.2013; http://haber.sol.org.tr/dunyadan/kerryd ... beri-78639

5 Richard PERLE ve David FRUM, Şeytana Son: Terörde Savaş Nasıl Kazanılır?, Çeviri: Gökçe KAÇMAZ, Truva Yay., 1. Baskı, Temmuz 2004, s.122-123-124

6 A.g.y.

Erhan SANDIKÇI, 29 Ağustos 2013

Resim
http://www.milliiradebildirisi.org


 

Paylaş
41470 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Son Güncelleme: Pazar, 01 Eylül 2013 19:48
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!