Gençlerimize Sesleniyorum / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 12 Eylül 2013 16:49 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 39504 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Paylaş

12 Eylül Askeri Darbesinin yüzsüz siyasetçiler tarafından cılkı çıkana kadar kullanıldığı bir günde sizlere mektup yazma ihtiyacı hissettim. Yaşadığımız tecrübe ve aldığımız dersleri yeni kuşak kardeşlerimize aktarmak boynumuzun borcudur.

Sevgili gençler, siz 12 Eylül darbesini yaşayan siyasilerin atıp tutmasına bakmayın. Onların büyük kısmı suç ortağıdır. Ülke çıkarlarını düşünmek, gençlerimizi korumak yerine, kişisel çıkarlarını korumak adına, gençleri ölüm meydanlarına sürdüler.

Ülkeye sokulan silahların girişini engelle(ye)meyen siyasiler, polisi ikiye bölünmüş İçişleri bakanları… NATO bahanesi ile Özel Kuvvetler Komutanlığı içine Menderes hükümetince yerleştirilmiş Amerikalılar… Yani Galdyo… Hiçbir zaman tam anlamı ile milli diyemediğimiz MİT…

O dönem internet gibi farklı bilgilere ulaşabildiğiniz bir ortam yok. Sadece devlet televizyonu ve radyosu var. El altından yabancı istihbaratların dağıttığı birçok yalan yanlış broşür ve kirli bilgi saldırısı var.

Her gün gençlerimiz birbirine kırdırılırken, sağ ve solcu gençlerin kanları üzerinden siyaset kovalayanlar…

Sağcı bir genç öldürüldüğünde;

“Bir faşist geberdi” diyerek ölü bir göz, ölü bir yürekle bakan sol siyaset…

Solcu bir gencimiz öldürüldüğünde;

“Bir komünist geberdi” diyerek ölü bir göz, ölü bir yürekle bakan sağ siyaset…

Gençler öldükçe kanları üzerinden yazar, şair olanlar… Gençlerimizin kanını şöhret ve paraya tahvil edenler…

Şimdi hepsi “melek” kesilmiş, 12 Eylül Darbesine lanet yağdırıyor.


Ne gariptir ki, hemen hepsi liboş, ikinci cumhuriyetçi pozlarında ahkam kesiyor.

Bu ahlaksız yüzsüzlük benim canımı fena halde yakıyor.


12 Eylül Darbesini yapanlar ile birlikte 12 Eylül Darbesine giden yolun taşlarını döşeyen siyasetçi, yazar-çizer-akademisyen takımı… Yok birbirlerinden farkı; her biri aynı bağın gülsüz dikenleridir!!.

12 Eylül Darbesinden şikayet etme hakkına sahip olan TEK kesim;

Hayatları üzerinde kumar oynanan gençlerimiz, çocuklarını kaybeden anne ve babalardır!!. Kısacası; oyunda kullanılan, mağdur edilen, ezilen Türk halkıdır.

Ülkemizin iç savaşa sürüklenme sürecine sokulduğu bu günlerde söyleyeceklerim eskilerin deyimi ile “kulağınıza küpe olsun”.


12 Eylül öncesinde gençler arasına sızan ajanlar onları ölüme, çatışmaya sevk ederek ülkemizin kardeş kavgasına sürüklenmesini sağladı. Binlerce gencimiz hayatını kaybetti. Eğitim-öğretim ağır darbelerden birini de o yıllarda aldı. Kalite iyice düştü. Hızlı eğitim denen uygulama ile 3 ayda maydanoz yetişmezken öğretmen yetişti.

Sağ grubun içinde olan tanıdığım bir arkadaş yaşadığı ibretlik bir olayı anlatmıştı. Aktarayım;

Güneydoğu illerinden birinde yürüyüş yapılacaktır. Bu arada derneklerinde kalan bir genç vardır. Aralarına girmiş, fakir görünümlü bir gençtir. Önce güvenlerini kazanır. Sonra kalacak yeri olmadığını söylediği için dernekte kalmasına müsaade edilir. Bana anlatan tanıdık bu gençten şüphelendiği için kendisini gizliden takip ediyor.

Akşam dernekte yürüyüş yapılacak cadde ve meydan çizilip yürüyüşün yapılacağı ildeki arkadaşlarına postalanmak üzere zarfa konup kapatılır. Ertesi gün postaya verilecektir. Gençten şüphelenen tanıdık o gece genci takibe alır. Düşündüğü gibidir. Genç zarfı çaydanlık buharına tutarak açar. İçine yürüyüş güzergahını değiştirdiği kağıdı koyup kapatır. Değiştirilen güzergaha baktıklarında şok olurlar. Tamamı ile sol grubun elinde olan, sağın giremediği bir güzergah seçilmiştir. Eğer zarf bu şekilde postaya verilse imiş;

Büyük katliama neden olup, kan gövdeyi götürürmüş.

İşte gençlerimiz birbirine böyle boğazlatıldı.

Kahramanmaraş ve Çorum olaylarını tezgahlayanların içinde olduğu söylenen, Murat bir arabası ile gezen, MİT elemanı olarak bilinen bir şahıstan bahsedilirdi. Gençleri kışkırttığı, karşı grupların elinde olan mahallelere yolladığı anlatıldı. Hatta kışkırtıp karşı grubun elinde olan mahalleye gönderdiği gençler olaysız ayrılınca provoke etmek için belindeki silahı çekip kadınların, ailelerin olduğu bir kahveye doğru ateş eder. Aklı başında birisi iki tarafı teskin ederek diğer grubu çatışmaya mahal vermeden oradan götürüyor.

Gene karanlık günler görünüyor. Düşman devletlere, yabancı istihbaratlara gün doğdu. Üstüne üstlük, CİA ve FBI’dan eğitim alan, devşirilmiş, sapkın bazı polisler var. Türk Subayına kurduğu tuzağı ev ödevi gibi Amerikan Konsolosluğuna gidip anlatan mankurt emniyetçiler var. Kendi canını, parasını koruma derdine düşmüş sapkın bir siyaset var. Müsamere takımı oyuncularından kurulu, muhalefetçilik oynayan, yandaş durumuna düşmüş muhalefetçikler var.

Gençler, vatanı kurtarmak için ölümden korkmayacaksınız!!. Yalnız önceliğiniz vatanı “yaşayarak” kurtarmak olmalıdır!.. Bunu asla unutmayın. 12 Eylül öncesi gençlerimizin düştüğü tuzağa düşerseniz, siz kaybedersiniz, biz kaybederiz, ülkemiz kaybeder. Ülke baştan sona gözü yaşlı ana ve babaya kesilir.

Bu durumda düşman sevinir.

Düşmanı sevindirmeyin.

Tanımadığınız insanlara güvenmeyin. Tanıdığınızı sandıklarınıza ihtiyatla bakın. Sözlerinin arkasına bakın. Yönlendirmeler sizi nereye götürür iyi tartın. Sizleri ara sokaklara, bodrumlara, bilmediğiniz evlere sürükleyenlere dikkat edin.

Unutmayın; düşman sizden daha milliyetçi, daha ulusalcı, daha Atatürkçü, daha vatansever bir kimlik ile yanınıza sokulacaktır.

Türkiye ajan kaynayan bir ülke, unutmayın!!.

Ülkenin kapısını içeriden açan siyasetçilerin yönetimde olduğu, CİA ve MOSSAD ile çalışan güvenlik güçlerinin bulunduğu bir ülkede kimse güvende değildir.

Sakın provokasyonlara gelmeyin. Düşmanı iyi tanıyın.

Çanakkale savaşından beri ülkemizde genç kıyımı yaşanıyor. O günün şartları öyleydi.

Sakarya savaşında gençlerimiz kalmadığı için subaylar savaşmıştı. O nedenle Sakarya savaşına subay savaşı da denir.

Sevgili gençler, sizler bilgiye kolay ulaşıyorsunuz. Kirli bilgiyi farklı kaynakları bir araya getirerek eleyebilirsiniz.

Lütfen, bu karanlık günlerde dikkatli olun.

Mustafa Kemal Atatürk gençlere ülkeyi koruma ve kollama görevi verdi. Bu görev tarihi bir sorumluluktur. Doğru. Ama Atatürk akılcıydı. Akıl ise tuzağa düşmeyi değil, en az kayıpla kazanmayı öğretir.

Çevrenize dikkat edin.

“Su uyur, düşman uyumaz” atasözünü rehber edinin.

Yüreklerimizi yakmadan mücadele edin.

Sevgilerimle…

Zahide UÇAR, 12 Eylül 2013
http://www.zahideucar.com
zahide@zahideucar.com

 

 

Paylaş
39504 kişi bu içeriğe erişmiştir.
 
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!