Banu AVAR



Bu Topraklar Hesapların Tutmadığı Topraklar / Banu AVAR PDF Yazdır e-Posta
Salı, 19 Kasım 2013 22:15

Ey Yüce Türk Milleti, bilgine;

"Barış süreci" BÖL ve YUT sürecidir! Bunun somut emareleri artık her yerdedir. 

Erdoğan, "Dağdakilerin indiğini, cezaevlerinin boşaldığını göreceğiz!" diyor. 

Ergenekon sürecinde TSK'nin esaretinin nedeni, Gezi olaylarının iktidara kızılcık sopası olsun diye sahnelendiğinin şifreleri şimdi ortaya çıkıyor. İstimi alan AKP tam gaz emirleri uygulamakta..

Analı babalı muhalefet hizmette sınır tanımamakta, arada da tribünlere doğru, "olur mu, yapılır mı bu" diye fısıldamakta...

Barzani, "Yaşasın Türk ve Kürt Kardeşliği, Erdoğan ne de güzel Kürdistan dedi" diye hırlıyor...

Washington ve Londra ellerini ovuşturuyor. Petrol, bakır, altın ve su kaynaklarını gözden geçiriyorlar.

Bu geçici bir saadet efendiler. Eninde sonunda delik sizi bekliyor. Sevr'den kalan emirler size de acımayacak. Türkiye tümüyle haçlı olana, tümüyle İngilizce konuşana, tümüyle gelenekleri bozulana, tümüyle etnik olarak parçalanana kadar, tümüyle sömürge valilerince yönetilene kadar maratona yeni çakallar katılacak!

Onların hesabı bu; da hatırlatalım, bu topraklar hesapların tutmadığı topraklar...

Bu topraklardakiler son anda, yumurta kapıya gelince ayağa kalkarlar, bir daha da ölene kadar oturmazlar!

Ama, son an mecburiyeti var... Gün o gün, ama henüz o an gelmedi!


Banu AVAR, 18 Kasım 2013
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Korkmaya Devam Edin! Çünkü 'ATATÜRK Biziz!' / Banu AVAR PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 09 Kasım 2013 00:11

‘Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır! Ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır!’

Böyle demişti. Çevresine ve tüm vatana sızmış solucanların O’nun ölümünden sonra hızla faaliyete devam edeceklerini biliyordu. Aynı zamanda bu milletin azmine ve İRADESİNE sonuna kadar inanıyordu.

Bugünküne çok benzer şartların içinden geçmiş, hıyanetin her çeşidiyle yüzyüze gelmişti…

Anadolu fiilen işgal edilirken, aynı zamanda çeşitli ‘cemiyetler’ vasıtasıyla içten çökertme operasyonu da devreye girmişti.

İngiliz Muhipleri Cemiyeti bunlardan biriydi… O yıllarda da İngilizlere muhabbet duyanlar para ve güce “âşık” olanlar İngilizlerle elele vermişti.

İngiliz Büyükelçiliğinin görevlendirdiği adamlar içerdeki işbirlikçileri tespit etmekte hiç zorlanmadı… Papaz Frew ve Tercüman Ryan, ve General Deeds operasyonu yönetenlerdi, kendilerine parmak kaldıran Sait Molla başta olmak üzere bir çok hainle elele verdiler.

İngiliz Severler Cemiyeti’ni içerden biri kurmalıydı… Sait Molla’da karar kılındı.: Taktik: İslamcı tarikatlarla işbirliği yapılarak büyük kitleleri etkilemekti. Sonuç: ‘İngiliz İslam’ı‘ olacaktı.

21 Mayıs 1919’da Alemdar gazetesi sevinçle İngiliz Sever Cemiyeti’nin kuruluşunu ilan etti.

Birkaç ay sonra Sait Molla, Papaz Frew’a yazdığı mektupta Cemiyetin gizli amaçlarını teyidetti.

1) Anadolu’da ayaklanmalar çıkarmak

2) Milli iradeyi felç etmek

3) Kurtuluş için tek yolun İngiliz himayesi olduğunu yaymak

4) Suriye, Filistin ve Irak’ı İngiltere’ye bağlamak için çalışmak!

Çalışmaları sonuç verdi… 1919 ve 20’de Aznavur isyanı, Bolu-Düzce isyanları, Konya-Bozkır isyanı, Cemil Çeto Kürt isyanı, Pontus Rum isyanı, Yozgat, Zile isyanı İngilizlerden gelen altınlarla örgütlendi... Devamı da gelecekti…

İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulduktan yaklaşık bir yıl sonra İstanbul’u İngiliz çizmesi çiğneyecekti… 16 Mart 1920’de İstanbul İngiliz işgali altına girdi. Türkler sokağa çıkamaz hale geldi... Cemiyet kısa zamanda o kadar etkili oldu ki 11 Nisan 1920’de Osmanlı Meclisini kapattırmayı becerdi.

İngiliz sever Alemdar gazetesi, ‘Geç kaldılar! Daha önce gelmeliydiler!’ demişti.

Papaz Frew, Sait Molla ile elele İngiliz İslam’ını yaymaya başladı. İngiliz Muhipleri Cemiyeti’ne mensup imamların sayısı çoğaldı, bu imamlar Yunan İşgal kuvvetlerine destek vaazları verdi, kendi milletinin katline seyirci kaldı!

Bu arada Şeyhül İslam Dürrizade’den, sadrazamlara, nazırlara kadar İngiliz parası cebine girmeyen hain kalmadı...

Anadolu’da Kurtuluş savaşı için şuralar toplayan Mustafa Kemal’in kellesini istiyorlardı.

Mütareke basını, Ali Kemal’in yazdığı Peyamı Sabah, İngiliz parasıyla çıkan Yeni İstanbul gazetesi, Refi Cevat Ulunay’ın Alemdar’ı, Anadolu’daki DİRENİŞ’i örgütleyen Mustafa Kemal Paşa için ‘Cezası idamdır!’ manşetleri atmışlardı…

Padişah Vahdettin İngilizlerle gizli anlaşmalar yapıyordu...

BUGÜN, ‘Zavallı Saltanat’ın yürek burkan hikâyesini yazanlar ve ABD adına Neo-Osmanlı düşüncesine zemin hazırlayanlar bu gizli anlaşmaları gayet iyi biliyorlar…

Bu anlaşmalara göre Saltanat,

1) İngiliz mandasına girmeyi;

2) Bağımsız Kürdistan projesinin hayata geçmesini;

3) Hilafet nüfuzunun İngiliz çıkarları için diğer Müslüman ülkelerde kullanılmasını;

4) Türk milli kuvvetlerini bastırmak için Hilafet ordusu oluşturmayı;

5) Kıbrıs’dan tümüyle vazgeçmeyi

12 Eylül 1919’da kabul etmişti.

İngiliz Severler Cemiyeti tek başına değildi... Kürt Teali Cemiyeti de Sait Molla ile eleleydi. İngiliz kontrolündeki Askerî Nigâhban Cemiyeti vatanseverleri yok etmekle görevliydi.

Sahte imamlarla Millî direnişi kırmak için uğraşan Teali İslam Cemiyeti de İngiliz parasıyla iş çevirmekteydi.

Türk Zabıta-i Hususiye Teşkilatı, İngiliz fonu ve emriyle, Mustafa Kemal’in yanında olanları ’avlamakla’ görevliydi.

Bugünde gerek İslam’ı gerek Sol’u gerekse Türkçülüğü KULLANARAK batıyla elele bu vatana ihanet edenler vardır.

Onlara Sait Molla gibilerin sonunu hatırlatmak isteriz...

İngiliz Muhibi Sait Molla, ve diğer işbirlikçiler Paris’de, Roma’da Atina’da, Kahire’de dolanmışlar, batılı devletler adına ajanlık faaliyeti yapmışlar, vatansız ve şerefsiz olarak tarihin derinliklerinde yok olmuşlardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘naçiz bedeni’ 75 yıl önce toprak olmuştur ama düşünceleri en taze şekilde bizlere yol göstermektedir.

O bizde yaşamaktadır ve bizimledir!

‘Siz ölürseniz biz n'aparız?’ diyen köylüye ‘Atatürk sensin!’ demiştir..

İçinden geçtiğimiz bu günlerin gelebileceğini düşünerek, yol haritasını NUTUK’da önümüze sermiştir.

‘Atatürk Biziz!’ Bu cümle bu milletin genetik hafızasında vardır… O nedenle üzerimizde olmadık oyunlar oynanmaktadır… Bu cümleyi sindiren bir millet, İngiliz- AB/ABD severlerin, İslam’ı Haçlılar için kullananların, Atatürkçülüğü Rotary, Lions Masonluk’la bir araya getirenlerin pis oyuna gelmeyecektir!

Allah rahmet eylesin!

O’nu AŞKLA anıyoruz! O biziz, Biz O’yuz!

Banu AVAR, 9 Kasım 2013
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Resim
http://www.milliiradebildirisi.org

 
Beyzbol Sopası İran'ı İşaret Ediyor.. / Banu AVAR PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 02 Kasım 2013 00:58

Beyzbol Sopası İran’ı işaret ediyor...

Ocakta Erdoğan İran’a gitmeye karar verdi... Davutoğlu da yol hazırlığında.. Sonra Ruhani’ye Cumhurbaşkanlığı daveti planlanıyor.

ABDnin gölgesi olursanız bu iş böyledir. Onların yaklaştıklarına yaklaşır, aldığınız emirleri, uluslararası camianın tayin ettiği ‘danışman’ların kılavuzluğunda uygularsınız.

Örümcek adamların öpücüğü Ortadoğu’nun her yanında hissediliyor. Tunus’tan başlayan zehirli öpücük Mısır, Libya ve Suriye’den sonra şimdi Türkiye ve İran’ın dudaklarına yaklaşıyor.

Ve örümcek adamlar, tüm medeniyetlerin ana vatanı olan bu bölgede hedef ülkeleri birbiriyle çarpıştırarak mahvetmeyi planlıyor!

ABD kılavuzluğunda İran’a doğru atılan adımlar, Türkiye’nin 2010’da Suriye ile ani yakınlaşmasını hatırlatıyor.. Sıcak bahar, 1 yıl geçmeden yerini zehirli öpücüğe bırakmıştı, sonra da silahlı canilere verilen destekle komşu bir ülke kan gölüne çevrildi.

İran’a gösterilen ani ilgi, küresel çetenin hedef bölgedeki ülkeleri birbirine çarptırarak bölüp parçalama iştahına işaret ediyor...

Dikkatle izlenmeli.

Banu AVAR, 2 Kasım 2013
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Kurban Bayramınız Kutlu Olsun Ama… / Banu AVAR PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 13 Ekim 2013 00:51

Kestiğimiz hayvanlar değil, kurban edilen biziz… Biz Müslümanlar!

Hedef biziz.. Hedef bu topraklar! Bu coğrafyadaki halklar!

Batının kanlı bıçağı dayanmış gırtlağımıza!

İçimizden birileri, boynumuzu tutanlar!

İçimizden birileri, batıyla sarmaş dolaş, bizi bize kırdırmakla kalmadılar…

Tüm coğrafyayı kana bulayanların en birinci taşeronu oldular!..

Cellâdlarının taşeronu onlar!

Böyle bir zamanda bayram ne ifade eder?

Kıbrıs Türk’ü için Noel’in anlamı ne?

1963 yılının ki mesela!

1963 Noel gecesi…

Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ve banyo küvetinde 3 çocuk cesedi!..

Hristiyan dünyasının kutsal gecesinde EOKA üyesi Rum çeteler, Türklere karşı katliam başlatmıştı… Ramazan ayıydı… Kıbrıs Türk’ü ‘ kan uykularındaydı…’ Ne bayramı(!) Her yan yastı!

30 yıl önceydi. 27 Eylül’dü, Kurban Bayramı’nın ilk günü. Beyrut’ta Filistinlilerin kaldığı Sabra ve Şatila sığınmacı kamplarında kesif bir kan kokusu! Bayramdan az önce, kara gölgeler… İsrail ordusunun korumasında çoğu kadın ve çocuk 3000 Filistinli sığınmacıyı katletti! Kalanlar, o andan sonra yaşayan ölülerdi!

***

11 Haziran 1992 Bosna’da Kurban Bayramı’nın ilk günüydü. Ve Yugoslavya adlı, şimdi varolmayan bir ülkenin yurttaşları birbirini kıyasıya öldürdü!.. 3 yıl boyunca 100 binden fazla Müslüman öldü! Arkalarında Azrail gülümsüyordu! Atlantik ötesinden güdümlü!

Afganistan’da bir bayram sabahı! Tarih 16 Aralık 2001…

Pentagon, Afganistan için “Lityumun Suudi Arabistan’ı”demişti! 7 Ekim’de işgâl edildi! Dört bir yandan sarıldı, bombalandı… Mezar-ı Şerif, Kabil, Kandahar kana bulanmıştı!.. İngiliz ve Amerikan özel operasyon birlikleri son sığınakları dağıttı.

11 yıldır Afganistan’da hiçbir bayram bayram değil ki!..

11 Şubat 2003 Irak’ın tecavüze uğramadan önceki son kurban bayramıydı! 20 Mart’ta Irak yerle bir oldu… Ne tapu daireleri kaldı, ne müzeleri… Bir milyon Müslüman katledildi, iki milyon Müslüman göç etti. Müslüman maskeli birileri ‘seyretti’!

Bayramları bombalandı Iraklı’nın! Camileri bombalandı, tarihi, kültürü, evi, barkı, çocukları… Namusu, şerefi bombalandı!..

2011; Ramazan ayının sonu!

Trablusgarb düşüyor! Libya kanlar içinde… 6 Kasım 2011 Libya’da bir bayram sabahı! Tuzaklarda linç edilmiş bir liderin memleketi… Batılı çeteler tarafından işgâl edildi. Namusu da şerefi de yok edildi. Kaddafi 20 Ekim’de katledildi. Terör çeteleri başkentteydi.Trablus yerlebirdi… Orada bayram yoktu!..

Ve Suriye! Şimdi o kanıyor! Kurban Bayramı’na kanayarak giriyor! Sadece askerler değil kadınlar çocuklar, yaşlılar, ve köylüler ve memurlar, ve postacılar öl-dü-rü-lü-yor!Kaldırımda kafaları kesilerek, postane binasının çatısından atılarak, kırsalda infaz edilerek, asi nehrine parça parça atılarak! Allah-u Ekber naraları atanlar ALLAH’ı tanımıyor! Anaların gözünde yaş kalmadı. Bayramlarda şehitlikler dolup taşıyor…

Beyni uyuşturulmuş birileri ‘yeni düzen’i kutsuyorlar… Efendileri gibi konuşuyorlar!

Kurban bayramınız mübarek olsun AMA kurban edilen biziz! Biz Müslümanlar!

Batının kanlı bıçağı dayanmış gırtlağımıza!

İçimizden birileri, boynumuzu tutanlar!

Celladlârının taşeronu onlar! Bizler cellada ve taşerona kurban olanlar!

Anlayacaklar sonunda,

Diğerlerini mezhabaya götüren koç da

Aynı bıçağı hissedecek boynunda!

Bayram gibi bayramlar kutlamak için gözümüzü açmak şart..

Çıkarırsak gözümüzdeki kara bezi,

Belki buluruz, nasıl çekeceğimizi, bıçak altından ensemizi!

Her şeye rağmen İYİ BAYRAMLAR!

Banu AVAR, 13 Ekim 2013
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Resim
http://www.milliiradebildirisi.org

 
Attilâ İLHAN'ı Anlamak… / Banu AVAR PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 10 Ekim 2013 00:44

O’na veda edişimizin 8. Yılında Belgin Sarmaşık’ın derlediği ‘Attilâ İlhan’a Mektuplar adlı kitabı yeniden okuyorum.
Kitap, Aziz Nesin’den Buket Uzuner’e, Özdemir İnce’den Murat Belge’ye, Doğan Hızlan’dan, Hilmi Yavuz’a; Kemal Sülker, Mehmet Ali Aybar, Orhan Kemal, Doğan Avcıoğlu, Niyazi Berkes’e kadar geniş bir yelpazede yeralan isimlerin Attilâ İlhan’a yazdığı mektuplara yerveriyor.

1960’lar ile 80’ler arasında, 27 Mayıs dönemi ile 80 darbesi arasındaki 20 yıllık döneme ait bu mektuplar, hem döneme, hem kişilere tanıklık ediyor.
Bugün herbiri bilim kültür dünyamızda belli yere sahip bu kişilerin 12 Mart ile 12 Eylül arasında İlhan’a yazdıkları bu mektupların, sağlığında yayınlanmasını
Attilâ ağabey şu sözlerle gerekçelendirmişti:

“Önemli olan ‘aydın’ ve ‘sanatçı’nın hem fikirleri hem kendi kendisiyle ‘tutarlı’ olmasıdır…
Mektupları, öteki tarafa gitmeden yayınlama sebebim, dünyadan el etek çekince, mektubu yazanların itiraz ya da düzeltme hakkının kalamayacak olması.. Mektubu alanın cevap hakkının da ortadan kalkacağı…Aslolan ‘hayattır’ ama, hayatın ‘yansıtılması da bir o kadar önemli: ‘Riya payı’ nedir, o anlaşılır…”


“Önemli olan ‘aydın’ ve ‘sanatçı’nın hem fikirleri hem kendi kendisiyle ‘tutarlı’ olmasıdır…
Mektupları, öteki tarafa gitmeden yayınlama sebebim, dünyadan el etek çekince, mektubu yazanların itiraz ya da düzeltme hakkının kalamayacak olması.. Mektubu alanın cevap hakkının da ortadan kalkacağı…Aslolan ‘hayattır’ ama, hayatın ‘yansıtılması da bir o kadar önemli: ‘Riya payı’ nedir, o anlaşılır…”

Bugün, farklı cephelerden artan saldırı ve karalama kampanyalarına maruz kalması, Attilâ İlhan’ın eserlerinin hala ne kadar etkili olduğunun kanıtı!. O olacak olanları çok seneler önce yazmış, ölümünden sonra atıp tutacak olanların ruh hallerini de mektupların tanıklığında ortaya koymuştu.

Onu kaybedeli 8 yıl oldu.

Tv 8’deki mutad Salı toplantılarından birinde, ‘kıskançlık’ ve ‘toplumsal dönüşüm’ içinde yoğrulan Türk aydınının ‘çıkmaz’larından sözetmişti..

Çeşitli akımların Türkiye ‘şube’lerinin ve ‘tercüme ilerici’lerinin, birbirlerine atıp tutmaktan öteye gidememesini, halktan uçurumlarla ayrılmış olmalarına bağlamıştı.. Yıllar ve yıllardır, birbirini ‘ajan’, ‘polis’, ‘muhbir’, ‘Rusçu’ ‘Çinci’, ‘Batıcı’ olarak suçlayarak vakit geçiren zevatın, halkla olan ilişkisinin ne kadar “uzak” olduğuna dikkat çekmişti.

Halk ile arasında uçurumlar olan bu vatanın ‘aydınları’ , Batılı düşünürlerin tuttuğu aynada kaybolmuşlar, ülkeleri için sentez oluşturamadıklarından bir türlü ‘yerli’ olamamışlar ve birbirlerini “yiyerek” ayrı bir tür olarak hayatlarını sürdürüp sona erdirmişlerdi. Halkına olabildiğince yabancı bir “tür” idi onlar.. Kendi küçük dünyalarında halkla hiç temas etmeden yaşarlardı..

Attilâ ağabeye göre ‘yüzyıldır Türk aydınının havada konuşup havanda su dövmesi’nin nedeni hareket noktasının yanlışlığıdır:

“Bizde, HAREKET NOKTASI ‘üretim gücü’ yani işçiler olacağına hep aydınlar olmuştur. Onlar da ilericilikle batıcılığı karıştırdıklarından, işçilerin ve halkın güveninden uzaktır!”

Aydının , halkla, işçi sınıfıyla buluşamadıkça, ‘sonuç’ alınamayacağını Atatürk’ün sözleriyle anlatmıştır:

“Milletimizin, tarihini ruhunu ananelerini doğru sağlam dürüst bir bakışla görmeliyiz….Memleketi kurtarmak için, halk ve aydınların arasındaki ayrılık durdurulmalı, mutabakat sağlanmalıdır. Bunun için halkın biraz daha hızlı yürümesi, aydınların da çok hızlı gitmemesi gerekir. Lakin halka yaklaşmak ve halkla kaynaşmak, daha çok aydınlara düşen bir görevdir” M.K. Atatürk 20 Mart 1923

İşte Attilâ İlhan bunu başarmıştı. Şimdi sıra bizde.. Bu uzun bir süreç ama sabırla onun gösterdiği yolda ilerleyeceğiz.

Sevgi, saygı ve minnetle Attilâ ağabeyimizi anıyoruz..

Banu AVAR, 10 Ekim 2013
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.milliiradebildirisi.org

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 43
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!