Erdal SARIZEYBEK

Erdal SARIZEYBEK



Tayyip Kimi İdam Edecek Ki... / Erdal SARIZEYBEK PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 14 Kasım 2012 16:03

İdam cezasının geri gelmesi konusunda Başbakan Recep Tayyip’in açıklamaları var, hem de peş peşe yaptığı açıklamalar. Şimdiden ekranlar tartışmaya başladı bile, nerdeyse her gün bu konu konuşulur oldu. Başbakan’ın bu açıklamalarını “milliyetçi oylara göz dikti” diye yorumlayanlar var, “Cumhurbaşkanı olmaya hazırlanıyor, siyasi manevra yapıyor” diyenler var, “Öcalan’ın idamını gündeme taşıyıp BDP’yi tehdit ediyor” şeklinde düşünen ve yorumlayanlar da var. Ama bizim düşüncemiz farklı, neden farklı, anlatalım… 

Her şeyden önce milliyetçi oylarına Başbakan Erdoğan’ın göz dikmesi için sebep yok, çünkü zaten milliyetçi oyları alıyor, bakınız, MHP’nin oyları sürekli AKP’ye kayıyor. Başbakan’ın Cumhurbaşkanlığı için de bir derdi yok, bu MHP ve bu CHP’nin zayıf muhalefeti karşısında zaten meydanı boş buldu Başbakan, AKP’nin oyları yüzde kırkbeş, ellilerde seyrediyor. BDP’ye gözdağı meselesine gelince, Erdoğan BDP’ye neden gözdağı versin ki, zaten PKK siyasetiyle Atbaşı yürüyor bu AKP, niye itdalaşına girsin ki… Bu BDP’ye gözdağı değil, olsa olsa "AKP-PKK işbirliğinin farkına milletiniz varmasın için bir siyasi dümen" olabilir, bu idam meselesi ama özü bu olmaz.

Yine de bize sorarsanız bunların hiçbiri değil. Başbakan Erdoğan’ın idam meselesini gündeme taşıyarak vermek istediği mesaj ne seçime, ne BDP’yedir, doğrudan doğruya Türk Ordusu’nadır bu mesaj. Evet, düşüncemiz budur; Recep Tayyip Erdoğan’ın bu idam mesajı, kod adı Ergenekon, kod adı Balyoz ve bundan sonra yeni kod adlarıyla çıkacak olan operasyonlarda gözaltına alınması ve yargılanması planlanmış asker kişileredir, yani Türk Ordusu’na.

AKP siyaseti ve hukukunun bugüne kadar askerimize yönelik haksız ve hukuksuz saldırıları artık son bulmadı mı, diye sorabilirsiniz. Hayır bulmadı, çünkü daha çözülmemiş işleri var AKP siyasetinin, bunların başında da Barzani ve Kıbrıs geliyor. Barzani’ye kurulan kürt devletinin henüz bir ordusu yok, ona bir ordu lazım. Rumlara AKP’nin resmen verdiği Kıbrıs’ta da Türk Ordusu var, onun da çekilmesi lazım. Peşinden Suriye geliyor, yakın gelecekte Türk Ordusu’nun birkaç kilometre de olsa Suriye’ye girmesi ve bu yolla Esad rejiminin devrilmesi var, film böyle bitmeli ki Erdoğan çıkıp “ben yaptım” diyebilsin.

Barzani’ye askeri ordu kurulmasına Türk Ordusu karşı, askerimiz hala Barzani’yi tanımış değil. Kıbrıs’tan asker çekilmesine de öteden beri karşı ordumuz. Hele ki Suriye’ye müdahale, ne ordumuzun ne de halkımızın aklından geçiyor. Bu durumda ordumuzun AKP siyasetine karşı direncinin tamamen yok edilmesi gerek ki kapıkulu haline dönüştürülüp AKP’ siyasetinin her istediğini yapar duruma düşürülebilsin.

Kod adı Ergenekon gibi, kod adı Balyoz gibi davalarda, yeni çıkartılacak bir idam cezasının uygulanması mümkün değil gibi, yeni cezalar sanıkların lehine ise uygulanmakta, yoksa eskisi geçerli. Erdoğan siyasetinin son yılda yaptıklarını bir bir yan yana getirir isek eğer, bu durumda, önce idam cezasının geri getirilmesi ve hemen ardından askerlerimize yönelik olası bir operasyon söz konusu olabilir. Daha önceden adı geçmiş olup da hakkında soruşturma ya da yargılama yapılmamış olan askerlerimiz gündeme taşınabilir. Bizce bu idam mesajı doğrudan doğruya Türk Ordusu’nadır.

Peki Erdoğan kimi idam edecek? Yine bize sorarsanız, kimseyi idam edemeyecek, bu sayılanların hiçbirisi olmayacak ama Erdoğan bu idam tehdidi ile Türk Ordusu’na bugüne kadar uygulamış olduğu baskıyı artırarak sürdürecektir. Bu baskı ve tehditten AKP’nin beklediği sonuç ise Barzani’ye askeri ordu kurulması, Kıbrıs’tan asker çekilmesi ve Suriye’ye askeri müdahale ile Esad rejiminin devrilmesi olacaktır.
PKK’ya ve partisi BDP’ye gelince, AKP’nin desteği ile daha da siyasallaşacak, Habur’da verilmiş olan halk desteği AKP eliyle arttırılarak sürdürülecektir. Son noktada ise Erdoğan “yeni anayasa”, beyaz sayfa”, “af”, diyerek yeniden kürsüye çıkacaktır, bir kurtarıcı gibi, ardından da Cumhurbaşkanlığına…

Siyasetin ihanet demek olduğunu bilmezdik hiç, düşünmemiştik hiç, ama ne yazık ki bizim ülkemizde siyaset son on yıldır ihanete doğru ilerliyor. Bu ihaneti durduracak tek güç ise milletimizdir, gün gelir de bir gün, “egemenlik benimdir” diyerek Türk Milleti TBMM’ne doğru yürümeye başlarsa ki bu hakkı anayasa veriyor, bu durum hiç de şaşırtıcı olmayacaktır…

Erdal SARIZEYBEK, 13 Kasım 2012

 
Nil'den Fırat'a Devlet Oyunları / Erdal SARIZEYBEK PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 23 Eylül 2012 05:08

Sayın Erdal Sarızeybek'in yeni kitabı:

Nil'den Fırat'a Devlet Oyunları

Kitap Hakkında:

İsrail-Filistin arasında binlerce yıldır süren savaşların ardındaki gerçek nedir? ABD ve İsrail Ortadoğu'da kutsalları kullanarak bizi savaşa mı sürükleyecek?

İsrailoğulları kimdir? Büyük Peygamber Yeşeya'nın (Hazreti Yûşa) kehaneti nedir ve Nil'den Fırat'a uzanan vaat edilmiş topraklar neresidir?

Kudüs'ü başkent ilan eden İsrail, Hazreti İbrahim'in türbesinin bulunduğu El Halil'i (Hebron) işgâl ederek ne yapmak istiyor? Sıra Mescid-i Aksa'da mı?

Bölgemizde neler oluyor? Irak, Libya, Mısır, Lübnan, Suriye ve sırada İran... Terör ve PKK bu oyunun bir parçası mı? Türkiye bu tablonun neresinde?

Erdal Sarızeybek, Nil'den Fırat'a Devlet Oyunları'nda Ortadoğu ve Türkiye'de yaşanan güncel olayların perde arkasını açıklıyor. Okuyacaklarınız sizi şaşırtabilir, belki endişeye de sürükleyebilir ama sonunda mutlaka bir çıkış yolu görecek ve geleceğe güvenle bakacaksınız...

Dipçe:


Sayfa: 456
ISBN: 9786055514952
Boyut: 13,5 x 21,5 cm
Kağıt: 2. Hamur
Baskı Tarihi: Eylül 2012

Son Güncelleme: Salı, 25 Eylül 2012 11:40
 
Afyon Şehitlerimizin Düşündürdükleri! / Erdal SARIZEYBEK PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 07 Eylül 2012 02:18

Biz Türk Milleti tarihte olduğu gibi bugün de yarın da hep kahraman askerlerimizin yanında olacağız.

Önce size 1992'deki terör durumunu anlatmalıyım. 91 Körfez savaşında; Irak kuzeyi Barzani bölgesinde oluşturulan güvenli bölge PKK'ya yaramış ve sayıları yirmi bini aşkın silahlı bir güç haline getirilmişti. PKK bile bu duruma şaşkındı. Özal'ın iç ve dış siyaseti sonucu kendisine sunulan bu güç karşısında şımarmış, devletimize kafa tutmaya başlamıştı. Botan-Behdinan (ŞEMDİNLİ ÜÇGENİ) sözde savaş hükümeti kurmak hayaliyle sınır boylarındaki karakollarımıza saldırılar yapıyordu.

Her gün saldırı... Her gün pusu... Her gün mayın ve her gün şehit...

O yıllarda karakollarımız güçlendirilmiş karakol değildi. Normal eğitimli Mehmetçiklerle 'hudut namustur' deyip, mücadelemizi sürdürüyorduk. Düşününüz; karakol yüz kişi, saldıran beş yüzden fazla!.. Kendinizi orada görev yapmakta olan askerlerimizin yerine koyunuz. Can pahası bir mücadele ve bu mücadeleyi yaptık biz!

O yıllarda da şehit veriyorduk. Bugün de şehit veriyoruz; ama arada birçok farkla.

En başta bizi engelleyen siyasi bir otorite yoktu. Gece gündüz demeden hem sınır içinde hem sınır dışında harekat yaparak PKK'yı vuruyorduk. Ayrıca çatışmalarda bir endişemiz yoktu.Tetiği ilk çeken, baskını ilk yapan kazanıyordu.

...ve biz hep önde olduğumuz için, bir süre sonra hem arazide hem de Irak kuzeyinde hakimiyeti ele aldık ve kazanan hep biz olduk. Şehitlerimizin tek tek hesabını sorduk. Tetiği çektiğimiz için, teröristleri vurduğumuz için yargılanmak gibi bir şeyi düşünmek hayâl ötesiydi o yıllarda.

Yine o yıllarda bu mücadeleyi bizler komutanlarımıza güvenerek, savcıya hakime güvenerek, kaymakam valiye ve devletimize güvenerek, en önemlisi halkımızın verdiği destekle başarıya ulaştırdık.

Arkamızda Türk milleti, milletimiz vardı. Vatanımızı ve milletimizin geleceğini düşünerek hep öne atıldık. Hep önde gittik.
Bu uğurda can vermek, şehit düşmek onurdu bizim için...

Başardık!..

Ama ya şimdi?

Moralimiz bozuk!.. PKK Şemdinli güneyi Barzani bölgesinde... Bunu biliyor ve görüyoruz; ama harekat yapmak yetkimiz yok. İzin verilmediği için eli kolumuz bağlı teröristleri seyredip duruyoruz ve bir gece gelip bizi şehit etmelerini bekliyoruz.

Karakollar güçlendirildi, özel eğitimli askerlerimiz geldi; ama moralimiz bozuk. Tetiği ilk çektiğimiz için cinayet suçlamasıyla yargılanıyoruz. Hem şimdi için yargılanıyoruz hem de 90'lı yıllarda can pahasına verdiğimiz mücadele için yargılanıyoruz. Silah arkadaşlarımız hapiste!..

Bu mücadelede devlet yanımızda değil. Bırakın bizim yanımızda olmayı PKK'ya destek anlamında işler yapıyor. Habur'da davul zurnayla evlatlarımızın katillerini karşılıyor ve hepsini serbest bırakıyor.

Moralimiz bozuk moralimiz!..

Yeni yasal düzenleme yapılıyor. Katiller, teröristler serbest bırakılıyor; ama silah arkadaşlarımız hâla hapiste. Üstelik ne suç işledikleri de belli değil.

Bizi şehit eden katiller Irak sınırında; ama hükümetimiz Suriye sınırına yığınak yapıyor. Şehitlerimizin katilleri Barzani bölgesinde; ama bizim hükümetimiz Barzani'yi kırmızı halı ile karşılıyor. Milli irademizi temsil eden MECLİS'teki vekillerin bazıları, gidip şehitlerimizin katilleriyle kucaklaşıyor.

Moralimiz nasıl bozuk olmasın!..

PKK'nın yeri belli... İzi belli... Para kasaları belli... Kampları belli... İç ve dış destekçileri belli...

Siyasi ve silahlı cephesi belli; ama bizim hükümetimiz onlarla mücadele etmek yerine biz askerleri hedef almış, bizimle mücadele ediyor. Bizim telefonlarımızı dinliyor, bizim hakkımızda soruşturma yapıyor, bizi yargılamaya kalkıyor.

Bizim moralimiz bozulmasın da kimin bozulsun!..

Ey halkım!

Çok şehit veriyoruz, evlatlarımız can veriyor. Farkındayız ve aynı acılar içindeyiz. Ama biliniz ve emin olunuz ki bu PKK denen katilleri yok etmesini biliriz. Zamanında nasıl başardıysak yine başarırırız; ama elimiz kolumuz bağlı ve moralimiz bozuk!..

Afyon'daki patlama ister sabotaj olsun ister kaza, askerimizin morali bozuk ey halkım!..

Morali bozuk olduğu için şehit oluyoruz biz... Yüksek moralli asker hata yapmaz, pusuya düşmez, baskına uğramaz.

Askerimizin elini kolunu bağladıkları için şehit oluyoruz biz...

Çıkış yolumuz var. Ya hükümet bu siyasetini değiştirecek ya da biz hükümeti değiştireceğiz. Orta yolu yok bu işin!..

Biz Türk Milleti; tarihte olduğu gibi bugün de yarın da hep kahraman askerlerimizin yanında olacağız!

Şehitlerimizin ruhu şad olsun. Terörle mücadele eden kahraman evlatlarımıza çağrımız odur ki moralinizi her şeye rağmen yüksek tutun.

Bu devrandır. Mutlaka dönecektir!..

Erdal SARIZEYBEK, 6 Eylül 2012

Son Güncelleme: Pazartesi, 10 Eylül 2012 02:59
 
MHP Merkez Yönetimi Kime Hizmet Ediyor / Erdal SARIZEYBEK PDF Yazdır e-Posta
Cumartesi, 21 Nisan 2012 10:49

Sorum açık ve nettir, bu soruyu sormak da hakkımızdır. Neden mi, anlatayım...

Ankara merkez MHP yönetiminde kim olduğunu bilmediklerimiz Anadolu ve Avrupa’ya telefon açıyorlar ve konferanslarımızı tek tek iptal ettiriyorlar, niye?

MHP Merkez Yönetimi açsın izlesin TV ve konferans videolarımızı, çizgimiz nedir görsün,
görsün ve bizim mertçe ortaya koyduğumuz açık tavrı kendileri de koyabiliyorsa eğer, çıksın meydanlara bizim yerimize anlatsın, alkışlarız!

MHP Merkez Yönetimi, son iki yılda tek başımıza yaptığımız 200 bin kilometre yola baksın, yüreği vatan, millet ve insan sevgisi dolu insanlarımızın dışında hiçbir destek almadan, kimseyle mali ilişki kurmadan, kimseye eyvallah etmeden nasıl adım adım Anadolu'yu gezip halkımızla nasıl buluştuğumuza bir baksın, yüreği yetiyorsa gitsin kendi dolaşsın, Şemdinli'den başlayarak adım adım, köy köy dolaşsın ve halkımıza anlatsın gerçekleri, alkışlarız! 

MHP ile ve ilçe teşkilatlarına, Ülkü Ocaklarına telefon açarak konferanslarımızı iptal ettiren bu yönetim, konferans için salon bile verilmesini engelleyen bu yönetim, bize destek olan MHP il ve ilçe teşkilatları ile Ülkü Ocaklarını üstü kapalı tehdit eden bu yönetim, emekli olduğumuz son yedi yılda kaç kere evimize uğradığımıza bir baksın, yüreği yetiyorsa eğer evi barkı unutup, Salı Günü Meclis Konuşmalarını da unutup Anadolu'ya çıksın, halkımıza gitsin ve destek istesin, alkışlarız!

Kardeşlerim, kendi irademizle Çankaya MHP İlçe Teşkilatına gidip üye oluyoruz, gerekli belgeleri tanzim ediyoruz, imzalıyoruz, halkımıza gidip "MHP'ye üye olduk ey halkım destek verin" diyoruz, ama bir de bakıyoruz ki bizi üye bile yapmamışlar, bu ne iştir!

Milliyetçilik kimsenin tapulu malı değildir, bizler de MHP Merkez Yönetiminin malı değiliz, tek düşüncemiz vatandır, milletimizdir ve insanımızdır! Biz bu vatanı karşılıksız sevdik ve geçen ömürde yaptıklarımızla nasıl sevdiğimizi de gösterdik, kanıtladık, bakın insanlarımızın gözlerine, bizi görünce nasıl ışıldadığını göreceksiniz, biz bu ışığı gördük. Zaten bu samimi ışıktan aldığımız güç sayesindedir ki adım adım Anadolu'yu dolaşıyoruz, halkımıza gidip yardım istiyoruz vatan için. Şimdi bakın şu başımıza gelenlere ve getirilenlere…

KINIYORUM SENİ EY MHP MERKEZ YÖNETİMİ, KINIYORUM!

Bu haksızlığın nedeni konusundaki takdiri de sizlere, halkımıza ve gençliğimize bırakıyorum. Bu derin bir üzüntüdür, bu üzüntüye yol açan duygularımızı sizlerle paylaşmak istedim, hepsi budur. Bu yönetim olsa da biz vatan aşığıyız, olmasa da Türk Milleti aşığıyız, karşı çıksa da biz Türk Bayrağı aşığıyız, MHP merkez yönetimi aşığı değil! Son nefesimize kadar da bu sevgiden aldığımız güçle çalışmalarımızı sürdüreceğiz, MHP Merkez Yönetimi olsa da olmasa da, bu böyle bilinmelidir.

Sözlerim Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Ülkü Ocakları’na gönül vermiş, yürek vermiş kardeşlerimizedir!

Biz hazırız, siz çağırın, iki elimiz kanda da olsa yine de geleceğiz, halkımıza birlikte gidip destek isteyeceğiz bu kötü gidişatı durdurmak için, gün bugündür, kim ne diyecekse bugün desin, kim ne yapacaksa bugün yapsın, yarın değil.

TANRI TÜRK MİLLETİ'Nİ VE TÜRK VATANI'NI KORUSUN!

Erdal SARIZEYBEK, 20 Nisan 2012

 
Kimse Kabadayılık Yapmasın! / Erdal SARIZEYBEK PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 13 Nisan 2012 09:56

Kıymetli okurlar, hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları diyerek gözlerimizin önünde yapılan bu siyasi operasyonları kimse görmezden gelemez.

Bu sözler bize ait değil, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a ait. İstanbul’da yürütülen kod adı Ergenekon soruşturması kapsamında 22 ay tutukluluktan sonra tahliye edilen Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek’e karşı söylenmiş sözlerdir bunlar. Arınç’ın açıklaması aynen şudur: 

(http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx? ... 7&Rdkref=1)

“Bir insan 22 ay sonra tahliye olmuş( Özbek için söylüyor), hayırlı olsun, gözün aydın. Diğer arkadaşlar içerideler. ‘Geç kalan adalet, adaletsizliktir’ sözü evrensel bir kuraldır. Bir insan hemen yargılanmalı ve hemen neticeyi almalıyız. Şimdi Mustafa Özbek savunma yaptı mı yapmadı mı... Ama sorgusu yapılmıştır. Sorgusundan sonra zaten susma hakkı diye bir şey var, ‘konuşmayacağım’ dediğinde zorla konuşturacak halleri yok. Dolayısıyla tahliye edildi. Bu işin keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için de dua etsin’ onlar da özgürlüklerine kavuşsunlar ama kabadayılık olmasın.”

Nedir bu sözlerin anlamı? En başta tehdit, evet, açık açık bir tehdittir bu, “konuşursan içeri alınırsın”, diyerek tehdit etmektir. Peki, kimden güç alarak tehdit etmektedir Arınç? Savcıdan, hakimden, mahkemeden... Öyle ya Arınç, “konuşma yoksa tutuklanırsın”, demek cüretini göstermiş olduğuna göre, Özbek konuşursa, Arınç’ın hakimi, savcısı, mahkemesi de onu içeri alacak demektir, bu; ülkemizdeki hukuk gücünü Arınç kontrol ediyor demektir, ama hukuk bu değildir, bu doğrudan doğruya zorbalıktır.

Sadece tehdit etmiyor Bülent Arınç aynı zamanda gözdağı da veriyor, bakın şu sözlerine; “…Çünkü öyle kabadayılar vardı. Tahliye edilip çıktığında bir buçuk saat kadar televizyon önünde konuşan sonra tekrar ‘içeri buyurun’ dendiğinde sesi çıkmayanlar var. Tahliye edilenler sevinsin. İnşallah beraat edenler olacaktır. Onlar da mutlu olsun. İyi yargılama, güzel bir adalet hepimiz için gerekli.”

Kimi kastediyor Arınç, muhtemeldir ki Mustafa Balbay’ı, öyle ya, önce tahliye oldu, çıktı televizyona konuştu, soruşturmayı eleştirdi, ardından yeniden gözaltına alınıp tutuklandı. Gözdağı işte bu; “senden önce tahliye olup konuşanlar şimdi içeride, sessiz ol, konuşma ve karışma bu işlere” demektir bu.

Peki, adalet dedikleri bu mu? Hak hukuk bu mu? Sıfatı nedir Arınç’ın? Başbakan yardımcısı... Peki, bir Başbakan Yardımcısı hangi yetki ve sıfatla adli bir soruşturmaya müdahale ederek tehdit ediyor Mustafa Özbek’i?

Neden hatırlatmak istedim size bu olayı biliyor musunuz, 28 Şubat diyerek yeni bir dalga operasyon başlatıldı ülkemizde, hukuk adına. Askerler birer birer gözaltına alınmaya başladı, yine hukuk adına. Televizyonlara çıkanlar yüzleri kızarmadan demokrasi ve hukuk diyerek 28 Şubat’la sözde bağlantılı sivil, asker, gazeteci, iş adamı, herkesin gözaltına alınmasından, sorgulanmasından, yargılamasından bahsediliyor.

Acı bir tebessümle izliyoruz haberleri, bize demokrasi, hak, hukuk dersi verenler, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Mustafa Özbek’i nasıl tehdit ettiğini, nasıl gözdağı verdiğini unutmuş anlaşılan. Bu bize şunu gösteriyor; bu yeni dalga operasyonlar da Arınç’ın hukuku ile yapılacak dolayısıyla insanlarımız yine mağdur edilecek, askerimiz küçük düşürülmeye çalışılacak, soruşturma gizliliği olmayacak, insanlarımızın özel yaşamları ekran ekran ayaklar altına alınacak demektir, yazık, vicdanımız kabul etmiyor bu hukuku artık…

Kıymetli okurlar, hak, hukuk, adalet, demokrasi, insan hakları diyerek gözlerimizin önünde yapılan bu siyasi operasyonları kimse görmezden gelemez. Silivri’de işlenen hukuk cinayetlerine kimse sessiz kalamaz, bana ne diyemez. Adalet hepimiz içindir.

Bugün devlet gücünü kullanarak milletimize kabadayılık yapanlara, yarın devran döndüğünde aynı hesap sorulmaz mı, “sen kimsin de kendini savcı, hakim, mahkeme yerine koyup insanları tehdit ettin” diye sorulmaz mı?

Sorulur kıymetli okurlar sorulur, onun için kimse kabadayılık yapmasın, hukuku kullanarak adaleti yok etmesin, adalet hepimiz içindir, aksi halde gün gelir, bu hesaplar da sorulur…


Erdal SARIZEYBEK, 12 Nisan 2012

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 28
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!