Türkiye Ağı

http://img638.imageshack.us/img638/240/v78ab.png



Sömürmek İçin ‘’Neo’’ Araç; Demokrasi / Osman ÇELİK PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 17
ZayıfEn iyi 
Türkiye Ağı
Cuma, 07 Ekim 2011 12:19

Mademki Türk ve Yunan hükümetleri ulusal bütünlüklerinin ve özgür uluslar olarak varlıklarını sürdürebilmek için gerekli mali ve diğer yardımları istemişlerdir. (…)

Mademki bu ulusların, ulusal bütünlükleri ve varlıkları Birleşik devletlerin ve bütün hürriyet sever halkların güvenliği bakımından önemli olup şu sıradan yardımın alınmasına bağlıdır.’ [1]

M. Emin Değer bu sözleri şöyle yorumlamaktadır;

Bu sözlerin, Ulusal kimliğimize saldırı olduğunu düşünemedik.Ulusal bağımsızlık savaşı vermiş bir ülkenin çocukları, böyle bir aşağılanmayı nasıl kabul edebilir?

Dünyanın 92 ülkesinde devlet yönetimlerine paralel yönetim şebekesi oluşturan ABD’nin son başkanlık seçimleriyle birlikte politikalarının değişeceğini küreselleşme ile birlikte ‘Neo con’ olarak da anılan G.W Bush döneminde ki uygulamalarını terk ederek ulus devletlerin varlığına yönelik negatif politikalarını bir yana bıraktığı noktasında öngörüler ve stratejik açılımlar yapılmaktadır.

Obama’nın demokrat partili olmasından ötürü bu yönde politik bir algı oluştuğu gerekçesi ile çeşitli görüşler ileri sürülmektedir.Amerikan politikalarının değişmediğini ve değişmeyeceğini ancak taktik ve stratejisinin değiştiği söylemek çok daha gerçekçi bir yaklaşım olsa gerek. Şöyle ki; ABD politikalarının değiştiğini söyleyenler Amerika Birleşik Devletleri tarihi ve Dünya tarihini dinsel, siyasal, ekonomik olarak gözden geçirdikleri zaman gerçeği fark etmemeleri söz konusu dahi olamaz. Bu projenin sahipleri ve uygulayıcı yöneticisi ABD, binlerce yıldır var ola gelen bir hâkimiyet mücadelesinin, savaşının devamında elde edilen menfaatlerini korumaya çalışan çıkar odaklarının hâkimiyeti altındadır. Bu odaklar Dünyanın bilinen tarihi içinde her devletin sistem mekanizmaları içinde var olmuşlar ve tarihin her zamanında iktidar mücadelesini günün imkân ve şartları içinde vermişlerdir.

İnsanlığın özlediği ve özendirildiği hak, hukuk, adalet kavramlarının hiçbir şüpheye yer bırakmadan uygulandığı bir yaşam vaat eden yönetim sistemleri, dinsel, ekonomik, siyasal her anlamda maalesef bu çıkar odakları tarafından gasp edilmiş ve içerikleri kendi menfaat algılarına göre düzenlenerek toplumlara servis edilir durumdadır. Bu bağlamda ABD’nin dayattığı yeni Dünya Düzeni ve politikalarının örtüsü olan yumuşak ismi Küreselleşme(Emperyalizm),bireyi küreselleştirirken toplumsal yaşamın içinde ötekiler yaratarak, ortak iradenin ve bütünlüğün yok edilerek yeni sömürgeler edinme plan ve projelerinden vaz geçtiğinin söylenmesi insanın aklına şu sorular gelmektedir.

ABD’nin ve yönetiminde bulunan çıkar odaklarının Dünyanın 92 ülkesinde devlet yönetimlerine paralel oluşturduğu yönetim şebekelerinden ve işlevlerinden elde ettiği menfaatlerini yaptığı fena uygulamalardan ötürü pişmanlık duyarak dünyanın artık bağımsız devletlerin oluşturduğu ABD’nin de bu milletler ve devletler cemiyetinde eşit statülü olmaya karar verdiğini mi düşünmeliyiz? Yoksa ABD ne yapmak istiyor?

ABD Türkiye ilişkilerine ve ABD’nin Türkiye’yi de kapsayan ‘project democracy’ adlı projesinin varlık sebebinin var ola gelen dünya sitemi içinde ne kadar, nereye kadar gerçekçi ve geçerli kılınabilecek olduklarını boyutlandırmaya çalışacağız. Demokrasi kavramı Eski Yunan’a uzanmaktadır.’Krasi’ ile biten diğer sözcükler gibi (örneğin, otokrasi, aristokrasi ve bürokrasi) demokrasi Yunanca bir sözcük olan güç, iktidar anlamına gelen ‘kratos’tan türemiştir. Demos ise fakirler, halk yığınları anlamlarına gelen bir sözcüktür.[2] ‘Din, Devlet, Demokrasi ‘adlı kitabında Ahmet Akgül Demokrasi sözcüğünün ifade ettiği ‘halkın yönetimi’ anlamına şu yorumu getirmektedir.’Halkın yönetimi’ deyimi bize fazla bir şey anlatmamaktadır. Demokrasi yaygın olarak kullanılan her sözcüğün hiçbir şey ifade etmemesi tehlikesi vardır ve bu tehlike demokrasi sözcüğü içinde geçerlidir.’demektedir.

    21.yüz yılın hegonomik gücü olarak kendisini dayatan ABD’nin geliştirdiği politikaların amaç ve hedeflerinin aracı haline getirdiği en başta ‘demokrasi’ olmak üzere küreselleşme, özgürlük, ahlak, kültür, din, ekonomi, siyaset gibi kavramların dünyanın diğer milletlerine ihracı ve etki alanları ile birlikte incelemek gereklidir. Çünkü ulusal egemenlik düşüncesinin yerine ikame edilmeye çalışılan Küreselleşme, demokrasi vs.


Kavramlarının, kelime anlamlarını farklı anlamlar yükleyerek ve bunu da teorisyenler tarafından bilinçli yapıldığının farkında olarak ‘kelimelerin anlamını değiştirerek her şeyi değiştirmenin mümkün olduğunu görmek durumundayız. Her değişimin sebebini, üretim araçlarının el değiştirmesi olarak göremeyiz. Bazen önce kelimeler değişir, sonra üretim araçları el değiştirir.’[3] Amerika, anlamı ülkeden ülkeye değişen ve değiştirilen ‘demokrasiyi’ kendi sömürü amaçları için kullanmaktadır. Oyunu kuran ABD, 3.Dünya ülkesi olarak tariflendirdiği bizim gibi ülkelere ‘demokrasiyi ‘öğretmeyi, öğretirken de müdahale etmek istediği bölgede ki ülkelerin iç işlerine karışmada araç olarak kendi dış politikasında amaç olarak tespit etmiştir.

Batı yayılmacılığının temelinde var olan iktisadi ve siyasal sistemlerin örtülmesi için, dinsel komplo teorilerinin yardımı ile sıra dışı çıkar öbeklerinin palazlanmasını sağlamaktadır. Bu tarihsel yöntem sayesinde ABD, ortaya çıkan durumdan elde edilen çıkarlar sayesinde; aşağılayıcı ve onur kırıcı baskıların sonuçlarını kullanarak milletlerin içinde soğuk savaş sürecinde ürettiği kültür ajanları ve ürettiği fikirlerin kendisinin olduğunu zanneden ancak ABD menfaatlerine hizmet eden kendi kültürüne, kimliğine yabancılaşmış insanlar vasıtasıyla sonuca gitmeye çalışmaktadır.

Binlerce yıllık dünya tarihi içinde üremiş veya bütünlüğün içinde nokta kadar dahi olsa her türlü farklılıkları kaşıyarak, ajanlarına kaşıtarak devletlerin ve milletlerin bölünmelerini demokrasi adı altında sağlamanın pisikolojik, ideolojik, dünya milletler alanında geçerli olan adı olan ‘demokrasiyi’ küresel anlamda olmazsa olmaz olarak anlamlandırmakta ve dayatmaktadır.

    ‘Demokrasi’ günümüzde ABD’nin ve bu ülkenin yöneticileri olan çıkar odaklarının, küresel hegemonyasının devamı için bir araç ve Amerika’nın dünya milletlerini kendi dünya sistemine bağımlı kılmak için kullandığı ideolojisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    ABD, demokrasiyi öğrettiğini söyleyerek sürdürdüğü bu süreç içinde ilgili ülkelerde çeşitli gizli ve açık operasyonları desteklemekte ve yapmaktadır.


    Bu bağlamda Amerikan Başkanı Truman’ın hazırlattığı ‘National Security Directive (NSD 10/2) ‘ adlı belgede bu durum açıkça şöyle belirtiliyor; ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin dış ülkelerde ki açık eylemleri, örtülü (gizli) operasyonlarla desteklenmelidir.’[4]


Yeni Dünya Düzeni

1982 yılında ABD Başkanı Reagen tarafından adı ‘project democracy’[5] olarak konulmuştur. Demokratikleştirme projesi ve demokratikleştirirken yeni sömürgeler edinme ve edinirken dünya’nın hegonomik gücü olabilme ve bu durumun uzun bir iktidarının devamı için Hassan Sabbahlar ve müritleri federasyonlarının bir konfederasyon olarak yeni Dünya Düzeni ideali altında teşkilatlandırılması projesi olarak karşımıza çıkıyor.

İki kutuplu dünya sisteminin (Soğuk savaş) bitişi ile ilişkilendirilen yeni Dünya düzeninin altında yatan Dünya hâkimiyet mücadelesi süreci tarihsel bir derinliğe sahiptir. Bu bağlamda Dünya tarihi açısından önemli olan Amerika kıtasının keşif öncesi ve sonrası Dünya jeopolitiğini incelerken, din, siyaset, ekonomi ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Çünkü bu gün yürürlükte olan sömürgeleştirme projelerinin temelinde tarih ve var olan din, siyaset, ekonomi örtülü ilişkileri vardır.

ABD’nin tarihini ve dış politikasının tarihsel derinliğini ve uygulamalarını anlamak ve bilmek bu güne kadar var ola gelen olayları analiz etmemiz için önemlidir. Buz dağının görünen yüzü, bize buz dağının görünmeyen yüzünün derinliği ve içeriği hakkında bilgi sahibi olmamızda en azından el feneri olacaktır. Olay ve hadiselere yapacağımız kestirim için gerekli olan ana hatlarımız tarihi gerçekler, ABD’nin dış politikasının kavramları ve temel mekanizması, Amerikan dış politikasının temel kurucu kavramları olabilir.


[1] M. Emin Değer, Oltadaki Balık Türkiye ‘Yunanistan ve Türkiye’ye Yardım sağlamak için Kanun’ s.349
[2] Ahmet Akgül-Din Devlet Demokrasisi s:14
[3] Arslan Bulut-Batı ve İrtica, Siyasi Ümmetçiliğe karşı direnen Türk Milliyetçiliği, s;456
[4] Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, s.9
[5] Mustafa Yıldırım, Sivil Örümceğin Ağında, s.9


 

Son Güncelleme: Cuma, 07 Ekim 2011 21:39
 
Siğil Toplum Kuruluşları / Z. Kaan KARAKUŞ PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 13
ZayıfEn iyi 
Türkiye Ağı
Pazar, 24 Temmuz 2011 19:38

Bu Mazlum-Der'ler, İHD'ler ve benzerleri neden hep yobazlarla ve bölücülerle el ele?

Mazlum ise; Manisa'da toprağını bankaların gasp ettiği çiftçi, ya da Karadeniz Ereğli'deki bir şehit ailesi mazlum değil mi?

İnsan hakları ise; Hopa'daki insanların hakları konusunda ne yapar İHD?

"Taş atan çocuklar" edebiyatınızın kurbanıdır 17 yaşında yanarak ölen Serap Eser, biraz olsun yüzünüz kızardı mı?

Fink attığınız Doğu ve Güneydoğu'daki illerimizde (Türk illeri) töre cinayetleri konusunda neredesiniz, neden sesiniz duyulmaz?

Mevcut STK'ların yüzde doksanı ya emperyalizme satılmıştır ya da kiralıktır!

Mazlumun ve insanın gerçekten yanında olsanız, doğu halkını yüz yıldır sömürüp de kürsülerden halkı devlete karşı kışkırtan BDP'li aşiret kalıntısı toprak ağalarının yanında olmazsınız.

Mazlumun ve insanın gerçekten yanında olsanız, ezilen kadınları cumhuriyet karşıtı eylemlerde kullanmaz, aydınlatırsınız!

Alman vakıflarından, Soros'tan ve benzerlerinden "proje bedeli" adı altında aldığınız kan paralarıyla semirdiniz hepiniz!

Çünkü asalaksınız, çünkü tembelsiniz, çünkü onursuzsunuz, çünkü hedonistsiniz... Çünkü, aslında vasıfsızsınız; "AKtivist" olmasanız, açlıktan nefesiniz kokar. Hepinizi tanıyorum, beş paralık ciğerinizi biliyorum!

Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu ve daha niceleri.... Ortak noktaları neydi, nezleden mi öldüler? Katledildiklerinde neredeydiniz?

Ya da, Oktay Konyar denen tufeyli dün sözde Bergama köylüsünün yanındayken bugün ne oldu da bölücülerin amigoluğunu yapıyor?

Son soru: "ABD ve AB fonlarını bugün kesse, yarın Türkiye'de kaç STK kalır?"

Ve son söz: "Gavurun ekmeğini yiyen, gavurun kılıcını sallar!"

 
Yeni Dünya Düzeni ve STK Gerçeği / Hasan YALÇIN PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 21
ZayıfEn iyi 
Türkiye Ağı
Pazartesi, 23 Mayıs 2011 00:42

NGO'ların* faaliyet alanları

NGO'ların ve NGO'culuğun asıl amacı, ulusal devletleri yıkmak, böylece ulusal piyasaların dünya emperyalist pazarıyla birleştirilmesine hizmettir. Bu amacı gerçekleştirmek ve hizmetin gereğini yerine getirmek için kullandıkları faaliyet biçimlerini şu şekilde sıralayabiliriz:

• İnsan hakları, demokrasi, çok kimliklilik gibi temaları kullanarak Ezilen Dünya devletlerinde çatlaklar yaratmak; milliyet, din ve mezhep farklılıklarını derinleştirmek; milli ayrılıkçılığı ve dinci gericiliği desteklemek; çatışmalar kışkırtmak;

• Demokrasi ve insan haklarının Batı'dan geleceği ekseninde propaganda; Batı kültürünü ve hayat tarzını benimsetici çalışmalar;

• Yerel hükümetleri ABD veya AB'deki merkez adına denetlemek, sonuçları bildirmek; insan hakları raporlarında görüldüğü gibi, hedef alınan ülkeleri gözden düşürecek belgeler hazırlayıp yayımlamak;

• Resmi kurumları, hatta bakanlıkları ve hükümetleri devre dışı bırakıp, onların yerine iktidar odakları haline gelmek;

• Sosyal fonksiyonlarını üstlenerek, ulusal devleti güçsüzleştirmek;

• Kuzey Irak, Yugoslavya, Kafkaslar gibi ABD ve AB'nin ilan ettiği kriz bölgelerinde, NATO ile veya işgal kuvvetleriyle işbirliği yaparak askeri faaliyeti desteklemek;

• Başta CIA olmak üzere Batı'nın ilgili servislerine bağlı olarak istihbarat çalışması yapmak ve ilgili merkezlere bilgi sunmak;

• Özelikle Uluslararası Af Örgütü gibi kuruluşların yaptığı gibi, Batılı merkezlerin hedef aldığı, Çin, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Irak, Küba, Libya, Türkiye, Rusya gibi ülkelere karşı psikolojik savaş yürütmek;

• "İnsani yardım" gibi yaftalar altında Batılı merkezin yerel halkça benimsenmesini ve nüfuzunu artırmasını sağlayıcı faaliyetlerde bulunmak.

Para akışı

CIA'nın eski başkanlarından Stanfield Turner, CIA, Gizlilik ve Demokrasi adlı kitabında şunları yazıyor:

"1967 yılında CIA'nın yurtdışındaki 'yararlı ve dost unsurları' desteklemek için harcadığı para yılda 10 milyon dolara yükselmiştir. Bu paranın büyük bir bölümü, bizim sendikalar, öğrenci dernekleri vb özel kuruluşlar aracılığıyla, yurtdışındaki benzeri kuruluşlara aktarılıyordu. Sendikalar, dernekler bir tür paravan kuruluş görevi yaparak, para kaynağının CIA olduğu gerçeğinin öğrenilmesini önlüyordu. Böylece, bizden para alan yabancı sendika ve derneklerin 'Amerikan kuklası' diye anılmasını da önlüyorduk. Bu öylesine büyük bir operasyondu ki, Ford, Rockefeller ve Carnegie Vakfı dışındaki yabancılara burs veren kurumların 1963–67 yılları arasında harcadığı paranın üçte biri CIA'dan geçiyordu."

Turner, Yeni Dünya Düzeni öncesinden söz ediyor; kuşkusuz o zamandan beri köprülerin altından çok sular aktı; dünya NGO'lar çağına girdi. Mesele artık CIA üzerinden belli örgütler aracılığıyla belli örgütlere para aktarmaktan ibaret değil, kocaman bir NGO'lar örgütünü yönetip yönlendirmektir. Buna karşılık Turner'ın özlü biçimde açıkladığı satın alma ve kullanma yöntemi bugün de esas olarak aynen geçerlidir.

Paranın büyük bölümü, ABD ve Avrupa devletlerinden CIA'ya veya ilgili istihbarat örgütüne, oradan emperyalist ülkenin ana NGO'larına ve oradan da Ezilen Dünya ülkelerinin NGO'larına aktarılmaktadır. Emperyalist ülkelerin özellikle büyük NGO'ların aynı zamanda uluslararası tekellerden, vakıflardan da para aldıkları bilinmektedir. Ancak para nerelerden gelmiş olursa olsun, nereye harcanacağı, hangi ülkede hangi projede kullanılacağı, hangi operasyonlara gideceği kesinlikle istihbarat örgütleri tarafından kararlaştırılmaktadır.

NGO'culuğa karşı mücadelenin önemi

Bir, NGO'culuk Türkiye'nin kitle örgütlerini, meslek odalarını, barolarını, giderek sendikalarını eritiyor, bitiriyor, giderek Türkiye'yi teslim almak isteyenlerin aleti haline getiriyor. Halkın ileri unsurlarını birleştiren bu örgütler olmaksızın Türkiye'nin bağımsızlığını savunmak, ilerici herhangi bir toplumsal dönüşümü geçekleştirmek mümkün değildir.

İki, Türkiye NGO'lar vasıtasıyla, tarihinde hiç olmadığı kadar yaygın ve etkili bir istihbarat ağıyla sarılıp sarmalanıyor. Ve bu istihbarat ağı, Türkiye'yi bölmek isteyen ABD ve AB'nin emrindedir.

Üç, yığınlar NGO ideolojisiyle yozlaştırılıp çürütülmekte, ulusal direnç yıkılmaktadır. Açıkça ulusal devlet ve bağımsızlık düşmanlığı yapılmakta; Amerikancılık, AB'cilik, vatansızlık meziyet haline getirilmektedir.

Özetle "ihanet mevcuttur", düşman kalenin içinde mevzilenmektedir. Daha vahimi gaflettir. Türkiye ne yazık ki, henüz NGO felaketinin yeteri kadar farkında değildir. Ama bağımsızlık ve Cumhuriyet Devrimi için mücadelenin, NGO'culukla mücadele olduğunu ergeç öğrenecektir. Zorunluluktur bu.

*NGO: Non-Governmental Organization (Sivil Toplum Kuruluşu)

***
(Hasan Yalçın'ın "NGO'lar Küreselleşmenin Misyonerleri" adlı yazısından alınmıştır)

 
"Anadolu Kültür" [Ulusal Ekini Yok Etme Çalışmaları] PDF Yazdır e-Posta
Türkiye Ağı
Çarşamba, 06 Nisan 2011 12:22
Ulusal Ekin Yıkıcıları'nın halka nasıl da indiğininin küçük bir göstergesi olan bu konu, "Anadolu Kültür" adıyla yayın yapan "Açık Toplumcu" yapılanmayı -onların sunduğu- bilgilerle anlatma amacı gütmektedir. Sekmeler biçiminde sunulan başlıklara tıklayarak, altlarındaki bilgilere ve kaynaklara ulaşabilirsiniz.


 

Ankara’nın başkent olmasıyla modern bir proje halini alan ve başlangıcı İstanbul’un fethine dayanan batılılaşma hamleleri, kuşkusuz en tartışmalı deneyimlere kültür alanında yol açmıştır. Ama ne Ankara eksenli merkeziyetçi kültür politikalarının, ne de İstanbul’u bir dünya metropolü haline getiren sosyal gelişmenin Anadolu kentlerinin kültürel hayatlarını zenginleştirdiği pek söylenemez.

Ülkenin batısıyla doğusu arasında iletişim kopuk, ilişkiler çoğu zaman sorgulayıcı olagelmiştir. Batıda yaşayanların dikkatinin doğuya toplandığı dönemlerde ise gündem sanatın ve kültürün olabildiğince uzağında odaklanmıştır.

Bir taraftan ekonomik gelişmenin hızla yol aldığı, diğer taraftan ülkenin AB rampasında ilerlemeye uğraştığı yeni dönemde, sanat ve kültürle ilgili çalışmalara ve politikalara büyük iş düşüyor.

Biz sanatın ve kültürel alanın paylaşılmasıyla karşılıklı anlayış ve duyarlılıkların artacağına, bölgesel farklılıkların ve önyargıların aşılabileceğine inanıyoruz. Zengin kültürel mirasa sahip Anadolu kentlerinde kültürel hayatın canlanması, kent aidiyetinin de modern vatandaşlık kavramına uygun biçimde gelişmesine yol açacaktır. Farklı sosyal kesimler, farklı kültürel kimliklere ve özelliklere sahip gruplar kent kültürünü ortaklaşa yaşar ve paylaşabilirse, demokrasi ve sosyal içerme için de uygun bir ortam sağlanmış olur.

Kültürün kentsel gelişmeyi biçimlendirmesinin, sanat alanında kurulacak karşılıklı ilişkilerin, toplumsal uyumun, kültürler arası iletişimin ve ilişkilerin gelişmesinin, Türkiye’nin kendi içinde olduğu kadar Avrupa Birliği ile de bütünleşmesi ve ilişki kurması açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.

Sanatın, ulusal ve küresel farklılıkların aşılabildiği iletişim biçimleri oluşturarak farklı yerlerde farklı biçimlerde yaşayan, farklı kimlikleri ve inançları olan insanların iletişim kurmaları, anlaşmaları ve ortak değerler etrafında birleşmeleri için imkan sağladığına; içe kapanmaların, duyarsızlıkların ve önyargıların kültür alışverişleri ile aşılabildiğine, sanatın temsil ve ifade gücünün özgürleşmeye katkısına inanıyoruz.

Anadolu Kültür, 2002 yılından beri kültürün ve sanatın, toplumsal gelişme odaklı, katılımcı ve çok sesli bir yaklaşımla yaygınlaşmasını, karşılıklı anlayışın kültürel iletişimle sağlanmasını hedefleyen bir sivil toplum girişimi olarak kültür paylaşımı ve sanat üretimi çalışmalarını sürdürüyor.

Osman Kavala
Yönetim Kurulu Başkanı

 

Son Güncelleme: Çarşamba, 06 Nisan 2011 12:26
 
NDI ve Yavruları Gerçekten Demokrasinin Kalbi Mi? / Uğur KAFADAR PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 15
ZayıfEn iyi 
Türkiye Ağı
Cumartesi, 11 Aralık 2010 04:07
http://img337.imageshack.us/img337/1932/858585tile.pngNDI(National Democracy Instıtude) Türkçe adıyla Ulusal Demokrasi Enstitüsü 10 yıldan beridir Türkiye’ de faaliyet göstermektedirler. Sitelerinde bu faali hallerini şöyle açıklamışlar: “NDI güçlü, dinamik bir sivil toplumun gelişmesi ile birlikte siyasi sürece açıklık ve hesap verebilirlik tanınması için Türkiye'de çalışmaktadır.”

Peki bu siyasi merciler kime hesap verecek ve NDI ne planlıyor?

Kimler bu sivil toplum örgütünü kuranlar?

Başka hangi ülkelerde kurulmuşlar?

Neden bu ülkeleri seçmişler?

Ticari bir amaçları var mıdır?

Bu soruların cevabını verebilmek adına biraz araştırma yaptım:

Resim
Peki Bu siyasi merciler kime hesap verecek ve NDI ne planlıyor?

ResimResim NDI kurulduğundan bu yana, AKP, BDP, MHP ve CHP gibi meclisteki partilerle çalıştığı gibi, çok partili topluluklara da destek veren demokrasi örgütleriyle de çalışmalar yapmayı göz ardı etmemiştir. Bu çalışmaların odak noktası şu şekilde özetlenebilir:

NDI çalışmaları, TBMM’ nin emperyalist para güçlerinin menfaatleri doğrultusundaki ilerleyişlerinin etkili yükselişini sağlayacak, karşılaştırmalı sistemler ve modeller oluşturmaktır.

Yani siyasi partilerimiz, bugünlerde ortalıkta efsaneymiş gibi görünen emperyalist para güçlerinin merkezi olan ABD’ ye hesap vermektedirler. Böylece Türkiye’ nin, küresel sermaye odaklarının Türkiye’ den bekledikleri görevleri yerine getirip getiremediklerinin, bu odakların menfaatlerine ne denli yakın oldukları konularında hesap vermektedirler. Hükümetler ve partiler, çok partili komiteler, kadın kolları ve kırsal alandaki bir çok siyasi hareket, NDI’ ya, küresel sermayenin menfaatleri doğrultusunda yaptıkları işlerin bir listesin faaliyet raporu olarak her yıl sunmaktadırlar.

NDI çalışmaları, TBMM’ nin emperyalist para güçlerinin menfaatleri doğrultusundaki ilerleyişlerinin etkili yükselişini sağlayacak, karşılaştırmalı sistemler ve modeller oluşturmaktır.

Yani siyasi partilerimiz, bugünlerde ortalıkta efsaneymiş gibi görünen emperyalist para güçlerinin merkezi olan ABD’ ye hesap vermektedirler. Böylece Türkiye’ nin, küresel sermaye odaklarının Türkiye’ den bekledikleri görevleri yerine getirip getiremediklerinin, bu odakların menfaatlerine ne denli yakın oldukları konularında hesap vermektedirler. Hükümetler ve partiler, çok partili komiteler, kadın kolları ve kırsal alandaki bir çok siyasi hareket, NDI’ ya, küresel sermayenin menfaatleri doğrultusunda yaptıkları işlerin bir listesin faaliyet raporu olarak her yıl sunmaktadırlar.



Özet olarak NDI, Türkiye’ deki emperyalist değişimin “National” yani ABD odaklı olmasını sağlayacak sivil toplum hareketlerine, çok partili demokratik topluluklara, AB ve ABD’ ye yakın olan kadın kollarına ve kırsal alandaki “ağa yönetimi” dediğimiz yönetim, denetim birimlerine kanuna uygun olarak, yani işi yasal kılıfa uydurarak kendi çıkarlarına yönelik gelişim ve reform önerilerinde bulunur. Gerekli gördüğü hallerde ilgili topluluklara, yukarıda bahsedilen gelişim ve reformları yapabilmesi için maddi iyileştirmeler, TBMM destekli yasal imkanlar da sağlamaktadır. Tüm bu fedakarlıkları yapıyormuş gibi görünmelerinin, siyasi anlayışa milli toplumun da müdehil olmasını istemelerindeki asıl amaç: tahmin edebileceğiniz gibi Türk Milletinden elde edilmiş, ABD milli çıkarlarına hizmet edecek olan zehirlenmiş genç zihinlerin, Türk Milleti’ nin siyasi vizyonuna ağır zararlar vermesini sağlamaktır.

Kimler bu sivil toplum örgütünü kuranlar?

ResimNDI Genel Başkanı: Madeleine Albright

5 aralık 1996’ da Clinton tarafından dış işleri bakanlığına getirildi. Aynı zamanda ilerleyen zamanlarda CFR’ ın da müdürlüğünü yapmıştır.

1996 yılında dışişleri bakanıyken tv’de canli yayinda kendisine, amerika’nin irak’a ambargosu nedeniyle ölen 500 000 iraklı çocuk konusunda ne hissettiği sorulmuş, “bu çok güç bir seçim ama genis acidan bakildigina buna değer diye düşünüyoruz” diyebilmisti.

Yönetiminde Madeleine K. Albright, Rachelle Horowitz, Kenneth F. Melley, Eugene Eidenberg ve Kenneth D. Wollack gibi kimlikliklerin bulunduğu ve eskiden Avrasya direktörlüğünü de eski CIA ajanı Nelson Ledsky‘nin yaptığı, şimdi ise Laura Jewett’ in yaptığı NDI yukarıda vurguladığımız konular ile ülke gençliğini ve bütünlüğü çok ciddi bir biçimde tehdit etmektedir.

Başka hangi ülkelerde kurulmuşlar ?


Kurulmadığı ülkeleri saysam size ne ifade edecektir bilmem ama bana şunu anlatıyor: ABD, Avustralya ve Bazı Avrupa ülkeleri hariç neredeyse her yere kurulmuştur. Bu da şu anlama geliyor: “Bizim ülkelerimiz dışında kalan ülkelerde demokrasinin olası varlığı imkansızdır. Size demokrasiyi ve barışı biz getireceğiz. Siz nasıl seçim yapacağınızı da bilmiyorsunuz, sizlere biz öğreteceğiz!” diyorlar broşürlerinde. (68616_ndi_r3.pdf)

Image resized to : 92 % of its original size [ 543 x 341 ]
Resim

Neden bu ülkeleri seçmişler?

NDI yani TDV’ lerin Türkiye, Azerbeycan, Afganistan, Irak, Kuveyt, Polonya vs.. gibi ülkeleri seçmlerinin birinci amaçları: yukarıda da bahsedildiği gibi genel bir sivil toplum düşüncesi aşılamaktır. Bu düşünce NDI’ ın kurulu olmadığı diğer ülkelerde zaten var olduğu için tüm dünya vatandaşlarının da bu zihniyete sahip olmalarını ve benliklerinden uzaklaşarak tek bir yapay ulus olma düşüncesidir. Emperyalist düzenin, küresel bir konumlanma oluşturması ve yeni dünya düzeni denilen bu düzeni tehdit eden unsurların sivil bilgi bulanıklığı ile yok edilmesi için varlıklarını bulundukları ülkelerden, o ülke halklarının bilgisi olmadan aktarılan paralarla sürdürmektedirler. Toplum içinde parazit yaşamın en gelişmiş örneğini temsil etmektedirler.

Ticari bir amaçları var mıdır?

http://www.ndi.org/turkey de yapılan açıklamalarında görünüyor ki ticari amaç barındıran bir yapılanmaları yoktur. Peki, tüm bu dernekleri desteklemek; Emperyalist menfaatlere hizmet edecek sivil toplum bilincini oluşturmak ve etnik ayrıştırma işlemini gerçekleştirmek gibi pahalı ve uzun vadeli işleri neden bedavaya yapsınlar ki? Ha zaten cevabını vermişiz: “Emperyalist menfaatlere hizmet.” Gibi yüce bir amaçları olduğundan. Bunun neresindedir ki kar? Bizim içimiz fesat, özür dileriz.

Türkiye’ de hangi örgütler NDI adına çalışmaktadır?

  • Arı Hareketi
Resim

T.C. Washington Büyükelçiliğinde Basın Ataşesiiken istifa edip Amerika’nın Sesi radyosuna geçen Ertuğrul Köprülü’nün ve Talabani’nin yakın dostu, iş ortağı İlnur Çevik’in gazetesi Turkish Daily News’in Washington muhabiri Tuna Köprülü’nün oğulları Kemal Köprülü’nün yönetimindeki Arı Hareketi’ni de iyi tanımak gerektiğini vurgulayalım. Çünkü bu odaklardan en çok nemalananlardan biri de bu hareket.

29 Haziran 2000′de Cumhurbaşkanı Sezer’in Konrad Adenauer Vakfı ve Türk Demokrasi Vakfı ile ortak toplantı düzenleyen ve “saygıyla selamladığı”, MHP Başkanı Bahçeli’nin toplantılarında konuştuğu “hareket”, Arı Hareketi. K. İnanç Işıklar, 24 Aralık 2003′de şöyle yazmış “hareket” hakkında : “26 Mart 2000 tarihinde Arı Hareketi binasında gerçekleştirilen bir toplantı ile Demokratik Çerkes Platformu kurulur. Arı Hareketi sadece ev sahibi değil, aynı zamanda da AB ve ABD’nin etnik ayrımcılık girişimlerinin Türkiye’deki Çerkes ayağının örgütleyicilerindendir.

ABD politikalarının Türkiye sivil toplum güdümleme merkezi Arı Hareketi, DSP-MHP-ANAP koalisyonunun sivil darbe ile devrilmesinde de önemli rol oynamış, sivil darbeden çok önce İsmail Cem, Kemal Derviş ve Mehmet Ali Bayar’ı bir araya getirerek ABD planını örgütlemiştir.

Aynı Arı Hareketi, Demokratik Çerkes Platformu’nun kuruluşuna ve dış finans kaynaklarının yaratılmasına aracılık edecektir. DÇP vakit geçirmeden 15 gün içerisinde ilk etkinliğini düzenler. Konuşmacılar 2. cumhuriyetçi yazar Etyen Mahçupyan, Arı Hareketi Uluslararası İlişkiler Temsilcisi Sina Ülgen, etnik kimlikler konusunda uzman araştırmacı-yazar Cemal Şener ve Avrupa Gençlik Parlamentosu üyesi Cem Ayhan Azak. Toplantının konusu ise “Avrupa Birliği, Demokratikleşme ve Çerkesler”(!) Çerkes Platformu sözcüsü Sezai Babakuş bakın Avrupa Birliği’nin bağımlı ülkelerde etnik parçalanma ufku doğrultusunda yürüyeceklerini şu sözlerle ifade ediyor: “Bugün Türkiye büyük ve köklü bir değişimin içindedir. Resmi ideoloji de bu değişimin gereği yeniden konumlanmaktadır. Çağdaşlaşma-demokratikleşme ana temelinde yükselen bu değişim, şovenist ve kökten dinci fanatik odaklar dışında, devletin ve toplumun geniş kesimlerince desteklenmektedir. Demokratikleşme yolunda atılan adımlar ve özellikle TBMM’nin (MHP dışındaki partilerin oylarıyla) kabul ettiği Avrupa Birliği uyum yasaları, Türkiye’deki etnik kimliklerin ve kültürlerin kendilerini daha özgür ifade etmelerine imkan sağlayacaktır. Bu yasaları tamamlayacak iç hukuk düzenlemeleri yapılmakta ve yönetmelikler hazırlanmaktadır.”

Ferruh Sezgin ise, 26 Ocak 2005′de şunları not etmiş : “Türkiye’de ki Arı Hareketi”nin yöneticileri 6-9 Şubat 1998′de Budapeşte’de, OSI’nin (Soros’un Vakfı) Macaristan temsilcisi Central European University yetkilileriyle görüştü. Arı’lılara eşlik eden Soros’un adamlarından Anthony Richter Türkiye’ye gelerek bazı STÖ’lerle ilişkiye geçti. Arı Derneği ise yeni ilişkileri geliştirmeye başladı… Arı temsilcileri 16-18 Nisan’da İsrail’de Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde Türkiye-İsrail ilişkileri ve dış politikaları, Orta Doğu barış süreci, bölgesel güvenlik, bölge ülkeleri arasındaki ilişkiler konularında toplantılar yaptılar. Ayrıca, Israel Democracy Institute, Peres Barış Merkezi, Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Orta Doğu ve Afrika Araştırma Merkezi ile de görüştüler. Türkiye’ye, bu ilişkilerin sonuçları hakkında bilgi aktarılmadı.”

Link: (http://www.abhazyam.com/index.php?optio ... &Itemid=28)

Yaptığı projeler:

* Herkes İçin İnsan Hakları Projesi(AB Komüsyonundan Alınan Yardım İle)
* Kktc İnsan Hakları Projesi(AB Temsilcilerinden Alınan Yardım İle)
* Genç Kadınlar Katılıma Hazır(AB Kapsamında)
* Bilinçli Oy: Çok enteresandır ki bu noktada genç seçmenlerin hangi partiye oy vermeleri gerektiğini söyleyen bir programdan bahsedilmektedir.
* Katılımcı Demokrasi Okulu (International Republican Institute tarafından desteklenmiş)
* Gençlik Programı(NDI tarafından desteklenmiş)
* Anadolu Gençliği’ ne Avrupa Birliğini Getirmek(Danimarka Büyükelçiliği Sponsorluğunda)- Ne fenadır ki sonuna şu notu düşmüşler: “Konferanslar sonucunda yaklaşık 40 genç AB’nin kuruluş amacı, tarihi, müktesebatı, genişleme stratejileri, Türkiye-AB ilişkileri ve AB değişim programları konusunda bilgilendirilmiştir.”
* Avrupa Birliği Sürecinde Kadın Stkların Ağ Kurma Ve İletişim Stratejileri Konularında Strateji Geliştirme Projesi

Daha böyle devam eden bir çok proje de vatandaşlarımızın sağ duyulu yaklaşımları sömürülmüş ve zehirlenmiştir.

Devam Eden Projeleri:

* Kadına Yönelik Şiddet Ve Ayrımcılıkla Mücadele Etmek İçin Nesiller Arası Köprüler Kurma Projesi – Avrupa Birliği Finansmanı İle
* Karadeniz Gençlik Forumu Zirvesi – German Marshall Fund Of United States Finansmanı İle
* Gençlik Anketi – Belçika Büyükelçiliği Finansmanı İle
* İyi Örnekler Kitapçığı – Friedrich Ebert Vakfı Finansmanı İle
* Geleceğin Barış Liderleri – Avrupa Birliği Finansmanı İle
* Leonardo Hayatboyu Öğrenme Projesi
* Youth European Film Academy Ve Youth İn Action Tv

Bünyesindeki kurumlar:

* Kıbrıs Politikalar Merkezi (Doğu Akdeniz Üniversitesi ile birlikte)
* ARI Hareketi Brüksel Temsilciliği
* ARI Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı Ekonomi ve Dış Politika Forumu (EDPF)
* ARI Toplumsal ve Gelişim Derneği
* Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı

Özetle, tamamen AB ve NDI kaynaklı olan bu grup ülke bütünlüğü AB ve ABD menfaatleri doğrultusunda tehdit etmektedir. Genç beyinlerimizi, Kadınlarımız ve diğer ulusal değerlerimizin tüm sağ duyulu davranışlarını ve onların gelecek heveslerini, daha iyi bir Türkiye adına yaptıkları tüm özverili ve safiyane planları sömürmektedirler.

  • Genclink

Resim

Facebooktaki sitelerinde yapmış oldukları açıklamalarında ne kadar da yüce bir amaca hizmet ettiklerini düşündürdüklerini zannediyor olsalar da, grup, Levent Aktaş tarafından yönetilen tam bir ihanet projesidir. Yine NDI Turkey sayfasında ilk karşınıza çıkan resimde bulunan ve bir amaç için bir araya gelmiş olan arkadaşların da “GENCLINK” grubu üyeleri olduğu net bir şekilde anlaşılmakdır. Facebook’ taki sayfalarında, pek bir toplum bilimci ve sağ duyulu bir sivil toplum örgütü oldukları şeklinde bir intiba uyandırmaya çalışmış olsalar da, grup üyeleri ve grubun ilgilendiği konular dikkatli olarak incelendiğinde NDI ve ARI Hareketinin başlatmış olduğu projelerin bir devamı oldukları çok rahat bir şekilde anlaşılabilmektedir.

  • Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği

Resim

Sitelerinde Derneğin vizyonu ‘Güçlü ve Demokratik bir Sivil Toplum’dur. Güçlü ve demokratik bir sivil toplum ulaşılmasını hedeflemektir.” misyonu:

* sivil toplum içinde katılımcılığın ve demokrasinin gelişimi,
* örgütlülüğün ve özerkliğin güçlendirilmesi,
* sivil toplumun karar alma süreçlerinde söz sahibi olması için,

kendi öncelik alanları içinde savunuculuk, kampanya, araştırma, eğitim ve lobi çalışmaları yürütmektir.
olarak geçmektedir. Yukarıda sözü geçen dernekler, kurumlar, AB, ABD ve diğer küresel sermaye odakları adına varlığını sürdüren bu derneğin de faaliyet alanı masum Türk Halkıdır. Gerçek amacı ise, Demokrasi etiketi adı altında Türkiye’ de bulanık bir sivil toplum bilinci oluşturup; nerelere oy vermeleri gerektiğine kadar bünyelerinde bulunan kişileri yönlendirmek ve toplum bilincini ortadan kaldırmaktır.

Diğer gözüme çarpan örgütler de şu şekilde sıralanabilir:

  • Toplumsal dönüşüm için SOSYAL GİRİŞİMCİLİK
  • UNEP
  • Sivilsesler


Şu ana kadar sivil toplum derneklerine karşı cephe olmuş gibi görünüyor olsam da; bizzat ulusçu bir sivil toplum bilincini benimseyen, Mustafa Kemal’ in devrimlerinden ilerleyen bir Türkiye Cumhuriyeti evladı olduğumu da tüm içtenliğimle sizlere belirtmek isterim.

Tüm yazıyı bir sonuca bağlamak adına şunları söyleyebilirim: var olan ulusçu dernekleri aramak ve bulmak; yapılan tespitler sonucunda istenilen kurumun bünyesinde aktif görev almak için harcanacak çaba ve bu nokta çekilecek kısa vadeli zahmetler ileride sınırları içinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti topraklardaki bilinçli Türk Gençliğinin oluşması için atılan en sağlıklı adımlardan biri olacaktır.

Ulus kaynaklı olmayan dernekler, oluşumlar, gençlik toplantıları ve projeleri, verilen onca güzel partiler, ev kadınlarına yönelik sosyal programlar, yani bu faaliyetlerin tümü bilinmelidir ki Türk Milleti’nin refahı ve mutluluğu için değil; tamamen Türk Milleti’nin menfaatinin tersi olan, küresel para odaklarının yararınadır. Bu nedenle, her Türk Evladı’nın üzerine vazife olan: uyanık, çevik, atik, ulusal girişim ahlakından sapmamış formüllerle ekomomik, sosyal, sanatsal ve tarihsel atılımların öncüsü olmaktır.

Saygılarımla,

Uğur KAFADAR
Son Güncelleme: Cumartesi, 11 Aralık 2010 04:08
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!