Alp ERGENEKON

Alp ERGENEKON



Hedef BOP: Irak’ın Kuzeyi Tamam; Şimdiki Hedef Suriye’nin Kuzeyi / Alp ERGENEKON PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 21 Ağustos 2011 02:33
Hedef BOP: Irak’ın Kuzeyi tamam. Şimdiki Hedef Suriye’nin Kuzeyi !

03 Ağustos 2011 tarihli, bir kısmını aşağıda paylaştığım haber dikkatli gözlerden kaçmadı: ABD eski Hazine Müsteşarı Paul Craig Roberts tarafından kaleme alınan bu habere göre Libya ve Suriye’ye yapılan operasyonlar ABD’nin ulusal çıkarları için hayati öneme sahipti ve gecikmeden mutlaka yapılması gerekiyordu.

ABD eski Hazine Müsteşarı Paul Craig Roberts’un kaleme aldığı yazının bir bölümü şöyle:

“ABD ARAP PROTESTOLARINI ÇİN VE RUSYA İLE OLAN REKABETİNDE, ONLARLA DOĞRUDAN KARŞI KARŞIYA GELMEMEK İÇİN BİR PARAVAN OLARAK KULLANIYOR

Irak, Afganistan, Pakistan, Yemen, Somali'de sürmekte olan askeri operasyonlara ilave olarak, ABD ve NATO 19 Mart 2011'de Libya'ya askeri bir operasyona başladı. Sürmekte olan bu savaşlarla birlikte, Libya'ya yönelik bu saldırganlığın gerçek amacı itiraf edilmedi, fakat aşikar olduğu üzere savaşın amacı Çin'i Doğu Libya'daki petrol yatırımlarından el çektirmek. Daha önceki Arap protestolarından farklı olarak, Libya'daki isyan bazılarının da gördüğü üzere işin içinde CIA'in elinin olduğu silahlı bir kalkışma oldu.

Libya savaşı riski arttırdı, çünkü Arap protestolarının örtüsünün ardına saklanmasına karşın, ABD aslında Çin'e karşı geliyordu. Benzer şekilde, ABD destekli silahlı isyancıların bulunduğu Suriye'de Washington'un hedefi Tartus'taki Rus deniz üssü idi. Suriye'de Esad hükümetini iktidardan indirmek ve ABD dostu bir rejim koymak Rusya'nın Akdeniz'deki deniz gücü varlığını etkileyecekti.

Washington, belki de kendisinin başlattığı Libya ve Suriye'deki Arap protestolarının ardına amaçlarını gizleyerek, Çin ve Rusya ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçındı, fakat yine de bu iki güç Washington'un onların çıkarlarına darbe indirdiğini anladı. “


Paylaştığım bu habere ilişkin bir değerlendirme yapmayacağım ancak Libya ve Suriye’ye yapılan ve devam etmekte olan bu operasyonlarda Türkiye’ye verilen rollere ilişkin birkaç sözümüz olacak elbet!

Önce Libya’ya yapılan operasyon öncesine gidelim…

AKP hükümeti tarafından özet olarak şu açıklamalar yapılıyordu: NATO’nun muhtemel operasyonları istenmiyor ve buna şiddetle karşı çıkılıyordu. Ancak inanılmaz bir şeyler oldu ve aradan 24 saat geçmeden NATO müdahalesine vize vermekle kalınmadı İzmir bu operasyonun emrine verildi !

Hatta yanılmıyor isem denizde yapılabilecek operasyonlar için birkaç donanma dahi tahsis edilmişti. AKP hükümetinin, peygamberimize kötü sözlerle saldıran Rassmussen’in NATO sekreterliğine yaptığı itiraza 24 saat dahi dayanamadığı gibi!

Libya’dan sonra sıra Suriye’ye geldi. Suriye’ye neden girilmek istendiğine ilişkin ilk nedeni ABD eski Hazine Müsteşarı yazısında paylaşmış ancak biz geçmişte yapılanlara bakarak oldukça önemli olabileceğini düşündüğümüz başka bir nedeni de paylaşıyor olalım.

Eşbaşkanı olduğunu kendi sesiyle itiraf eden başbakanın Büyük Ortadoğu Projesine bir bakalım.

Bu projenin sponsoru kim ABD!

Başbakanı Eşbaşkan olarak tayin eden kim : Bu soruya biz cevap vermeyelim ve cevabı başbakana bırakalım.

Bu projenin kapsamlarından birisi Irak’ın Kuzeyi. Irak’ın kuzeyinde bir Kürt Devleti kurulmuş olduğunu bilmeyen yok. 

Tam bu noktada Suriye’ye yapılmak istenen operasyonu tekrar sorgulayalım: Haritaya baktığımızda Irak’ın Kuzeyine yakın olan ve Kürt yoğunluklu coğrafi bölgenin ülkemizin güneyi ile sınır olan Kuzey Suriye olduğunu görüyoruz. 

ABD kaynaklı Kürdistan haritasının bir bölümü olan Kuzey Suriye acaba bu operasyonla hazır halemi getirilmek isteniyor ?

Kendisine taşeron yakıştırması yapılan Dış İşleri Bakanının bu soruya vereceği cevap kesinlikle belirleyici olacaktır!

 
Kendinden çok kişinin korktuğu kimse, bu çok kişiden korkmalıdır! / Alp ERGENEKON PDF Yazdır e-Posta
Salı, 08 Mart 2011 00:33

Türkiye tam anlamı ile bir korku ortamındadır. 

• İzlenme ve dinlenme korkusu
• Çocuğunu okutamama korkusu
• Geçimini sağlayamama korkusu 
• İnandığı gibi yaşayamama korkusu


http://img145.imageshack.us/img145/8090/alp23.pngVe özet olarak en temel hak olan insan gibi yaşayamama korkusu şeklinde özetleyebileceğimiz bu korku atmosferinin sorumlusu, hiç kuşku yok ki dokuz yıldan bu yana tek başına iktidar olan AKP hükümetidir!

İşte bu nedenle yazı başlığım için Publilius Cyrus’un “Kendinden çok kişinin korktuğu kimse, çok kişiden korkmalıdır!” şeklindeki özlü sözünü seçtim ve AKP Hükümetinin dikkatini çekmeye çalıştım. 

Bu söze göre, Eğer ülkede AKP hükümetinden korkan çok kime var ise AKP Hükümeti de bu çok kimseden korkmalıdır!

Korku ortamı oluşturan yukarıda çizdiğim bu tablo, dünle bugünün sonuçları değil dokuz yıldan bu yana yapılan yanlış uygulamaların doğal sonucudur.

Yanlış olan bu uygulamaları kısaca özetlemek gerekirse;

• Cüneyt Zapsu’nun Nisan 2006 tarihinde muhafazakâr düşünce kuruluşu American Enterprise Institute`da yaptığı bir konuşma sırasında, T.C. Başbakanı için sarf ettiği; `O adamı delikten aşağı süpürmeyin, kullanın!’ şeklindeki ifadesi için gereğince tepki gösterilmemiş adeta sessiz kalınmıştır.

Kamuoyuna bu yönde bir açıklama yapılmamış olması, T.C. Devletinin, uluslar arası arenada kendi başbakanının saygınlığını koruyamaması nedeniyle, bir sömürü devlet görüntüsü vermesine yol açmış ve bu durum sağduyulu Türk insanını üzmüştür.

• Yine American Enterprise Instute’de (AEI) konuşan ABD Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Amerikan askerlerinin Irak’ta çok elzem Amerikan çıkarlarına(!) hizmet ettiğini belirterek gerçek hedeflerinin muhtemel bir İslam Birliği’ni ortadan kaldırmak olduğunu açıkladı ve şöyle ifade etti: “Teröristler, İspanya’dan Endonezya’ya, Kuzey Afrika’dan Orta Doğu’ya uzanan bir İslâm İmparatorluğu kurmayı amaçlıyordu. Böyle bir İmparatorluk, İsrail’i haritadan silebilirdi.”

Tasvip etmedikleri hemen hemen her şeye itiraz eden ve İsrail’e her fırsatta karşı çıkan AKP Hükümetinin Mayıs 2007 de CNN de canlı yayımlanan bu konuşmasına tepki vermemiş olması, İsrail çıkışının mizansen olabileceği kuşkusunu yarattı

• Bir ABD Projesi olduğu artık kesinleşen ve adım adım tatbik edilen BOP’un Eş Başkanlığının T.C. Başbakanı tarafından üstlenilmesi vicdanları kanatmış, ulusal onuru zedelemiştir. Geçmişte olduğu gibi tarihin belli devrelerinde emperyal güç olmuş ve günümüzde de emperyal güç olması gereken devletimize bu tutum yakışmamış devletimizin baskı ve yönlendirmelere maruz bırakıldığı izlenimini vermiştir.

• Merkel ve Sarkozy tarafından yapılan onca aşağılayıcı söylemlere rağmen Avrupa Birliği üyelik saçmalığının hala sürdürülüyor olması, cevap bulmakta zorlanılan sorgulamalara neden olmuş yine ulusal onur yara almıştır.

• Kutsal değerlerimize açık açık küfreden Rasmussen’in Nato Başkanlık adaylığına 24 saat dahi direnememe durumu yine vicdanları sızlatmış Türk insanının başını önüne eğmesine neden olmuştur.

• AKP Hükümetinin ABD de ikamet eden bir cemaat liderinden talimat aldığı izlenimi her geçen gün çoğalmış ve bu durum, devletin temel özelliklerinin değişmekte olduğu endişesine yol açmıştır.

• Farklı fikir ve düşüncelere yaşam hakkı vermediğini zaman zaman ima eden AKP hükümeti, son olarak Bitaraf olmayan bertaraf olur söylemi ile tehditler savurmaktan geri kalmamış korku duygusunun daha da hissedilir olmasına neden olmuştur.

• Ekümenik ve ruhbanlık safsatalarına itibar edilmesi ve bunun medeniyetler ittifakı ya da dinler arası diyalogun gereği olarak kamuoyuna sunulması, güzel dinimiz İslam’ın, herkesin işine geldiği gibi yorumlanmakta olduğu ve sulandırılmak istendiği düşüncesinin doğmasına neden olmuştur.

• Ermenistan politikalarına etki eden emperyalist baskılara karşı direnilememiş olması ve Kardeş Azerbaycan’ı kucaklayan milli politikalar üretilememiş olmasına ise hiçbir şekilde anlam verilememiştir.

• Kardeş Kıbrıs’ı ötekileştiren çirkin söylemlerden vazgeçilerek stratejik önemine uygun politikalar üretilmemiş olması endişe içinde izlenmektedir.

• He sene milyonlarca aile, çocuklarını Anadolu Liselerinde veya iyi bir devlet Yüksek Eğitim kurumunda okutamamanın derin ızdırabını yaşıyor ve yaşamaya da devam etmektedir.

• Yargı üzerinde yapılan operasyonlar ve son gerçekleştirilen baskın ve tutuklamalarla birlikte tam bir gösteriye dönüştürülen Ergenekon Davası artık vicdanları kanatır hale gelmiştir.

Dokuz yıllık AKP İcraatlarından seçip paylaşmaya çalıştığım tüm bu hususlar, ulusal çıkarları önemseyen ve başka bir Türkiye daha olmadığının hiç olmadığı kadar farkında olan dinamik bir kesimin endişelenmesine ve korkmasına neden olmuştur.

Korku sonuçları itibarı ile iki amaca hizmet eder.

1. Korkulan her ne ise ona kayıtsız ve şartsız biat edilir.
2. Korkulandan kurtulmak için gerekli önlemler alınır ve gereğince eyleme geçilir.


AKP İcraatlarını endişe içinde takip eden ve son seçimlerde % 42 olarak ölçülen dinamik kesimin yukarıda ifade ettiğim ikinci yolu seçeceği ve bu uğurda mücadeleden ödün vermeyeceği çok açıktır.

% 42’lik bu dinamik kesim, kendilerini korkutan ve her geçen gün korkutmaya devam eden AKP Hükümetinin de gerçekte kendilerinden korktuğunun farkında olarak; Haziran 2011 genel seçimlerinde seçme haklarını kullanarak AKP ye ve icraatlarına demokratik yollarla son verecekleri günü sabırsızlık içinde beklemektedirler !


% 42’lik dinamik kesimden hedeflerini gerçekleştirebilmeleri için dileğimiz o dur ki; AKP ye oy verenlerin büyük bir çoğunluğunun en az kendileri kadar vatanımızı sevdiklerini göz ardı etmeden, bir şekilde tehlikenin farkında olamayan bu kesimle yakın temas halinde olarak onlara gerçekleri anlatmaları ve seçimlere kadar, AKP ye oy vermiş en az bir insanımızı AKP ye HAYIR deme noktasına getirmeleri gerektiğini öncelikli görev saymalıdırlar.

İşte asıl bu şekilde hareket edildiğinde BAŞARI kaçınılmaz olacaktır!

Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!
Yaşasın Türk’ün Onuru ve Onurlu Mücadelesi!


Alp ERGENEKON

 
Birinci gruptakiler, bu yazı da size: Sizi Uyarıyorum !.. / Alp ERGENEKON PDF Yazdır e-Posta
Pazartesi, 17 Ocak 2011 21:57

http://img217.imageshack.us/img217/1563/aa4443ae34.jpgÜlkemiz, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar iki kutuplu bir toplum görüntüsü veriyor !

Bu iki ayrı kutbu kabaca şöyle tanımlamak mümkün…

Bir grup, ABD ve AB destekli;


• Liberal
• Muhafazakar-Demokrat 
• Ümmetçi
• Fethullah Gülen cemaati


Kesimlerinin toplamı olarak tanımlanabilir. 

Diğer grubu ise, herhangi bir dış desteğe ihtiyaç duymayan hatta dış desteği, mutlaka bir karşılığı olabileceği gerekçesiyle reddeden;


• Sosyal Demokrat 
• Milliyetçi-Muhafazakar 
• Kemalist
• Türkçü ya da Militarist

 

Kesimlerinin toplamı olarak tanımlayabiliriz.

Birinci grubun ortak paydaları dahi olmadığı halde tek bir siyasi parti altında bir arada olabilmeleri, diğer grubun ise farklı siyasi partiler arasında mücadele ediyor olmaları, bu iki grubu birbirinden ayıran en temel husus olarak kabul edilmelidir.

Hiç kuşku yok ki, birinci grubun tek bir siyasi parti altında toplanma nedeni; iktidar gücü, dolayısı ile de iktidar nimetleridir!
Yani iktidar gücünün ellerinden gitmeleri halinde bir arada olabilmeleri mümkün değildir!

Ortada bir rant olmasa eğer, liberallerle ümmetçi grubu ya da bu dörtlüyü tek bir siyasi hareket içinde görmek mümkün olabilir miydi!..

Ey RANT sen nelere kadirsin !

Son derece önemli olduğunu düşündüğüm bu vurgudan hareketle birinci grup mensuplarına vermeye çalıştığım mesaja geçelim…

Devlet kadroları ya da özel kadro altında istihdam edilen birinci grup mensupları, bundan sonra yazdıklarım sizi daha çok ilgilendiriyor olmalı: Sizleri uyarıyor ve yapmakta olduğunuz yanlışlardan artık vazgeçmenizi diliyorum.

Bir çoğunuz, hali hazırda çalışmakta olduğunuz yönetici kadrosu yetkinliğine sahip olmadığınızı en az benim kadar iyi biliyorsunuz. Ancak 9 yıllık AKP iktidarı boyunca sizlerde güçlenip kendinizi gerçekten o makamlara yakışır sandınız !

Hatta bu durum öyle bir hal aldı ki, işgal ettiğiniz makamları gücünüz nispetinde sizin gibi düşünenlerle doldurdunuz.

Özellikle cemaat mensupları bu fırsatı sonuna kadar değerlendirenlerin başında geliyor ve bu durum herkes tarafından yeterince biliniyor. Devlet ya da Özel kurumlardaki ücreti dolgun kadroların nerede ise tamamı, cemaat mensupları ile doldurulmuş durumda.

Kendini Sosyal Demokrat olarak tanımlayan, Muhafazakar ve milliyetçilikten ödün vermeyen, İthal ideolojilere prim vermeyip Atatürkçü Düşünce Sistemi ile beslenip bu şekilde benliğini bulan, olup bitenler nedeniyle kendini Türkçü ya da Militarist görüşle ifade eden herkes, müthiş bir baskı altında !

İktidar nimetlerinden sonuna kadar nemalanan zalimler, işte olup biteni tüm çıplaklığı ile ifade edebildiğim bu noktada size sesleniyor ve sizi UYARIYORUM!

Bu devran böyle devam etmez ve inşaAllah böyle de gitmeyecek. Aklınızı başınıza toplayın ve sizin gibi düşünmeyenlere zulüm etmeyin !

Sesinizi duyar gibiyim: “Bir zamanlar bize de adil davranılmadı” şeklinde bir savunma içinde olabilirsiniz ancak ifade ettiğiniz bu durum doğru olsa dahi yaptığınız zulmü örtmeye yetmez ve yaptıklarınızı meşrulaştırmaz !

Hepimiz bu toprakların çocuğu, hepimiz bu ülkenin enerjisiyiz !

Özellikle ümmetçi ve Fethullah cemaatine bağlı gözü açık ancak gerçekte kör olanlara cennet mekan Yesevi atamdan bir nasihat aktarayım: Anadolu yu Türkleştiren ve gerçek İslam’ı Anadolu ya yayan Sarı Saltuk, Hacı Bektaşi Veli, Mevlana ve Yunus Emre gibi ermişlerin el öptüğü Türkistan Piri atam Yesevi hazretleri, dergahına gelenlere şu vasiyeti edermiş: “Denetleme gücünüz –yani vicdanınız- iktidar gücünüzden –yani nefsinizden- üstün olsun !”

İşte bu dua nedeniyledir ki; Sarı Saltuk ve Hacı Bektaşi Veli hazretlerinin alevi olmaları hiç fark etmemiş Mevlana ve Yunus Emre hep birlikte aynı kökten ilham alarak ayrı düşmeden tek bir amaç doğrultusunda hareket etmişler: sonuçta Anadolu Türkleştirilmiş ve güzel dinimiz İslam dalga dalga yayılmış !

Şimdi bu gerçek dururken bırakın tarikatı, cemaati, hür adamı, gür adamı ! Yesevi atamın bu vasiyeti üstünüze olsun, Allahtan korkun ve bu ülkeyi biraz olsun seviyorsanız sizin gibi ücretli çalışan ancak sizin gibi düşünmeyen insanlara hayatı zehir etmeyin !

Ölçü önümüzde: ”İşi ehline veriniz” diyen bir peygambere inanıyorsak eğer, gereğini yapar, işi ehline verir sadece kafa yapısına, hayat anlayışına, düşünce yapısına itibar etmezsiniz!

Beyhude bir çaba olacak belki yakarışım ama yine de yapmış olayım: Bulunduğu makamı hak etmeyenler, size sesleniyor ve uyarıyorum ! Hepiniz biliniyor ve tanınıyorsunuz. Yönetiminizdeki çalışanlara karşı işlediğiniz günahlarınızı affetmeleri için onlara zulüm etmeyin ve enerjilerini ayırmak, yok etmek yerine, eksiklerinizi gidermek adına sahiplenln ve kendi gücünüzle birleştirmeyi bilin! Unutmayın ki yakında seçim var ve bugün olduğu gibi seçim sonrasında da sizin gibi düşünmeyen bu vatan evlatları birlikte aynı ortamda olacaksınız !


Dedim ya…

Yakında seçim var...

 
Gülen Hareketi içindeki ALPEREN’ler; Bu Yazı Size ! / Alp ERGENEKON PDF Yazdır e-Posta
Salı, 04 Ocak 2011 17:43
http://img27.imageshack.us/img27/8953/11982.pngBaştan belirtmiş olayım: Gülen cemaati içinde kendilerini ALPEREN olarak tanımlayan kardeşlerim bu yazı sizin içindir !

Cemaat mensuplarını şu dört grup altında tanımlamak mümkün.

1 – Yönetim 
2 – Şahsi çıkar peşinde olanlar tayfası
3 – Ümmetçi tayfa
4 – Kendilerini ALPEREN olarak tanımlayanlar


İlk üç grubu ıslah olmaları adına Allah’a havale edip son grup olan “Kendilerini ALPEREN olarak tanımlayanlar” grubu üzerinde durmak istiyor ve yazımın gerçek muhatapları olarak da bu kardeşlerimi görüyorum. Zira bir Kemalist olarak bende kendimi ALPEREN olarak tanımlayanlardanım.

Bu yazımda Fethullah Gülen icraatlarının ALPEREN ruhu ile çelişen tarafları üzerinde durmaya çalışacağım.

Önce ALPEREN’in ne anlama geldiğine bakalım: Alp, Türk’lük kavramından esinlenerek yiğit, bileği güçlü kişi anlamına gelir. Eren ise İslam gizemciliğinden beslenen gönlü ulu, zengin kişi demektir. 

Bu tanımlamalardan hareketle Alperen’i bir isim olarak düşündüğümüzde; “Heybetli Tanrı dağı kadar Türk, Gizemli Hira dağı kadar Müslüman” anlamına gelen kişi olarak tanımlayabiliriz ! 

Fethullah Gülen cemaati ise; cemaat mensuplarınca “oluşumu bir ilahi tecelli” olarak değerlendirilen bir İslam hareketi şeklinde tanımlanıyor.

Şimdi gerek Alperen için yaptığımız “Heybetli Tanrı dağı kadar Türk, Gizemli Hira dağı kadar Müslüman”şeklindeki tanımla, Fethullah Gülen cemaati için yapılan “oluşumu bir ilahi tecelli” tanımlarını göz ardı etmeden Fethullah Gülen şahsında bazı hususları sorgulayalım ve sorguladığımız bu hususların birer çelişki olup olmadığına birlikte karar verelim.

1. Fethullah Gülen’in evli olmadığı biliniyor.

2485 numaralı Sahih-i Müslim’deki hadis şöyle der: "Ey gençler topluluğu! Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa hemen evlensin. Zira evlilik gözü (haramdan) daha çok uzaklaştırıcı, iffeti de çok daha koruyucudur. Evlilik külfetine güç yetiremeyenler ise oruç tutsun. Çünkü oruç, şehveti kıran bir şeydir."

Cemaat mensuplarınca “oluşumu bir ilahi tecelli” şeklinde, İslam gizemciliği bakışıyla tanımlanmış bir hareketin liderinin evli olması gerekmez mi ?

2. "Bir sahabe gibi yaşamak istiyorum." diyen Fethullah Gülen, neden hala Amerika’da yaşıyor! Sözde demokrasi, sözde daha çok insan hakları yalanıyla Irak’a girip insanları perişan eden bir ülkede, neden yaşamaya devam ediyor! Yeni bir Haçlı Seferi ilanı yapmaktan geri durmayan bir ülkede, “oluşumu bir ilahi tecelli” olarak ilan edilen bir hareket liderinin bağımsız hareket etmesine izin verilir mi ?

3. Mavi Marmara baskını ile ilgili olarak Fethullah Gülen'in Wall Street Journal’a verdiği röportajda “…organizatörlerin, yardımı göndermeden önce İsrail ile bir anlaşma yapmayı başaramaması, otoriteyi hiçe sayma anlamına gelir ve çok meyve veren sonuçlara yol açmayacaktır “ şeklindeki söylemine dikkat edelim.

Mensuplarınca “Oluşumu bir ilahi tecelli” olarak ilan edilen bir hareket liderinin katil İsrail için OTORİTE kelimesini kullanıyor olması kabul edilebilir bir durum mudur ?!

4. Fethullah Gülen bir makalesinde 12 Eylül 1980 darbecilerini, Hızır (a.s)a benzetmişti. İşte makalenin ilgili bölümü:

“…Ve, işte şimdi, binbir ümit ve sevinç içinde, asırlık bekleyişin tulûu saydığımız, bu son dirilişi, son karakolun varlık ve bekâsına alâmet sayıyor; ümidimizin tükendiği yerde, Hızır gibi imdadımıza yetişen Mehmetçiğe, bir kere daha selam duruyoruz.”

(Sızıntı, Ekim 1980, Cilt 2, Sayı 21)

(Makalenin tümünü http://www.sizinti.com.tr/konular/ayrinti/son-karakol. html ya da http://tr.fgulen.com/content/view/10747/3/ adreslerinden okuyabilirsiniz.)

Aynı Fethullah Gülen 12.09.2010 tarihli referandumu övgüler dizdiği darbeye karşı rövanş ilan etti.

Aynı Fethullah Gülen’in, yarın başka bir şart altında şimdi övdüğü referandum karşıtı bir rol almayacağını kim garanti edebilir…?!

5. AKP iktidarı tarafından Habur kazası olarak nitelendirilen olaydan sonra tezgahlanan iki dil tartışması ile eşzamanlı olarak şimdilerde bir PKK-Cemaat yakınlaşması olduğu ifade ediliyor ancak hemen hemen her karşıt görüşe anında cevap verme kabiliyet ve gücü olan cemaatten ve onun keskin kalemlerinden çıt yok !
NEDEN ?!

6. Mensuplarınca “Oluşumu bir ilahi tecelli” olarak ilan edilen bir hareket hiçbir şüpheye meydan bırakmayacak şekilde SİYASALLAŞMIŞTIR ! Gülen cemaati siyasi partilere eşit mesafe koyamamış adeta AKP Genel Merkezi görüntüsü vermiştir ! Miyonlarca genç dimağın gelecek kaygısı yaşadığı, milyonlarca insanın işsizlik ve sefalet içinde yaşadığı ülkemizde cemaat yandaşı gazete ve televizyonların manşet yaptığı tek bir husus var: AKP’ nin sözde İleri demokrasi ve sözde daha çok insan hakları için verdiği mücadele ! Yazık !...


Cemaat içinde kendini hala Alperen olarak gören Kardeşlerim !

Tüm bu tespit ve gözlemlere artık kayıtsız kalamazsınız ve kalmamalısınız da! Bir Kemalist olarak benliğimde hissedip yaşamaya çalıştığım ALPEREN ruhuna uygun hareket etmeye davet ediyorum sizi !

Bu noktada atam Oğuz Kağan ve atam Gazi Mustafa Kemal’den iki özlü ifadeyi paylaşmak istiyorum sizlerle:

ULU TANRI !

GÜZEL TANRI !

GÖK TANRI !

Sen Türk'ü Türk yurtlarını koru !

Düşman şerrinden sakla !
TÜRK'ü yiğitlikte daim et !
TÜRK'ü erlik davasıyla yaşat !
TÜRK'ü gerçekçi yap !
TÜRK'ün gönlüne herşeyden önce, hatta kursağına ekmek koymadan evvel TÜRK'lük sevgisini koy !
TÜRK'ü ideal ile yaşat ve ideali hakikat yapmaya çalışsınlar !
Törelerini canları gibi saklat !
TÜRK'e zevk ve rahat verme !
Bilakis zahmete alıştır !
Zahmetle yürekleri, bedenleri demir olsun !
Bu sayede onlara yüksek çalışma kudreti verirsin !
TÜRK'ü faal, cevval edersin. TÜRK'e değişmez bir seciye ver !
Zamanla seciyesi değişmesin, sade tekemmülle tadilat görsün !

Oğuz KAĞAN



Bu memleket, dünyanın beklemediği, ayrıcalıklı bir varlığın ortaya çıkmasına sahne oldu. Bu sahne yedi bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıyla sallandı. Beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır. Kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir !


K.ATATÜRK
 
Şeyh Edebalı’dan Başbakana; "Ey Oğul..." / Alp ERGENEKON PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 19 Aralık 2010 23:48

http://img87.imageshack.us/img87/4885/erdogansinirli.jpgSayın Başbakanın şiir okuma merakını hepimiz çok iyi biliyoruz.


Bu cümle ile de hakkını verelim; gerek ezberi ve gerekse şiir okumada oldukça başarılı.



Ezberinden okudukları arasında cennet mekan Şeyh Edebalı’nın yine cennet mekan Osman bey’e yazdığı vasiyeti hatırlamadan edemedim.



Sayın Başbakan’ın en azından toplumun bir bölümünce tasvip edilmeyen öfkeli hitabeti ister istemez hatırlatıyor insana.



Oturdum, gaza politikasını Gökbörü ruhu ile nakış nakış işleyen Şeyh Edebalı mantığıyla düşünmeye çalıştım. Acaba Şeyh Edebalı yaşıyor olsa, acaba sayın Başbakana hitaben nasıl bir yazı yazardı…



Bakın nasıl bir vasiyet çıktı ortaya…
------------------------------------------------------------------

Şeyh Edebalı’dan Başbakana…


Ey Oğul!

Bugün toplum mühendislerince inisiye edilmiş Millet iradesi ile güçlüsün.
Bu gücü nerede ve nasıl kullanacağını iyi bil!
Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup etmesin.
Sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!..

Milletini, irfanı içinde yaşat ona sırt çevirme.
Varlığını duymazdan, görmezden gelme!..

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölürler.
Dünya, senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.
Bütün fethedilmemiş gizlilikler, bilinmeyenler, fazilet ve adaletle gün ışığına çıkacaktır.
Anan ve atanla birlikte herkesin ana ve atasını say!
Bil ki bereket, büyüklerle beraberdir!..

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açık ama doğru sözlü ol!
Her sözü üstüne alma!
Gördün, söyleme; bildin, deme!

Cahiller arasındaki alim olma!..
Milleti fakir düşürme; garip, gureba diye seslenme!..
Milletten aldığın “tekrar teveccühü” kaybetme, layık ol!..

En büyük zafer nefsini tanımaktır.
Nefsini tanı !..
Düşman, insanın kendisidir. Dost ise, nefsi tanıyanın kendisidir.
Nefsini tanıyan ol!..
Vaktiyle yanılan atalarımız, sağlıklarında devletlerini oğulları ve çevresiyle bölüştüler. Bunun içindir ki, yaşayamadılar, bunu aklından çıkarma!..
Ülke, idare edenin, oğulları ve çevresiyle bölüştüğü ortak malı değildir.
İhanet etme uzak dur!..

BOP’a GOP’a itibar edip eşbaşkanlığına itibar etme !
Ashab gibi yaşamak isteyip pensilvanya’yı vatan bilenlerden olma !
Küffar karşısında mücadeleden korkma!
Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli (korkusuz, pervasız, kahraman, gözü pek) derler.
Deli Ol !

Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar.
Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur.
Bilgiden uzak kalma !..

Geçmişini iyi bil ve nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini bilesin.

Ey Oğul!

Bütün bu söylediklerimize kulak veresin.
Ve dahi;
Öfke sende olup, uysallık bize düşmesin!..
Güceniklik sende olup, gönül almak bize düşmesin!..
Suçlamak sende olup, katlanmak bize düşmesin!..
Acizlik ve yanılgı sende olup, hoş görmek bize kalmasın!..
Geçimsizlik, çatışma, uyumsuzluk, anlaşmazlık sende olup, adaletli olmak bize düşmesin!..
Kötü göz, şom ağız, haksız yorum sende olup, bağışlamak bize kalmasın!..
Üşengeçlik sende olup, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek bize düşmesin!..

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir!..

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 2
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!