Zahide UÇAR



F Çeteyi Aklamaya Soyunan Muhalefet / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Cuma, 10 Ocak 2014 22:55

Zavallı muhalefet tel tel dökülüyor. Kaş yapayım derken göz çıkarıyorlar. Sözüm ona muhalefet yapacaklar ya? Erdoğan’ın çöplerine sahip çıkmayı muhalefet etmek sanıyor garipler.

Polisler görevden alınırken, görev yerleri değiştirilirken“çıkmayan sesiyle” önce Bahçeli Gürledi;

“Polisler sahipsiz değil…”

Ne garip değil mi?

Bugün kumpas kuranların bile itiraf ettiği o Bizans mahkemelerinde insanların hayatları karartılırken, Bizans basınının üç kuruş etmeyen alçakları “Türk kalmakta diretenleri” en aşağılık iftiralarla linç ederken,

İnsanlar zindandan tabuta yollanırken seyrettiniz.


Size Papa Eftim’i hatırlatayım;

Fener Patrikhanesinin dini siyasete alet ettiğini fark etmesinden sonra 65 yıl onlarla mücadele eden Papa Eftim,

Milli mücadele yıllarında Fener Patrikhanesi’nin ihanetini protesto etmiş ve milli mücadeleye katılma kararı almış olan Papa Eftim,

72 kilisenin vekili olan Eftim’in bu davranışı, İstanbul Hükümeti’nce zararlı görüldüğünden derhal tutuklanması emredilmişti!

“Ben Türk dostu değil, Türkoğlu Türk Eftim’im” diyen Papa Eftim,

İşte o Eftim’in torunu Sevgi Erenerol, yeni İstanbul Hükümeti’nin ayarladığı bir yargı tarafından 2008 yılında rehin alındı.

Ergenekon Savcısı, Türk Ortodoks Patrikhanesi Sözcüsü Sevgi Erenerol’a davada ne sordu biliyor musunuz?

“Siz nasıl Hıristiyansınız, Hz. İsa’dan çok Atatürk’ten bahsediyorsunuz!”

Sayın Bahçeli, sizi o zaman da ortalarda görememiştik.

Türk Ordusu darmadağın edilirken,

Milli kahramanlar intihar ederken,

Hukuka saygılı olanlardan birisi de sizdiniz. O zaman Ordu sahipsiz değil, bu millet sahipsiz değil diye “çıkmayan sesinizle” bir gürlemenizi duyamamıştık.

Şimdi; sürülen, görevden alınan polislerin ailelerini düşünür olmuşsunuz(!).. Siz 2007’den bu yana CİA yargısı kullanılarak perişan edilen aileleri hiç dile getirdiniz mi? Silivri çadırlarını, Vardiya Bizde Platformlarını bilir misiniz Bay Bahçeli?

Kahramanlık madalyası olan, dizinden aşağısını PKK ile mücadele ederken kaybeden gazimiz Abdülkerim Kırcı dayanamayıp intihar etti. Ali Tatar, ailesine en aşağılığından namus iftiraları atıldı. Sahi, sizin aklınıza bu insanların ailesini ziyaret etmek geldi mi?


Ya Kılıçdaroğlu?

Zavallılık üzerinden dökülüyor.

Kılıçdaroğlu Savcı Öz’ün “tehdit edildim” iddiasına sahip çıkıyor ve;

“Zekeriya Öz uzun yıllar devlet hizmeti görmüş, devlete hizmet vermiş birisi. Yalan söylemesine gerek yok.” Diyor.

Böylece Savcı Öz ve BTÖ (Beşiktaş Terör Örgütü) diye adlandırılan polis kimlikli çeteyi aklıyor. Yazıklar olsun!!.

Kılıçdaroğlu bu sözüyle CHP milletvekili olan Balbay, Haberal, Sinan Aygün’e yapılan terör örgütü elemanı suçlamasını kabul etmiş oluyor.

Şaşkın ördek geri geri yüzermiş, o misal…

Erdoğan’a muhalefet edeyim derken, Savcı Öz gibi hukukun bütün kurallarını çiğnemiş, PKK’lıları, tecavüzcüleri, kadın satıcılarını gizli tanık yapan bir şahsı aklıyor.

Alkış, alkış, alkış Kılçık-taroğlu(!)..

Erdoğan’ın suyunu sıkana kadar kullanıp çöpe attığı şahısları aklamak da tel tel dökülen zavallı muhalefete kaldı.

Çöp toplayan muhalefet…


Herkes gideceği adresi biliyor.

Sahip çıktıkları çete; ahlaki bütün kuralları, dini bütün değerleri ayakları altında çiğnemiş bir çetedir. CİA ile birlikte Türk Milletine tuzak kurmuş bir çete.

Ocakları söndürmüş, yabancı bir devletin istihbaratı ile birlikte millete psikolojik savaş yürütmüş, devlet sırrı olan bilgileri ortalığa saçmışlardır.

Adamsanız; bu acımasız çeteye acıyacağınıza, içeride öldürülen Fatih Hilmioğlu’na, Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk’e sahip çıkın. Öldürülmelerine engel olun.

Öncü işgal güçleri çıkar kavgası yapıyor. Kuva-i İnzibatiye
(Kuva-i Milliye ile savaşan, İngilizlerin maaş ve lojistik desteğini alan hilafet ordusu) içindeki çatlak savaşa dönüşmüş. İki taraf gırtlağına kadar suça batmış. Halka bu durumu göstermekle görevli muhalefet, suçlu bir şebeke üzerinden diğer suçluyu aklıyor. Hay sizin muhalefetinize tüküreyim ben.

Ey Türk Milleti; baştan aşağı gayrimeşru olan bir yapıyı meşrulaştırmayı görev edinen bu sefilliği iyi izleyin!!.

Yalçın Küçük yeni yazısında Kılıçdaroğlu’na “Garboçov” diyor. Belki de son zamanların en isabetli yakıştırması bu isim.

Kılıçdaroğlu’nun içinde bir Tunceli, kendi sözüyle Dersim kini vardır. Dersim konusunda kendi partisinden Onur Öymen’e içinde bastırdığı duygularını kusmuştu. Bu tür insanlar ne kadar mülayim görünürse görünsün, devletle sorunludur.

Türkiye’nin parçalanması projesinde Kılıçdaroğlu “Garboçov” rolünü üstlenebilir mi?

AKP’nin bütün ihanetlerine destek olan bir takım eski tüfek solcuları bir hatırlayın. Hepsi Devletle sorunludur. Devlete olan düşmanlıklarını Erdoğan’ın cumhuriyet düşmanlığıyla birleştirdiler.

Devletle sorunlu insanlar o devleti yönetemez. Onbir Yıldır AKP diktatoryasında bu durumu net olarak gördük, yaşadık.

Şimdi çöpleri karıştıran muhalefet, hiçbir ahlaki kural tanımayan bir şebekeyi aklamaya kalkıyor.

Oysa onlar bütün cinayetleri birlikte işledi. Bütün ihanetleri birlikte yaptı. 2014 yılına geldiğimiz onbir yıllık süreçte her ikisi de öncü işgal gücü gibi davrandı.


Hangisine sahip çıksanız, yapılan ihanetin ve cinayetlerin ortağı olacaksınız!!.

Seyrederek zaten olmuştunuz.

Suçlulardan birine sahip çıkmaktan başka bir çözüm üretmeyi akıl edemeyen zavallı muhalefet…

Siz çoktan Haliçteki Simonlara katılmışsınız…

Ne diyelim?

Yolunuza Savcı Öz, kısmetinize BTÖ polisi çıksın inşallah… Gizli tanığınız Şemdin Sakık, imzasız mektup yollayanınız Osman’ın olsun. Kanada’daki Haham Tuncay Güney mektup arkadaşınız, Sedat S. Haşıloğlu uyuyan savcınız olsun. Savunma hakkınız elinizden alınsın, savunma yaptınız diye ceza alasınız inşallah... Avukatınız tutuklansın, telefonlarınıza terör örgütlerinin telefonları yüklensin, sehvene uğrayasınız inşallah…

Amiiin!..


Zahide UÇAR, 10 Ocak 2014
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
AKP PKK'ya Katıldı(!).. / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Salı, 19 Kasım 2013 22:26

BOP Eşbaşkanı dolaylı destek verdiği PKK’ya 16 Kasım 2013 günü Diyarbakır’da resmen katıldı.

Yasama, yürütme, yargı bu katılımı onayladı.

Kolluk güçleri biat etti. Katılımcıları koruyup kolladı.


İsveç'te verdiği bir konserde terörist başı Öcalan’ı "özgürlük savaşçısı" diye överken, Türkiye'yi "terörist devlet" ilan eden Şivan Perver, peşmerge kıyafetiyle konser verdi. Perver ile Erdoğan’ın aynı düşünceyi paylaştığı Cumartesi günü ispatlandı.

Erdoğan gizlice Yunanistan’a giderek Perver’in nikah şahitliğini de yapmıştı.

Bebek katili yargılandığı süreçte İbrahim Tatlıses’in kendilerine yardım ettiğini söylemişti. Yardımları karşılığında Tatlıses otobüsleri Doğu’ya seferlerini rahatça yapmıştı. Tatlıses Şivan ile düet yaptı(!)..

Recep’in düet arkadaşı ise kendisiyle gurur duydukları Barzani idi…

Tencere-kapak. Çok yakıştılar birbirlerine…

Küresel çetenin memurlar… İkisi de çok zengin(!)..

İkisi de Kürtleri İsrail’e pazarlıyor.

Kerkük, Telafer’de yaşanan Türk katliamları Anadolu Türkleri için planlanıyor.

16 Kasım 2013 tarihinde kadim Türk şehri Diyarbekir’de küresel fahişelerin Büyük İsrail filmi oynandı.

Türk Ordusunun NATO(CİA) tarafından fişlenen subayları ile Genel Kurmay Başkanı terörist olarak damgalanırken
, bebek katili “özgürlük savaşçısı” oluverdi(!)...

Özgürlük savaşçısı öyle mi? Kırk hovardası olan bir fahişeyi bakire diye pazarlayın(!).. Uyuşturucu baronu, tecavüzcü bebek katili…

BOP Eşbaşkanı 2004 yılında Diyarbakır’ı BOP’un yıldızı ilan etmişti.


Öcalan’ın yakalanıp içeri tıkılmasından sonra PKK geriledi. Türk Ordusu’na yenilen PKK’ya hayat öpücüğü lazımdı. PKK’nın Türk Ordusu ile savaşarak kazanamayacağını anlayan küresel eşkıya, siyasi piyonuyla PKK’ya hayat öpücüğü verdi. Moral verdi. Güç verdi.

Türk Ordusuna ilk kumpas Şemdinli’de kuruldu. 9 Kasım 2005'te Hakkari ili Şemdinli ilçesinde PKK’lı Seferi Yılmaz’a ait Umut Kitapevinin bombalandığında bölgeye giden Erdoğan ilk önce Seferi Yılmaz’ı ziyaret etti. PKK’nın talebi doğrultusunda Vali’yi görevden aldı. Türk askeri ile PKK’yı eşitleyen sözler söyledi.

2005 yılında; “Kürdistan’ı Erdoğan’a kurduracaklar” diye yazdığımda, bana epey gülen olmuştu. Daha kırmızı çizgiler silinmemişti. Barzani’nin tanımı “postal yalayıcısıydı(!).. Oysa niyet belliydi. Ergün Poyraz’ın kitaplarında açıkladığı AKP’nin devşirme kurmayları köklerine hizmet edecekti.

Nil’den Fırat’a “Büyük İsrail” ve Kurtuluş Savaşıyla kesintiye uğrayan “Büyük Ermenistan’ı kurma” projesi… Bu proje içinde Kürtler yok. Kürtler bu gerçekle karşılaştıklarında, Filistin’in kaderini paylaşmaktan başka seçenekleri kalmayacak.

Güneydoğu’da yaşayan insanlar için gerçekten bir şey yapılmak istenseydi eğer;

1.
Toprak reformu yapılır, insanlar ağanın marabası, kölesi olmaktan kurtarılırdı.

2. Doğu ve Güneydoğu’daki devletin kurduğu et balık gibi fabrikalar kapatılarak işsizlik körüklenmezdi.

3. Pervin Buldan gibi uyuşturucu ticareti ile ünlü bir ailenin ferdinin Kürtler için siyaset yapması ciddiye alınmazdı.

4. Ahmet Türk gibi bir ağa, devletle halkın arasına giren, Güneydoğu’daki problemlerin sorumlularından biri sorun çözüyorum komedisiyle ortaya çıkamazdı.

5. BDP takımı ve AKPKK’nın Güneydoğu’da kadınlara uygulanan töre cinayetleri hakkında konuştuklarını gördünüz mü? Küçücük kızların 70’lik sapkınlara eş diye pazarlanmasına sesleri çıktı mı?

6. Aşiret-tarikat-ağa sistemine tek laf ettiler mi? Etmezler. Çünkü bu sistemden besleniyorlar.

AKP siyaseti aslında niyetini hiç saklamadı. Belli ki devletin belli kademelerinde bir ortaklık kurulmuştu. O ortaklığı saklamak adına;

“Bilmiyorum, görmedim, duymadım”
ihanet oyunu oynandı. Muhalefet ve belli kurumlar tıp(sessizlik) oyunu oynayarak, tepki enerjisi arttığında ise gaz alma görevi yaparak ihanete ortaklık ettiler.

Erdoğan ve danışmanları….

Erdoğan ve yakın kurmayları…

Hilmi Özkök, Aytaç Yalman, Yaşar Bükanıt, Necdet Özel vb…

Hakan Fidan ve ekibi,

Fetullah terör örgütü,

Y-CHP’nin yeni kurmayları…

Şehitlikler kalksın diyen TESEV üyesi Kılıçdaroğlu…

Ülkücü gençliği pasifize eden, MHP’yi şişeye tıkıp TIPA görevi yapan Bahçeli..

Cumartesi gün Diyarbekir’de, kadim Türk yurdunda küresel fahişelerce oynanan Türk’e meydan okuma oyunundan sorumludur!!.


UNUTMA!!.

Bir de vatan parçalanırken ortadan yok olanlar var.

Ahmet Necdet Sezer… Hani şu Ecevit’e kitap fırlatıp krize neden olan Cumhurbaşkanı… İkiz(bölünme) yasaları onaylayan şahıs. Hırsız olmadığı için yere göğe konamayan zat(!)… Millet kendisini gelebilecek en yüksek yere getirmiş… Atatürk’ün makamına oturtmuş. Bu ülkeden en az payı aldığı halde ülkeyi savunmak için hayatını kaybeden, esir olan insanların olduğu bir ülkede adeta yok olan şahıs… Kendisini adeta unutturması kimseyi düşündürmüyor mu?

Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer diyen Mesut Yılmaz nerede? Gören var mı?

Tansu zaten Erdoğan’ın danışmanı…

Mehmet Ağar…
PKK’ya “dağdan düz ovaya inip siyaset yapsınlar” diyen şahıs…

Erdoğan’ın iz düşümü olan Sarı Gül de Tayyipçilik oynuyor. Fetullah terör örgütüne güzellemeler yapıyor. Bu Gül’ler nedense bana hep “HAÇ ve Gül Kardeşliği, tapınak şövalyeleri” figürlerini hatırlatıyor.

Umudunu seçimlere bağlayanlar; Cumartesi gün Diyarbekir’de Türk Milletine meydan okundu. Muhalefet gerçekten muhalefet olsaydı, ülke bu günkü noktaya gelmezdi.

Bundan sonraki yazımda bu konuyu daha detaylı işleyeceğim.

16 Kasım 2013 günü AKP Diyarbekir’de Barzani eşliğinde PKK’ya katıldı…

Bu katılımı kutlamak için PKK’lı Şivan Perver ile Abraham(!) Tatlıses düet yaptı.


Muhalefet arazi oldu.

TBMM ve Ankara işgal altındadır!!.

İşgal altında kalan bir milletin kendini savunma hakkı vardır!!.

ACİLEN!!..


Zahide UÇAR, 19 Kasım 2013
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir


Son Güncelleme: Salı, 19 Kasım 2013 22:47
 
21. Yüzyılın Köle Pazarı… / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Perşembe, 14 Kasım 2013 20:45

21. Yüzyılın köle pazarı Türkiye’de kuruldu.

Küresel elitin Türkiye satış bayii konumunda olan AKP siyaseti Türk Halkını köleleştirdi, farkında mısınız?


Nevval Kavcar’ın Ortadoğu Gazetesinde yayınlanan “Yabancı ortağı olmayan bir tek turşucular kaldı” başlıklı yazısı, Türk Milleti’ne ekonomiden el çektirildiğini gösteren acı bir tespittir.

Anlatılan ihanet buz dağının sadece bir yüzüdür.

İkinci yüzü ise;

Türk Milletinin bu yabancı şirketlere köle yapılmasıdır.

Bu nasıl mı yapıldı?


İşçiler sendikasızlaştırıldı. İşçi ile işveren arasına taşeron yerleştirildi. İş güvenliği olmayan, sendikası olmayan köle işçiler, yabancı şirketlere ucuz işgücü sağlayan köle işçiler durumuna getirildi.

Satılan KİT’ler, işletmeler ve bankalarda çalışanların durumu köle işçilerin durumundan hiç farklı değildir.

Bankada bir memursanız(yerli banka kalmadı sayılır), sizi performans zinciri ile boğarlar. Her ay önünüze bir hedef konur. “Bu ay şu kadar müşteri getir” denir. Görev yaptığınız” il-ilçe-belde” için “artık doyuma ulaştı, yeni müşteri bulamıyoruz” deme gibi bir lüksünüz yoktur. Hedefi yakalayacak müşteri bulamadıysanız, her ay sonunda yapılan toplantılarda aşağılanır, kırbacın yerine küçümseyen sözlerle dövülürsünüz. Bayram, yeni yıl demeden çalışırsınız. Fazla çalışma(mesai) ücretinizin üzerine yatarlar. Ayrıca halkın iyi bildiği o eski maaşlar da artık verilmemektedir. Çalışan köleye “İşine gelirse” deniyor. Nasıl olsa iş bekleyen yüzlerce köle adayı var(!)..

Emekli olan bir banka müdürü ile yaptığım konuşmada müdür;

“Bankalarda artık müşteriyi memnun etme odaklı hizmet anlayışı bitti. Müşteri getir. Posası çıkana kadar kullan, at. Sonra yeni müşteri bul anlayışı geçerli hale geldi.”

Anlayacağınız bankalar sadece yabancı şirketlere satılmadı. Bankalara ucuz işgücü imkanı da sağlandı. Banka sahibi köleleştirdiği personeliyle Türk Halkının iliği, kemiğine kadar sömürdü. AKP siyaseti gerekli düzenlemeleri yapmayarak bankaların izlediği acımasız sömürüye örtülü destek sağladı.

Bankalar 2012 yılından durup dururken en karlı kuruluşlar olarak çıkmadı. Bankalar Türk halkını sömüren acımasız bir TEFECİ kimliğine büründü. Banka terörü…

Türk adıyla birlikte satılan Telekom satılmadan önce açılan Telekom Bayilerini adeta sağmal inek gibi kullanıyor. Bayiler ile yapılan sözleşmenin bir nüshası “hukuk ihlali yapılarak” bayilere verilmemiştir. Bayiliği alabilmek için itiraz edemeyen vatandaş bırakın kazanç sağlamayı,Telekom’un elinden canını nasıl kurtaracağını bilememektedir. Telekom bayisini kapatan vatandaşlar ise bir yıl ve daha uzun süre teminat mektubunu Telekom’dan alamadığı gibi, teminat mektubu için bankaya cebinden ödeme yapmaya devam etmektedir. Elinde sözleşme bulunmadığı için kanuni haklarını arayamamaktadır.

Telekom’un çalışanları da performans sistemi ile çalıştırılmakta, bir kişi üç kişilik iş yapmaya zorlanmaktadır.

AK tüccarlar şimdi de “Özel İstihdam Büroları”, yani 21. Yüzyılın Özel Kölelik Bürolarını açma yasası ile kiralık işçi modelini Türkiye’ye getirmek istiyor. Çünkü yabancı köle tüccarları öyle istiyor. Yasa çıkarsa Nevval Kavcar’ın yazısında belirttiği yabancı şirketler Türk İşçisinin alın terini ucuza kiralayacaktır. Güdümlü politikalarla İşsizler ordusunun oluştuğu ülkemizde işçi ekmek parası için para baronlarının gönüllü köleleri haline gelecektir.

İşçi ile işverenin arasına Özel İstihdam Büroları gireceğinden, iş arayan bireyin artık bir hükmü kalmayacaktır. Kişinin nerede çalışacağına ve nasıl çalıştırılacağına Özel İstihdam Büroları karar verecektir. İşçi çalıştığı iş yerinin ödediği ücreti değil, Özel İstihdam Bürosunun verdiği ücreti alacaktır. Bu ahlaksız sistemle yaratılan aracı patronlar, işçinin alın terine ortak olacaktır. Köle tüccarı patron emek vermediği kazançtan işveren olurken, sömürdüğü insan köle olacaktır.

“Özel İstihdam Bürosu” sektörü de diğer sektörlerde olduğu gibi yabancıların kontrolünde olacaktır.

Özel Güvenlik şirketlerinin neden kurulduğu, yabancıların bu sektörü niye ele geçirdiği artık sır olmaktan çıkıyor.

“Antalya’nın Manavgat ilçesinde Ahmetler köyünde yapımı planlanan HES projesine karşı 6 Kasım tarihinden bu yana kanyon girişinde nöbet tutan köylülere dün akşam saatlerinde yine ateş açıldı. Beyzbol sopalarıyla HES nöbeti tutan köylülere saldırdığı öne sürülen özel güvenlik elemanları kanyonu kurşun yağmuruna tuttu.”
Yusuf Yavuz(12.11.2013)

Türk Halkı uyanmazsa gelecekte her yer Ahmetler köyü, her Türk Vatandaşı Ahmetler köylüsü olacaktır. Köle tüccarı işgalciler özel güvenlik şirketleri ile kurtarılmış alanlar kuracak, kendi ülkesinde esir olan Türk Halkı Somali halkının kaderini paylaşacaktır.

İşgal bin bir isim altında yapıldı. İşgal güçleri esir aldığı
(banka adıyla, şirket adıyla, HES adıyla, özelleşme dalaveresiyle) insanları hızla köleleştiriyor.

Bu ahlaksız, insanlık dışı uygulama her melanet gibi din kılıfı altında millete yedirilmeye çalışılıyor.

Kiralık işçinin özgüveni olmaz. Gelecek endişesi ile yaşayan insanın ruh sağlığı bozulur. Birey olmaktan çıkan, kendisi hakkında karar veremeyen bir insan; vatandaşlık, yani aidiyet duygusunu kaybeder.

Operasyon öyle çok yönlü yürütülüyor ki…

Limanlar satıldı.

Sular yabancı şirketlere 49 yıllığına kiralandı. İngiltere Prensi Charles yıllar önce gelecekte çıkacak dünya savaşının su savaşları olacağını yazmıştı. Ülkemizde su savaşı HES adıyla başlatıldı bile.

Madenler yabancıların.

Tarım alanları büyük oranda yabancılara satıldı.

Ülke kiliselerle donatıldı.

Yani Anadolu’ya biçilen don, içinde Türk ve Türk Müslümanlığı
(Maturidi) olmayan bir dondur.

Müslüman diye Zangoçların (kilise çancısı) peşine takılmanın ağır bedelidir bu sonuç.

Bunların dedeleri de(Osmanlı-duraklama süreci) Türk Halkına sanattan, zanaattan ve ticaretten el çektirmişti. Fetva’da hazırdı:

“Ticarete haram girdiği(!) için Müslümana ticaret yasaktır(!)..”

Böylece sanat, zanaat, ticaret azınlıkların eline geçti. Artık Müslüman Türk Halkı parasız ve cahildi. Ermeni tehcirinden sonra zanaattan el çektirilen Türk Halkı nasıl at nallayacağını bile bilemedi.


Oysa dinin gerçeğinde;

“Rızkın onda dokuzu ticarettedir” der.

İşte bu yüzden devlet dinsiz olmalıdır. Din bireyedir. Devlet din devleti olursa, emrindeki din memurlarına istediği fetvayı verdirir. Din diye küfür idareye hakim olur, farkında bile olmazsınız.

Tıpkı günümüz Türkiye gerçeğinde olduğu gibi…

Zahide UÇAR, 14 Kasım 2013
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Coş-Matik(Recep-Matik) / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Salı, 12 Kasım 2013 19:20

Sana Vali Olamazsın Demedik…

Adana Valisi Hüseyin Avni Coş kendisini protesto eden vatandaşa” kavat”, yani pezevenk demiş. Eleştiri alınca kıvırmış, kavas demiş olabilirim demiş(!)..

Muhalif birini görünce coştukça coşan bu müfettişlikten bozma vali kim biliyor musunuz?

Coş'un, Erdoğan’ı belediye başkanlığı döneminde aklayan müfettişdir.

Kendisine Coş-Matik veya Recep-Matik de diyebiliriz.

Matik Vali 29 Ekim töreninde Adana Büyükşehir Belediye başkanvekilinin bayraklı rozet dağıtımına engel olmaya kalkmış, tartışma çıkmıştı. Devletin valisi olmak gibi bir etik değeri bulunmadığı anlaşılan vali, Erdoğan’ın “benim valim” dediği AK-Valilerden sadece biridir.

Kırklareli CHP Milletvekili Kesimoğlu; “Coş’un güvenlik güçlerini kullanarak milletvekillerini, belediye başkanlarını yasal olmayan şekilde dinlettiği ve dinlemelerin belli yerlere servis edildiği” iddiasıyla hakkında soru önergesi vermişti.

Ayrıca her gittiği ilde ihaleleri aynı firmaya verdiği iddia edildi.

Siyah-beyaz filmlerin kötü adam karakterini canlandıran bir figüranı anımsatan Coş, oturduğu koltuğa bir kişilik veremeyince, o koltuğun ancak gücünü kullanabiliyor(!)

AKP kadrolarının işgal ettiği bütün kadrolar tel tel dökülüyor.

Başbakan Erdoğan, vatandaşa 'gavat' dediği için tartışılan Adana Valisi Hüseyin Avni Coş hakkında "arkadaşımın tavrını doğru bulmuyorum ama kusura bakmasınlar Valilerimizi de böyle provokatif eylemlere yedirmeyiz" buyurmuş(!)

Ee…, birine gebe olursan, kolay kolay yiyemezsin zateni. Herkes kendi kamburunu kendi taşısın. Bu millet senin kamburlarını taşımak zorunda değildir.

NOKTA!..


Garip-gureba edebiyatı yapan AK cahillerin kendilerine çok yakışan, adeta ikiz ruhları gibi olan bu Coş ile ilgili Emekli Yarbay Z. İlhan Çakır’ın anısından bir paragrafı ilginize sunuyorum:

“Sene 1987 ve ben Ünye askerlik şube başkanıydım rütbem teğmen yaşımda 24 idi...

Ünye’nin 50-60 km üzerinde Akkuş ilçesi vardır ... Akkuş Kaymakam Hüseyin Avni Coş idi ...

Ziyaretine gittim ama hoşlanmadım bu heriften. Çayımı sigaramı içeyim kalkayım dedim, bu arada yanında en az 70 yaşında bir amcayla birlikte odacı içeri girdi. “Sayın kaymakamım, bu vatandaş size evrak imzalattırmak istiyor” dedi..

Adama öyle bir bağırdı ki;
Görmüyor musun misafirim var. Acelesi ne, beklesin...

Ben girdim araya. lütfen amcayı bekletmeyin kaymakam bey. Rica ediyorum, benim için sorun değil. Zaten az sonra kalkacağım.

Evrakı aldı, imzalarken bir eksik gördü ve kudurdu...

“O memur gelsin” dedi...

Gelen memura da bir araba hakaret etti. “Defol git, düzelt getir” dedi ama o ihtiyar amca odada ve ayakta... İki büklüm, zor duruyor zavallı… Ve mevsim kış, her yer çamur kar... Adamın ayağındaki kara lastik bile delik. Islanmış ayakları ve tir tir titriyor.

Zaten istediği de o zamanki fakir fukara fonundan ya yiyecek yada giyecek falan istiyor.

Adam 5 dakika kadar ayakta titriyor ve bu öküz adama; “amca otur” demiyor. Bana kendini anlatıyor.Teğmenim şunu yaptım, teğmenim bunu yaptım...

Ama ben o kadar üzüldüm ki amcanın o zavallılığına, hiç dinlemiyorum bile bu Avni’yi…

Dedim ki; “kaymakam bey lütfen müsaade edin amca otursun. Hatta yine rica ediyorum, bir çay ikram edin, ısınsın biraz.”

Bu ters ters baktı bana ve dedi ki;
“Teğmenim siz bu Akkuşluları bilmezsiniz.”

Adam da duyuyor.

“Çok pistir bunlar. Leş gibi kokarlar. Zaten üstü başı çamur.”

Bir de dedi ki;
“Ben askerleri sert bilirdim, siz çok yufka yüreklisiniz.”

Bunu deyince bende film koptu. Dedim ki;
“Beyefendi, sizin pis ve cahil gördüğünüz bu insanlar veriyor üstümdeki üniformanın, ayağımdaki ayakkabının parasını ve sizin oturduğunuz bu koltuğun, masanın, kalemin bile. Siz kimsiniz ki halkı küçümsüyor, hor görüyorsunuz? Siz oturtsaydınız bu amcayı, onun çamuru ile kirlettiği o koltuğu ben üniformam ile silmekten onur duyardım. Kusura bakmayın, ben sizi bir insan zannedip tanışmaya gelmiştim ama yanılmışım.”

Sigaramı da odasındaki halının üzerinde ayağım ile söndürüp çıkıp gittim.

Çıkarken de duyacağı şekilde sö..rek ...

İşte bu adamdır şimdiki adana valisi Hüseyin Avni Coş denen Millet düşmanı”


Eee, biz de diyoruz ki;


BİZ; SANA VALİ OLAMAZSIN DEMEDİK…


Zahide UÇAR, 12 Kasım 2013
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
Atatürkçüğüm... / Zahide UÇAR PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 10 Kasım 2013 19:42

Bu gün size sevgili kızınız Rahmetli Ülkü Adatepe gibi Atatürkçüğüm demek istiyorum. Çünkü bu gün kendimi sevgili Ülkünüz’den farklı görmüyorum. Karanlık bastığında tek yöneleceğimiz adres; Samsun’da güneş olup doğan, karanlıkları aydınlıklara eviren Atamızdır…

Savaştığın, yendiğin iç düşmanlar tek tek çıktı karanlık dehlizlerinden. Kurduğun ülkenin adına, kurucu milletin kimliğine yeniden savaş açtılar. Salyalarını saçarak ahlaksızca iftira ediyorlar.

Sana kimler mi saldırıyor?

Sen 7 düvelle savaştın ya Atatürkçüğüm,

Onlar devletler liginde küme düştüler. Şimdi ancak terörislerle görüşebiliyorlar. Eli kanlı teröristleri destekler bir ülke haline geldik.

Sen komşularımızla iyi ilişkiler, ekonomik ve kültürel birliktelikler kurmak için çalıştın,

Onlar bütün komşuları (Yunanistan hariç, onlara Ege’deki adalarımızı bağışladılar) sırtından vurdular.

Ülkeye, Türk’e düşman kim varsa baş tacı ettiler.

İngiltere’nin Chatham House kuruluşu(Sevr Antlaşması’nın hazırlanmasında katkısı olan kuruluş) Çanakkale Boğazı’nın işgal edildiği gün CumhurbaşkanıAbdullah Gül’e ödül verdi.

Kraliçe II Elizabeth Abdullah Gül’ü, 2008 yılında İstanbul Boğazı’nda demirlettiği İngiliz donanmasına ait HMS İllustrious savaş gemisinde “huzura” çağırdı. Kraliçe başında tacı olduğu halde(sömürge ülkelere başında tacı ile gidiyor)İngiltere’ye önemli hizmetler yapmış, “adanmış kişilere” takılan “Knight Grand Cross of theOrder of theBath” nişanını Gül’ün yakasına kendi elleriyle taktı (İstanbul’un işgali sırasında aynı yere demirleyen İngiliz gemisinin adı da HMS idi.)

Ülkeye Başbakan olan şahıs Yahudi kuruluşlarından ödül aldı.

Senin savaştığın kim varsa bunların dostu oldu. 7 düvelden ödül alandan geçilmiyor.

İngiliz vatandaşı Mr. Şimşek Maliyeden sorumlu bakan oldu.

Numaralandırılmış ajanlar meclise doldu.

Biliyorum, kaşların çatık;

“Siz ne yaptınız çocuk? Ben size başınıza getireceğiniz kişilerin köküne dikkat edin demedim mi?”

Diye bizi azarlıyorsun.

Haklısın Paşam. Suçumuz çok büyük. Cezasını da çekiyoruz.

Ateşten gömlek sırtımızda…


İşte bu nişanlı, ödüllü takımın himayesindekibir takım güruhşimdi sana İngiliz ajanı diyor.

Ne kadar ajan, uşak, geçmişteki hainlerin dölüvarsa salya sümük kuduz itler gibi Size, Cumhuriyete ve Cumhuriyet kazanımlarına saldırıyor.

Ah be Atatürkçüğüm;

“Yılan eğilip bükülüp deliğine girer” diye boşuna demedi atalarımız.

Ortalık engerek kaynıyor.

Önce senden ilham alan Afganistan’da söndü ışıklar. Ortaçağ karanlığına gömüldü kadim Türk yurdu. Irak’ı hançerlediler sonra... Senden ilham alarak bağımsız bir ülke kuran Muhammet Ali Cinnah’ındost Pakistan’ı düştü sonra. Cezayir, Kurtuluş Savaşından ve devrimlerinden ilham alan Cezayir teslim oldu Turuncu küresel darbeye.

Libya reşit olamadan uğradı tecavüze. Bizdeki ödüllü, nişanlı şahıslar ihanet etti Libya’ya. Oysa siz emperyalistlere teslim etmemek için savaştınız Libya’da. Şeyh Sunisi Kurtuluş Savaşında halkı örgütlemek için Libya’dan gelmişti Anadolu’ya. Şeyh Sunisi’nin gözü üzerimizde;


“Hiç mi hatırım yoktu? Ne yaptınız ülkeme? Namerde çiğnettiniz yurdumu” diye hesap soran gözlerle bakıyor bizlere.

Kaddafi’nin kanı damlıyor ülkeme. Kıbrıs savaşında bize sırtıyla taşıdığı mermileri gönderen Kaddafi’nin ahı kaldı üzerimize…

Komşumuz Suriye… Eli kanlı katilleri, Ortaçağ’dan fırlayıp gelen yamyamları, ciğer yiyen Hind’in mirasçılarını besleyip Suriye Halkının üzerine sürdüler.

Bütün bu rezilliklerin mimarları şimdi seni kafir ilan ediyor.

Yahudi kuruluşlarından ödül almadın. İngiliz Kraliyet ailesinin ayağına gidip nişan almadın. Beyzbol sopası korkusuyla ülke yönetmedin. 40 Bin vatandaşımızın ölümünden sorumlu küresel bir fahişeyi barış güvercini yapıp kendi iktidarına ortak yapmadın. Ülkenin neyi varsa satmadın. Tam tersi Osmanlı’nın sattıklarını geri alıp devletleştirdin.

Misyonerleri Anadolu’ya salıp Müslüman Türk çocukları Hristiyan olsun diye yasa çıkarmadın.

Ülkeyi kiliselerle donatıp Camileri kilise yapmadın.

Millet dinini öğrensin diye kendi cebinden para vererek Elmalı’ya Kur’an tefsiri yazdırdın. O devirde 10 bin adet tefsiri ücretsiz olarak halka dağıttırdın.

Satanlara Müslüman diyen güruh, sana kafir diyor ya Atam, işte bu fena halde yakıyor canımı.

İlk önce Atatürkçü görünerek devletin altını oyanlar kandırdı milleti.Halkı rehavete sokup karanlık kafaların kanser hücresi gibi çoğaltıp bütün ülkeye yayılmasını sağladılar.


Bütün tersanelerimize girildi. Bütün limanlar satıldı. Yaptığın ne varsa yıkılıyor. Orduların önce NATO kılıfıyla devşirildi. DevşiremedikleriniNemrut Paşa divanlarında esiraldılar.

Ülke ne halde diye sorarsan, utanıyorum cevap vermeye.

Ülkeye Sevr yeniden dayatılıyor. Türk adı aşağılanır oldu. Türk Bayrağı tahrik unsuru olarak yaftalandı. İstediği gibi hür dalgalanamıyor artık. Ülkenin bir bölümünde yasaklı…

Türk’e bir kumpas kurdular. Malta sürgünlerinden beter bir tuzak... Dün İngiliz, bugün Amerika….


Dün Nemrut Paşa Divanı, bugün Silivri yargısı…

Bize vasiyet, uyarı olarak bıraktığın 'Nutuk' suç delili sayıldı.

Atatürkçüğüm, seni de bir numara olarak Ergenekon’dan yargılamaya kalktılar.

Nasıl yargılamasınlar? Bu milleti 2. Defa Ergenekon’dan çıkarma gibi büyük bir suç işledin. Emperyal katiller hiç unutur mu? Sahte Atatürkçüler milleti unuttuklarına inandırdı.Çakalları kuzu diye içimize soktular.

Bize bıraktığın bayramlar da tutuklu artık.

Gençliği mi soruyorsun? Onların bir kısmı F tipi oldu. Senin çocuklarını sahte suç delilleri koyarak tuzağa düşürüyor.

Vasiyetini tutanlar, emanetlerine sahip çıkanlar mı? Onlara sürek avı başlatıldı. Gaz bombalarıyla, tomalarla, joplarla saldırdılar. Okullarından attılar. Burslarını kestiler. Yurtlardan attılar. Hapislere tıktılar.

Şimdilerde evlerinin kilidine musallat oldular.

Meclisin oldu Meclis-i Mebusan…


Bu günlerde seni daha iyi anlar olduk Atatürkçüğüm. Çünkü 1919 şartlarını 2013’e monte ettiler.

1919 yılının hain ve işbirlikçileri hortlamış gibi karanlık dehlizlerinden bir bir çıkıp sahnede boy gösteriyor.

Anzavurlar, Kürt Teali Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti, Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İngiliz Muhipleri(sevenleri) Cemiyeti, Wilson Prensipleri Cemiyeti.. Hepsi tastamam yeniden hortladı.

Ali Kemaller 7 veren gibi dal verdi. Mütareke basını görevi başında tastamam… Alemdar, Peyam-ı Sabah, İstanbul Gazetesi, Ümit dergisi yeni isimleriyle Kuvva-i Milliye Ordusuyla savaşmaya devam ediyor.


Hepsi birden kudurmuş it gibi senin şahsında Türk Milletine saldırıyor.

Onlar saldırdıkça Türklük şuurumuz uyanıyor, bileniyor. Genetik kodlarımızda kayıtlı Mete Han, Alp Arslan, Tomris Hatun, Şerife Bacı, Kara Fatma, Kazım Karabekir, binlerce şehit Mehmet’imin ruhuyla birlikte Mustafa Kemal Atatürk olarak yeniden diriliyor.

Verdiğin emir ilkemiz oldu;

Ya istiklal, ya ölüm!!.

Esir yaşamaktansa ölelim daha iyi.

Seni çok seviyoruz. Seni çok özlüyoruz Atatürkçüğüm.

Ruhun şad olsun...

Zahide UÇAR, 10 Kasım 2013
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 / 27
II. Ulusal Savaşım İçin Yurt Genelinde Yapılanacak Partiler Üstü ve Birleştirici Ulusal Bir Örgüt Kurulursa Katılır mısınız?
 

 

 

 

 

Salık akışlarını görmek için
üstteki sekmeleri tıklayın.

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/tegmen.png

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/edga.jpg

http://www.guncelmeydan.com/anasayfa/images/stories/Karisik/dikbastv.jpg

UYARI
Güncel Meydan, en iyi olarak 1440 x 900, en düşük olarak da 1280 x 800 çözünürlüklerinde görüntülenir. Güncel Meydan, en sorunsuz olarak, Ateş Tilkisi (FireFox) tarayacısında görüntülenir.
Bu sayfa geç açılabilir. Sayfa tam olarak açılmadığında sayfayı bir veya iki kez yenilemenizi öneriririz.


Hızlı Sızıntılar
(WikiLeaks)

CIA'ya Bilgi Verenler!
CIA Kontakları!