AKP’ye Suçüstü: ABD’de Eyalet Modeli Gezisi! / Arslan BULUT Yazdır
Cumartesi, 11 Aralık 2010 01:37 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 45736 kişi bu içeriğe erişmiştir.

http://img69.imageshack.us/img69/7213/oooooe.pngAdalet Bakanı Sadullah Ergin’in ABD Adalet Bakanı ile acil bir görüşme yapmasından sonra haberler bıçak gibi kesildi. Devletin haber ajansı, konu ile ilgili en küçük bir haber yayınlamadı. ABD’de neler olup bittiğini Savaş Süzal’ın yazılarından ve eski dostumuz Yılmaz Polat’ın verdiği bilgilerden öğrenmeye çalışıyoruz.

Yılmaz Polat diyor ki, “Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Washington’dayken Atlantic Council adlı düşünce ya da araştırma kuruluşunda bir grupla bir araya geldi. Toplantının dinleyicisi yoktu. Basın da haberdar edilmedi. Yani gizli bir toplantı yapıldı. İçeride kimler vardı, neler konuşuldu bilinmiyor. Ergin’e bu toplantıyı kim tavsiye etti ya da toplantıyı kim düzenledi onu da bilmiyoruz.

Ancak bildiğimiz Eric S. Edelman’ın bu konseyin yönetim kurulu üyesi oluşu... ‘Ergin ile Edelman Washington’da bir araya gelmiş olabilir mi?’ sorusu önemli. Ayrıca yönetim kurulunda ilginç isimler var.

Ergin için buna benzer bir toplantıyı da SETA-Dc adlı Türkiye’deki SETA adli kuruluşun uzantısı düzenledi.

Bu da Meclis’in araştırması gereken bir kuruluş. Açılışını Tayyip Erdoğan yapmıştı. AKP politikalarının reklâmı için harcanan paranın haddi hesabı yok.”

* * *


Polat “Adalet Bakanlığı Müsteşarı ve beraberindeki sekiz hakim ve savcı ise ABD Adalet Bakanlığı’nın davetlisi olarak önce Washington sonra da Colarado ve Arizona gibi bazı eyaletleri dolaşıyor, eyalet sistemini inceliyor. Bu eyaletler Meksikalıların, Güney Amerikalı nüfusun yaşadığı, yani azınlıkların yoğun olduğu, eyalet kanunları da ona göre düzenlenmiş yerler. Arizona ayrıca Meksika sınırında...

Bir haftalık gezinin masrafları da Amerikan Adalet Bakanlığı’ndan karşılanıyor. Gazetelerde bu konuda tek bir satır göremedim” diyor.

Gazeteler, bu konuda tek bir satır yazacak olsaydı, zaten Yılmaz Polat gibi tecrübeli bir gazeteciden faydalanırlardı. Gazetelerin bir kısmı yandaş oldu, diğerleri de kendilerini korumak için Türkiye’nin bölünmesine bile seyirci kalıyor!

* * *


İşte Büyük Orta Doğu Projesi ya da Yeni Osmanlı Projesi dedikleri proje, bu şekilde hayata geçiyor. PKK’nın savunduğu, “demokratik özerklik” de aynı projenin Türkiye boyutudur. Mezopotamya Projesi’ni de önce ABD Büyükelçisi Pearson, sonra Abdullah Öcalan en son da Ahmet Davutoğlu savunmuştu.

Öcalan en son “Eyalet sistemine geçiş için İrlanda, İspanya, İsviçre ve hatta Belçika örnekleri incelenebilir, bu örneklerden faydalanmak gerekir” dedi. Herhalde, Amerika’daki gezi ona da haber verilmiş ki Amerika’yı telaffuz etmiyor.

Yıllar önce 27 Haziran 1995 tarihli FBIS bülteninde, “ABD’nin eski Moritanya Büyükelçisi” unvanını kullanan David Adolph Korn’un Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşmeler yayınlanmıştı.

Biz bu bülteni, yayınlandığı tarihlerde ele geçirmiş ve bir yazımızda bahsetmiştik.

O görüşmede, terör örgütünün başı Öcalan, “Biz Amerika’da olduğu gibi federal bir devlet, İspanya ve Almanya’da olduğu kadar da demokrasi istiyoruz. Eğer Türkiye kimlik, kültür, dil ve ekonomiye dayalı haklarımızı verirse, şiddeti bir günde durdururuz. İsteğimiz, soykırıma son verilmesi ve bunun için ABD’nin aracılık yapmasıdır. Biz ABD kuruluşları ve vatandaşlarına yönelik hiçbir eylem yapmadık” demişti.

* * *


İşte şimdi, Türkiye Cumhuriyeti’nin Adalet Bakanı ve diğer yetkilileri, ABD’nin federal sisteminin hukuki alt yapısını inceliyor. Öcalan’ın ve Kenan Evren’in gözü aydın!

Kenan Evren de 1 Mart 2007’de yaptığı açıklamada, Türkiye’nin 8 eyalete bölünebileceğini söylemişti. İşte gerçek iç ve dış tehdit budur.

Devleti korumaya yemin edenlerin önemli bir kısmı, meğer Amerikan devletini korumak için yemin etmiş, öyle anlaşılıyor!


Arslan BULUT, 10 Aralık 2010, YENİÇAĞ





Yumurtadan PKK soslu federasyona!

Tayyip Erdoğan, protestocu öğrencilere, “yumurtaları atmayın, omlet yapın” diyor ama, Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturmayı başlattı bile!

Bu durumda en iyisi, okurumuz V. Acun’un önerisini yerine getirmek:

“Memlekette yumurta satışları ileri demokrasi kurallarına göre denetlenmeli..
Üniversite öğrencilerine yumurta satışını kısıtlayacak düzenlemeler getirilmeli..”

Hatta, yumurta satışları ikinci bir emre kadar tamamen yasaklanmalı, horozlar kısırlaştırılmalıdır!

Burhan Kuzu, yumurta atan öğrencilerin arkasında Ergenekon olduğunu iddia etmedi mi? Ardından Silivri’deki duruşmada Veli Küçük, mahkeme heyetine “Biz tavuk hırsızı mıyız?” diye sormadı mı?

İşte aradaki örgütsel bağlantı, hukuki dille “illiyet bağı” da kuruldu! Yumurta tavuktan çıktığına; Veli Küçük de tavuk dediğine göre bu işte Ergenekon parmağı var demek ki!

* * *


Şaka bir tarafa, Türk halkı, yumurta atışlarını tartışırken WikiLeaks’ı de geçtik, Türkiye’nin parçalara bölünerek federasyona dönüştürülmesi için girişilen hazırlıkları görmüyor bile!

Biz Yeniçağ olarak gerçekleri her gün hatırlatsak bile bu yeterli olmuyor.

AKP federasyoncudur. Türk kelimesine bile karşıdır. Zaten şu anda ABD’ye gönderdikleri bir heyet, eyalet sisteminin, yani federasyonun hukuki alt yapısını incelemektedir. AKP, daha kurulurken CFR’nin yerel yönetimlere otonomi vermeyi öngören gizli mektubunu parti programı haline getirmiştir.

CHP’de Deniz Baykal faktörü, Türkiye’nin bölünmesine karşı önemli bir engeldi, onu tasfiye ettiler. Yerine gelen Kemal Kılıçdaroğlu, “Kürt demedim ama Türk de demedim” zihniyetine sahiptir. Kadrosu da ikinci cumhuriyetçilerden oluşmaktadır. Parti ideolojisi Türk Milliyetçiliği olan MHP için de tuzaklar hazırlanmaktadır. Hiçbir tuzak kurulmasa bile devletin kontrolü şu anda federasyoncu bir kadronun eline geçmiştir. MHP ise devlet politikaları dışına çıkmaz, çıkmamıştır!

Bir düşünelim, PKK ile mücadele edenler çeşitli suçlamalarla yargılanıyor ama PKK’nın başı, cemaatle görüşüyor ve sıcak mesajlar gönderiyor. Hem de Adalet Bakanlığı ekibi ABD’de federasyonu incelerken..

PKK, federasyon için devlet ile anlaştığını açıklamıştı, şimdi Batı illerinden de sivil destek sağlamaya çalışıyor. Okurumuz Ufuk Canbek’e göre “Bu şekilde milliyetçi-muhafazakar kitlelerin tepkisi frenlenecektir. MHP’ye karşı taarruz başlayacaktır. Osman Pamukoğlu hakkında da saldırılar ve dezenformasyon olabilir. Uzun lafın kısası, Türkiye’den Türk varlığını silmek için büyük Ermeni ortaklığı sahneye konacaktır.”

CHP ve MHP’nin bu olaylar karşısında kıyameti koparması gerekirken, birkaç milletvekilinin, Yeniçağ’ın talebi üzerine verdiği demeçler dışında ortada en küçük bir tepki yok!

Askerler mi? Burhan Kuzu ne diyor? “İçeride sıkıştılar, askerin darbe yapacak takati yok, tek kozları öğrenciyi sokağa dökmek” diyor, değil mi!

Yani bu cephede “kuzuların sessizliği” filmi oynatılıyor! “Federasyon hazırlıkları” nın sürdürüldüğü bir ortamda, Gölcük’te yapılan operasyon da bu sessizliği garanti altına almaktadır. Asker kendi derdine düşmüştür!

* * *


Wall Street Journal “İktidardaki AKP, Merkez Bankası’nı İstanbul’a taşımayı önererek bu kurumu, ülkenin geleceğinin şekillendirilmesine ilişkin eski tüfek laikler ile İslami eğilimli hükümet arasındaki bir sonraki savaş alanı olarak konumlandırdı” diyor ve CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi’nin “Merkez Bankası, ulusal egemenliğin bir simgesidir, onu İstanbul’a taşımak Cumhuriyet karşıtı bir mesaj olur İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti idi ve Başbakan bunun özlemini çekiyor biraz” sözlerini aktarıyor.

İşte gerçek fotoğraf!


Arslan BULUT, 11 Aralık 2010, YENİÇAĞ

45736 kişi bu içeriğe erişmiştir.
Son Güncelleme: Cumartesi, 11 Aralık 2010 02:28