Erdoğan'ın Dümen Suyunda Yıkananlar… / Zahide UÇAR Yazdır
Perşembe, 31 Ekim 2013 19:46 ◙◙▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬▬◙◙ 39443 kişi bu içeriğe erişmiştir.

Erdoğan küresel bir projeydi. Partisinin programı bile bir Yahudi kuruluşu olan CFR tarafından gönderilmişti. Programa göre Türkiye toprakları şehir devletçiklere bölünecekti.

Anadolu’yu şehir devletçiklere bölüp parça pinçik edebilmek için de yaşayan halka “siz aslında kardeş değilsiniz çocuklar kıvamında” Türk halkına uyarlanmış bir Hollywood filmi sürekli oynamalıydı.

Erdoğan rolünü çok iyi ezberleyemediği ilk dönem; “siz aslında kardeş değilsiniz" fitne tohumlarını ekerken sayıları hep farklı veriyordu. 36, 47 vb… Son birkaç yıldır sayıyı sabitledi. Her ağzını açtığında 36 etnik farklılıktan bahsediyor ve başlıyordu saymaya:

“K.., T…, L.., Ç…, A…, G….”

Bayramı bir, bayrağı bir, ülküsü bir, ağıtı bir olmuş insanları vatanlarında dilimlere ayırıyor, lokmalara bölüyor ki; göbeğinden bağlı olduğu ağaları kolay yutsun, boğazlarına takılmasın.

Oysa bu insanların kaderi birbirine bağlıdır. Birisi için gelecek felaket hepsini kuşatacaktır. Anadolu yanarsa bütün millet yanacaktır.


Bir de ulusalcı, milliyetçi geçinip de; Erdoğan’ın dümen suyunda yıkanıp muhalefet edenler var ki, dillere şenlik.

Aklını kiraya veren, analiz etme kabiliyetinden yoksun bu zavallılar da şöyle başlıyor konuşmaya:

“T..’ü, K..’ü, Ç..’i, L..’ı; hepimiz kardeşiz(!)…”

Yani diyor ki;

Evet çocuklar, siz üvey kardeş olabilirsiniz ama birlikte oynamak lazım(!)..

Her iki söylemde etnik bilinç yaratıp güçlendirmeye yarıyor.

Sürekli tekrarlanan etnik söylem beyinlere kazınıyor. Erdoğan milletin beynine çiviyi çakıyor. Sözde muhalefet eden zavallılar o çivinin derinleşmesine ufak çekiç darbeleri ile acıtmadan yardımcı oluyor.

Değerli okur, her kim ki bu milleti parça pinçik edecek bir söylemde bulunuyor, ona dikkat edin. Uyarın.

Bir de “halkların kardeşliği” diyen bazı solcular var. Halkların kardeşliği sözünün Erdoğan’ın saydığı etnik bölücülükten hiçbir farkı yoktur.

Bosna’da olanlara gözünü yuman zavallılar ülkeyi Bosna’ya çevirebilmek için çırpınıyor.

Her etnik söylem yaratılan ayrılığı derinleştirmeye yarıyor.

Bu ülkede bir halk var!..

Kaderleri ilmik ilmik birbirine bağlanmış bir halk. Bu milletin dostu aynı, düşmanı aynı. Ya birlikte var olacaklar, ya da birlikte yok olacaklar.

Her kim ki küresel sermayenin kerhanesinde fahişeye dönmüş;

“Demokrasi, barış, halkların kardeşliği” gibi kirli kavramlarla hitap ediyor, orayı terk edin.

“Halkların kardeşliği”
yalanını işleyen düzenbazlar;

Bu sözcükleri AB-D, Rus, Çin devşirmeleri söyler. O zaman sorayım;

Bize bu kirletilmiş kavramlarla akıl satan sizler, cevap verin!..

1. Madem şu halklar kardeş oluyormuş. Çin devletinin Uygur Türklerine yaptığı zulüm, işkence, soykırım denebilecek katliamları “halkların kardeşliği” gereği midir?

2. Madem halkların kardeşliği var;

a) Rusya yıllarca işgal ettiği Azerbaycan’a bir gece ansızın Ermeniler ile birlikte girip Ermenilerin Karabağ’da Türk katliamı yapmasına neden ön ayak oldu? Kardeşlik gereği mi?

b) Sovyet Rusya döneminde Kırım Türkleri 2 acı sürgün yedi. Yurtlarından oldu. Neden? Halkların çok kardeş olduğu için mi?

c) Aynı Sovyet Rusya’sı milliyetçilik çağrıştırıyor diye bakmaya bile kıyamadığımız Türkmen atlarını bile niye katletti? Türkmenler halk sayılmaz mıydı?

3. ABD milletler topluluğu olan bir ülkedir. Hepsi Amerikan vatandaşıyım demek zorundadır. Amerikan diye bir ırk yok. Toplama bir milletten Amerikan diye bir insan tipi yaratıldı. Bu tipe bütün Amerikan halkı secde ediyor. İspanyolca konuşan halk neredeyse Amerikan nüfusunun yarısından fazla ama Amerika içinde İspanyolca eğitim, bir federasyon is-te-ye-mi-yor?

ABD “devletin dili tektir” diye niye dayatıyor?

Bu millete dayattığınız soytarılıklarınızı önce ağababalarınızdan isteyin. Hele önce kendileri uygulayıp bize bir örnek olsunlar(!).. Sonucuna bakıp belki biz de değerlendiririz(!)…

Sorduğum bu soruları düşünemezler. Çünkü Pavlov’un köpekleri gibi efendileri tarafından şartlandırılmışlardır.

Pavlov'un köpekler üzerinde yaptığı klasik koşullanma deneylerinde köpeğe ilk olarak birkaç kez zil çalınır. Fakat köpek tepki vermez. Sonradan et verilir. Köpeğin salyaları akar. Sonra et ile birlikte zil çalınır. Daha sonra et verilmediği halde zil çalındığında köpeğin salya salgıladığı görülür. Şartlı ya da şartlandırılmış refleks denen olay da budur.

Ortalık “küresel efendilerin zili çaldığında” salya akıtandan geçilmiyor.


Zahide UÇAR, 31 Ekim 2013
http://www.zahideucar.com
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

39443 kişi bu içeriğe erişmiştir.