“Hıyanet-i Vataniye Kanunu” ilk olarak 29 NİSAN 1920’de "Dini kullanarak devletin şeklini değiştirmek ve bozmak isteyenler vatan haini sayılır" saptamasıyla kabul edilmiş. Daha sonra yasada değişikliğe gidilerek milli egemenliğe, milli devlete, birlik ve bütünlüğüne, laikliğe karşı durmak vatana ihanet sayılır şeklinde son halini almıştır.
İstanbul, İngiliz istilası altındayken, Ferit paşa kabinesine karşı konan Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nun maddelerine, Türk milletinin namusunu ve şerefini korumak, mevcut bütün kuvvet ve vasıtalarımızı icabına göre kullanarak, bizi yok etmeye çalışan düşmanların, düşmanca emellerini kırmak, işgal altındaki İstanbul’da emperyalizme hizmet eden ve milli hakimiyete karşı duran, işgal ordularına katılan, bozgunculuk ve casusluk yapan, iç isyanları düzenleyen elebaşları ve yandaşlarının vatan hainliği ile cezalandırılacaktır şekliyle ilk halini almış ve kabul edilmiştir.
1 KASIM 1922’de Saltanat’ın kaldırılmasıyla kanunda ek değişikliğe gidilerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin meşrutiyetine karşı davrananlar "vatan haini" sayılır. Milli hakimiyetin temsilcisi milli devlete karşı durmak vatan hainliğidir saptaması ile kabulüne gidilmiş.
4 MART 1924’te Hilafetin kaldırılmasıyla yukarıda verilen son metne ek yapılarak, 25 ŞUBAT 1925’te "Milli hakimiyete, milli devlete, birlik ve bütünlüğüne ve laikliğe karşı olanlar vatan hainidir" şeklinde son haline getirilmiş, fakat 1925’te şeyh Sait ayaklanmaları sebebiyle kanunda yeniden bir ek düzenlenmeye gidilmiş. Bu düzenlemede: "Dini ve dini mukaddesatı siyasi gayelere esas almak veya alet etmek amacıyla cemiyetler kurmak, bu cemiyetlere girmek, dini kullanarak devletin şeklini değiştirmek ve bozmak, fesat ve nifak sokmak, gerek tek tek ve gerek toplu olarak, sözlü veya yazılı veya fiili bir şekilde nutuk söylemek veyahut yayın suretiyle harekette bulunmak vatan hainliği sayılır" denmiştir.
Evet görüldüğü üzere yapısı itibariyle İstanbul’un işgalinde, Ferit Paşa kabinesine karşı konan Vatana İhanet Yasası, daha sonra bazı dini ve bölücü ayaklanmalara karşı, milli devleti korumak maksadı ile konmuş ve ülke korunmasında bu yasa ta ki "12 NİSAN 1991"’e kadar bir emniyet supabı gibi hainlere karşı görevini yerine getirmiştir. Turgut Özal hükümeti, "Terörle Mücadele Kanunu’yla" ve yine Turgut Özal’ın talimatıyla yasa yürürlükten kaldırılmış, ülke bugünkü bulunduğu karanlık döneme itilmiştir.
Vatana ihanet yasası iptali sonrasında, ülkenin durumuna bakacak olursak, dinin siyasete nasıl alet edildiğini, laikliğin nasıl zedelendiğini, tarikat ve cemiyetlerin nasıl çoğaldığını, dinin devlet kademelerine kadar girdiğini, devletin yapısının nasıl yıpratıldığını, fesat ve nifak ticaretinin nasıl yapıldığını, yazılı ve sözlü yıkıcı yayınların alenen yapıldığını görmekteyiz.
Anlaşılıyor ki: Şu an için Cumhuriyetimizin hali bu gösterge ile bir vahametin içine sürüklenmiş ve ülke 1920’lerden daha da geri zihniyetlerin eline geçmiştir. Vatana ihanet yasası’nın kaldırılması ile asıl vatana ihanet burada yapılmış ve ülke tam bir milli devletten intikam alma sahnesine dönüştürülmüştür. Yapılan bu siyasi hata Cumhuriyeti adeta şeyh Saitçi zihniyetlerin at koşturduğu siyasi arenada, değerli ordumuz da bir yıpratılma çabası içinde bırakılmış ve toplumun bazı kesimlerine laiklik düşmanlığı pompalanmıştır.
TSK’nin son yaptığı açıklamalara bakacak olursak, komutanların rahatsızlığı açıkça görülmektedir. Ülkenin içinde bulunduğu durum şimdiye kadar içerden ve dışardan yapılan hainliğin en fazla dozla yapıldığı acı bir gerçektir ki TSK rahatsız olmuş ve tavrını ortaya koymuştur. Tabi yapılan açıklamaların tesiri ne olacak onu da ilerleyen günlerde göreceğiz. Gerçek olan da şudur ki TSK’nin yaptığı son açıklamalar ülke savunmasında yer alan, Atatürk devrimlerinden yana olan bizler için büyük bir moral ve övünç kaynağı olmuştur. Bu nedenle devletimizin en büyük koruyucusu olan ordumuz, en büyük dayanağımız olması sebebiyle sonuna kadar desteklenmelidir.
Yapılması gerekende, birçok parçalara ayrılmış ve kendini Kemalizm ilkelerine adayanların tek bir siyasi çatıda toplanmasından geçmektedir. Bu nasıl yapılır, nasıl işleve konur ve alt yapısı nasıl oluşturulur derhal buna eğilmek lazımdır. Bu zorda olsa, zoru başarmada tüm güçler birleştirilmeli, genç bir potansiyele ve genç bir yapıya sahip ülke sonuna kadar korunmalı.
Bu başarımda Ulu Önderimiz Atatürk’ün dediği gibi söylemimiz:
Ya İstiklal Ya Ölüm Olmalıdır!
Alıntı... .
.
En son Türk-Kan tarafından Cmt Hzr 28, 2008 1:21 tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi Hızlı Düzenle
Mesaj: #2Tarih: Prş Ksm 20, 2008 9:37 Mesaj konusu: vatana ihanet kanunu geri gelmeden bu vatan duzelmez Açıklama: bunu ancak kanun halledecektir
evet vatana ihanet kanunu geri koyulsun ancak o zaman vatan kurtulur cunku bunlar meydani bos bulduklari muddetce isteklerini istedikleri gibi rahatca kullanacaklar..olmaz oyle sey sunlara bir bakin kollarini sallaya sallaya ve suratimiza gulerek dolasiyorlar artik bunun onune gecmek zamani geldide gecti bile bu kanun geri geldiginde cil yavrusu gibi binlercesi kacacak delik ariyacaktir iste o zaman artik rahatlikla vatanimizi kendimiz ataturkun usulu ile idare edebilecegiz
En son YUKSEL tarafından Prş Ksm 20, 2008 9:38 tarihinde değiştirildi, toplam 1 kere değiştirildi Hızlı Düzenle
değerli dostlar,
vatana ihanet suçu, suçların en büyüğüdür.
cezası da ölümdür.
affı kabil değildir.
cezasının kesilmesi için yazılı hukuka da gerek yoktur..
hiçbir devlet kendisine ihanet edeni cezasız bırakamaz, bırakmamıştır da.
yeter ki..
devlet, devlet gibi olsun..
gerisi kendiliğinde gelir. Hızlı Düzenle
olmeden once kendini kurtarmak icin bu yasayi hazirlatmis olmali.o oldu gittide onun mirascilari yola devam ediyor.su andaki ozal gencligi.. ne mi bekliyorum kocaman bir hic.gelecegi karanllik karanlik olarak goruyorum.gg senaryolar yayinlanmis siteye koyarsaniz sevinirim.tesekkurler. Hızlı Düzenle
Aslinda Vatana ihanet eden yada edecek zihniyetin iktidara gelmesi ilginc bir durum. Hem de darbe ile falan da degil.
Kagit üzerinde, iktidar olduklarina göre yasayi degistirme ve ülkeyi bu yasalarla degistirme haklari da vardir. Bunlari da yapmislar.
Demek ki yapilmasi gereken suymus. Böyle hayati bir konu yasaya degil anayasaya konulacakmis ki iki oyu bir arada gören degistiremesin. Ve hatta anayasanin degismez maddelerinin icine konmaliydi ki 2/3 cogunlukla bile degistirilmeye kalkisilmasin.
Ha... Bu arada Anayasa baskanimizin da degismez maddelerinin degistirilebilmesi yönündeki aciklamalarini da okudum...
Bu forumda yeni başlıklar açamazsınız Bu forumdaki başlıklara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız