18 Mart Çanakkale Zaferine Saldıran “Düşman Kardeşler”: Politik İslamcılar ve TKP / Mithat AKAR

Üniversiteli Gençler Burada Yazıyor

18 Mart Çanakkale Zaferine Saldıran “Düşman Kardeşler”: Politik İslamcılar ve TKP / Mithat AKAR

İletigönderen mithat akar 1923 » Sal Mar 21, 2017 20:56

18 Mart'a Saldırı Her Yönden


Resim


18 Mart Çanakkale direnişi ve zaferinin her anma yıl dönümünde, milli değerlere saldırının boyutu bir önceki yıla göre artarak devam ediyor. Politik İslamcıların, Çanakkale Zaferini doğrudan inkar edemedikleri için, Atatürk ve silah arkadaşlarının önemini perdeleyecek şekilde, emperyalistlere karşı kazanılan zaferimizi kendilerine uyumlu halde sunmalarına "göz aşinalığı" kazanmıştık. Çünkü Siyasal İslamcılık, Batı kapitalizminin bir argümanı olduğu için, o da "ULUS", "Atatürk", "Milli Kurtuluş" gibi Türk milletine ait temel değerleri inkar etmektedir. Bu seneki 18 Mart anmalarında Atatürk’ü yok sayan görsellerin (afiş, pankart v.b.) şehirleri donatması, mevcut duruma örnek teşkil etmektedir.

18 Mart Çanakkale Zaferi'ne Politik İslamcılardan sonra son saldırı Türkiye Komünist Partisi MK Üyesi Kemal Okuyan'dan geldi. Okuyan, Siyasal İslamcıları da geride bırakacak bir şekilde " Şimdi büyük bir riyakarlıkla karşı karşıyayız. 18 Mart dolayısıyla bugün 'antiemperyalist mücadele' deniliyor. Ne zamandan beri emperyalist bir savaş antiemperyalist oluyor. Osmanlı savaşın ittifak kuvvetlerinden biri. Bu baştan aşağı riyakarlık" açıklamasında bulundu. ( 18 Mart Cumartesi, Ankara, Nazım Hikmet Kütür Merkezi, “Ankara Havası” programı.

Kaynak: http://haber.sol.org.tr/toplum/kemal-ok ... cek-189520


Neresinden tutsak elimizde kalan bu cümleyi değerlendirmeden önce her zaman başvurduğum yönteme başvuracağım. "Bu eylemden kim fayda sağlar?" sorusu ile "sanığa ulaşma" yöntemini; malum konuyla ilgili "Bu söylem kimin düşüncesini yansıtıyor?" şeklinde değiştirerek bu zatı muhteremin görüşünü değerlendirelim.

Çanakkale Zaferi, Alman himayesine rağmen, Almanların askeri stratejisine karşı, Gazi'nin askeri dehasını devreye sokarak kazanılan bir zaferdir. Bu zaferde yenilgiyi en çok iliklerinde hisseden, İngiliz emperyalizmidir. Yani dönemin en güçlü kapitalist devleti… Çanakkale'nin temel amacı, Türk ordularını Çanakkale'de tamamen lağvedip, İstanbul'a ilerlemek ve Anadolu'yu Batı'dan kuşatarak işgal etmektir. Emperyalist bir işgal planı, Gazi'nin dehası - öngörüsü ve Türk askerinin fedakarlığı, vatanseverliği, döktüğü kanı ile engellenmiş ve 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı'nın süresi işgal kuvvetleri aleyhine uzamıştır. Bununla beraber, "yenilmez" denilen modern bir ordu, yıkım içerisinde, paylaşılmak üzere olan bir devletin ordularına karşı yenilmiştir. Yani dönemin en güçlü kapitalist devletinin yenileceğine olan inanç artmış, bu zafer Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı için temel bir veri olmuştur. İngiliz devlet adamının "Her şeyi hesap etmiştim ama Mustafa Kemal gerçeğini hesap etmemiştim." cümlesi bir hesap hatasının dışa vurumudur. Aynı biçimde İngiliz sömürgesi olan Hindistan'da şiddetsiz direnişin temsilcisi olan Mahatma Gandhi'nin "Mustafa Kemal, İngilizleri yeninceye kadar Tanrıyı da İngiliz zannederdim..." cümlesi iki farklı algıyı ve yönelimi ortaya koymaktadır. İngiliz işgalinin temsilcisi Churchill (Cörçil)'in "hesap hatası" ile İngilizleri yenilmez gören sömürge bir ulusun simgesi Ganhi'nin farklı bakış açıları yan yana duruyor. TKP MK üyesi Sayın Okuyan "antiemperyalist" olarak görmediği Çanakkale Direnişi ve Zaferine, hangi dünya devletinin gözüyle bakmaktadır acaba? Emperyalist dünya devletinin mi, Ezilen Dünya ülkelerinin mi?
Resim


Devam edelim. TKP MK üyesi, Çanakkale Savaşlarının yukarıda açıkladığımız nedenlerden başka, Bolşevik ayaklanmaya karşı Çarlık İstibdadına yardım ulaştırmak amacını taşıdığını biliyor mu acaba? Eğer Çanakkale’de Gazi Kemal önderliğinde bir Türk zaferi gerçekleşmeseydi, İngilizler Çanakkale üzerinden boğazlara egemen olacak, Bolşevik Devrim’e karşı zayıf duruma düşen Çarlık Monarşisi’ne destek olacaklardı. TKP MK üyesinin, küçümsemek dışında, saldırıda bulunduğu Çanakkale Zaferi, kendisinin örnek aldığı ilk “sosyalizm deneyiminin” işini kolaylaştırmıştır.

Bunlarla beraber, Sayın Okuyan acaba kendi örnek aldığı liderlerin Türkiye’nin özgün konumuna dair değerlendirmelerini okumuş mudur merak etmekteyim! “Yoldaş” olarak gördüğü Lenin’in emperyalist paylaşım savaşlarında, mazlum milletlerle, sömürgeci ülkeler arasındaki “nesnel ve öznel farklılıklardan” haberi var mı acaba kendilerinin?

Resim


Acaba, Kemal Okuyan ülkeleri mi karıştırmaktadır? Lenin, 1. Paylaşım Savaşı’na ortak olan Çarlık Rusya’sına karşı “iç savaş” yöntemini önerirken, paylaşan taraflardan biri olarak Rus Monarşisini hedef alıyordu. Ancak Osmanlı bu paylaşım savaşında, paylaşan değil; paylaşılan tarafta yer almaktadır. Okuyan’ın Çanakkale’den beklentisi de Bolşeviklerin uyguladığı yöntemi, Türk subaylarının da mı uygulamasıydı? Sormak lazım… Çanakkale’de savaşan Türkler hangi toprakları işgal etmek ya da sömürgeleştirmek istiyordu?

Paylaşım için bir savaşın içersinde yer almakla, kendi siyasi ve askeri varlığını korumak için bir savaşın içerisinde yer almak arasındaki farkı bilmekte midir Sayın Okuyan?

Soruyu şöyle de sorabiliriz: TKP MK üyesine göre Çanakkale’nin anti emperyalist bir savaş olması için hangi koşulların olması ve Türk Ordularının nasıl bir strateji uygulaması gerekiyordu acaba?
Resim

Sürekli diyalektik bilimden bahseden TKP MK üyesi, tarihi süreçler arasındaki ilişkiyi kavrayabilmiş midir? Çanakkale Savaşı, aynı zamanda başta Gazi Kemal Atatürk olmak üzere, milli kurtuluş savaşını yürütecek olan kadroların da zeminini olgunlaştırmıştır. Farklı bir ifadeyle, İngiliz emperyalizmine ve onun koçbaşı olan diğer devletlere karşı milli mücadele, fiili olarak 18 Mart Çanakkale Direnişi ve Zaferi ile başlamıştır. Dolayısıyla, 1. Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın 1914 olan başlangıç tarihi; Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın 1922’de askeri, 1923’te siyasi olarak zaferle sonlandırılmasına kadar devam etmiştir. Kemal Okuyan’ın anlayacağı şekliyle yazacak olursak; 1914 ile 1923 arasındaki dönem diyalektik bir bütünlüğü içerir. 18 Mart Çanakkale Direnişi ise bu “diyalektik bütünlük” içerisinde ANTİEMPERYALİST ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞIMIZIN fitilini ateşlemesi açısından önemli bir yere sahiptir.

Peki, Çanakkale Zaferi olmasaydı ne olurdu?

- Milli Kurtuluş Savaşımız daha geç başlar, dönemin en büyük emperyalist devletinin orduları Anadolu’ya daha rahat egemen olurdu.

- İngiliz, Fransız, ABD merkezli “kapitalist” ülkeler; çok geniş bir cephe alanını denetimleri altına alırdı.

- TKP’nin “model” olarak aldığı Sovyet Devrimi gerçekleşemez, Bolşevikler iktidara egemen olamazdı. Bizim açımızdan Çarlık Rusya’sı ile SSCB arasında özü itibariyle bir fark yok ama neyse. Bu farklı bir çalışma konusu.

Peki, bütün bu sonuçlardan kim kazançlı çıkardı? Tek kelime ile emperyalizm. Çanakkale Zaferi, en çok kimi akametle baş başa bırakmıştır? Emperyalizmi!

TKP MK üyesi Kemal Okuyan, Çanakkale’den ne beklemektedir acaba? Türk Subaylarının “Bütün İktidar Sovyetlere” demesini mi?

Çanakkale aynı zamanda emperyalizmin yenilgiyi açıktan kabul ettiği cephelerden biridir. Churcill’in “Çanakkale bizimdir diyordum. Çünkü bu savaşı kazanmak için; askeri, parayı, cephaneyi, her şeyi hesaplamıştım. Hepsinden çok üstündük. Mutlaka yenecektik. Yalnız bir tek şeyi hesaba katmamışız... “ Çanakkale, Churchill’in hesaba katmadığı Mustafa Kemal’in ilk büyük askeri zaferlerinden birine imza attığı savaşlardan biridir. Sonrası zaten Milli Mücadele…

Politik İslamcılardan sonra, ulus/ulus devlet/üniter devlet kavramlarını reddeden bir siyasi hareketin, emperyalizmi yenilgiye uğratan bir savaşı küçümsemesi, hatta bu zafere saldırması bizi hiç şaşırtmadı açıkçası.

“21.Yüzyılda Türkçülük” adlı kitabımda yer alan “Türk Milliyetçiliğine Karşı Kutsal İttifak” başlıklı makalemde, “Üç ana akım Türkçü-Toplumcu düşünce sistemine karşı "kutsal ittifak" kurmuş durumda. Üçü de teorik olarak birbirine karşıt vaziyette konumlanan bu akımlar, söz konusu olan "millet-milliyetçilik-ulus devlet veya milli-üniter devlet olunca, bir araya gelerek, pratikte fikir birliği yapmaktadırlar.” şeklinde bir temel tespitte bulunmuştum.

Politik İslamcılardan sonra TKP MK üyesinin de Milli Bir Direniş gerçeği olan 18 Mart Çanakkale Direnişi ve Zaferine saldırması, tam da yukarıdaki alıntıda ifade ettiğim gerçekten ötürü şaşırtıcı değil.
Resim

Kimse Türkçü, milliyetçi olmak zorunda olmadığı gibi; sosyalist ya da İslamcı da olmak zorunda da değil. Ne olacaksanız olun ama önce Türk olmayı veya en azından Türk tarihini (tarihi) doğru okumaya gayret ediniz.
Kendisini “Sol” ya da “Sosyalist” olarak tanımlayan arkadaşlara buradan önerimdir: Attila İlhan’ın “Hangi Sol?” kitabını okuyunuz. Bu eşsiz eseri okuduktan sonra “Komünist olacaksanız da Türk Komünisti olun” derim!

Bir fikir hareketinin amentüsü, Türk tarihine küfretmekse, o fikir hareketinin sahibi emperyalizmdir. Her fırsatta “anti emperyalist” olduğunu iddia eden TKP MK üyesine, “Çanakkale anti emperyalist bir savaş değildir!” demesi çok yakıştı açıkçası.

Mithat AKAR / UŞAK

https://www.facebook.com/profile.php?id=100006232153226
Kullanıcı küçük betizi
mithat akar 1923
Üye
Üye
 
İletiler: 298
Kayıt: Çrş Ağu 28, 2013 16:18

Re: 18 Mart Çanakkale Zaferine Saldıran “Düşman Kardeşler”: Politik İslamcılar ve TKP / Mithat AKAR

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Sal Mar 21, 2017 21:34

Tümüyle güncel ve nesnel, gerçek vatansever ve müklemmel bir irdeleme, değerlendirme ve genelleme.Sevgili Mıthat AKAR' a yürkten tebrikler, teşekkürler ve en iyi dilekler. Gönül Pınar Atacı, 21.3.2017
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 778
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02


Şu dizine dön: Gençlik Diyor ki

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x