7 Aralık 2009 - Oval Ofis / Vaşington

Sivil örümcekler ile ilgili gelişmeler, yazılar ve değerlendirmeler

7 Aralık 2009 - Oval Ofis / Vaşington

İletigönderen Ram » Cum Ara 11, 2009 3:10

Barak'ın Kemter Adamı

Oval Ofis, Washington
7 Aralık 2009

1:25 P.M. EST


BARAK: Başbakan Sayın Erdoğan’a en içten duygularla hoşgeldiniz demek istiyorum. Nisan ayında Türkiye’yi ziyaret ettiğimde bana gösterilen harikulade misafirseverliğe karşılık verme şansını elde etmekten memnunum.

Ankara’da Meclis’te konuşma yapma şerefine sahip olduğumda da ifade ettiğim gibi, Türkiye ve ABD arasında mümkün olan en iyi ilişkiyi kurma hususunda kararlıyım.

Türkiye, bir NATO üyesidir, yani birbirimizi savunma vaadimiz bulunmaktadır. Burada kurulu Türk Amerikan topluluğu sayesinde de ülkelerimiz arasında kuvvetli bağlar mevcuttur.Türkiye’nin G20 bünyesindeki rolü çerçevesinde mali kriz sırasında da birlikte çalışma fırsatımız oldu. Hukukun üstünlüğüne inanan laik, demokratik ve aynı zamanda Müslüman çoğunluğun yaşadığı bir ülke olarak Türkiye’nin, sadece komşu ülkelerde değil, dünya çapında da karşılıklı anlayış, istikrar ve barış sağlamada önemli bir rol oynadığını düşünüyorum.

Buradaki görüşmelerimiz sırasında, hem ABD’yi hem de Türkiye’yi ilgilendiren pek çok meseleyi ele alma fırsatımız oldu. Afganistan’da istikrarın sağlanması için yaptığı katkılardan ötürü Başbakan Erdoğan’a ve Türk halkına teşekkür ettim. Irak’ta bağımsızlık ve refahın sağlanması hususundaki ortak rolümüzden bahsettik; Irak’ta haftasonunda kabul edilen seçim yasası sayesinde bu hususlarda ilerleme kaydedildiğini düşünüyorum.

Bölgesel barışı ilgilendiren meseleleri görüştük, İran’ın nükleer kapasitesi ile ilgili olarak, bu meselenin İran’ın barışçıl bir nükleer enerji programını sürdürmesine olanak tanıyan ve aynı zamanda ülkenin uluslararası kural ve normlarına uyacağına dair teminat veren bir şekilde çözümlenmesinin ne kadar önemli olduğunu Sayın Başbakan’a ifade ettim. iran’ın bu yönde hareket etmesi için ikna edilmesinde Türkiye’nin önemli bir rol oynayabileceğine inanıyorum.

Ayrıca, Türkiye’nin NATO bünyesinde profilini kuvvetlendirmek ve füze savunma sistemleri gibi kritik konularda daha etkili işbirliği yapmak için NATO müttefikleri olarak devam eden rolümüz hakkında görüştük.

Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için attığı cesaretli adımlardan ötürü Sayın Başbakanı tebrik ettim ve bu yönde adımlar atmaya devam etmesi için kendisini teşvik ettim.

Nerede meydana gelirse gelsin terörist eylemlere son verme hususunda ortak taahhüdümüzü tekrar teyit ettik. Türkiye’de meydana gelen son terörist saldırısından ötürü Sayın Başbakana ve Türk halkına başsağlığı dileklerimi ifade ettim ve bu şiddet eyleminin faillerini adalete teslim etmek için ABD’nin destek vereceği sözünü verdim.

Ve son olarak, Türkiye’deki dini ve etnik azınlıkları ülkenin demokratik ve siyasi süreci ile tekrar bütünleştirmek için attığı çoğu zaman cok zor olan adımlardan dolayı Başbakanı tebrik ettim ve Heybeliada Ruhban okulunun açılması ve ekumenik Patrikhane’nin Turkiye’de devami ile ilgili hayati ihtiyaçlarının karşılanmaya devam edilmesinin temini gibi adımların da atılması için bizlerin de mümkün olan her desteği vermeye hazır olduğumuzu kendisine belirttim.

Özetlemek gerekirse genel olarak ABD ve Türkiye arasındaki bağların giderek daha da güçleneceğine ve bu bağın sadece ordularımız arasındaki ve NATO çerçevesindeki ilişkimize değil, aynı zamanda artan ekonomik ilişkilerimize de dayalı olarak kuvvetleneceği hususunda son derece iyimserim.

Türkiye’yi ziyaretim sırasında hem Başbakan Erdoğan hem de Cumhurbaşkanı Gül ile yaptığım görüşmelerde ekonomik meseleler ve ilerleyen ticari ilişkilerle ilgili stratejik bir çalışma grubu kurmaktan bahsetmiştik, Başbakanın bu ziyareti aynı zamanda bu fikri somut olarak geliştirmemizi sağlamıştır. Söz konusu çalışma grubu Ticaret Bakanı Locke, Hazine Temsilcisi Büyükelçi Ron Kirk ve ilgili Türk yetkililerinin katılımı ile başlatılacaktır. Ülkelerimiz arasında ticaretin ve ticari ilişkilerin artması için çok büyük bir potansiyel olduğunu düşünüyoruz.

Türkiye çok büyük bir ülke. Dünya çapında etkisi artıyor. Amerika’nın Türkiye’yi bir dost olarak tanımlayabilmesi beni memnun ediyor, Başbakan Erdoğan’ı da kişisel olarak, dostum olarak tanımlamaktan dolayı memnunum. Kendisine ziyarette bulunduğu için müteşekkirim, ve Amerikan ve Türk halkının refahı temin etmek için kendisi ile uzun yıllar işbirliği yapmayı diliyorum.

Teşekkür ederim.


TAYYİP: Çok teşekkür ederim. Buraya geldiğimizden bu yana bana ve benimle birlikte olan heyetime gösterilen misafirperverlikten ötürü minnettarım. Bir kez daha o misafirperverlikten ötürü teşekkür ederim.

Başkan Obama’nın ilk denizaşırı ziyaretini Türkiye’ye yapmış olması ve Türk-ABD ilişkilerini model ortaklık şeklinde tanımlamış ve karakterize etmiş olması bizim için siyasi olarak ve aynı zamanda bundan sonra umduğumuz süreç için çok önemli olmuştur. “Model ortaklık” ifadesine daha fazla anlam vermek üzere ikili ilişkilerimizin temellendirilmesinin devamında şu an önemli adımlar atılmıştır.

Tabi ki, ekonomik alan başta olmak üzere, bilim alanlarında, sanat, teknoloji, siyasi ve askeri alanlar olmak üzere bu ilişkinin gelişmesinde pekçok yön vardır.

Aynı zamanda Türk tarafından, bu süreçte Amerikalı meslektaşlarıyla ilişki kurarak meslektaş olarak hareket edecek iki kişi görevlendirdik. Bu kişiler, Başbakan Yardımcımız Ali Babacan Bey ve Dış Ticaretten ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Bey’dir. Bu grubun Türk-Amerikan ilişkilerini sadece ekonomik alanda değil, genel olarak tüm alanlarda ileri götürmek üzere çalışacağına inanıyorum.

Tabii ki, bölgesel konularda ortak adımlar attık. Bunlar Ortadoğu, Irak ve İran’ın nükleer programı çerçevesinde. Afganistan’da ortak eyleme devam ediyoruz ve iki ay kadar önce oraya gönderdiğimiz ilave güçlerle üçüncü kez komutayı Türk Silahlı Kuvvetleri ele almış vaziyettedir. Eğitim alanında, geçici imar timleri bağlamındaki diğer alanlarda adımlar attık, ve bu adımlara devam ediyoruz. Bu ziyaretimizde bu konuları görüşme fırsatımız oldu.

Bir diğer önemli konu, enerji. Türkiye enerji konusunda transit ülkedir. Nabucco anlaşması imzalandı ve Nabucco ile ilgili bazı önemli adımları atmaya hazırız.

Azerbaycanla konuşmaya devam ediyoruz. Bu alanda pozitif ilerleme olacağına inanıyorum. Tabii ki, Azerbaycana ilave olarak Statoil, Total, British Petroleum ve diğerleri gibi şirketlerin de önemi var.

Çok önemli bir konu olan Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki ilişkileri de görüştük. Bu konu, Türkiye-Ermenistan ilişkileri bağlamında önemli. Minsk grubu ve bu grubun –Amerika, Rusya ve Fransa – bu sürece hız kazandırması için ne yapabileceğini tartıştık. Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme süreci bu konularla yakından ilgili olduğu için, Minsk sürecine hız kazandırılmasının tüm süreç üzerinde büyük bir etkisi olacağını söyleyebilirim. Türkiyedeki yönetim olarak bu alanda ilerlemeye kararlıyız.

Bizim için Türkiye’deki bir diğer önemli konu terörle mücadeledir. 5 Kasım 2007 de bu odada yapılmış bir açıklama vardı ki, bu bağlamda çok önemliydi, çünkü, terörizm bütün insanlık için düşman olduğundan, o zaman biz bölücü terör örgütünü, , Amerika, Türkiye ve Irak için ortak düşman ilan etmiştik.

Amerikadaki İkiz kuleler vurulduğu zamanki tavrımız bizim terörizme hassasiyetimizi ve yanıtımızı sergiler. Terörist saldırı nerede olursa olsun, bizim reaksiyonumuz herzaman aynıdır, çünkü terörizmin vatanı ve dini yoktur. Onların kesinlikle vatanı ve dini yoktur.

Bölgedeki nükleer programlar için birlikte ne yapabiliriz diye görüşme şansımız da oldu. Türkiye olarak biz bölgedeki nükleer soruna diplomatik çözüm bulabilmek için hazır bekliyoruz. Yine Türkiye olarak İsrail-Filistin ve İsrail-Suriye ilişkileri için elimizden geleni yapmaya hazırız çünkü ABD’nin de global barış temini konusunda öncelikli ve önemli bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

Biz de bölgelerimizde ve tüm dünyada, genel olarak global barışın temini için her türlü desteği vermeliyiz çünkü zaman düşman kazanma zamanı değil, dost kazanma zamanıdır. Parlak bir geleceğe doğru, elele ilerlememiz gerektiğine inanıyorum.

Tekrar teşekkürler.


BARAK: Teşekkür ederim.

Pekala, Ben Feller nerede? Evet, işte buradasın.


SORAN: Teşekkür ederim efendim. Size bir iç mesele hakkında kısa bir sorum olacak, yarınki konuşmanız öncesi ekonomi ile ilgili bir sorum var. İş imkanları yaratan programları finanse etmek için federal kurtarma program için ayrılan paranın kullanılmasını destekliyor musunuz? Bu paranın bu şekilde kullanılması uygun mudur? Yarınki konuşmanızda desteklemeyi planladığınız bir şey mi bu?


BARAK: Ben, biliyorsun yarınki konuşmamın başlığını sana bugün vermem konuşmanın iyiliği açısından hata olur.


SORAN: Çok da büyük bir hata olmaz. (Gülüşmeler...)


BARAK: Ama gözlemlerimizden genel olarak bahsedeyim. Cuma günü çok uzun süredir ilk defa en iyi istihdam raporumuzu aldık. Rapor, beklentilerden de önemli ölçüde daha iyi. En azından, iş kaybını durdurduk. Bu durum, üçüncü çeyrek dönemde ekonominin büyüdüğü gerçeği ile de uyumlu.

Göreve başladığımda ilk işim mali krizi kontrol altına almak ve reel ekonomi üzerindeki tahrip edici etkilerini kısıtlamaya çalışmaktı. Çok zor bir yıl geçirdik ve milyonlarca kişi işini kaybetti. Ama en azından şimdi doğru yönde ilerliyoruz.

Yarınki konuşmamın odak konusu mali krizin kontrol altına alındığı gerçeği olacak. Ekonomik büyüme konusunda sonunda olumlu bir sürece girdiğimiz için, şimdi önümüzdeki zorluk, iş artışlarının ekonomik büyüme ile denk olmasını temin etmek. Wall Street’te yaşananların da etkisiyle şirketlerin çok hızlı bir şekilde işten çıkarma yoluna gittiğini gördük, ve şirketler hala işten çıkarttıkları elemanları işe geri alma hususunda tereddüt yaşıyor. Yine gözlemlediğimiz bir uzun vadeli eğilime göre de, üretimde etkinleşen şirketler, aynı miktardaki mal ya da hizmeti daha az sayıda personel çalıştırarak üretebileceklerini düşünüyorlar.

Yani tüm bunlar bazı zorlukları getiriyor, özellikle de attığımız adımların etki göstermesine fırsat olmadan bu yılın ilk çeyrek döneminde 3 milyondan fazla iş kaybı yaşandığı gerçeği düşünüldüğünde.

Sorunlu Varlıkları Kurtarma Programı (TARP)ile ilgili olarak, TARP’ın beklediğimizden çok daha ucuza geldiği hakkında sanırım geçtiğimiz haftalarda ve bugün çıkan yazıları okumuşsunuzdur. Yani, bu paranın bir kısmı açık kapamak için kullanılabilir. Ve bir sonraki soru iş artışını hızlandıracak ve TARP’ın orjinal hedefleri ile uyumlu seçici yaklaşımlar mevcut mudur?- örneğin, küçük işyerleri hala kredi alabiliyorlar mı?

Bu konulara yarın değineceğim. Mali sistemde istikrar sağlayabildiğimizi düşünmeme rağmen, hala hep karşılaştığımız sorunlardan biri de küçük işyerlerinin ve bazı orta ölçekli işyerlerinin kredi sıkışıklığı yaşamaya devam etmesidir. Bu hafta Allentown’a gittiğimde de bu konu gündeme geldi. Şirketler, istihdamı artırmalarını sağlayacak sermaye yatırımlarını yapabilmek için gerekli kredi borçlarını alamıyorlar. Bu noktada bir fark yaratabilir.

Türk heyetinde, bir muhabire söz vermek isteyen var mı?


SORAN: Sayın Başkan, Kuzey Irak’ta PKK terror örgütünün silahsızlanması ve tasfiyesine yönelik yeni ve somut bir ABD eylem planı var mıdır?


BARAK: Başbakan Erdoğan ve ben PKK sorununu ele almada yakın işbirliği içinde olunmasını konuştuk. Daha önce belirttiğimiz ve göreve geldiğimden bu yana vurguladığım gibi, ABD, PKK'yı terörist örgüt olarak görmektedir ve, oluşturduğu tehdit sadece Türkiye’de değil, Irak'ı da içermekte ve bu derin bir kaygıya neden olmaktadır. NATO müttefikleri olarak, topraklarımızın savunulmasında birbirimize yardımla yükümlüyüz. Daha genel olarak, terörizm konusunda nerede olursa olsun tutarlı bir tutuma sahip olunmasının önemli olduğunu düşünüyorum.

Dolayısıyla askeri açıdan nasıl işbirliği yapabileceğimizi konuştuk. PKK konusunda şunu söyleyeceğim, Başbakan Erdoğan'ın Türkiye’deki Kürt toplumuna karşı kapsayıcı olacak şekilde attığı adımların çok yardımcı olduğunu düşünüyorum çünkü anladığımız şeylerden biri, terörizmle sadece askeri açıdan mücadele edilemediği, düşünülmesi gereken sosyal ve siyasi öğelerin de olduğudur.

Irak’la ilgili olarak, Irak’taki Kürt nüfus, Bağdat’taki merkezi hükümette etkin bir şekilde temsil edildiğini hissettiği oranda, Kerkük gibi uzun vadeli baskı oluşturan sorunların çözümü sürecinde, çıkarlarının askeri eylemden değil, gerginliklerin siyasi yollarla giderilmesinden geçtiğini ve bu yolla herkesin refah içinde olacağını daha iyi anlayacaklardır. Ve bu, bizim desteklediğimiz bir süreçtir.

Tamam? Herkese çok teşekkürler. İyi tatiller.

SON
1:45 P.M. EST
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Şu dizine dön: Bağlantılı Gelişmeler ve Değerlendirmeler | S. Ö.

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x