ABD İmparatorluğu ile Savaşmadan Devrim Yapmak İmkânsızdır! / Yılmaz DİKBAŞ

ABD İmparatorluğu ile Savaşmadan Devrim Yapmak İmkânsızdır! / Yılmaz DİKBAŞ

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Mar 07, 2013 9:33

ABD İmparatorluğu ile Savaşmadan Devrim Yapmak İmkânsızdır!

ABD’NİN DEMOKRASİYE KARŞI SAVAŞI

Demokrasinin en yalın tanımı şöyle: Halkın, halk tarafından ve halk için yönetim biçimi.

Öyleyse, demokrasinin ön koşulu, halkın özgür oylarıyla seçtikleri kişiler tarafından yönetilmesi, özgür seçimlerle gelenlerin yine özgür seçimlerle gönderilmesidir.

1944 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 50 ülkenin hükümetini ya doğrudan silahlı güç kullanarak ya da gizli istihbarat servisi CIA aracılığıyla darbeler ve suikastlar gerçekleştirerek devirmiştir. Bu hükümetlerin çoğu, demokratik yöntemlerle seçilmişti.

ABD, son 64 yıl içinde, 30 ülkenin hükümetini, bu ülkeleri bombalayarak devirmiş, binlerce hatta yüz binlerce sivil vatandaşı öldürmüştür.

Benim kuşağım kendi yaşamında, şu ülkelerin ABD tarafından, doğrudan ya da dolaylı olarak saldırıya uğradığına, bu ülkelerdeki hükümetlerin devrildiğine ve yerlerine ya diktatörlerin ya da Washington uşağı liderlerin getirildiğine tanık olmuştur:

Arjantin, Belize, Bolivya, Brezilya, Şili, Kolombiya, Küba, Ekvator, El Salvador, Fransız Ginesi, Granada, Guatemala, Guyana, Honduras, Nikaragua, Panama, Paraguay, Peru, Surinam, Uruguay, Venezüella, Afganistan ve Irak.

Bunlardan bazılarında, örneğin Küba, Venezüella ve Bolivya’da, devrimciler saldırgan ABD’yi ülkelerinden kovmayı başarmışlardır.

Bir dünya imparatorluğu kurma peşinde olan ABD, hiçbir zaman demokrasi yanlısı olmamış, ama tüm saldırılarını demokrasi maskesini giyerek gerçekleştirmiştir.

1957-1968 yıllarında CIA’da görev yapan Philip Agee şunları söylemekteydi:

“In the CIA, we didin’t give a hoot about democracy. I mean it was fine if the government was elected and would cooperate with us. But if it didn’t then the democracy didn’t mean a thing to us. And I don’t think it means a thing today.
The principle of the government of the people, by the people and for the people, that is just silly.”

Türkçesi:

“CIA’da bizim için, demokrasinin beş paralık bir değeri yoktu. Yani, bir hükümet seçimle iş basma gelmiş ve bizimle de işbirliği yapacaksa, çok güzel. Ama bizimle işbirliği yapmayacaksa, o zaman bizim için demokrasinin hiçbir anlamı yoktu. Ve bugün için de bir anlamı olduğunu sanmıyorum.
Demokrasinin, halkın halk tarafından ve halk için yönetim biçimi olduğu ilkesine gelince, bence aptalca bir şey.”


ABD’nin değil demokrasiye değer vermek, demokrasiye karşı nasıl savaştığını görebilmek için, onlarca örnekten sadece bir tanesine, Venezüella örneğine biraz yakından bakalım:

Son 8 yılda yapılmış olan 10 demokratik seçimi de kazanmış olan Venezüella’nın Devlet Başkanı Hugo Chavez, demokrasinin yalnız sandıkta oy vermekle gerçekleşemeyeceğini biliyor ve şöyle diyor:

“Herkesin eşit koşullarda katılım sağladığı, hiç kimsenin dışlanmadığı, fakirliğin ortadan kaldırıldığı ve insani değerlerin en üstün tutulduğu toplumlarda demokrasi hayata geçirilebilir.”

Hugo Chavez, ülkenin yeraltı ve yer üstü servetinin bir avuç çerez parası karşılığı, başta Amerikalılar olmak üzere yabancılara devredilmesi anlamına gelen Özelleştirmeye, dur dedi! Ülkenin zengin petrol kaynaklarının yönetim ve denetimini ele aldı. Venezüella halkına sağlık hizmetlerini ve eğitimi ücretsiz verdi. Yoksul ev kadınlarına da işçilere ödediği ücreti ödedi.

Kendi kişisel çıkarlarını, ABD’nin çıkarlarıyla özdeşleştirmiş olan Venezüella’nın bir avuç seçkini, Hugo Chavez’e karşı ayaklandılar.

Arkalarında, tüm gücüyle ABD bulunmaktaydı. ABD’nin ünlü, Ulusal Demokrasi Vakfı (National Endowment for Democracy) , demokratik yöntemlerle seçilmiş Hugo Chavez ve hükümetini devirmek için milyonlarca doları Venezüella’daki işbirlikçilere akıttı.

ABD’den bol miktarda hibe alan devşirilmiş Venezüella medyası saldırıya geçti.

İşbirlikçilerin bir televizyon kanalındaki yorumcusu, izleyicilere şunu soruyordu:

“Sizce Devlet Başkam Chavez deli mi?”

Aynı türden başka bir kanalda, kadın programcı şu yargıda bulunuyordu:

“Hepimizin bir geçiş dönemini başlatmayı tartışmaya açma zamanı gelmiştir, elbette Chavez’siz bir dönemi!”

Ülkedeki satılmış televizyon kanallarında her gün Chavez’e türlü hakaretler serbestçe yağdırılıp, halk kışkırtılırken, ABD sözcüleri Chavez’i, ülkede sansür uygulamakla suçluyor, tüm dünyaya bu yalan haberi yayıyordu.

Sonunda ABD’nin isteği oldu, 11 Nisan 2002 günü, ABD’den bol para almış Truva Atları, bir bölüm kandırılmış halkı sokağa döktü ve arkasından bir darbeyle Chavez teslim alınıp konutundan kaçırıldı. Yerine, ABD’nin has uşaklarından bir işadamı devlet başkanı ilân edildi.

Ancak ne ABD’nin ne de işbirlikçilerin hiç beklemediği bir olay oldu. Yüz binlerce Venezüellalı evlerinden çıktı, sokaklara taştı, devlet başkanının köşkünü sardı, Devlet Başkanımız Chavez’i geri istiyoruz diye haykırdı!

ABD’nin milyonlarca dolar akıtarak desteklediği darbe, sadece 48 saat sürebilmişti. ABD uşakları Washington’a kaçtı, Chavez geri döndü.

Bakın, Hugo Chavez ne kadar açık yüreklilikle konuşuyor:

“İnanın, ABD imparatorluğu ile çatışmamak için elden gelen tüm çabayı gösterdik, ama çatışma kaçınılmaz oldu.
Ben Beyaz Saray’a gittim, Clinton’la tokalaştım. Daha sonra telefonda ben ona ‘Nasılsınız Bay Clinton?’ dedim, o da bana ‘Nasılsınız Bay Chavez?’ dedi. Ama anladım ki biz, imkânsızı başarmaya çalışıyorduk.
ABD imparatorluğu ile savaşmadan devrim yapmak imkânsızdır!”


ABD imparatorluğunun demokrasi ve insan hak ve özgürlükleriyle hiçbir ilgisi yoktur.

ABD imparatorluğunun bildiği ve uyguladığı yöntem; saldırı, işgal, sömürü, hırsızlık, yakma, yıkma ve katliamdır.

Bizim medyadaki köşe yazarlarının çoğunun, hem ABD yanlısı hem de demokrasi bülbülü olmasını nasıl açıklıyorsunuz?

Gerçekten demokrasi isteyenlerin, ABD yanlısı olması mümkün müdür?

Demokrasiye karşı savaşan ABD imparatorluğu yıkılmadan, dünyanın çoğu yerinde gerçek demokrasinin yeşerip gelişmesi mümkün olmayacaktır.

Öyleyse, öncelikle emperyalist ABD’ye karşı savaşacak devrimcilerin bir araya gelmesi gerekmektedir.

Türk Ulusu, böyle bir devrimi eninde sonunda başaracaktır, bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın!



Kaynak: Yılmaz DİKBAŞ’ın, “İĞFAL” adlı kitabından alınmıştır. s. 527-530

Yılmaz DİKBAŞ
dikbas@kalinka.com.tr
http://www.kalinka.com.tr
http://www.dikbas.tv
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 11695
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Yılmaz DİKBAŞ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x