AKP Bir Hayaldi, Şimdi Gerçek Bir Kâbus Oldu / Erdal SARIZEYBEK

Emekli Jandarma Albay - Yazar

AKP Bir Hayaldi, Şimdi Gerçek Bir Kâbus Oldu / Erdal SARIZEYBEK

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş May 18, 2011 0:27

AKP Bir Hayaldi, Şimdi Gerçek Bir Kâbus Oldu

Bizler siyasetle hiç uğraşmadık, ne parti biliriz ne de particiliği, tek düşüncemiz vatan ve çocuklarımızdır, uğruna can verdiğimiz ve vereceğimiz bir vatan, geleceğinden endişe duymadığımız, güvenli ve huzurlu bir ülkede yaşayacaklarını düşündüğümüz çocuklarımız…

2002 yılında bu adı AK olan parti yani AKP meydanlara çıktığı zaman, AKP gerçek bir hayaldi bizim için, yeni bir parti, en azından adı yeni, yeni bir umut, yoksulluğun biteceği, yolsuzlukların ortadan kalkacağı… Tüyü bitmemiş yetim hakların korunacağı yani devletin bir kuruşunun ya da Tayyip’in deyimiyle bir Allah kuruşunun çalınmayacağı… Terörün biteceği, güvenli bir ülkede çocuklarımızın geleceğe güvenle bakarak yaşayacağı umudu ve hayali, AKP işte buydu 2002’de, bir hayal…

Belki de bizi bu düşünceye sevk eden en önemli etken, Manisa Soma’da yapılan büyük yolsuzluklar olmuştu. Adli soruşturmayı İzmir DGM adına biz yapmıştık. Dünün parasıyla trilyonlarca yolsuzluk tespit etmiş ve sorumlularını adli makamların önüne çıkarmış ve devlet malının deniz denilerek içinde yüzüldüğünü görmüş olmaktan büyük bir üzüntüye düşmüştük…

Böylesi bir duygu içinde AKP bir hayaldi, umuda yolculuğu işaret eden bir hayal…

Soruşturma sonucunda ilk önce SOMA TEAŞ genel müdürü görevden alındı ve yeni bir müdür göreve başladı ama bu öyle bir genel müdür değildi; Atatürk’ün devlet adamı, Cumhuriyeti kuranların sessiz gücü, aydın ve çalışkan, ailesini Ankara’da bırakıp elinde bir ceketle gelmişti Soma’ya ve çalıştı…

İlk birkaç ay içinde SOMA termik santral cumhuriyet tarihinin en büyük rekorunu kırdı
ve santral en ucuz ve en yüksek kapasitede enerji üretmeyi başladı, medya övgü ile bahsetti yeni genel müdürden, santral tam kapasiteyle çalışmaya başladı, ucuz enerji ve yüksek kapasite…

Herhalde altı ay olmadı, bu hayal olan AKP siyaseti, bu Atatürk’ün devlet adamını hemen görevden aldı ve yerine elinde şıkır şıkır bir tespihle bir genel müdür atadı…

Duyduğumuzda inanamadık, gerçekten inanamadık, başarı, çalışkanlık, hedefe ulaşmak, dirayet, dürüstlük, doğruluk, insanımızı insan yapan tüm değerleri taşıyan bu müdürü bu AKP siyasetinin neden görevden almış olduğunu anlayamadık…

Kısa sürede santral eski tasa döndü ve de eski hamama, sanki biz hiç soruşturma yapmamış gibi yolsuzluk haberleri çığ gibi büyüdü, enerji düştü, enerji pahalandı, devlet kaybetti, biz kaybettik, ülkemiz, çocuklarımız kaybetti, kazanan AKP olduysa eğer neyi kazanmış olduğunu da bir türlü anlayamadık…

Hayalin umuda, umudun kâbusa dönüştüğünün belki de ilk işareti bu oldu bizim için…

Aynı dönemde ABD’nin 20 Mart 2003 Irak harekâtı başladı.

TBMM 1 Mart’ta HAYIR dediği tezkereye, 20 Mart’ta EVET deyip ABD harekâtına tam destek verdi AKP siyaseti eliyle…

1 Mart ile 20 Mart arasında ne değişti diye sorduk kendimize, değişen Başbakan’dı, Recep Tayyip Erdoğan 20 Mart’ta hükümeti kurdu ve ikinci bir tezkere geçirip Meclis’ten EVET dedi ABD’ye…

Sonrasında olaylar hızla gelişti…

Bir ay sonra Saddam düştü, savaş bitti ve Nisan ayında Barzani Kerkük’ü işgal etti. Aslında Türkiye için Kerkük’ün işgali savaş nedenimizdi, ne savaş çıktı ne de AKP’den bir cılız ses, yaprak bile kımıldamadı bu ülkede…

Temmuz 2003’te, 4 Temmuz günü bu ABD Mehmetçik başına çuval geçirdi, duyunca çılgına döndük, Manisa’da önemli protesto olayları yaşandı ama bu AKP’den, hani başlangıcı hayal ve umut olan bu AKP’den bir dirhem bile ses çıkmadı…

Yüzsüzlük aldı gitti ülkeyi, Başbakan Tayyip “ABD’ye NOTA verecek misiniz” sorusuna, “Bu Müzik Notası değil” diyerek “NASIL BİR SİYASET ve ZİHNİYETLE KARŞI KARŞIYA OLDUĞUMUZU” açık açık gösterdi ama belki biz anlamadık, anlayamadık…

Ekim 2003’te TBMM’ten Irak’a ikinci bir harekât tezkeresi geçti ama Barzani-Talabani ikilisi istemedi diye bu tezkere rafa kaldırıldı, dedim ya yüzsüzlük almıştı başını, Cumhurbaşkanı çıkıp ortaya “Tezkere yetkisini kullanmayacağız” diye bir açıklama yapmaya kadar götürdü işi…

Türkiye, AKP Siyaseti eliyle, artık güç kaybetmeye başladığının, itibar kaybetmeye başladığının ilk işaretlerini de vermeye başlamıştı, devlet, hatta cumhuriyet çöküyordu ya da çökertiliyordu…

2004 yılı AKP’nin gerçek bir kâbusa dönüşmeye başladığını gösteren belki de en önemli yıl oldu…

Önce bir AB HAYALİ yarattılar
, hatırlıyorum da artık sokaklarda simit satılmayacak diye haber yapılıyordu bu ülke, kokoreç yasaklanacaktı, çünkü TÜRKİYE AB’YE ÜYE olacaktı… Hatta Ankara sokakları AB bayraklarıyla donatılmıştı bu Melih Gökçek tarafından…

Aradan yıllar geçti, AB’ye MABE’ye ÜYE MÜYE olmadık ama KIBRIS’I KAYBETTİK…

AB hayallerinin ülkeyi sardığı 2004’te, bu AKP siyaseti, AB’ye yeni üye olan ülkelerin Gümrük Birliği’ne katılmasını kabul eden bir anlaşma imzaladı bu AB ile. Medyanın “Rum Kesimi, Rum Kesimi” diye bas bas bağırdığı bu Rum Kesimi devlet yapıldı hem de Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla, AB’ye üye yapıldı, üstelik bu AKP siyaseti tarafından Gümrük Birliği anlaşmasına da dahil edildi…

Kıbrıs Türk’ü, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti kaybediyordu çünkü Rumlar devlet olmuş, AB üyesi ülke olmuş, herkes tanıyor ve ticaret yapıyordu ama Kıbrıs Türk’ünü tanıyan yoktu, ticaret yapan da yoktu, Rumlar zenginleşirken Türkler fakirleşmeye başladı, bu durum hala sürmektedir…

AKP siyasetinin Kerkük işgali sonrasında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milli çıkarlarını yok sayan ikinci adımı da bu oldu, Rum Kesimini devlet yapmak, Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’ni yok saymak…

Halbuki bu bir suçtu hem de anayasal bir suç
, çünkü Anayasamızın başlangıç hükümlerine göre hiçbir hükümet, devletimizin milli çıkarlarını yok sayan karar alamazdı ama aldı, yargılanmaları gerekirdi ama yargılanmadılar…

2006’ya açılımlarla, 2007’ye seçim hazırlıklarıyla girdik…

Açılımlarla, Habur olayı ile PKK siyasi bir güce dönüştürüldü ve halk desteği verildi, bakın görün şimdi de isyanla bizi tehdit eder hale getirildi. Kim getirdi? AKP…

2007 seçimlerinde ise tuzağa düşürüldük, tuzağa çekildik Demokrat Parti eliyle ve de Yaşar Büyükanıt eliyle…


Anavatan ve Doğruyol partileri birleşiyoruz diyerek çıktılar er meydanına ama seçimlere bir hafta kala kaçtılar er meydanından, biz ortada kaldık ama AKP iktidar oldu… Şimdi de Namık Kemal Zeybek gibi ÜLKÜCÜ olduğu ileri sürülen birini getirdiler Demokrat Parti’nin başına, halkımıza umut olsun diye… Tarihten hiç ders almaz mıyız biz!

22 Temmuz seçimlerine bir ay kala, Türk Ordusu’na Kumandanlık etmiş bir komutan, çıktı ekranlara, sözde bir MUHTIRA VERDİ AKP’ye, ama ne muhtıra… Bizim Muhtıra yazmak gibi bir yeteneğimiz yok, anlamayız ama bu işin “muhtıra” olmaktan çıkıp “halkımızı ordumuza karşı kışkırtmaya yönelik bir gayret” olduğunu da görecek kadar bilgiliyiz… Tülbentle ilahi okuyan çocuklar, işbirlikçi medyanın da eliyle, “CUMHURİYET DÜŞMANI” gibi gösterildi, “benim çocuğum mu cumhuriyet düşmanı” diyerek kızan halkımız gitti AKP’ye oy verdi, öte yanda da Demokrat Parti’nin yarattığı düş kırıklığıyla bu AKP yine iktidar oldu…

Kâbus başlamıştı artık, hayal, bir umut olarak ortaya çıkan AKP, gerçeğe dönüşüyordu artık, aslının gerçeğine yani KÂBUS’A…

Biz bunları yaşarken AKP, Cumhuriyet boyunca dişimizden tırnağımızdan artırarak kazandığımız tüm kaynakları satmaya başladı
, adına özelleştirme, yabancı sermaye diyerek, madenler, limanlar, fabrikalar, borsa, bankalar, şirketler, TELECOM, hepsi birer birer satıldı… Türkiye ekonomisinin ve kaynaklarının yönetimi birer birer yabancıların eline geçti yani Bizans’ın…

Biz bunları yaşarken, okullar özelleştirildi, vakıflara özel okul açma izni verildi, bu Bizans üniversiteler açtı, bu ABD’li cemaat siyaseti özel okullar açtı, ülkemizin en zeki çocukları birer birer toplanmaya başladı, çocuklarımız elimizden gidiyordu tıpkı vatan gibi… Sözlerimizin başında demiştik ya vatan ve çocuklarımız, tek derdimiz bu diye, sebebi bu işte, elimizden gidiyor ikisi de…

Biz bunları yaşarken, İLERİ DEMOKRASİ dediler, bir olan milletimizi TÜRK-KÜRT, ALEVİ-SÜNNİ diye ayrıştırmaya başladılar, bu hala sürüp gidiyor…

İLERİ DEMOKRASİ dediler, PKK terörünü bir halk hareketine dönüştürmeye başladılar, bu da hala sürüp gidiyor…

Türkiye’ye artık herkes güveniyor, büyüdü artık, ucuz kredi dediler, bakkal dükkânlarında kredi kartı dağıttılar, her kişiyi üç, dört, beş kart verdiler, kaynağı kalmayan, üretemeyen insanlarımızı borçlandırdılar…
Nefes alamaz hale getirdiler, bu hale getirdikten sonra UMUT AKP deyip millete ekmek dağıtmaya başladılar, milleti karnından siyasete bağlamaya çalıştılar, oy avcılığı yapmaya başladılar…

AKP artık bir kâbusa dönüşüyordu, gerçek bir kâbusa, hatta dönüşmeye başlamıştı bile… Başlangıçta bir hayaldi bu AKP, şimdi ise gerçek bir kâbus oldu…

Tüm bunları yan ayna koyduğumuzda, ortaya çıkan gerçek şudur:

Türkiye’de irtica tehlikesi yoktur ama din üzerinden siyaset ve ticaret tehlikesi göz görecek kadar büyüktür.

Türkiye bir DİN DEVLETİ’ne doğru gitmemektedir, Türkiye’de bir İRAN OLMA TEHLİKESİ ile karşı karşıya değildir ama Türkiye, kimliği olmayan, dini olmayan, tarihi olmayan ve kaynakları yabancılar tarafından yönetilmeye başlayan bir SERBEST BÖLGE OLMA tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Türkiye bu aşamada bir bölünme tehlikesi ile karşı karşıya değildir, ama her şeyin serbest olacağı bir ülkede, BÖLÜNME TEHLİKESİ UFUKTA’dır.

AKP Siyaseti Türkiye için artık bir kâbustur!

Türkiye derhal bu kâbustan uyanmak zorundadır.

Bu anlattığımız meseleleri, bugünden itibaren, bir siyasi parti çekişmesine dönüştürmek hem vatanı hem de çocuklarımızı gerişi dönüşü olmayan bir tehdit ve tehlikenin içine atacaktır, bu mesele bir particilik meselesi olmaktan çok ötedir.

HEPİMİZ AKLIMIZI ARTIK BAŞIMIZA ALMAK ZORUNDAYIZ!

AKP siyasetin, 12 Haziran’da değiştirmek sorundayız!
AKP’nin kâbusunu, ancak devlet gücünü elinden almakla yok edebiliriz, devlet gücünü elinden almanın yolu da, demokratik seçimlerle iktidardan düşürmekle olacaktır.

BU AMAÇLA HEPİMİZ BİRLEŞMELİYİZ!

Güçlü bir MHP ve güçlü bir CHP ile Meclis’e girmek zorundayız!

MHP üzerinde, CHP üzerinde oynana oyunların, kurulan tuzakların farkındaysanız eğer, BİRLEŞİN!

Tek başına MHP muhalefeti yetmez, tek başına CHP muhalefeti yetmez, bu iki muhalefeti, ister tek ister ikili, iktidara taşımak zorundayız.

Ben açıkça ifade ediyorum ve MHP’yi destekliyorum, Güçlü Bir MHP’nin Meclis’e girmesi için çalışacağım, peki ya siz?



Erdal SARIZEYBEK, 15 Mayıs 2011
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12035
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Erdal SARIZEYBEK

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x