Amerika’ nın Yapışkan Gücü - Walter Russel Mead

İzlem (Strateji) - Bazen barışın, bazen de savaşın sanatı...

Amerika’ nın Yapışkan Gücü - Walter Russel Mead

İletigönderen Çetin Taş » Prş Nis 01, 2010 22:32

Arkadaşlar. Çevirimi beğenmeyenler veya orijinalinden okumak isteyenler için aşağıya yazının bulunduğu linki veriyorum.Yazıyı ilgi çekici bulacağınızı ümit ediyorum.

Kaynak: http://goliath.ecnext.com/coms2/gi_0199 ... power.html


Amerika’ nın Yapışkan Gücü


Birleşik Devletler ordusu ve kültürel çekimi Amerika’ yı küresel düzenin tepesinde tutmaktaydı. Ama egemen, tek başına silahlar ve Hollywood’ a dayalı olarak yaşayamaz. Birleşik Devletler ekonomik politikaları ve kuruluşları “yapışkan güç” gibi davrandılar, Diğer ülkeleri Birleşik Devletler sistemine çektiler ve içine hapsettiler. Yapışkan güç Irak’ ı stabil hale getirebilir, Rusya’ ya kanun getirebilir ve Amerika ve Çin arasında silahlı bir çatışma olmasını engelleyebilir.


WALTER RUSSELL MEAD | 1 MART 2004
İlk yıllardan beri Birleşik Devletler küresel güç olarak davranmıştır. Her zaman dünyanın her köşesine büyük filolar ve güçlü ordular gönderememiştir ancak Birleşik Devletler küresel sistemin gelişimini gözetmiş ve uzun süre uluslararası bir hizmet vermiştir. Birleşik Devletler her zaman dünyanın en büyük veya etkili ekonomisi olmakla övünmemiştir ancak küresel ticaret anlamında genel ekonomik entegrasyonu teşvik etmiştir. Birleşik Devletler' in ideolojik dürtüleri de küresel olmuştur. Şair Ralph Waldo Emerson Amerikan Devcrimi’ nin ilk atışını “atış tüm dünyadan duyuldu” diyerek yazmıştır ve Amerikalılar her zaman kendi dini ve siyasi değerlerinin dünyada geçerli olmasını istemişlerdir.

Tarihsel olarak güvenlik tehditleri ve ticari çıkarları Amerikalıların küresel düşünmesine neden olmuştur. Britanyalılar Washington D.C.' yi yakmak için Atlantik' i aşmışlardır, Japonlar Pasifik' teki Pearl Harbour' u bombalamak için uçmuşlardır. Birleşik Devletler çıkarları için Asya ve Avrupa ile olduğu kadar Batı yarım küre ile ticaret yapmak her zaman hayati öneme sahip olmuştur. Birleşik Devletler Başkanı Thomas Jefferson Birleşik Devletler ticari çıkarlarını korsanlara karşı korumak için 1801 yılında Akdeniz’ e donanma göndermiştir. Amiral Matthew Perry 1850lerde batan Birleşik Devletler balina gemilerinden kurtularak Japon sahillerine vuranların tedavileri için kısmen Japonya’ya açılmıştır. Ve Birleşik Devletler İç Savaşı’ndaki son çatışmalar Kuzey Buz Denizi’nde Konfederasyon ticari gemisinin Birlik gemisine ateş açması ile yaşanmıştır.

Birleşik Devletler’ in süper güç olarak yükselişi bu küresel bakışın sonucudur. 20. yüzyılda Britanya imparatorluk sistemi ve ticareti zayıflayıp gerilediğinde Birleşik Devletler dış politika uzmanları üç seçenek üzerinde durdular: Britanya İmparatorluğu’nu destekle, sorunu göz ardı et ve dünyanın geri kalanının işine bakmasını sağla veya Britanya ile yer değiştir ve dünya düzenini yönetme pis işini devral. 1. Dünya Savaşı ve Soğuk Savaşın başlangıcı arasında Birleşik Devletler tüm üçünü de denedi, Britanya’nın elinden dünya düzenini belirleme gücünü aldı.

Ancak Amerikalılar Britanyalılar’ la yer değiştirirken oyunun kuralları sonsuza kadar değişiyordu. Birleşik Devletler sadece emperyal veya büyük bir güç olarak eski rakipler ve müttefikler arasındaki oyunları oynayamazdı. Böyle bir rekabet savaş ile son bulurdu ve savaş artık uluslararası sistem için kabul edilebilir bir şey değildi. Hayır, Birleşik Devletler başka hiçbir milletin başaramadığını denemeliydi, pek çok uluslar arası teorisyenin imkansız olduğuna yemin edecekleri bir şeydi bu. Birleşik Devletler binlerce yıllık büyük güç çatışmalarını sonlandıracak bir sistem kurmaya ihtiyaç duyuyordu, tüm dünyaya barış getirecek bir gücün çerçevesini inşa etmeliydi—Mısır,Çin ve Roma’nın bölgesel bazlı olarak başardıklarını küresel bazda tekrar etmeliydi.

Romalılar ve diğerlerinin uyguladığı bazı metodları yeni egemenin kullanamayacak durumda olması görevi biraz daha karışık hale getirmekteydi. Dünya ülkelerini ve medeniyetlerini bağımlı eyaletlere bölmek Birleşik Devletlerin herhangi bir askeri güçle yapabileceğinin çok ötesindedir. Birleşik Devletler, kitlesel imha silahlarının ve dinler, ırklar, kültürler ve devletler arası rekabetlerin olduğu bir dünyada egemen devletlerin varlığını sürdürebilmeleri için yeni bir yol geliştirmeliydi.

Harvard Üniversitesi politika bilimcisi Joseph S.Nye Jr., 2002’de yazdığı “Amerikan Gücü’nün Çelişkisi: Neden Dünyanın Tek Süper Gücü Tek Başına Yapamıyor?” isimli kitabında Birleşik Devletler’in dünya düzenini kurarken görevlendirdiği çeşitli güçlerin açılımını tartışıyor. Nye iki çeşit güç üzerinde odaklanıyor: sert ve yumuşak. Analizlerinde sert gücün diğerlerinin belirli bir hareketi yapması için kullanılan askeri veya ekonomik güç olduğunu belirtiyor. Tersine, yumuşak gücün kültürel güç olduğunu, örnekleme gücü, düşünceler ve idealler gücü olduğunu belirtiyor-daha zekice işe yaradığını söylüyor; diğerlerinin sizin istediğinizi istemesini sağladığını söylüyor. Yumuşak gücün Birleşik Devletler dünya düzenini devam ettirdiğini çünkü diğerlerinin Birleşik Devletler sistemini beğenmelerine neden olduğunu ve kendi özgür iradeleri ile desteklemelerini sağladığını söylüyor.

Nye' nin yumuşak güç ile ilgili görüşleri önemli bir ilgi ile karşılandı ve Birleşik Devletler politika tartışmalarında önemli bir rol oynamaya devam edecek. Ama Nye’nin iki sert güç-askeri ve ekonomik güç-konusunda yaptığı ayrım hak ettiğinden daha az dikkate alındı. Geleneksel askeri güç basitçe keskin güç olarak tanımlanabilir; direnenler süngülerin kendilerini ittiğini ve dürttüğünü hissederek gitmeleri gereken yöne gidecekler. Bu güç Birleşik Devletler sisteminin kurucusudur. Ekonomik güç çeşitli ekonomik kuruluş ve politikalar ile diğerlerinin Birleşik Devletler etkisine girmesini sağlayan ve onları kontrol altına alan yapışkan güç olarak düşünülebilir. Yumuşak güç ile birlikte(sistemin özünde olan değerler, düşünceler, alışkanlıklar ve politikalar)keskin ve yapışkan güç Birleşik Devletler egemenliğini sürdürür ve Birleşik Devletler önderliğindeki küresel sistemi planlı olmayan doğal ve tarihsel bir şeymiş gibi makul, kaçınılmaz ve kalıcı hale getirir.


KESKİN GÜÇ
Keskin güç çok pratik ve duygusuz bir şeydir. Birleşik Devletler askeri politikası Hititler veya Roma İmparatorluğu tarafından anlaşılabilecek kuralları izlemektedir. Gerçekten Birleşik Devletler ordusu Eski Dünya monarşilerindekine çok benzeyen bir yapıdır—başkan, Ordu Komutanları ile istişare ettikten sonra ordunun sırasıyla uyacağı emirler yayınlar.

1823 Monroe Doktrini beyannamesinden bu yana tabi ki güvenlik evde başlar, Birleşik Devletler güvenlik politikasının temel prensibi Avrupalı ve Asyalı güçleri Batı Yarımküre’ nin dışında tutmaktır. Merak uyandırıcı büyük güçler olmayacaktı, kıtalararası müttefikler olmayacaktı ve Birleşik Devletler daha da güçlendikçe Point Barrow-Alaska'dan Cape Horn-Şili'ye kadar hiçbir Avrupalı veya Asyalı askeri üs olmayacaktı.

Birleşik Devletler güvenlik politikalarını yapanlar aynı zamanda dünyanın denizlerine ve hava koridorlarına da odaklandılar. Barış zamanı boyunca böylesine koridorlar Birleşik Devletler ve müttefiklerinin refahları için yaşamsal öneme sahiptirler; savaş zamanında ise Birleşik Devletler müttefiklerini desteklemek ve diğer kıtalardaki askeri üslerine tedarik yapmak için deniz ve hava koridorlarını kontrol etmelidir. Britanya 1. ve 2. Dünya Savaşları’nda neredeyse Alman denizaltıları tarafından yenilgiye uğratılıyordu; pazarların bu kadar entegre olduğu günümüz dünyasında ticaretin akışının bu şekilde durdurulması felaketle sonuçlanabilir.

Nihayet(ve kaçınılmaz olarak)Birleşik Devletler Orta Doğu’yu yaşamsal ilgisi olan bir yer olarak değerlendiriyor. Birleşik Devletler açısından Orta Doğu’da iki potansiyel tehlike gizlenmektedir. Birincisi, dışarıdan bir gücün, Soğuk Savaş’ta ki Sovyetler Birliği gibi, Orta Doğu petrollerini kontrol etmeye çalışması veya en azından Birleşik Devletlerin ve müttefiklerinin güvenlik ikmallerine karışabilir. İkincisi, Orta Doğu’daki bir ülke, bölgeyi ele geçirebilir ve aynı şeyi yapmayı deneyebilir. Mısır, İtan ve son olarak da Irak bunu denediler ve--en çok da Birleşik Devletler politikasına şükürler olsun ki--hepsi de başarısız oldular. El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in ve takipçilerinin bugünkü çabaları, neden oldukları alışılmadık tehlikeler; petrol kaynaklarını kontrol edecek ve Birleşik Devletlerin bu bölgede son 60 senede karşılaştığı türden tehditleri İslam dünyasında bölgede diktatörlük gücü ile yayacak teokratik bir güç oluşturmak içindir. Bu öncelikleri ele alarak keskin güç stratejisinin bir parçası olarak Birleşik Devletler Asya, Avrupa ve Orta Doğu’da istikrarı teşvik etmek için müttefikler ve üslere dayalı bir sistemi muhafaza etmektedir. Birleşik Devletler 11 Eylül 2003’ten bugüne sınırları dışında 250,000’den fazla üniformalı ordu mensubunu yerleştirmiştir (Özgür Irak Operasyonu için bulunanlar dahil edilmemiştir); 43%’ü NATO bölgesinde yerleştirilmiş ve yaklaşık 32%’si de Japonya ve Güney Kore’ye yerleştirilmiştir. İlave olarak gerilimin artması durumunda Birleşik Devletler önemli miktarda kuvveti bu alanlara ve Orta Doğu’ya nakletme imkanına sahiptir ve ileri üslerinin güvenliğini sağlamak için deniz ve hava koridorlarını kontrol etrmeyi sürdürmektedir. Daha da ötesi, Birleşik Devletler dünyanın en büyük istihbarat ve elektronik izleme organizasyonlarını idare etmektedir. 30 milyar Dolar’ın üzerinde olduğu tahmin edilen Birleşik Devletler 2003 istihbarat bütçesi ayrı ayrı Suudi Arabistan, Suriye ve Kuzay Kore’nin askeri bütçelerinden daha fazladır.

Zaman içerisinde Birleşik Devletler stratejik düşüncesi karşı konulmaz askeri üstünlüğün milli güvenlik için en güvenilir temel olduğu şeklinde değişmiştir. Buna kısmen büyük güvenlik nedenlerinin neden olduğu apaçıktır ama kısmen de üstünlüğün önemli bir caydırıcılık olması da bir etkendir. Karşı konulmaz bir askeri üstünlüğü kurmak yalnızca düşmanları askeri saldırı yapmaktan caydırmaz, aynı zamanda diğer güçlerin Birleşik Devletler seviyesine ulaşma çabalarında onların cesaretini de kırar. Uzun dönemde, tehlike ile burun buruna kalmaktansa, bu stratejiyi savunanlar bunu devam ettirmenin daha ucuz ve güvenli olduğunu savunmaktadırlar.


YAPIŞKAN GÜÇ
Ekonomik veya yapışkan güç keskin ve yumuşak gücün her ikisinden de farklıdır – bu ne askeri zorlamaya dayanır, ne de isteklerin basit tesadüflerine. Avını bir çeşit yumuşak güç ile çeken, böcekleri hoş bir koku ile bitki özüne çeken etobur-böcek yiyen bir bitkiyi düşünün. Ama kurban bitki özüne dokunduğu anda yapışır, kurtulamaz. Bu yapışkan güçtür, bu ekonomik gücün nasıl çalıştığını gösterir.

Yapışkan gücün uzun bir geçmişi vardır. Hem Britanya ve hem de Birleşik Devletler diğer ülkeleri de etkileyen küresel ekonomik sistemler kurdular. 19. yüzyılda Britanya, Birleşik Devletleri cezbederek ticaret ve yatırım konusunda Britanya sistemine katılmasına neden oldu. Londra finansal piyasaları Birleşik Devletler sanayinin gelişmesi için yatırım sermayesi sağlarken, Amerikalılar Britanya İmparatorluğu içerisinde serbestçe ticaret imkanlarından yararlanmışlardır. Yine de Birleşik Devletler küresel ticareti Britanya Donanması’nın bir çeşit tutsağı konumundaydı—Birleşik Devletler, Britanya'nın dostu olduğu sürece dünya ile ticaret yapabilirdi ancak bu dostlukta oluşabilecek bir kesinti finansal çöküş anlamına gelmekteydi. Bu nedenleBirleşik Devletler’de, Britanya ile savaşa karşı her zaman kuvvetli bir lobi oldu. Ticari bağımlı New England 1812 Savaşı’ndan sonra neredeyse Birleşik Devletler'den ayrılıyordu ve bir daha ki yüzyılda Anglo-Amerikan ilişkilerinde oluşan her krizde İngiltere, İngilizce konuşan iki güç arasında ki bir savaşın iflas ettireceği tüccarlar ve bankerlerden oluşan güçlü bir lobiye sahipti.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin kurduğu dünya ekonomisi Britanya liderliğinde ki entegrasyonun ulaştığı zirveden oldukça uzaktır. İki dünya savaşı ve Bunalım önceki sistemi sürdüren hassas perdeleri yırttı. Soğuk Savaş yıllarında Eski Dünya sistemini yeniden kurmak ve geliştirmek için sıkıntı yaşayan Birleşik Devletler dünya ekonomik sisteminin hem parasal ve hem de kanuni ve politik çerçevesini değiştirmek zorundaydı.

Birleşik Devletler iki kuruluş üzerinde yapışkan gücünü kurdu: bir uluslar arası para sistemi ve serbest ticaret. 1944’te yapılan Bretton Woods anlaşmaları Amerikan Doları’nı dünyanın merkezi para birimi haline getirdi ve bir jenerasyon için daha en azından teoride Dolar altına bağlı olarak kaldı ise de, Birleşik Devletler Merkez Bankası ekonomik ihtiyaçlara bağlı olarak Dolar miktarını arttırabiliyordu. Sonuç neredeyse 30 yıl boyunca fiyat istikrarı ile genişleyen parasal tabanın sihirli kombinasyonu oldu. Bu koşullar gelişmiş Batı ve Japonya’da ki yaşam standartlarının dönüşmesini sağlayan ekonomik mucizeyi üretti.

1973’te Bretton Woods sisteminin çökmesi küresel ekonomik krizin en önemli nedeni oldu ancak 1980lerden itibaren sistem, Amerikan Doları’nın yine kritik öneme sahip olduğu yeni bir hareketli kur rejimi ile birlikte neredeyse eskisi kadar iyi bir şekilde çalışmaya başladı.

Serbest ticaret ve ekonomik entegrasyondaki gelişim 20. yüzyılda Birleşik Devletler dış politikasının ilan edilmemiş en büyük zaferlerinden birini temsil etmektedir. Çoğunlukla Birleşik Devletler vatandaşı olan veya Birleşik Devletler’de eğitim almış olan hukuk ve ekonomi uzmanları, gelişmekte olan ülkelerde bile ekonomilerinde sıçrama başlatmak için artan bir şekilde devlet yönetimli planlama ve yatırıma bel bağladılar. Hücumbotları yerine uluslar arası finansal kuruluşlar bankerlerini ve danışmanlarını dünyanın her yanına yolladılar.

Tüm bu aktivitenin arkasında Birleşik Devletlerin—hatta tek taraflı olarak bile—Avrupa’dan, Japonya’dan ve fakir milletlerden ihracatlara pazarlarını açma istekliliği yatmaktaydı. Komünizmi de kapsayacak şekilde ki tüm stratejinin bir bölümünü oluşturan bu politika, dünya genelinde Birleşik Devletler sistemini sağlamlaştırmaya yardım etti. Dolar’ın küresel para birimi olarak rolü, Birleşik Devletler mali ve parasal yetkililerinin yayılma eğilimli önyargıları ile birlikte “küresel ekonominin lokomotifi” ve “son sığınak tüketicisi” şeklinde tanınmasını kolaylaştırdı. Birleşik Devletler ticari açıkları, dünyanın geri kalanında üretim ve tüketimi teşvik ederek, diğer ülkelerdeki refahın gelişmesini ve kendiliklerinden Birleşik Devletler tarafından yönetilen küresel ekonomiye katılma isteklerini arttırmıştır.

İç pazarların yabancı rakiplere açılması Soğuk Savaş boyunca Birleşik Devletler politikasının en çok tartışılan unsurlarından biriydi(hala da öyle). Yabancı rekabet ile karşılaşan Birleşik Devletler işçileri ve sanayisi keskin bir şekilde böyle açılımlara karşı çıktılar. Diğerleri 1980ler boyunca Birleşik Devletleri uluslar arası bir borçluya dönüştüren ticari açıkların uzun dönemli etkilerinden endişelendiler. Eisenhower yönetiminden beri olabilecek krizlerle ilgili tahminler(Dolar olarak, yerel faiz oranları ile veya her ikisi ile) Birleşik Devletler dış borcu arttığında yüzeye çıkar ancak bu negatif sonuçlar halen gerçekleşmemiştir. Sonuç 1694 yılında İngiltere Bankası’nın kurucularının öncülük ettiği finansal borcun küresel ölçekte politik güce dönüştüğü durumun yinelenmesine oldukça benzemiştir ve bir yüzyıl sonra Birleşik Devletler 13 koloninin borcunu yüklendiğinde de aynısı tekrarlanmıştır.

Her iki durumda da borç stoğu, sonradan borcunu güvence altına alan hükümetin istikrarında çıkarı olan zengin ve güçlü tarafından satın alınmıştır. Varlıklı İngilizler, Stuartlara tahtın iade edilmesine karşı çıkmışlardır çünkü İngiltere Bankası'ndaki hisselerinin değer kaybedeceğinden korkmuşlardır. Tıpkı yeni Birleşik Devletler Anayasası'nın istikrarını ve gücünü desteklemeye gelen 13 koloninin varlıklı seçkinleri gibi çünkü bonoları milli hükümetin gücünün durumuna göre artıp azalmaktaydı.

Benzer şekilde son 60 yılda yabancılar Birleşik Devletler’de daha fazla varlık sahibi oldukça--devlet ve özel bonolar, doğrudan ve portföy özel yatırımları-- Birleşik Devletler yönetimindeki sistemin sürdürülmesinde daha fazla pay sahibi olmuşlardır. Birleşik Devletler ekonomisinin çökmesi ve Dolar’ın mahvolması Birleşik Devletler refahına çok daha fazla çöküntü yaratırdı. En iyi müşterisi, Çin ve Japonya gibi ülkeler bunalıma girerdi. Her ülkenin finansal gücü Birleşik Devletlerin çöküşü nedeniyle şiddetle sarsılırdı. Bu şartlar altında borç bir güce dönüşmektedir, zayıflık değildir ve diğer ülkeler Birleşik Devletler ile ilişkiyi kesmekten korkarlar çünkü onun pazarına ve güvenliğine ihtiyaç duyarlar. Elbette daha da öteye gidilirse büyük bir milli borç bir güç kaynağından felç edici bir mesuliyete dönüşebilir ve Birleşik Devletler finansal yükümlülüklerini yerine getirmek konusundaki uzun dönemli rekorunu sürdürerek diğer ülkelerin güvenini haklı çıkarmaya devam etmelidir.

Ama Samson’a Filistin tapınağında olduğu gibi, çöken bir Birleşik Devletler ekonomisi dünyanın geri kalanında muazzam, kabul edilemez hasara yol açacaktır. Bu ziyadesiyle bir yapışkan güçtür.


TÜM GÜÇLERİN TOPLAMI?
Birleşik Devletler küresel ekonomik gücü bu nedenle hiç de basit değildir, Nye’nin formülasyonlarını kullanmak, diğerlerini zorlayan sert güç veya dünyanın geri kalanını cezbeden yumuşak güç. Tabi ki Birleşik Devletler ekonomik sistemi Birleşik Devletler’ in güvenlik stratejisini sağlamlaştırmak için ihtiyaç duyduğu refahı sağlamaktadır ancak aynı zamanda diğer ülkelerin Birleşik Devletler liderliğini kabul etmesini de sağlamaktadır. Birleşik Devletler ekonomik gücü yapışkan güçtür.

Yapışkan güç Birleşik Devletler’in bugünkü çözülmesi gereken sorunlarına nasıl yardımcı olacaktır? Bir acil ihtiyaç Irak’ın ekonomik olarak yeniden yapılanmasında küresel ekonomi ile daha sıkı entegre olmasını sağlamaktır. Açık ekonomilere sahip ülkeler güçlü ticari amaçlı iş ilişkileri geliştirmektedirler; bu işlerin liderleri mülkiyet haklarına, demokrasiye ve kanun hükmüne saygılı ekonomik politikaları teşvik etmelidirler. Böyle liderler ayrıca ekonomik yaptırımlar altında Irak ve Libya’yı ayıran izolasyonları önlemek için hükümetler üzerinde lobi yapmalılardır. Irak'ın ötesine bakmak, batı sermayesi ve küresel pazarlara girişin cezbediciliği, Rusya'da bile ileri derecede erozyona rağmen kanun hükmünü koruyan birkaç kuvvetten biridir.

Çin’in küresel yükselişi yapışkan güç için önemli bir deneme olacaktır. Çin ekonomik olarak geliştikçe, Birleşik Devletler ordusuna rakip bir orduyu desteklemek için zenginleşmelidir; Çin ayrıca dünyada politik etki de kazanmaktadır. Hem Çin’de ki ve hem de Birleşik Devletler’de ki bazı analizciler tarihin kanunlarının Çin gücü ile hüküm süren Birleşik Devletler gücünün bir gün çatışacağına inanmaktadırlar.

Yapışkan güç bir seçenek sunar. Çin Birleşik Devletler ekonomik sistemine katılarak ve küresel ekonomiye entegre olarak kendisine fayda sağlamaktadır. 1970 ile 2003 arasında Çin’in gayri safi milli hasılası tahmini 106 milyar Dolar’dan 1.3 trilyon Dolar’a yükselmiştir. 2003’ten itibaren tahminen 450 milyar Dolarlık yabancı para Çin ekonomisine akmıştır. Üstelik ekonomisini büyütürken hem ithalat ve hem de ihracatında Çin artan bir şekilde bağımlı(hem de askeri olarak) hale gelmektedir. Birleşik Devletler ve Çin arasındaki düşmanlık, Çin endüstrisinin belini bükecektir ve petrol ve diğer önemli ticari ürünlerin teminini kesintiye uğratacaktır.

Yapışkan güç iki taraflı çalışır. Eğer Çin, Birleşik Devletler ile bir savaşı yapamayacaksa, Birleşik Devletler gittikçe artan bir şekilde Çin ile ticari ilişkilerini kesmekte daha da zorlanacaktır. Kitlesel imha silahları çağında, bu ortak bağımlılık muhtemelen her iki tarafın da yararınadır. Yapışkan güç 1. Dünya Savaşı'nı engelleyememiştir ama ekonomik birbirine bağımlı olma durumu şimdi daha da derinleşmektedir, bunun sonucu olarak da, “kaçınılmaz” Birleşik Devletler-Çin anlaşmazlığı daha zor ortaya çıkacak gibi görünüyor.

Yapışkan güç öyleyse Birleşik Devletler egemenliği için iki sebeple önemlidir: Savaşın önlenmesine yardımcı olmaktadır ve eğer savaş olursa, Birleşik Devletler’in kazanmasına yardımcı olmaktadır. Ancak gerçek dünyada gücü yürütmek için, parçaların geriye birlikte gitmeleri gerekmektedir. Keskin, yapışkan ve yumuşak güç Birleşik Devletler egemenliğini devam ettirmek için birlikte hareket ederler. Bugün, Birleşik Devletler’in keskin ve yapışkan gücü daha önce görülmemiş boyutlara ulaşmış olmasına rağmen, Amerikan karşıtlığının yükselmesi temel tahminlere ve Birleşik Devletler sistemine hakim olan Birleşik Devletler yumuşak gücünün bir kriz yaşamakta olduğunu yansıtmaktadır. 2004 ve ötesinde gerilimi çözerek öncekinin yerine gücün pekiştirilmesinde farklı şekiller oluşturmak Birleşik Devletler dış politikasının temel sorunudur.

Walter Russell Mead, Birleşik Devletler dış politikasında Dış İlişkiler Konseyi’nde kıdemli akademi üyesidir. Bu makale onun yakında çıkacak olan Güç, Terör, Barış ve Savaş: Riskli bir Dünyada Amerika’nın Büyük Stratejisi isimli kitabından uyarlanmıştır. (New York: Knopf, 2004).
Kemalistim.Vatanımı her şeyden çok seviyorum.
Kullanıcı küçük betizi
Çetin Taş
Üye
Üye
 
İletiler: 2354
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 22:02

Şu dizine dön: İzlem (Strateji)

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x