Arap Olayım

Arap Olayım

İletigönderen Feza Tiryaki » Cmt Mar 18, 2017 11:55

Arap Olayım


Bize yüzyıllardır Arapça öğretememişler. Ne yaptılarsa olmamış. Türk’üz, türkü çağırırız demişiz. “Türk’üz Türkçe konuşuruz...”

Cumhuriyetten çok önce başlamış ulusalcılık, Osmanlı tel tel dökülürken, her ayrı dilli, egemenliğini isterken. Ziya Gökalp gönlümüzdekini dile getirmiş:

“Güzel dil Türkçe bize, / Başka dil gece bize.”

Temiz, anlaşılır, aynı dili konuşmanın yolunu da göstermiş:

“İstanbul konuşması / En saf, en ince bize.”

Türkçede kuralları demiş:

"Uydurma söz yapmayız / Yapma yola sapmayız; /Türkçeleşmiş, Türkçedir; / Eski köke tapmayız.”

Olası tehlikeyi de diyerek ulusu uyarmış:

“Türklüğün vicdanı bir / Dini bir, vatanı bir / Fakat hepsi ayrılır / Olmazsa lisanı bir.”

Göle maya çalar gibi öğretmeye çalışmışlar ulusumuza Arapçayı, ne sopayla, ne iyilikle yola gelmişiz. Tarihle başlayan Türk dilini ne yaptılarsa ele geçirememişler... Göl yoğurt tutmamış. Arapça ile Farsçayı harmanlayıp Osmanlıca demişler, halkta karşılığını bulmamış. Kimse kendine yedirip tek kelime konuşmamış, o ağdalı, gülünç, yapay dili kullanmaya, anlamadığı sözlerle aşk –şarap şiirleri söylemeye, konuşurken bilmediği sözleri kullanmaya, yani lügat paralamaya kalkışmamış...

Cumhuriyette de hırsları dinmemiş Türkçe düşmanlarının. Bir fırsatını bulup liselere “Divan edebiyatı” diye yazmayı okumayı sevdirmeyen, insanı dilinden kültüründen uzaklaştıran bir yazın dili dayatmışlar, bilgilendirmek için olsa neyse, benimsetmek için. Sonuç alınmamış. Neymiş bu Arapça, ne ne demekmiş, ben de bir öğreneyim diye ilgilenen bile çıkmamış... Liseyi bitiren, notunu alıp sınıfını geçen o yapay dile dönüp bakmamış.

Bu arada din tüccarlarına gün doğmuş. Çalma çırpma, yamama Arapçalarıyla baş göz yarmaya başlamışlar. Azıcık bilgililer işin iyice bir tadını çıkarmış. Başlamışlar anlamadığımız bir dille aktarmalar yapmaya, derin din bilgilerini (?) göstermeye... İki satır bir şey mi diyecekler: Dayatmışlar önden Arapçasını. Arkasından Türkçe çevirisini bilgiç bilgiç söylemişler. Duyan da “O... Ne bilgili adam, nasıl da söylüyor anlamadığımız dili, kutsal kitap okur gibi, o ne bilgi, o ne birikim...”diye içinden geçirirmiş...

Halk arasında bu kişilerle dalga geçilir, şöyle derler:

“Arapça bilir misin? Uydur uydur söyle.”

O aralar, bu günler hayal bile edilemezdi. Türk Dil Devrimi’yle aydınlanmış, yükselmiş Türk ulusuna, yeniden eski yazıyı dayatacaklar, bunun hazırlığını yapacaklar, Osmanlıca denilen yapay dil kamuda kurslarla, liselerde ders olarak öğretilecek dense kim inanırdı? Anaokullarından başlayan Kuran kursları olamazdı, şaşırmayın, bu tür kurs açmak izne bağlıydı çünkü. Merdiven altında, gizli saklı, hele hele küçücük çocuklara kurs açtı mı çıra gibi yanarmış dinciler... Yasalara göre suç... İmam hatip okulları da bir aralar kapanacak duruma gelmiş, dinciler çocukları küçücükken yakalayamayınca, yasalarla bu tür dinsel eğitime, temel eğitimi bitirme şartı konulunca, imam hatiplerin sayısı bu iktidardan önce iyice azalmış...

İmam hatiplerde Arapça öğretildiğini de sanmayın. Sorun bakın İmam Hatip bitirenlere, Arapça konuşabiliyorlar mı, Arapçayı öğrenmişler mi? İmam hatipli ünlü siyasetçiler bile Arapça bilmiyor.

Sonra Cumhuriyet, bir köşe başına gelmiş dayanmış. Son dönemeç alınacakmış. Ulusal, çağdaş, sosyal bir hukuk devletinden, ılımlı islam modeline... Erbakan’ın yetiştirdikleri, onun “Milli Görüş”(dinci – ümmetçi görüş) gömleklileri, gömleğimizi çıkardıkla başlamışlar işe.

Gömlek de gömlekmiş... Giyene ayrıcalık, çıkardım diyene daha fazla ayrıcalık... On beş yıl bu gömleği giydirmedikleri Cumhuriyet kurumu bırakmamışlar. Türkçe olimpiyatları adlı Türkçe düşmanı uygulamaları anımsayınız bir zahmet. Sömürülen, yoksul ülkelerdeki, Amerikanca eğitim yaptırılan Amerika’nın kontrolünde yönetilen Fethullah Gülen okullarının çocuklarından- çoğu da Afrikalı zenci ya da Arap olurdu- üçünü beşini alır getirir bize Türkçe olimpiyatı (?) kutlatırlardı. Statlar, büyük salonlar tutulurdu. Televizyonlar canlı yayınla yurda yayarlardı Cumhuriyet karşıtı Gülen cemaatinin iktidar partisiyle birlikte yaptırdığı bu tür çirkin törenleri. Düzgün, temiz bir Türkçe duymazdık o törenlerde. Kırık Türkçeleriyle, ezbere şiirler okurdu bu Türkçe bilmeyen yabancı çocuklar. Ecevit bile bu okullara hayrandı. Barış Manço’nun (1990) bilgiağında dolaşan konuşmaları var. Gülen okulları için diyor: “ Bu bir eğitim seferberliğidir.”

Yunan’ın olimpiyatları dünyada tek bizde dil üzerine yapılırdı, Türkçenin nasıl olimpiyatı oluyorsa... Tüm Akp’lilerin ileri gelenleri bu kutlamaları açar, kapatır, iktidarın ileri gelenleri bu okulları dış gezilerinde mutlaka ziyaret ederlerdi.

Bir de 23 Nisan haftasında, 20 Nisan’dan 27 Nisan’a dek süren Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri vardı, anımsarsınız. Gülen’in 27 Nisan’daki doğum günü kutlanıyor denilirdi o kutlamalar için de... Bu etkinlikler 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı toplumda epeyce geriye itmiş, önemsizleştirmiş, bayramın büyüklüğüne gölge düşürmüştür.

Öyle öyle Cumhuriyetin başını kapamaya, çocukları dinci- arapçı bir devlet yapısına göre eğitmeye gelmişti iş...

Devletin okulları nasıl yapılıp ediliyorsa, son yıllarda bir numarayla imam hatipe çevriliyor. Aileleri, çocuklarını bu okullara göndermeye mecbur bırakıyorlar...

Bu çağda bu kafa ile gidiyoruz... “Örümcek kafalı,” geri düşünceli, ulusal bilinçle bilenmeyen gençlik... Cumhuriyet devrimlerinden koparılmış, yangından mal kaçırılır gibi aceleyle dinci okullara yerleştirilen yeni kuşaklar...

“Sıçan deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış.”

Bu yetmemiş ki, daha ilkokullarda küresel sömürge dili İngilizcenin yanında Arapça dersi konmuş. Çocuk yaşamı boyunca kendine hiç gerekmeyecek, bilimde, teknikte, çağdaş dünyada, iletişimde, bilişimde, sosyal yaşamda gereksinim duymayacağı Arapçayı neden öğrensin?

İsterseniz büyükçe bir sözlüğümüzü açıp bakalım, Türkçe nedir, Arapça nedir? Türk nedir? Arap nedir?

En klasik Türk sözlüğüne bakalım: Kemal Demiray, 1982 basım, 1133 sayfa, büyük boy Temel Türkçe Sözlük.

"Arap, Arabistan halkından olan. Arapça, Arap yarımadasında, Mısır’da, Kuzey Afrika’da konuşulan sami dil, Arapların konuştuğu dil."

"Türk, tarihsel kaynağı Orta Asya olan, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ulus, bu ulusun soyundan olan kimse. Balkanlar’da , Kafkasya’da, Asya’nın çeşitli bölgelerinde yaşayan bir soyun halkı."


Görüyorsunuz daha soy tanımlamasında aradaki büyük ayrım ortaya çıkıveriyor. Dil zaten başla başına ayrı iki dil, birbiriyle hiç ilgisiz.

"Türkçe, Ural – Altay dil ailesinden olan ve bitişkin özelliği bulunan Türk dili, Türkiye Türkçesi."

Başka küçük sözlükler tanımı iyice kısaltmışlar:

"Türkçe: Türk dili. Türklerin konuştuğu dil."

"Arapça: Arap dili."


Daha açık seçik nasıl anlatsın dilciler? "Türkçe, Türk dili, Arapça, Arap dili."

Türkiye Cumhuriyetini kuran ulusun adı Türk. Anayasa’nın üçüncü maddesi:

“Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.

Millî marşı “İstiklal Marşı”dır.”


İstiklal, Arapça kökenli bir söz, bağımsızlık demek; İstiklal Marşı, bağımsızlık Marşı anlamına geliyor. Her ülkenin böyle bir marşı vardır.

Bu durumda şu soruyu sormaya hakkımız yok mu?

Arap’ın yalellisi gibi uzatmadan konuyu:

Türkiye Cumhuriyeti’nin bir okulunda, Trabzon’da, bir imam hatip ortaokulunda, İstiklal Marşı’nın kabulünün yıldönümü anılırken, Türklere, Türk çocuğuna, Türk İstiklal Marşı neden “Arapça” okutulur?

Durumu kavramak için şöyle karşılaştıralım diğer dilleri, ülkeleri:

Bir İngiliz çocuğu, devletinin okulunda, bir milli şairini anma töreninde, milli marşını Fransızca okur mu? Almanca okur mu? İtalyanca... okur mu? Arapça okur mu?

Bir Arap öğrenci, ülkesinde, bir törende, sahneye çıkıp mikrofondan hem de, bir kutlamada, devletinin milli marşını hiç aklınız alıyor mu, Türkçe okur mu? Rusça okur mu? Diğer dillerden biriyle okur mu?

Yunan çocuğu, ülkesinde, bir Yunan okulunda, sahnede, kessen, milli marşını Türkçe okur, Yunan okul çocuklarına Türkçe dinletir mi? Veya Arapça okur mu? İngilizce okur mu?

Başka dille bir yazı okunmasından söz etmiyoruz. Bu okunan ulusal marş, ulusa ait. Ulusun diliyle okunması gereken... Ulusal duyguyu coşturan, dinleyeni duygulandıran sözler...

Vali tepkiler üzerine demiş ki: Talimat verdim araştırın diye,“İstiklal Marşı’nın Arapça okunması (imam hatip ve liseler ) müfredatta var dendi.”

Böyle bir olay dünyanın neresinde yaşanabilir?

Bizde neden yaşandı? Ne yapılmak isteniyor?


Türkiye nereye götürülüyor?

Anladıksa Arap olalım!

Feza Tiryaki, 17 Mart 2017

Ek: http://www.birgun.net/…/trabzon-da-ogrencilere-istiklal-mar…
https://www.youtube.com/watch?v=dLXXzxZXrms
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 662
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x