« ASKERÎ ÜCRET »

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

« ASKERÎ ÜCRET »

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzt Ara 02, 2019 3:22

« ASKERÎ ÜCRET »
Bugünlerde ‘Asgari Ücret’ tartışmaları yapılıyor ya, çoğu yurttaşımızın ayırdında olmadan söyledikleri gibi, özde bir ‘askerî ücret’ sözkonusudur.
Değil mi ki, bizim ekonomistlerimiz de, ekonomiye ‘müdahale’yi, bir ‘askerî komut’ gibi düşünmektedirler.
Demirel’in dediği gibi, ‘kim ne veriyorsa ben beş fazlasını vereceğim’ de denilebilir.
Böylece daha çok halkçı ve modaya uysun diye söyleyelim, daha çok ‘sosyal bakışçı’ olunduğu sanılır.
Asgari ücret 2500 mü olur 3500 mü pek önemli değil aslında.
Yani ‘ekonomiye müdahale’ anlamındaki ‘etkisi’ devede kulak kadar olacaktır.
Dar gelirlilere bir soluk aldıracağını yadsıyacak halimiz yok.
Ancak ve ne var ki, ekonomiyi yönetenlerin bu tür ‘yönetim’lerine diyecek sözümüz yok değil.
Özellikle de, ‘ekonomi’ alanında kariyer sahibi olanlara.
Geçen yüzyılın başında, daha doğrusu 1899’larda, İngiliz Kraliyet İstatistik Kurumu Dergisi diyelim, Journal of the Royal Statistical Society, ve ünlü ekonomi dergilerinde yazan W.H.Yule adlı ekonomistin yazı ve hesaplamaları ‘ekonometri’ diye bir disiplinin doğmasına yol açtı.
Yazar ‘Sosyal Yardımlar’ ile ‘Yoksulluk’ arasındaki ilişkiyi ele alıyordu.
Acaba sosyal yardımlar yoksulluğu azaltıyor muydu yoksa pek etkisi olmuyor muydu ?
Çok daha önemlisi, aralarındaki ilişki ‘nedensellik’ ilişkisine sokulabilir miydi ?
Kimi araştırmalar sonunda, arada bir ‘nedensellik bağı’ yani ‘neden-sonuç’ ilişkisi olmadığı, ve ancak bir bağlılaşım (korelasyon) ilişkisi olabileceği sonucuna varıldı.
İşte zurnanın zırt dediği yer de tam da burasıdır.
Öyle, ileri geri, bilim-milim, ekonomi bilimi, ekonometri, model diye bol keseden atanların dilinde, katsayı, korelasyon katsayısı, güven katsayısı, endis, endex diye dolanan bir sürü zırva ‘terim’ dolanıp durmakta.
Hiçbir, ama hiçbir sözcük, terim ve kavram ‘bilimsel’ diye nitelendirilebilecek yerde, yani yerli yerinde kullanılmamaktadır.
Bilimin en temel özelliği olan ‘nedensellik’ ve aynı anlama gelmek üzere ‘belirleyiciliği’ üzerinde durulmamaktadır.
Ağızlarda sakız olan ‘Üretim ekonomisi’ terimi de bunlardan biridir.
Faiz ile enflasyon arasındaki ilişki de, ‘nedensellik’ kapsamında değil ama ‘bağlılaşım’ (korelasyon) bağlamında ele alınabilir.
Gel gör ki, faiz mi enflasyona yol açar yoksa, tersi mi olur üzerine bir dizi ‘gevezelik’ yapılagelmektedir.
Koca koca profesörler, ya da minik minik demek daha doğru olacaktır, dilleri bir karış, bu ilişkiyi yıllardır okutmakta oldukalarını söyleyerek övünmektedirler.
Tam da bu nedenle, değil mi ki, hangisinin hangisini etkilediği bir türlü anlatılamamaktadır ?
Benzer biçimde, yine İngiltere’de « Tarım işçileri ücretlerinde bir Şiling artış olsa, acaba tarımdaki yoksulluk bir Şiling azalır mı ?’ diye araştırılmıştı.
Neden sonuç ilişkisi ne çıktı biliyor musunuz ?
Sıfır.
Çünkü aralarındaki ilişki ‘nedensel’ değil, ‘bağlılaşım’ yani korelasyondan ileri gitmiyordu.
Çünkü bu katsayı, korelasyon katsayısı, regresyon vb terimler, XIXncu yüzyıl biyolojistlerinin ‘biyometri’ diye kurdukları disiplinin terimleri olup, daha sonra kimi ekonomistlerce özenilerek kurulan ‘ekonometri’ disiplininin terimleri de oldular.
Böylece ekonomi politikte ‘modeller’ aşamasına geçilmiş oldu.
O’nun modeli, bunun modeli, derken, bizim kelayaz ‘siyasetçi’lerimizin de ‘ekonomik model’leri oldu.
Biyolojistler, böceklerin boyları, renkleri, büyüklüklerine göre gruplamalar yapıyorlardı, diyelim ‘biyometri’ oldu.
Ama ekonomiye gelindikte, ‘insan boyutu’ dikkate alınmalıydı.
Ekonomi eğer insanı ‘insan’ gibi ele almazsa, neresini ölçerseniz ölçün, bir ‘insan bilimi’ne ulaşamazsınız.
Toplumu ‘toplum’ gibi ele alamıyorsanız ‘toplumbilimi’ yapamazsınız.
O nedenle, ‘asgari ücret’ diye cebine 2500 değil ama 3500 koyun, ne onun yoksulluğunu azaltabilirsiniz, ne de onu ‘insan’ yerine koymuş olursunuz.
Ve ne de ‘üretim ekonomisi’ diyerek ‘üretim’i artıramazsınız.
Çünkü ‘üretim’ de, ne işadamı (ne kadar ‘adam’sa tabii)’na ve ne de ücretliye destekle artırılamaz.
Yeni bir ‘toplumsal örgütlenme’ye geçilmeden ‘üretim ekonomisi’ne geçilemez.
Cumhuriyet’in ilk yılları deniliyor ya, hani üretimde patlama falan, orada bir ‘devrim etkisi’ vardır ki, hiçbir ‘ekonometrik model’e sokulamaz (*).
Anlamadan okuduğunuz Max Weber’e bakın öyleyse, ‘devrim etkisi’ diye bir şey varmıymış yokmuymuş ?
Eğer varsa, bu nasıl bir şeydir ?
Ancak ondan sonra ‘üretim ekonomisi’ ne demekmiş anlayabilirsiniz.
(*) Burada, ‘Üretim Devrimi’ ya da ‘Üretim ekonomisi devrimi’ gibi ‘soytarılıklar’lardan sakınmak gerektiğini de belirtmek gerekir.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1046
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x