“ASLAN BABAM”

“ASLAN BABAM”

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzr Eki 06, 2019 22:16

“ASLAN BABAM”

Cuma günü, gazetelerinin baş konusu buydu. Gazetelerde günün olayları, bir gün sonra okunabiliyorsa, demek ki daha perşembenin konusuymuş bu.

Cumartesi günü TGRT haberlerinde, gezmeye gittiğim bir evde kulağımla duydum, oraya buraya bağlanarak ballandıra ballandıra anlatıldığını “Aslan Baba”nın; o halde, son üç günün konusu diyebiliriz bu çok düşündürücü habere.

Belki de ardında çok şey saklıyor, aydınlarca pek önemsenmeyen bu kurgulanmış haber.

Amaç, “kafalar şişsin, gerçek gündemi kaçırsın vatandaş, “aslan baba”ların aslanlıkları konuşulsun”dan daha derin gibi. Orada bir köy olsa, imeceyle, izinle yapılsa işler, iş değişir. Üstünde konuşulmaz bile. Burada iş, bireysel gösteriliyor. Yeni anlayış böyle.

DHA, kotarmış haberi. Gazeteler, hep aynı sözlerle verdiler, yazdılar, söylediler.

Bir kırlık yerde, diyorlar ki orman içinde, bir ev varmış da, evin çocuğu okula gidecekmiş de, ama evlerinin yolu yokmuş. Dört kilometrelik okul yolunu bu altı yaşındaki kız çocuğunun babası, kızım okula gitsin diye kendi cebinden yaptırmışmış. Şu kadar borçlanmış, bir yerde 20 bin, bir yerde 41 bin diye geçiyor veresiye aldı denilen paranın tutarı.

Böyle uçurulmuş haber. Haberin resimleri de aynı. Bir kır yolunda dönemeç. Geniş bir yol, yanlar ağaçlık. Yaşlıca görünümlü baba, altı yaşındaki küçük kızının elinden tutuyor, babanın elinde okul çantası, başında basket şapkası, kızın elinde beslenme çantası...

Yine bir resim, aynı giyimli baba kız, bu sefer yolun kıyısında, yolu kazmayla kürekle deşme pozundalar. Neymiş? Yapılan yolda böyle çalışmışlarmış. Poz ver, tamam vereyim hesabı, pozlar uzman işi.

Cuma günü ilçeden aldığım ülkemizin durumunu resmeden dört gazete, dört gazetede de aynı haber:

Cumhuriyet: “Kızı okusun diye yol yaptı.”

Posta: "Kızı rahat okula gitsin diye yol yaptı"

Bu iki gazeteden, ülkemizde en çok satıldığı iddia edilen, en çok okunan gazete denilen Posta’nın başında en altta on on iki santimlik bir yerde bu haber, Cumhuriyet’te ise arka sayfanın yan kısmında biraz daha küçük bir alanda.

“Korkusuz” işi iyice abartmış, ilk sayfanın neredeyse yarısını bununla doldurmuş, nereye vurduğunu bilmeden (yoksa bilerek mi?) vurmuş:

“Devletin yapamadığını Gamze’nin babası yaptı”

Altında da atmasyon bir laf: “Geçen yıl okula gidememişti.” Yok ya, öyle miymiş? Beş yaşında mı gidiliyormuş ülkemizde okula?

Sıra geldi Yeniçağ’a. En saygın gazetelerimizden belki de birincisine. Bakalım orada neredeymiş bu haber? İlk sayfasında yok, üçüncü sayfada da yok. Arkasında yok. Tam aferin Yeniçağ’a atlamamış balon haberin üstüne diyeceğim, diyemiyorum:

Dördüncü sayfada, “Güncel” haberler bölümünde buluyorum aynı resimlerle bu haberi. Kızın ayrıca değişik bir resmi konmuş buraya. Sırtında yine aynı pembe okul çantası, boynunda asılı, pembe, bilindik desenli (iki, yabancı çizgi film kahramanı genç kız) küçük çanta. Yazısı şöyle:

“Kızı için veresiye yol yaptırdı”

Ört ki ölem!

Bizim bildiğimiz, bireyler, ancak kendi arazisinde, kendisine istediği yolu yapabilir. Bina dikeceksen yine izin alacaksın. Anıt ağaçlar sınıfına girecek ağacın varsa, ona yine dokunamazsın. Kimse, devletin yoluna, önceden açılmış, belki üstüne yeterli düzleştirici malzeme dökülmemiş bir yola, yol kürüme araçlarıyla dalamaz. Kıymetli arabaları yıpranmasın diye araçlarını düzgün olmayan yollara sürmek istemeyenler, devletin açtığı orman yolunu, değil genişletmek; yoldaki tek taşa bile dokunamazlar, kendi keyfine göre, yapılmış yolla oynayamazlar. Yolu genişletmişmiş, stabilize etmişmiş. Bu iş karayollarının işi değil mi? Yol kıyısındaki ağaçları, kayaları yolu genişletmek için makinelere kıydırma, kestirme hakkı var mı bir vatandaşın? Bu iş alışıldık bir iş durumuna düşse, kim neler yapmaya kalkışır, nereleri betonlaşır, nerelerin doğasıyla oynanır, vatandaşların arazilerine nasıl izinsiz girilir, bir düşünsenize.

Yeniçağ, altında DHA imzasıyla büyük boy resimlerle süslediği haberi şöyle yazmış:

“Muğla’da çiftçi -çiftçinin adı soyadı veriliyor, yaşı belirtiliyor, yaşı ne için gerekiyorsa okuyana- toprak dağ yolu bozuk olduğu için servis aracı evlerinin bulunduğu yere giremeyince, okula gitmekte güçlük yaşayan 6 yaşındaki kızı Gamze için 4 kilometrelik yolu stabilize hale getirtti.” Babayla yapılan söyleşiden şu sözleri de aktarmış Yeniçağ:

“ Kızımı bir kez evin önünden alan servis şoförü, daha sonra bana “Yolun iyi değil, bir daha buraya gelemem” dedi.

Burada masalcı baba devreye giriyor:” Milli Eğitimden yetkililer gelerek yolda incelemede bulundu. (Haberi ilk yazanın Türkçesine bakın, incelemede bulunmuş, inceledi diyememiş şuna.) Onlar da, “Yolu kendin yaptırırsan kızın ancak o zaman servis ile okula gider” cevabını verdi. Yolu yaptırmaya mecbur kaldım, çünkü aksi takdirde kızım okula gidemeyecekti.”

Burası haberin en uyduruk yeri, parası:

“ Veresiye olarak yaptırdığım yol için 20 bin lira borçlandım.” (Söyleyin kim kime bu devirde 20 bin lira borç verir? Neredeymiş bu cömert ağa?)

Haberin buraları çok tanıdık, acındırma sözleri, okuyan dizine vuracak, devlete kızacak, babayı aslanlaştıracak!

Aslan, yani yiğit kişi, mert kişi. Korkusuz!

“ Maddi durumum zaten iyi değil. Şimdi üzerine bir de veresiye olarak yaptırdığım (Veresiye; parasını peşin ödemeden, sonra toptan veya parça parça ödeyeceğini belirterek satın alma.) bu yol için yapılan masraf eklendi. Nasıl ödeyeceğimi düşünmeye başladım.” dedi.

Burada top, kaleye atılmış.

“Paranın gözü kör olsun!” diyelim, neler olmuş görelim:

Sonrası yardım öyküleri. Haberin kahramanına övgüler.

Gelmiş mi yardım haberleri anında? Gelmiş. Yeniçağ’da yok, onu diğer gazetelerden okuyalım:

“Ağaca balta vurmuşlar, sapı bendendir demiş” ya, “Ölen ben, öldüren benden” hesabı;

Korkusuz gazetesine bakalım:

“Belediye, orman yoluna karışamayız, Milli Eğitim ise “Sen yaptır” dedi. Çaresiz baba, 20 bin lira borç bulup (Diğerinde veresiye yaptırıldığı söylenen yol, burada peşin parayla yaptırılmış gibi anlatılıyor.) iş makinası kiraladı, yolu stabilize ettirdi.” Devamı iç sayfadaymış.

“Kızı okula gitsin diye veresiye yol yaptırdı” başlığıyla orta sayfada haber devam ediyor. Hani borç para almıştı, iş veresiyeye dönüvermiş. Yolun yapılma bilgileri daha da garipleşiyor burada:

“Belediyeye başvuran baba, “Orman yolu olduğu için yapamıyoruz” cevabını aldı.”

Madem öyle orman yoluna belediye bile dokunamaz, çünkü ormanlarımız korunuyor, çocuğun evi de, anlaşıldı, yerleşim yeri içersinde değil, şimdi söyleyin:

Bir vatandaş, nasıl aynı yola dokunabiliyor, istediğini yaptırabiliyor? Hem aynı belediye, nasıl bu iş için araç verebiliyor vatandaşa? Orman Bölge Müdürlüğü de greyder vermiş. Ne demektir bu? “Benim işimi sen yap. Yap ama ben yapmamış olayım. Sen olayı güncelleştir, göze güzel göster.” Neden? Orasını bilmiyoruz tabii. Bildiğimiz DHA muhabiri ne yazdıysa o”. İktidarın yandaş haber ajansı.

Haberi okumaya devam, aynen yazıyorum:

“ Bunun üzerine Korkut (baba), 1 kepçe ve 4 kamyon kiraladı. Belediye bir kamyon, Orman Bölge Müdürlüğü ise bir greyder desteğinde bulundu. 6 gün süren -burada 6 sayısı altı şeklinde yazılmalıydı, tümce başına gelmiş - çalışmalar sonucu düzeltilen ve çakıl dökülen 4 kilometrelik yol, stabilize hale getirildi.”

(Stabilize, Fransızca bir söz, yolu, silindirle sıkıştırarak düzleştirmek.)

Zurnanın zırt dediği yeri, Korkusuz’da da yinelemişler:

“ Yol için 20 bin lira borçlanan Ramazan Korkut, şimdi bu parayı nasıl ödeyeceğini düşünüyor.”

Diğer iki gazeteye de bakalım, görelim sorun nasıl çözülmüş?

Cumhuriyet gazetesi hiç şaşırtmıyor. Atatürk’ün Gençliğe Hitabı’nı konserlerinde, “Ey Türkiye gençliği!” diyerek okuyan, seslenişteki Türk’ü Türkiyeli’ye çeviren, tepkiler üzerine de özür dileyerek “Ben birleştirici olur diye Türk yerine Türkiye diyordum. Başka konularda bunu diyebilirim. Ama Atatürk’ün kaleme aldığını değiştirmemeliydim, uyarınız için teşekkür ederim,” diyen, özrü kabahatinden büyük, ünlü popçuyu bu işte de derhal devreye sokuvermişler. (Açılımın eli kulağında ya. Bölücülerin derdi, Anayasa’dan, kurumlarımızdan Türk adı silinirse bitecek. Yeni nüfus cüzdanlarında Türk yerine, hiçbir anlamı olmayan “Tur” yazıyormuş. Son günlerin tartışma konusu oluverdi yeniden, kimlik konusu.)

Burada, yolu tek başına babanın yaptırdığı belirtiliyor, babanın ağzından, aynen şöyle:

“ Yolu yaptırmaya mecbur kaldım, çünkü aksi takdirde kızım okula gidemeyecekti. Veresiye olarak yaptırdığım için 20 bin lira borçlandım. Maddi durumum zaten iyi değil.” Sözlerinin hemen ardından muştulamışlar:

“Öte yandan sanatçı H. Levent, haberi duyan bir hayırsever dostunun Korkut’un tüm borcunu üstlenmeyi kabul ettiğini duyurdu.”

Gelelim Posta gazetesine. Orada bizleri hiç şaşırtmayan abartma sayılar devreye girmiş:

“ 42 bin TL borç alıp yolu yaptıran R. Korkut “Yeter ki kızım okusun” dedi.” demişler. Arkası gelmiş, tıpkı Cumhuriyet’in yazdığı gibi, daha ayrıntılısı ve destanımsısı:

“ AHBAP platformunun kurucusu H. Levent, bir gönüllünün tüm borcu üstlendiğini açıkladı.”

Tüm borç derken sormayacaksınız, yirmi bin mi, kırk bin mi? Kırk iki bin mi? Ne farkeder canım, haberin her yanı atmasyon olduktan sonra. Popülerlik, adından söz ettirmek çok keyifli bir şey olmalı...

Bir taşla kaç kuş vurmak...

Şimdi gelelim TV’de (TGRT) bu haberin veriliş şekline:

“Yol dar olduğu için, genişletti...” ( Vay canına yolu üstelik genişletmiş, orman yolunun kıyısını köşesini kürütmüş makinelere demek, açıkçası doğayı bozmuş.)

Haberde denenler, Posta’da denenler gibi, yalnız, bire bin katılarak:

“ 41 bin liralık masrafa girişti... Yolları genişletti...” Burada babayla kızını konuşturuyorlar. Kız çocuğu önceleri traktörle giderdim diyor kameralara konuşurken.

Ardından resmi makamların harekete geçtiği belirtilerek şunlar deniyor:

“Menteşe (Muğla’ya bağlı) kaymakamlığı harekete geçti.” Kulaklarımızla duyuyoruz işte: “Tüm harcamalarını önümüzdeki günlerde ödeyeceğiz. Kendisine teşekkür ederiz!”

“Aslan Baba”yla başlatılarak “Aslan Baba”ya teşekkürlerle biten, üç gün ortalığı oyalayan, ne olup ne olmadığı tam bilinemeyen haber, böyle bitiriliyor.

Bitiriliyor mu, yoksa o yol hikayesi o bölgede yapılacak bazı inşaatların, orman kıyımının ön hazırlığı mı, biz bilemeyiz.

Acındırarak, bir çocuk bahane edilerek, orman bölgesinde kaçak ev yaptıranlara kıyak mı yoksa bu yol?

Bildiğimiz, böyle bir “yol hikayesi” olamayacağı, yasaların kişiye özel işlemeyeceği, “Ben yaptım ne güzel oldu” denemeyeceği.

Bir de işin içinde bilmediğimiz bazı durumların olabileceği...

Bu atasözümüz çok anlamlıdır, günümüz Türkiye’sinde sık sık kendini anımsatıyor bizlere; “Sıçan geçer yol olur!” denir, bir yasaya uymazlık durumunda, bunun ardının mutlaka geleceği, bir keyfiliğin, kişiye özgün durumun, başka özensizliklerin, yolsuzlukların da önünü açacağı anlatılırken.

Üstelik, yalan yanlış haberlere her zaman rağbet ediliyor, birilerine, bu işlerde rol veriliyor, bunu yapanlar da bir şekilde ödüllendiriliyor ülkemizde...

Küçük bir kız çocuğunu bu şekilde gazetelere haber etmek, ne dersiniz, çocuğun ruh sağlığını bozmaz mı? Çocuklar bu tür haberlere malzeme edilir mi?

Ülkemizde kamu kurumları böyle aciz mi? Madem tüm masrafları ödüyor kaymakamlık neden verildi bu uyduruk haber?

Sonra iki ayrı para yazılmış haberde. Kaymakamlık hangisini ödeyecek, yirmiyi mi, kırk bir bini mi? Yoksa kırk iki bini mi? Neye göre ödenecek, hangi belgeye, bilgiye, neye?

Yol yapmak gibi, devletin, karayollarının görevini bir birey üstlenebilir mi? Orman bölgesinde bir vatandaş yol genişletebilir mi? Buna yasalar izin verir mi?


İzinsizse yapılan, nereden çıktı bu aslan baba övgüsü?

Muğla’da oluyor bunlar unutmayın, kuş uçmaz - kervan geçmez bir yerde değil.

Neden bir popçunun reklamı araya sokuşturuldu hemen?

Gazetelerin kendi haber muhabirleri yok mu, ajanslara düşen bir habere, böyle düşünmeksizin atlıyorlar?

Diğer gazetelerde, TV’lerde durum neydi? Bakmadım. Görünen köy klavuz ister mi?

En saygın gazetelerimiz bunu yaparsa habercilikte, magazin gazetesi Posta ile yarışırlarsa... Diğerleri neler yapmaz?

En can yakan, şeytanın akla getirdiği soru şu:

Yönetimimiz, bölgesel, şehir devletleri yönetimine mi dönüştürülecek? Devlet böyle haberlerle aciz – yetersiz mi gösteriliyor? Bu haberler geleceğin döşenen yol taşları mı?

Toplumsallık yerini bireyselliğe mi bırakıyor?

Küresel bir oyunun neresindeyiz?

Köy yok, birey var.

Neden?

Feza Tiryaki, 6 Ekim 2019
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 777
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x