Basını hiç sevmediler -9- / Macit SOYDAN

Basını hiç sevmediler -9- / Macit SOYDAN

İletigönderen Oğuz Kağan » Pzr Şub 07, 2010 5:10

Basını hiç sevmediler -9-

Demokrat Parti ülkeyi adım adım ihtilale götürdü...

İktidar aldığı her kararla tartışma yaratıyor, toplumun her kesiminin tepkisini çekiyordu. Bardağı taşıran son damla ise ‘Meclis Komitesi’ kurulması oldu.

Nitekim Birinci Meclis’in seçim kararı alarak dağılması sonrasında oluşan İkinci Meclis’te ve Cumhuriyet’in ilanı sonrasında da bu siyasi mücadele devam etmiştir. Bu kez Mustafa Kemal ve İnkilaba karşı olanlar Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nda toplanmışlar, milli mücadele sırasında idareyi ele almaya çalışan İttihatçılar da amaçlarının gerçekleşmemesi üzerine bu fırka içinde yer almışlardır. Sonrasında ise Terakkiperver Fırka’nın kapatılması, Şeyh Sait isyanı, Takrir-i Sükun Kanunu’nun uygulanması, Mustafa Kemal’e suikast tertibinin ortaya çıkarılması ve İstiklal mahkemeleri’nin çalışmaları gelmiştir. Bunun üzerine 26 Haziran 1926’da Ankara Milli Kütüphane binası mahkeme salonu haline getirilerek duruşmalara geçilmiştir. 26 Ağustos 1926 tarihinde ise mahkeme kararını açıklamış, Cavid, Dr. Nazım, Hilmi ve Nail beyler idam, diğerleri de çeşitli cezalara çarptırılmıştır.


Yargıçları görevden alma

1960 yılına dönersek, tek başına iktidarın üçüncü seçim döneminin sonuna gelindiğinde DP iktidarının muhalefet üzerinde kurduğu baskının şiddetinin giderek arttığı yönünde genel bir görüş birliği bulunmaktaydı. 1954 seçim zaferinden sonra, 21 Haziran ve 5 Temmuz’da DP, hükümete 25 yıllık hizmeti bulunan yargıçları hemen, devlet memurları ile silahlı kuvvetler mensuplarını ise bir süre açığa aldıktan sonra emekliye ayırma yetkisini veren iki yeni yasa çıkardı. Yargıçları ilgilendiren bu yasa özellikle önemliydi. Serbest seçimleri gerçekten mümkün kılan değişikliklerden biri, seçim iradesi sorumluluğunun valilerden ve dolayısıyla İçişleri bakanlığı’ndan alınıp Türkiye’de büyük ölçüde bağımsızlığı olan yargıçlara aktarılmasıydı.


Seçim Yasası değişti

DP iktidarı daha baskıcı bir hale geldikçe ve meclisi daha etkili bir şekilde denetim altına aldıkça, muhalefetin elinde tek itiraz yolu olarak mahkemeler ve bağımsız hakimler kalmıştı. Seçim yasasında da değişiklikler yapıldı ve 27 Haziran 1956’da toplantı ve gösterilere katı sınırlamalar getiren toplantı ve dernekler kanunu meclis’teki etkin muhalefete karşın kabul edildi. Bardağı taşıran son damla 1960’ta siyasi tansiyonun tırmandığı bir dönemde, muhalefeti kanun yetkisiyle ’soruşturmak’üzere hükümet partisine ait bir meclis komitesi oluşturulması oldu.


İnönü’ye ceza verildi, öğrenciler ayaklandı

Komisyonun çalışmaları ceza usulündeki ilk soruşturma niteliğinde olacaktı. Buna karşı İnönü şöyle diyordu: “Biz tedbiri aldık. Bu tedbiri yürüteceğiz diyorsunuz... Gayrımeşru baskı rejimine girmiş olan idarelerin hepsi böyle demiştir... Bu tedbire teşebbüs eden baskı tertipçileri zannediyorlar ki: Türk Milletinin Kore Milleti kadar haysiyeti yoktur.” (Kore diktatörü Rhee, öğrenci ve halk gösterileri karşısında, 21 Nisan 1960’ta istifa etmek zorunda kalmıştı.) Bu konuşma karşısında Meclis, İnönü’ye 12 oturum Meclis’e katılmama cezası verdi. Demokrat Parti iktidarına karşı toplumun bazı kesimlerinin tepkisi nasıl olmuştur?


İstifa çağrılarına ret

Ertesi gün (28 Nisan) İstanbul Üniversitesi öğrencileri büyük bir gösteri yaptılar. Polis çaresiz kaldı, ordu birlikleri çağrıldı. Bir öğrenci öldü. 40 kişi yaralandı. Rektör Sıddık Sami Onar tartaklandı. Hükümet sıkıyönetim ilân etti, Üniversite tatil edildi. Yayın yasağı getirildiği için olaylar kulaktan kulağa abartılarak aktarıldı. Ertesi gün Ankara’da Siyasal Bilgiler ve Hukuk öğrencileri gösterilere başladılar. Polis başa çıkamayınca ordu birlikleri geliyordu. İktidar sertleştikçe sertleşiyordu. Menderes radyoda konuşmalar yapıyor, Ege’ye gidip İzmir’de kendisini karşılayan kalabalıklar karşısında maneviyat yükseltiyordu. Bayar, Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in 30 Nisan’da yaptığı hükümetin istifa etmesi tavsiyesine “Hayır, tenkit zamanı geçti. Şimdi tenkil (örnek ceza, ortadan kaldırma) zamanıdır,” diyordu. Oysa ordudan işaretler geliyordu.


Menderes dinlemedi

Emekli olmak üzere izne ayrılan Kara Kuvvetleri Kumandanı Cemal Gürsel, Millî Savunma Bakanı Ethem Menderes’e yazdığı mektupta Cumhurbaşkanı ve hükümetin değişmesi gerektiğini söylüyordu. 21 Mayıs günü Harb Okulu öğrencileri Atatürk Bulvarı’nda yürüyüş yaptılar. Düşünülen tek çare, Harb Okulu’nun en kısa zamanda tatile göndermek oldu. DP Genel İdare Kurulu’nun ve DP Meclis Grubu’nun Menderes’i tuttuğu yoldan geri çevirmek için yaptıkları girişimler de onu etkilemedi. Böylece 27 Mayıs 1960 darbesine gelindi. Millî Birlik Komitesi adında çoğu genç subaylardan oluşan bir cunta yaptı darbeyi.


Darbe korkusu Menderes’i ‘baskı’ya itti

Demokrat Parti’nin Tahkikat Komisyonları’nı devreye soktuğu yıl aynı zamanda çeşitli olaylara da gebe olmuştu., CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek’e karşı Çanakkale’de, Geyikli’de olaylar düzenlendi. 1960 ilkbaharında Yeşilhisar olayı oldu. İnönü’nün oraya gitmek istemesi Kayseri olaylarına yol açtı.


CHP’ye soruşturma

Muhalefet gezilerini zorbalıkla, korkutarak, yıldırarak önleyemeyen DP iktidarı da dolayısıyla , bu kez sorunu kökünden çözmeye kalkışarak Tahkikat Komisyonu’nu kurdu. Komisyon öncelikle üç şeyi yasakladı:

- Partilerin tüm etkinlikleri (fakat soruşturulacak olan yalnızca CHP idi),
- Partilerin tüm etkinlikleri ile ilgili yayınlar,
- TBMM’de Komisyonla ilgili görüşmeler ve bunlar hakkında yayınlar,
İnönü o gün TBMM’de 2 konuşma yaptı. Kendilerinin ihtilalden gelip demokrasiye geçtiklerini, ihtilal yapmalarının olanaksız olduğunu, kurulacak komisyonun gayrı meşru olduğunu, TBMM’nin üstünde bir baskı düzeni getireceğini, bu durumun kendileri dışından kaynaklanan bir ihtilale yol açacağını söyledi.


İnönü’den şaşırtan açıklama

İşte İnönü’nün ünlü cümleleri: ”Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp baskı rejimi haline götürmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam... Şartlar tamam olduğu zaman milletler için ihtilal meşru bir haktır. Bu konuşmaları yayımlamak yasaktı. Buna rağmen Ulus ve Demokrat İzmir gazeteleri aynen bastılar, bu ve başka yollardan ülkenin her yanına dağıldı. CHP boyun eğmek niyetinde değildi. İnönü bunu açıkça Meclis’te söylemişti. Bir de bunalımdan çıkar yol göstermişti: Demokrasinin gereklerine uyarak dürüst bir seçim yapmak. Ama Menderes “bunlar ihtilal yapmak istiyor” diyerek DP Grubu’nu daha şiddetli önlemler almaya ikna etti.


Komisyona itiraza ceza

27 Nisan 1960 günü çıkarılan ve Tahkikat Komisyonu’na olağanüstü yetkiler tanıyan yasa, Komisyonu, her türlü yayınları yasaklamaya, süreli yayınları ve basım evlerini kapatmaya, her türlü siyasal etkinlikler konusunda ve soruşturmanın selameti için önlem ve karar almaya yetkili kılıyordu. Komisyonun önlem ve kararlarına “her ne suretle olursa olsun muhalefet edenler” 1-3 yıla kadar ağır hapis cezasına, gizli olan soruşturma konusunda açıklama yapanlar 6 ay ile 1 yıl arasında hapis cezasına çarptırılacaklardı.

YARIN: MENDERES’E MEKTUP


Macit SOYDAN, YENİÇAĞ, 7 Şubat 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12048
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Basını Hiç Sevmediler - Macit SOYDAN

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x