Bay Bayram Aygün; "Aslınız Belki De Buydu Sizin" / Mahmut ÖZYÜREK

Bay Bayram Aygün; "Aslınız Belki De Buydu Sizin" / Mahmut ÖZYÜREK

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Eki 19, 2012 14:29

Bay Bayram Aygün; "Aslınız Belki De Buydu Sizin"

Isparta'da günlük olarak yayımlanan AKDENİZ Gazetesi’nin 16 Ekim 2012 tarih ve 5457 sayısının 9. sayfasında Bayram Aygün’ün “Tarihin Ön Odası” köşesinde “Saîd’i Nursi’den Mustafa Kemal’e Mektup” başlığı ile yer alan yazı, tarihi gerçeklere aykırı, çarpıtılmış, belge ve bilgiye dayanmayan, yalnızca duyumlarla kaleme alınmıştır.

Aygün’e göre, Mektupta “Saîd’i Nursi, övgü dolu sözlerle Gazi’ye içten ifadelerle hitap ederek tavsiyelerde bulunuyor”muş.

Yine Aygün’e göre, Said Kürdinin Meclis konuşması “Meclis Zabıt tutanaklarına girer. Aynı günlerde Ankara da haftalık yayınlanan Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nde kısa konuşması vekillere ve Gazi Mustafa kemal Atatürk’e yaptığı tavsiyeler gazete haberine konu” olmuşmuş! (Yazının tamamı için http://www.egirdirhaber.com/haber_detay.asp?haberID=2759)

Türk bağımsızlık savaşının, Atatürk devrimlerinin inançlı savunucusu, Aydın, din adamı, Tarihçi Prof. Dr. Neşet Çağatay’ı da çarpıtmalarına dayanak göstermesi Sn. Çağatay’a yapılan büyük bir saygısızlıktır.

Sn Çağatay “Türkiye’de Gerici Eylemler” adlı eserinde Said Kürdi için “Kendisine gaipten sesler geldiğini, kuşlarla konuştuğunu söyler. Kur’an’da kendi yaşantısı ile ilgili haberler olduğunu söyleyecek kadar sapık fikirlidir” demiştir. Ölmüş bir bilim insanının ardından gerçeğe aykırı atıf yapmak en hafif deyimle terbiyesizliktir!

Bayram Aygün, duyumlarına dayanarak Prof. Dr. Neşet Çağatay’ın “1964’de Cumhurbaşkanlığı arşivinde evrak tetkikinde Kürt Said’in Mustafa Kemal’e yazdığı mektubun orijinal Osmanlıcadan bazı bölümleri yanındaki ders kitabının sayfasına not etmiş. Sonra bu notları, ders kitabı olarak hazırladığı kitabına naklettiğini de söylemişti” diyor.

Bu durumda soralım:

• Bir bilim insanı kendi uğraşı alanı ile ilgili önemli bir belgenin tümünü almak varken,”bazı bölümlerini” ders kitabının arka sayfasına not eder mi?
• Bu Ders kitabının adı nedir, nerede, hangi tarihte yayımlanmıştır, sözkonusu mektup hangi sayfasındadır?
• Kurtuluş Savaşı’na hiçbir katkısı olmayan Said-i Nursi hangi hak, yetki ve sıfatla Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarına “tavsiyeler”de bulunabiliyor? (Bu işler öyle “çelik –çomak” oyunu falan değil Bayram Aygün! Kürt Said Bağımsızlık savaşı sürerken, işgalcilerin safında mücadale veren cemiyetlerde çalışacak, savaş kazanılınca da, elini kolunu sallayarak Meclise gelecek ve Gazi Meclise “tavsiyeler” verecek !! Bizde bu Bayram Aygün “safsatasını” yutacağız öyle mi? İsmet Paşanın Söylemi ile “hadi canım sende!”.)
• Söz Konusu mektupta Mustafa Kemal’e: “İslam âlemi kahramanı Paşa Hazretleri” diye hitap eden Said-i Nursi, Atatürk öldükten sonra kaleme aldığı anılarında (Tarihçe-i Hayat) mektubun girişindeki Mustafa Kemal’e yönelik “saygı ve övgü dolu” ifadelerini neden sansürlemiştir?
• Tarihçe-i Hayat kitabının 124-125-126-127 No’lu sayfalarında, milletvekillerinde dine karşı gördüğü lakaytlık sebebiyle yayınladığı on maddelik beyanname ile sözü edilen mektup arasında bir bağlantı var mıdır?
• TBMM tutanakları herkese açık olduğuna göre, Said Kürdinin Meclis konuşması hangi tarih, hangi oturumun zabıtlarındadır?
• Yine Hâkimiyeti Milliye Gazetesi’nin tüm sayıları Meclis Kütüphanesindedir. Mecliste yaptığı iddia edilen konuşma Hâkimiyeti Milliye Gazetesinin hangi tarih ve sayılı nüshasındadır?
• Gerçek din adamları, Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal’le birlikte “Ya istiklal ya ölüm” parolası doğrultusunda “vatan ve namus” mücadelesi verirken, elde silah düşmanla savaşırken Said-i Nursi nerededir? (Dilersen yanıtı yine biz verelim. “O günlerde Said-i Nursi “Sunuhat” (1920), “Hakikat Çekirdekleri” (1920), “Nokta” (1921), “Rumuz” (1922) gibi risaleler (küçük kitaplar) kaleme almakla meşguldü.”)
• Mustafa Kemal Atatürk’e “İslam âlemi kahramanı Paşa Hazretleri” diye methiye düzen Saîd’i Kürdi “Türk ulusunun bağımsızlık savaşının en ateşli döneminde yani 1918-1922 arasında nerededir?

Bu soruya en güzel yanıtı “Gerçek Bediüzzaman Said-i Nursi ve Doktrinleri” adlı bir kitap yazan Seyfi Güzeldere vermiştir.

Önce kendi diyor ki, ‘Tutsaklıktan döndüm, İstanbul’da üç ay kaldım. 1918’in ortasından 1921’in ortasına gelelim. Sonbaharda ayrıldığını söylüyor. Demek 1922 olmaktadır. O zaman Molla’nın İstanbul’da beklemesinin açık gerekçesi oydu ki; Halife kazanırsa, zaten Halifeli, Türk ulusu kazanırsa Türk ola! Halifenin artık çöktüğünü görünce Ankara’dan geçip Van’a gitmiştir. (1922). (Zöhretunnur, sayfa 57)”[ Seyfi Güzeldere, Gerçek Bediüzzaman Said-i Nursi ve Doktrinleri, İstanbul, 1966, s.132,133.]

Anlaşıldığı kadarıyla Said-i Nursi, işgal İstanbul’unda ülkenin dertleriyle değil, kendi dertleriyle dertlenmektedir. Bazı kayıplar nedeniyle ruhsal bunalımlar yaşamaktadır. Özetle kafası ve ruhu karmakarışıktır. Ayrıca, Kurtuluş Savaşı kazanılmış, Ankara’da Mustafa Kemal’in önderliğinde yeni bir devlet kurulmuştur. Yani, İstanbul ve Sultan-Halife kaybetmiş, Ankara ve TBMM kazanmıştır. Bu durumda Said-i Nursi, kazananın yanında yer almak, dini plan ve programlarını kazanan sayesinde hayata geçirmek için, 1922’de Ankara’ya gitmiştir. Ancak Ankara’da umduğunu bulamamıştır. Mustafa Kemal’in kuracağı yeni devletin, “aklı ve bilimi” esas alan “çağdaş bir devlet” olacağını anlamıştır. Ancak Ankara’da bulunduğu kısa sürede yine de şansını denemiş, Mecliste “dinsiz bir atmosfer” gördüğünü belirterek(!) “Namaza Çağrı” bildirileri dağıtmıştır.

Mustafa Kemal’e “İslam âleminin kahramanı Paşa hazretleri” diye methiyeler dizen Said-i Nursi, Atatürk’ün ölümünden sonra kaleme aldığı anılarında ve yazılarında Atatürk’e “deccal ve süfyan” demekten çekinmemiştir: Said-i Nursi Redoks’ta, Ankara’ya ikinci kez çağrıldığında neden gitmediğini açıklarken “…Ben Beşinci Şua aslının verdiği haberin bir kısmını orada bir adamda (Atatürk) gördüm. Mecburiyetle o çok ehemmiyetli vazifeleri bıraktım” diyerek 5. Şua’daki “Süfyan”ın Atatürk olduğunu ima etmiş ve “SÜFYAN ve bir İslam DECCALİNİN Mustafa Kemal olduğu Beşinci Şua’da anlaşılıyor”[ Şualar, Redoks, s.417.] diyerek de açıkça Atatürk’e süfyan ve deccal demiştir. (Sinan Meydan-http://www.odatv.com/n.php?n=hur-adam-hurriyet-savasinda-neredeydi-0701111200)

1927 de Isparta’ya sürgün edilen Said Nursi Barla’ da yazdığı “Mektubat” kitapçığında “Ehadîs-i şerifede gelmiş ki: “Âhirzamanın Süfyan ve Deccal gibi nifak ve zendeka başına geçecek eşhas-ı müdhişe-i muzırraları, İslâm’ın ve beşerin hırs ve şikakından istifade ederek az bir kuvvetle nev’-i beşeri herc ü merc eder ve koca Âlem-i İslâmı esaret altına alır. (Mektubat sh: 269)

• 1927 yılında Türkiye Cumhuriyetinin başındaki kişi Mustafa Kemal ATATÜRK’ten başka birisi olmadığına göre Mektubat sh: 269 da sözü edilen “Süfyan, Deccal, zendeka” Kimdir?

Bay Bayram Aygün! Safsata ve sefilliklerine Kurtarıcımız ve Kurucumuz Atatürk’ü karıştırma! Anladık günümüzde Neyzen Tevfik’in;

“Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.

Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.

Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,

Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanındır!”
dizelerinde belirttiği gibi “pâye” kavuk sallayanındır. Ama be adam, kavuğu kime sallarsan salla ama rica ediyoruz Atatürk’ü rahat bırak!

Senin gibilere, şair Mikdat Bal şiirinde;

“Kalkar yanlış bulur benim dilime

Ne tekniğe bakar ne de bilime

Nerden öğrenmişse üç beş kelime

Adamın canını sıkar bu cahil”
diye sesleniyor. Yok “başı kesilen dağ”mış, şıhmış, şeyhmiş bu kadar zırvalama, safsata, hurafe yeter! Bu milletin suskunluğu ve sabrı efendiliğinden gelmektedir. Yaksa senin saçmalamalarını kabullenmelerinden değil.

Senin Akdeniz Gazetesindeki köşenin “Tarihin Ön Odası” adını da değiştir lütfen Örneğin “TARİHİN YALAN ODASI” yakışır sana. Ne dersin?

Ama, 1978 li yıllarda Sosyalist, 1980’li yıllarda Evren Atatürkçüsü, 1990′lı yıllarda 28 Şubatçı, 2003 ten bu yana da cemaatçi olan Bayram AYGÜN “döneklik” konusunda öncülüğü kimselere bırakmamakta kararlı ise, kendisine Şair Ataol Behramoğlu’nun yayınladığı “Ne Çok Hain” şiirinden bir bölüm bizden armağan olsun.

Ne çok hain.

“Hayır, belki de değişmediniz,

Aslınız belki de buydu sizin.

Sadece zamana ayak uydurdunuz

Ortak ateşinde ısınıp gençliğin.

Sonra neyseniz o oldunuz

Asıl kimliğinizi buldunuz

Uşağı oldunuz zalimin.”



Üzüntülerimle.


Mahmut ÖZYÜREK, 17 Ekim 2012
ADD Isparta Şube Başkanı
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 11847
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Mahmut ÖZYÜREK

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x