Bebek Katili PKK’yı Savunan ‘Barış’ Sevenler

Bebek Katili PKK’yı Savunan ‘Barış’ Sevenler

İletigönderen gamze köse » Cmt Eki 19, 2019 12:32

Barış Akademisyenleri adı altında bir topluluk var. Amaçlarını şu şekilde açıklıyor: Hem çatışmazlık hem de barışı inşa ve toplumsallaştırma süreçleri konularında örnekleri inceleyerek bilgi üretmek ve bilgiyi kamuoyuna sunmak.

Sorum şu; bu amacınızı eli silah tuttan, yaşlı, çocuk, kadın demeden vahşice öldüren hain terör örgütü PKK’yı savunarak mı gerçekleştirmek istiyorsunuz?

Bu topluluk bunun adına “Kürt Sorunu” diyor. Hayır, yanılıyor! Bunun adı: Bölücük’tür. Türkiye Cumhuriyeti topraklarınında bir sorun varmış gibi bölünmesini istemektir. Türk milleti tanımını kısırlaştırmaktır. PKK gibi terör örgütlerini meşrulaştırmaktır.

Türkiye Cumhuriyetinde; din, dil, ırk ayrımı yapılmaksızsın herkese eşit haklar verilmiştir. Eğer ki bu eşit hakları kabul etmeyip, daha fazla hak iddia eden bir topluluk varsa -ayrı vatan isteme gibi- tüm dünya ülkelerinin kendi topraklarında yaptığı gibi izin verilmeyeceğini bilmeleri gerekir.

@BarisAkademik adlı resmi Twitter adresinden, “gazeteDuvar” adlı haber yayın sitesinden İrfan Aktan’ın Erhan Keleşoğlu ile yaptığı röportajı paylaşılmış.

Bu röportajın bir bölümünde şu ifadelere yer verilmektedir:

TRUMP’IN MEKTUBUNDAKİ AŞAĞILAYICI TAVRIN AMACI KENDİNİ SAĞLAMA ALMAK’

Trump’ın 9 Ekim’de kaleme alındığı öğrenilen, Erdoğan’a yönelik aşağılayıcı mektubunu açıklamasının nedeni de bu muydu?
Tam olarak buydu. Mektubun da, ABD’yle saat farkı düşünüldüğünde, harekâtın başlamasından sonra kaleme alındığı anlaşılıyor. Trump büyük olasılıkla kendisini hem iç hem de dış kamuoyuna karşı sağlama almak için böylesi bir aşağılayıcı dil kullanmış. Nitekim bu mektubu da tepkiler yoğunlaştıktan sonra sızdırdı. Zaten dün akşamki (Perşembe akşamı) konuşmasının içeriği de bu tutumun devamı niteliğindeydi.

Perşembe akşamı, yani “ateşkes anlaşmasının” ilan edilişinden sonra yaptığı konuşmanın içeriği neydi?
Kürtleri ve Türkleri kavga eden çocuklara benzetti ve “Yaptığım şey sıra dışıydı. Okul bahçesindeki çocuklar gibi bir süre kavga etmelerine izin verdim, sonra da ayırdım” diyerek aşağılayıcı bir üslup kullandı Trump. Bana kalırsa hem Kürtleri hem de Türkleri aşağılayan bir açıklamaydı bu. Hatta Türkiye’ye yönelik „tough love“ diyerek aşağılamanın doruğuna çıktı Trump. Aslında burada Türklerin ve Kürtlerin kendilerine şunu sorması gerekiyor: Biz neden barışmıyoruz da böylesine aşağılayıcı bir dilin nesnesi haline geliyoruz? Tam da Trump’ın bu aşağılayıcı üslubu karşısında herkesin, bölge halklarının iradesine, rızasına dayalı uzun temelli bir barışı nasıl tesis edebileceğimiz üzerine düşünmesi gerekiyor.

Koyu renkte belirttiğim cümleler, benim açımdan çok dikkat çekici. Buradaki Kürt’ler dedikleri PKK’dır. Yani eli kanlı bir terör örgütüdür. Bu örgütün içinde sadece Kürt’ler yoktur, birçok yabancı uyruklu kişilerden oluşmaktadır. Türkiye’nin bölünmesine hizmet etmektedir. Destek aldığı ülkeler Avrupa ve ABD’dir. Yani kısaca; sömürgeci, emperyalist, Ortadoğu’daki kanı saf su niyetine içen ülkelerdir.

Hangi ülkede gördünüz ki Türkiye’de de göresiniz; terör örgütleriyle barış sağlandığını? Terör örgütleriyle barış demek, ülke topraklarını teröristlere bırakmak demektir. Hangi aklı başında olan bir ülke bu durumu kabul eder?

“Bölge hakları” diyerek insanları ayrıştırmayın! PKK terör örgütünü masumlaştırmak için Kürt’leri kullanmayı bırakınız.

Röportajın bir bölümünde de şu ifadeler yer alıyor:

‘KÜRTLER, KÜRT SORUNUNUN ULUSLARARASILAŞMASI ANLAMINDA MÜTHİŞ BAŞARI KAZANDI’

Bugün (18 Ekim Cuma) Trump’ın nasıl bir tweet atacağını da, bölgesel dengelerin anlık olarak nasıl değişeceğini de öngörmek imkânsız ama bu sürecin Kürt sorununu uluslararasılaştırdığı herkesin kabulü. Bu hakikat, orta ve uzun vadede Kürtlerin geleceğine ilişkin nasıl bir öngörü imkânı sağlıyor?

Kürtler şu anda ülkesellik anlamında bir mevzi kaybettiler ama Kürt sorununun uluslararasılaşması ve siyasallaşması anlamında müthiş bir başarı kazandılar. Tüm dünya Kürt sorununu konuşuyor, Kürtlerden ve onların siyasal mücadelelerinden haberdar oldu. Dünyanın her yerinde Kürt ulusal mücadelesi sıradan insanların gündemine girdi. Dolayısıyla orta ve uzun vadede de Kürtlerin daha kazançlı olduğunu düşünüyorum.

Kendi uydurdukları bir sorunun ‘uluslararasılaşmasından’ söz etmeleri beni haylice güldürüyor. Emperyalistlerin destekledikleri PKK kalkışmasına ‘Kürt Sorunu’ denilmektedir. Nedense, bu PKK kalkışmasını destekleyenlerde ‘barış’ sevdalıları aman ne de güzel (!)

Türkiye’de bir ‘Kürt Sorunu’ yoktur. Var olduğunu düşünenler, uluslararasılaştırdıkları ülkelerde; ayrı bir toprak, ayrı bir dil, ayrı bir din, ayrı bir devlet oluşturmaları için toprak verebilirler.
Biz Türkler için bir sakıncası yoktur. Ne de olsa başka ülkelerin iç işlerine karışmak haddimiz değildir. İsteyen ülke kendi ülkelerinde teröristlere toprak verebilir.

Bizim ülkemizde bölünecek bir toprak yok, teröristlere verilecek toprağımız hiç yok!

Sizin göbekten bağlı olduğunuz ülkelerin varsa, bilemem(!)

GK

https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar ... de-etmedi/
Kullanıcı küçük betizi
gamze köse
Üye
Üye
 
İletiler: 31
Kayıt: Prş Oca 12, 2012 16:30

Şu dizine dön: Sizin Makaleleriniz

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x