BİLİM ve BİLİMSEL

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

BİLİM ve BİLİMSEL

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzr Tem 14, 2019 18:29

BİLİM ve BİLİMSEL
Doğa bilimlerini bilemem ama, toplumsal bilimler alanında, Türkiye’de ‘bilim’ yapılamadığını söyler dururum.
İkincisi yok ise birincisi nasıl olabilir diye sorulacaktır hemen.
O da doğru.
Ancak bu ayırım üzerinde daha fazla durmaksızın, Türkiye’de toplumsal bilimlerin az-gelişmişliği üzerine bir kaç şey söylenebilir.
Denilebilir ki, özellikle ‘siyaset alanında’ yapılan anketler, neredeyse ‘nokta atışı’ ile bilinebilmekte.
Öylesine ayrıntılı, öylesine karmaşık ‘sorgulama teknikleri’ uygulanmakta ki, kadı kızındaki hatalar hariç, siyasal partilerin oy oranları seçimlerden şu kadar zaman önce ortaya konulabilmektedir.
Neden?
Çünkü Türkiye’de de artık ‘bilimsel çalışmalar’ yapılabilmektedir.
Bu da doğru.
Yani Türkiye’de ‘bilimsel’ çalışmalar yapılabilmekte, ancak ve ne var ki ‘bilim yapılamamaktadır’.
İşte bu ince ayırım, yani ‘bilim’ ile ‘bilimsel’ arasındaki ayırıma dikkat çekmek isterim.
Yukarıda belirtildiği üzere, Türkiye’de ‘sorgulama teknikleri’ geliştirilmiş olabilir.
Geliştirilmiş olan ‘bilim’ değil ama ‘teknik’tir.
O ‘teknik’lerin ‘bilimsel’ diye nitelendirilmeleri, örneğin ‘geleneksel’ ya da ‘dinsel’ olmadıklarını belirtmek içindir.
Örneğin, gerçekte kadın olmayıp, davranışları ‘kadınsal’ olan birinin davranışlarını betimlemek için kullanıllan ‘kadınsal’ takısı gibi..
Bilimsel, yani ‘bilimi andırır’ bir tutumu dillendirmek için kullanılan bir ‘bilimsellik’ sözkonusudur.
Ama, örneğin, neden bir ‘Amerikan Sosyolojisi’ gibi bir ‘Türk Sosyolojisi’ yoktur?
Alman felsefesi gibi bir ‘Türk felsefesi’.
İngiliz ekonomi politiği gibi bir ‘Türk Ekonomi Politiği’?
Neden yoktur?
Denilecek ki, var ama sen bilmiyorsun.
Hemen yanıtlayayım; o sizin söyleyeceğiniz her şey ‘Türk’ değil ama ‘alaturka’dır.
Geçiyorum.
Şimdi şu ‘Amerikan Sosyolojisi’ üzerinde biraz durulabilir.
Yukarıda sözü edilen ‘siyasal anket’lerin kökeni, Amerikan Sosyolojisine dayanır ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra önce Avrupa ve sonra tüm dünyaya ‘ihraç’ edilmiş bulunmaktadır.
Bu ‘teknikler’i iyi uygulamak başka, bir ‘Türk Sosyolojisi’ geliştirmek başka şeydir.
Kaldı ki, bu ‘Amerikan Sosyolojisi’ çözümsel ve görgül (analitik ve ampirik) olmanın ötesine geçemez.
Diyelim ‘toplumsal dinamik’ler ancak görülebilir ve saptanabilir olduklarında ‘niceliklleştirilebilir’ler.
Nitelikleri üzerine hiçbirşey söylenemez, çünkü ‘bilim’ yoktur.
Söylenecek olursa ya ‘ayıp’ ya da ‘günah’ sayılacaktır.
Ya da ‘geleneklerimize aykırı’ görülecektir.
Yineleyelim, çünkü ‘Bilimsel Bakış’ yoktur, ‘Bilimsel Yöntem’ yoktur.
Varsa yoksa ‘bilimsel teknik’ler vardır.
‘Siyasal çözümlemeler’ yapılabilir ama ‘politik çözümlemeler’ yapılamaz.
Dr Recep’in ‘kelamı’ ya da murdar Binali’nin ‘dramı’ üzerine konuşulabilir.
Bunların, tümünün birden, ‘bilim karşıtı’ ve dolayısıyla ‘insanlık düşmanı’ olduklarını dillendirebilecek bir ‘bilim adamı’ (kadını da içinde)nız olmamıştır, olmayacaktır.
Yani, yapılabilirse, ‘bilimsel olarak’ oy oranlarının şuradan şuraya çıktığı ya da oradan buraya indiğini söylebilirsiniz.
Ötesine diliniz dönmez.
Çünkü aklınız yetmez.
Çünkü ‘bilim’den bihabersinizdir.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1042
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x