Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen İlteriş » Sal Şub 09, 2010 3:39

[mod="UYARI"]Burada yetkili olan hiç kimse tesadüf eseri yetkili değildir. Burada, hatır için kimse söz sahibi olamaz, ama söz sahibi olanın hatırı vardır. Hatır ise ancak bu dizgenin koşulları ihlâl edildiğinde geçersizdir. Dizge koşullarını ihlâl etmediniz. Ancak hatırımızı da hiçe saydınız. Öyleyse biz de sizin hatrınızı hiçe sayarız.[/mod]
"Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir"

Mustafa Kemal Ataturk
Kullanıcı avatarı
İlteriş
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1195
Kayıt: Cmt Eki 20, 2007 23:05

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen Türk-Kan » Sal Şub 09, 2010 3:53

Şiiri batsın, sevmiyorum. Sömürgecilere methiyeler dizenleri, maşa olanları harikalar yaratsalar da sevmiyorum!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı avatarı
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
Mesajlar: 6682
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen İlteriş » Sal Şub 09, 2010 3:57

Türk-Kan yazdı:Şiiri batsın, sevmiyorum. Sömürgecilere methiyeler dizenleri, maşa olanları harikalar yaratsalar da sevmiyorum!


Duygularimi sorarsan, yukaridaki yaziyi gordugumden beri nefret ediyorum Turk-Kan. Ama sorun su ki, objektif degerlendirmeler yapabilen biriyim, ve siirini degerlendirirken, kendisine ve kisiligine karsi hissettigim duygular etkili olamiyorlar. Ben yine nesnel degerlendirmemi yapiyorum.
"Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir"

Mustafa Kemal Ataturk
Kullanıcı avatarı
İlteriş
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1195
Kayıt: Cmt Eki 20, 2007 23:05

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen Türk-Kan » Sal Şub 09, 2010 3:59

Bu basligin ana konusu sahsin siirleri degil yalniz Göktürk, paylasilan igrenc 'hitabe'dir!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı avatarı
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
Mesajlar: 6682
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen İlteriş » Sal Şub 09, 2010 4:09

Türk-Kan yazdı:Bu basligin ana konusu sahsin siirleri degil yalniz Göktürk, paylasilan igrenc 'hitabe'dir!


Evet farkindayim. Ama ben burada farkindaysan tartismanin ilk zamanlarinda yalnizca bu yaziya iliskin tepkimi paylasmis ve sair yonunu hic dile getirmemistim. "Zaten sanatci yonu de yoktur" seklindeki yaklasimin bizim argumanlarimizi zayiflatacagini dusunuyorum. Hatta bizi kucuk dusurecegini dusunuyorum! Ben Kemalistlerin saglam tezler savunmasi gerektigini dsusunuyorum. Hicbir yalan, gercek kadar organize degildir. Her konuda hakikati savunalim, bizim yolumuzda olanlar da oyle yapsin. Boylelikle toplumsal tabanimiz genislesin istiyorum.

Yani demeliyiz ki, bu adami sevmiyoruz, dusunceleri bizce asagiliktir, ancak gencliginde guzel eserler de vermistir. Sonradan bozulmus, siyasal islamci akimlara kapilmis ve hem sanatci yonunu hem de insani yonunu kaybetmistir. Sairliginden bahsetmeye de gerek yok. Eger insanlari, bu adamin yazdigi bazi yazilardaki serefsizligi anlatacaksak, o yazilari paylasir, o yazilar uzerine konusuruz.
"Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir"

Mustafa Kemal Ataturk
Kullanıcı avatarı
İlteriş
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1195
Kayıt: Cmt Eki 20, 2007 23:05

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen Türk-Kan » Sal Şub 09, 2010 4:28

GöktürkMehmet yazdı: Hicbir yalan, gercek kadar organize degildir. Her konuda hakikati savunalim, bizim yolumuzda olanlar da oyle yapsin. Boylelikle toplumsal tabanimiz genislesin istiyorum.

Her zaman katiksiz hakikati savunduk ve böyle yapmaya devam edecegiz.

GöktürkMehmet yazdı:Yani demeliyiz ki, bu adami sevmiyoruz, dusunceleri bizce asagiliktir, ancak gencliginde guzel eserler de vermistir.

Yaptigi mutlak bilim degil ki Göktürk. Senin icin güzel eser olan benim icin olmayabilir. Sanat sübjektiftir. Senin kulagina hos gelen bana gelmeyebilir. Beni büyüleyen bir resimden sen köse bucak kacabilirsin :). Kanimca, Necip Fazil'i sevenlerin cogunlugu sairligi vs. icin degil, temsil ettigi görüsten dolayi sahiplenmektedir. Ayni sair Mustafa Kemâlci olsaydi malûm cevre tarafindan bu kadar el üstünde tutulur muydu, görmek isterdim.
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı avatarı
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
Mesajlar: 6682
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen İlteriş » Sal Şub 09, 2010 4:43

Türk-Kan yazdı:Yaptigi mutlak bilim degil ki Göktürk. Senin icin güzel eser olan benim icin olmayabilir. Sanat sübjektiftir. Senin kulagina hos gelen bana gelmeyebilir. Beni büyüleyen bir resimden sen köse bucak kacabilirsin :). Kanimca, Necip Fazil'i sevenlerin cogunlugu sairligi vs. icin degil, temsil ettigi görüsten dolayi savunmaktadir.


Buyuk oranda haklisin ancak ben siirleri bana gore guzeldir demedim ki Turk-Kan. Siirlerini begenmeyenler mutlaka olacaktir. Ancak Necip Fazil'i gecelim, herhangi bir sair yahut yazarin, edebi cevreler veya okurlar tarafindan genel bir kanaat olarak kabul gormesi, istatistiki bir basari sergilemesi bence yeterince objektif bir veridir. Sunu da eklemeliyim ki, Necip Fazil, oncelikle herhangi bir siyasi yani olmayan siirleri ile cikis yapmistir. Yasadigi siyasal islam eksenine oturma olgusu, ona hicbir edebi paye kazandirmamistir, yalnizca gunumuzde bir hayli genislemis olan siyasal islamci tabanin tarafgirligini kazandirmistir, edebiyat alaninda gerilemesine vesile olmustur. Onu hangi siyasi akimin yandaslarinin ne oranda destekledikleri, onu bir edebiyatci olarak degerlendirirken baz aldigim bir veri olmadi.

Türk-Kan yazdı:Ayni sair Mustafa Kemâlci olsaydi malûm cevre tarafindan bu kadar el üstünde tutulur muydu, görmek isterdim.

Tutulmazdi buyuk ihtimalle. Cunku onlar nesnel degerlendirme yapacak entellektuel seviyeye cikamadilar, dogmatik zihin yapilari yuzunden de cikacak gibi gorunmuyorlar. Zaten biz de sirf bu yuzden bizler bu seviyemizi korumaliyiz diyorum.

Sitemizde bu yazinin yayinlanmasi harika oldu ornegin, yillar boyunca ben onun siyasi goruslerinin ayrintida bu kadar asagilik oldugunu bilmiyordum. Peki, siirlerini subjektif degerlendirmem sonucu guzel bulmam, kendisinden nefret etmemi engelledi mi? Hayir.
Iste butun mesele bu.
"Temel ilke, Türk milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam istiklâle sahip olmakla gerçekleştirilebilir"

Mustafa Kemal Ataturk
Kullanıcı avatarı
İlteriş
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1195
Kayıt: Cmt Eki 20, 2007 23:05

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen reallist » Pzr Ara 12, 2010 12:14

MAKALENİN TAMAMI :
(cımbızlanmamış hali. Cımbızlayarak bukadar insanı yanlış yönlendirenlere ve kendileri gibi düşündürenlere yazık.....) En sondaki Notu dikkatle okuyun.

AMERİKA, DÜNYA VE BİZ

Bugün dünya, milletlerin oluş istikameti ve tekevvün hakkı bakımından iki vâhide ayrılmıştır. Sonunda kaba ve basit iki vâhid... Ya Amerikayı tutacaksınız, ya Sovyet Rusyayı; ya demokrasiyi, ya komünizmayı...

Bunlardan birine temayül derhal ve kat'i olarak öbürüne aykırılık mânasına gelir. Onun için, en küçük Amerikan aleyhtarlığı, hangi zaviyeden olursa olsun, Sovyetleri desteklemek diye anlaşılır. Bu yüzden komünizmaya zıt bir dünya görüşü kerhen de olsa, Amerikan politikasını korumakla mükelleftir.

İkinci Dünya Harbinden sonra Avrupa medeniyetinin büyük mümessilleri, bir nevi iktisadi ve teknik tabiiyet yüzünden dünya görüşlerindeki istiklâllerini kaybetmişler ve mecburî olarak Amerikan hegemonyası altına girmişlerdir.

İmparatorluğunu ve dünya siyasetindeki başbuğluğunu kaybeden şahsiyetli İngiltere, şimdi bütün aksiyonunu ve söz hakkını kaybetmiş mahzun bir ülke halindedir. Almanya, topyekûn varlığıyla ödemek mevkiinde bulunduğu harp felâketini telâfi için, hârika çapında bir kalkınmadan gayri hiçbir gaye sahibi değildir. Avrupa'nın diğer milletleri de, Garp medeniyetini meçhul bir yarına çeken sinsi şartlara karşı, bütün güçlerini, kendi kabukları içinde, ruhî ve iktisadî günü birlik bir ferahlığa yöneltmiş ve dünya politikası üzerinde müessir olmak politikasını unutmuş bulunuyorlar.

Yalnız Fransa (Dö Gol) tecrübesinden sonra bir şahsiyet hummasına düşebildi; ve (frenk) isminin eski temsil hakkı üzerinde yepyeni bir istikamet kolladığını belli etti. Dış politikada ilk defa olarak (Dö Gol)ün; Amerikan hava üslerini Fransadan tasfiyeye kalkması, işte bu istiklâl ve şahsiyet davranışının en bariz işaretidir. Bu işaret, Fransanın artık bir âlet mevkiinden çıkıp, Garp medeniyetini yuğuran şahsiyetli milletlerden biri olmak sıfatını her sahada göstermek ve bütün iç ve dış buhranlarını yenmek istemesinden başka bir maksada yorulamaz.

Hakikat şudur ki, Amerika sadece iktisadi ve teknik üstünlüğü yüzünden, ayrıca hiç bir payı bulunmıyan Garp medeniyetini bütün hakları ve imtiyazlariyle ve açıkgözce nefsine yamamış; ve cihanın komünizma dehşetine karşı kendisini biricik tutamak haline getirmeği bilmiştir. Bu tutamağa el atanlar da, onun iradesine boyun eğmeğe, dünya çapında hiçbir temsil tavrı takınmamaya, şahsiyetsiz yaşamaya ve Amerikalılara mahsus basit ve düpedüz dünyanın bekçiliğini etmeğe mecburdur.

Bu ne boğucu, sıkıcı dünya! Yukarıya tükürsem bıyığım, aşağıya tükürsem sakalım...

Nazariyede materyalist Rusyaya karşı Amerika, cihana öyle ablâk bir çehre vermiştir ki, ikisi arasında sıkışıp kalan Avrupa, evvelâ birincisine, sonra ikincisine karşı (spiritüalist) bünyesini koruyabilmek için ne yapacağını bilememektedir. Birinden korunmanın öbürüne sığınmak şeklinde tecelli eden çaresi, gerçek korunmayı ve şahsiyet müdafaasını büsbütün iflâs ettirici bir durum arzetmektedir.

Bize gelince:

Halk Partisi devrinden beri, mutlak ve mecburi Amerikan siyasetini tutmak, Türkiye hesabına biricik doğru yol... Buna şüphe yok... Cihanın ölüm ve dirim halinde iki yolundan dirim istikametini seçmek milli irade ibresi yalnız bu istikameti gösterdiğine göre, her halde Halk Partisi hesabına büyük bir keşif değil...

Evet, dirim yolu seçildi; fakat bu yolda diri bir anlayış ve şahsiyetli bir tavır gösterilmedi. Vaziyet o türlü idare edildi ki, Amerika bizi cebinde keklik bildi; ve mevzuumuzda, idrâksiz kekliklere mahsus fedakârlıklardan ileriye gitmedi.

Mesele, Amerikan yardımının azlığında çokluğunda değil; Amerika'nın karşısında, yalnız kendi milli tekevvün gayesine bağlı, şahsiyetli bir millet tavrını takınmakta ve ona göre hürmet ve itibar sahibi olmakta...

Coğrafya ve tarihimiz, bizi, kapitalizma ve komünizma sistemleri arasındaki nihaî muhasebenin ana rakamını temsil edecek kadar nazik bir makamda bulundurduğuna göre, Amerika'dan bu makamın dolgun hakkını istemek ve nazlı bir sevgili muamelesi görmek biricik dikkatimiz olmalıydı. Olmadı; sanki Amerika tarafından boş bir araziye sevkedilmiş ve hudut bekçiliği almış boğaz tokluğuna çalışır bir millet olduk.

Hele lisaniyle, üslûbiyle, tipiyle, ruh haletiyle ve kendine göre kültürü veya kültür iddiasiyle Amerikalının içimize nüfuzu korkunç bir şeydir. Dolar kuvvetine dayanan ve sade Türkiye'de değil, dünyanın her tarafında kendisini hissettiren bu maddî ve aynı zamanda mânevî nüfuz belki Avrupa'nın ruhî sahada baş derdidir.

Zira Amerikalı, eski bir kök ve şahsiyet damarına bağlı olmaktan uzaktır.Garbın milletler katışığından öyle bir melezdir ki, o milletlere ait ruh uktelerini dibinden tıraş etmiş; ve meselesiz, dâvasız, dertsiz, ıztırapsız, yalnız madde hesaplarına bağlı ve beş hasse plânında yaşar bir yeni insan tipi getirmiştir. Bu yeni insan, elektriğin ne demek olduğunu düşünmez veya düşünmekte bir fayda görmez; onu bir ampul içinde zaptetmeği kâfi bulur. Bu yeni insanın hürriyet fikrinden, daha doğrusu insiyakından başka hiçbir ruhi sistemi yoktur. Başı boştur, ilcalarına tâbidir, her kayıttan ve ölçüden âzadedir, manevî sulta ve disiplin boyunduruklarından hiç birinin hükmü altına giremez; hasılı tam mânasiyle tabiat ve madde insanıdır.

Tarih, şahsiyet, ruhî hayat ve mesele sahibi milletler için de böyle bir tip, ancak bozucu ve çürütücü olabilir. Hele yeni bir hayat ve tekevvün arayan ve henüz olamamış bulunan milletler Amerikalıyı örnek aldıkları gün, meydana, bütün lûgatçesi 10-15 kelimeden ibaret, her ân çiklet çiğneyen ve homurtu halinde konuşan ve anlaşan, hiçbir ruhî müeyyideye kıymet vermeyen başı boşlar topluluğundan başka birşey çıkamaz. Amerikalı tipi, kendi vatanında belki her türlü içtimaî emniyet ve murakabeye malik olabilir; fakat taklitçilerinin dünyasında sadece felâkettir. Amerikaya gidip Amerikalı olmak belki iyi; fakat milleti içinde Amerikalılaşmak mümkün olduğu kadar kötü...

Başınızı kaldırıp büyük şehirlerde şöyle bir halimize bakacak olursanız, Amerikanizm denilen âfetin, kılığımızda, meşrebimizde, üslûbumuzda, edamızda bizi kendimizden ne kadar uzaklara götürdüğünü, yahut götürmek istediğini sezersiniz.

Mekteplerimize, gençlerimize, züppelerimize, zevk-u safa hayatımıza; ve oradan müesseselerimize, evet bütün müesseselerimize dikkatle bakınız yeter!

Bir Amerikan gemisinin İstanbul'a geldiği gün, şehrin geçirdiği telâşın, (Noel) babanın çıkını etrafında çocuklar geçirmez.

Eğer arada bir kendilerinden şu veya bu tarzda, hattâ bayrağımıza kadar uzanan kabalıklar görüyorsak, bunu, Amerikalının mizacında değil, kendi ruhî zebunluğumuzun muhatabımıza verdiği gururda aramalıyız.

İktisat reçetelerine kadar her şeyi sonsuz cömertliğinden beklediğimiz bir millet fertlerinin bize karşı ulvî hareket etmesini beklemek ve böyle bir istidadı da Amerikalıdan ummak, yerinde sayılamaz.

Bize düşen, kendi kendimize sahip olarak, Amerika'nın ebedî müttefiki, Amerikalının da "Sen sensin, ben de ben" tarzında dostu olmaktır.

Amerikalıyı da böylece kendimiz için bir saadet unsuru kılmak... Yoksa belâ haline getirmek değil...

Bunu en küçük milletler yaparken biz yapamazsak hazin olur. Amerika da ancak böyle bir şahsiyete maddî ve manevî itibar biçebilir. Yoksa, gelip geçici menfaatleri bakımından alâkadar olduğu; ve bir Amerikan bahriyelisinin iki yana açık bacakları arasındaki perspektif içinde mutalea ettiği kadrodan ileriye geçemeyiz.

Dış siyasetimizde Amerikan ve iç bünyemizde Amerikanizm politikasını, kendimizde tecezzi kabul etmez bir şahsiyet vâhidine göre ayarlamakta, devlet ve millet çapında kalkınışımızı kuşatacak derecede büyük ve her işe hâkim bir mâna gizlidir.

Bu mâna ta merkezinden ele geçirildiği gün, Türk ve Amerikan bayrakları, biri şu kadar yıldızlı ve öbürü sadece ay ve yıldızlı, iki ayrı dünyanın iki ayrı ve fakat daima beraber mümessilleri halinde yanyana göndere çekilebilirler.

Necip Fazıl KISAKÜREK
Büyük Doğu Dergisi / Sayı 20 /17.7.1959

Merhum Üstad’ın Vasiyeti’nden:” İslama pazarlıksız ve sımsıkı bağlanmadan önceki şiirlerim ve yazılarım arasında hatta küfre kadar gidenler ise, çoktan beri eser çerçevem dışına çıkarıldığı, herbirinden ayrı ayrı istiğfar edildiği ve çöp tenekesine atıldığı için nereden nereye geldiğimi göstermekte bile kullanılmamalı ve onlarla müminleri benden çevirmek isteyeceklere -çok denenmiştir- şu cevap verilmelidir: "Koca Hz.Ömer bile Allahın Resulünü öldürmeye davranmış ve peşinden bütün sahabelerin, derecede ikincisi olmak gibi bir şerefe ermiştir. Hiç ona bu ilk davranışından ötürü sonradan dil uzatan olmuş mudur? Belki o noktadan bu noktaya gelmekte faziletlerin en büyüğü vardır."
Eserlerim mevzuunda vasiyetim kısaca şu: İlk yazılarımdan birkaçı asla benim değil; sonrakiler de en dakik şeriat mihengine vurulduktan, yani nasip olursa tarafımdan bütünleştirildikten sonra benim...”
Kullanıcı avatarı
reallist
Üye
Üye
 
Mesajlar: 1
Kayıt: Pzr Ara 12, 2010 12:07

Re: Bir İhanet Belgesi: Necip Fazıl'ın Gençliğe Hitabesi..

Mesajgönderen Türk-Kan » Pzr Ara 12, 2010 12:29

reallist yazdı:(cımbızlanmamış hali. Cımbızlayarak bukadar insanı yanlış yönlendirenlere ve kendileri gibi düşündürenlere yazık.....) En sondaki Notu dikkatle okuyun.


Bu mâna ta merkezinden ele geçirildiği gün, Türk ve Amerikan bayrakları, biri şu kadar yıldızlı ve öbürü sadece ay ve yıldızlı, iki ayrı dünyanın iki ayrı ve fakat daima beraber mümessilleri halinde yanyana göndere çekilebilirler.

Önceki sayfaya baksaydın tamamını görürdün. Kumarbaz, kokainci ABDsevici üstadınla yolun açık olsun!
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir.

Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Kullanıcı avatarı
Türk-Kan
Kuvva-i Milliye
 
Mesajlar: 6682
Kayıt: Pzt Şub 19, 2007 20:56

Önceki

Dön Tartışma ve Fikir Meydanı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

x