“BÖL ve YUT!”u hatırladınız mı?

“BÖL ve YUT!”u hatırladınız mı?

İletigönderen Erkan Güçiz » Çrş Kas 19, 2014 22:56

Banu Avar 2008’da, “BÖL ve YUT!”da, Okura İlksöz’ünde şöyle demişti:
“Sınırlar Arasında programının son yolculuk notlarını kapsayan bu kitapta, Ortadoğu'da İngiliz eliyle yaratılan İsrail devletini, Balkanlar’da, Kafkaslar’da, Afrika ve Uzak Asya'da kopyalama çalışmaların dan örnekler sunulmaktadır. Batı emperyalizminin dünyanın çeşitli coğrafyalarında yer alan birçok ülkede “Böl ve Yut” şablonunu nasıl uyguladığını anlatmaya çalıştım. Bu şablon ilk kez Ortadoğu'da İsrail devleti yaratılarak uygulandı.”

Batı emperyalizminin “Böl ve Yut” şablonunu ülkemizde uygulayanlardan biri de Friedrich-Ebert-Stiftung adlı Alman vakfı. Bu vakıf “yutmadan” önce, adına “Çözüm Süreci” dedikleri “bölme” sürecinde daha etkin bir duruma geçebilmek için “yasal dernek” konumuna gelmiş üstelik.

Friedrich Ebert Stiftung Türkiye Ofisi'nin yeni yayını "Demokratik bir yerel yönetim mümkün mü?" bu “bölme” sürecinin nasıl yürütüleceğini hiç çekinmeden belgelemiş.

Günümüzdeki son gelişmeler ışığında, FES Türkiye Ofisi olarak gençlerin demokratik süreçlere katılımına katkıda bulunmak amacıyla yerel yönetimlerle ilgili bir el kitabı hazırladık. Yayınımızda "yönetsel yapılar", "demokratik yönetişim mekanizmaları" ve "gönüllülük" başlıkları üzerinden dinamik bir anlatımla bütün gençlere, güncel tartışmalarda daha aktif olabilmeleri için, temel bilgiler sunuluyor. Ofisimizin "Demokratik bir yerel yönetim mümkün mü?" isimli yayını online ve basılı olarak herkesin erişimine açıktır. Kitapçığı basılı olarak edinmek isteyenler bize (contact@festr.org) adreslerini de belirten bir mail atabilirler.”

Bakın bu yayın neler veriyor gençlerimize.

Bu broşür gençlere yerel yönetişim konusunda kısa ve özet bilgiler vermek için hazırlanmıştır. İnternet çağında da uzun hikayeler anlatmaya gerek yoktur.
12 Eylül’le başlayan gençleri depolitize etme, onları toplumsal sorunlara ilgisiz kılma çabalarının sonuna geldik. Gezi Parkı, Taksim, Çapulcu, Diren gibi kavramlar daha demokratik bir Türkiye için umut veriyor.
Bu kavramlardan bazıları tıpkı Jöntürk gibi uluslararası siyaset bilimi literatürüne de girecek gibi gözüküyor.
İşte bu dönemde, bu broşür gençlere birazcık katkı sağlayabilirse ne mutlu.

Ne yapmak lazım?
Ülke siyaseti, dünya siyaseti karmaşıktır. Günümüzdeki küreselleşme içinde başbakanların bile pek sözü geçmez. Onlar da dünyayı değiştirmek bir yana, mevcudu korumak üzere çalışmaya başlar. Bu durumda büyükler çoğunlukla laf ebeliği ile geçinir. Çocukluktan başlayarak gençliğinde kendi dışındaki sorunlarla ilgilenmeyenler bol bol ahkam keser, bilgiçlik taslar.

Neden Yerel?
1. Devlet işlerini izlemek zordur. Kentinizde kaç memur çalışıyor, bunlara ne kadar para harcanıyor bilemezsiniz ve de müdahale edemezsiniz. Oysaki, belediyenin işlerini her gün görürsünüz. Neden her gün çöp toplanmıyor, parkların bakımı iyi değil, yolların asfaltı neden bu kadar sık yenileniyor gibi sorular sorabilirsiniz. Yerele müdahale edebilirsiniz. Yani hesap sorma fırsatı size geçmiştir. Bunun tadını çıkarın!
2. Yerel seçime kolayca müdahil olabilirsiniz. Milletvekili seçiminde kimin seçileceğini size sormazlar. Çoğunlukla da sorun çıkarmayacak, partiye itaat edecek adamlar ararlar. Hatta adlarını bile bilmezsiniz. Yerelde muhtar, muhtarlık, ihtiyar heyeti, belediye meclisi gibi pek çok insanın seçimine katılabilirsiniz. Bunda söz sahibi olabilirsiniz. Diyelim ki, seçime katılmak istiyorsunuz. Milletvekili olmak için daha çok para harcamanız gerekir. Yerelde para harcamadan da aday olup seçilebilirsiniz.
3. Ulusal politikada söz geçirecek aktör olmak zordur. Yerelde kolaydır. Ufak bir gençlik grubu bile yerelde sözünü duyurabilir. Kolayca sorumluluk taşıyıp, kamusal işlere müdahale edebilirsiniz.
4. Yerel politika en iyi ve ucuz liderlik okuludur. Ayrı bir eğitim almanıza gerek yoktur. Mahallenizde bir okul, kreş açılmasına, park yapılmasına, basketbol sahası kurulmasına ya da mahalle festivali düzenlenmesine öncülük edebilirsiniz.
5. Yerelde işlere müdahil oldukça kendinize güven gelir, bir süre sonra neden ben aday olmayayım diye düşünmeye başlarsınız. Belediye başkanı ve öteki politikacıların sizlerden farklı olmadığının ayrımına varmak kolaydır. Türkiye’de ve pek çok ülkede adı duyulan liderler yerelle işe başlamıştır. Obama’yı başkanlığa götüren süreçte, yerelde yoksullukla aktivist olarak çalışmasında elde ettiği deneyim çok yararlı olmuştur.
6. Küresel güçlerle yerelde daha etkili mücadele yapılabilir. Hükümetler için makro ekonomik hedefler önemlidir. Onlar hep ekonomik büyümeyi ön plana alır. İnsanlar ve çevre onlar için sayısal değerlerdir. İznik Gölü’nü kirleten sanayiye, Sakarya’da verimli tarım toprakları üzerinde otomobil fabrikası kurulmasına izin veren hükümettir. HES’lere izin veren de... Kim mücadele ediyor? Yerel güçler.
7. Gençlik çağı içindeki kadınlar ve engelliler için toplumsal etkinliklere katılma erkeklere göre daha sorunludur. Özellikle ulusal çapta etkinlikler yapma ve bu etkinlikler içinde bulunmada daha çok güçlükle karşılaşılır. Oysa, genç kadınlar ve engelliler için yerelde siyasal ve toplumsal yaşam içine girme, etkinliklere katılmak daha kolaydır. Yerelde özellikle kendilerini ilgilendiren konularda söz sahibi olmak ve bir şeyleri değiştirmek mümkündür. İyi yönetişimle tanıştığımız 1996 İstanbul Habitat II. toplantısından bu yana kadınlar ve engelliler için yerelde önemli gelişmeler sağlanmıştır. Kent Konseyleri örgütlenmesi içinde kurulan Kadın, Gençlik ve Engelliler Meclisleri bu kentlerde siyasal ve toplumsal yaşamda daha etkin roller oynamaya başlamıştır.

http://www.fes-tuerkei.org/media/pdf/Publikationen%20Archiv/Ortak%20Yay%C4%B1nlar/2014/Yerel%20Yoenetimler%20Brosuer%20WEB.pdf

Nasıl bu kadar rahatlıkla, böylesine pervasızca bizleri bölmeye yeltenebiliyorlar diye sorarsak yanıt uzaklarda değil, içimizde; biliyoruz onların kim olduklarını.

Atatürk, onları bize tanıtmıştı, “Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.”

AKP iktidara geldiği 2002 yılından 2005’e kadar Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yıllık bütçeleri, örneğin, “2005 MALÎ YILI BÜTÇE KANUNU” başlığı altında Türkiye Büyük Millet Meclisince kanunlaştırılmıştır.

2007 yılından bu güne kadar kanunlaşan bütçelerin başlığı ise, örneğin “2014 YILI MERKEZİ YÖNETİM BÜTÇE KANUNU” şeklinde değiştirilmiştir.

Bu yeni düzen bütçe kanunları, daha öncekilerde olmayan, iki ayrı yönetim şekli tanımlıyor:
“Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri”
ve
“6360 sayılı Kanun uyarınca tüzel kişiliği kaldırılan il özel idarelerinin bulunduğu illerdeki büyükşehir belediyeleri”

Şimdi birkaç soru soralım:
- merkezî yönetim için toplanan vergilerin ne kadarı bu “özerkleşme” yolundaki büyükşehir belediyelerine aktarılıyor, bu belediyeler hesap veriyorlar mı?
- kaçak elektriğin parasını, namusuyla vergisini ödeyen vatandaştan alarak bu “özerkleşmeye” destek olanlar kimin hesabına çalışıyor?
- bu adım adım “özerkleşme” nereye kadar gidecek; Federasyon mu olacak son durak?

Bu listeye eklenecek pek çok soru daha var ama bilinsin ki:

Türk Ulusu vatanının parçalanmasını böyle suskun, eli kolu bağlı seyretmez!

Sonunuz hayırlı olmayacak!
Kullanıcı küçük betizi
Erkan Güçiz
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 421
Kayıt: Çrş Eyl 29, 2010 5:18

Şu dizine dön: Erkan GÜÇİZ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

cron

x