Bumerang / Erol BİLBİLİK

Bumerang / Erol BİLBİLİK

İletigönderen NİLGÜN BAŞTUĞ » Cum Tem 05, 2013 10:17

Bumerang

Çevreci küçük bir grubun, 15 Mayıs günü Gezi Parkı’nda birkaç çınar ağacının kesimi sırasında kendiliğinden ve örgütsüz olarak başlattıkları eylemler, 21 Mayıs’ta başlayan ağaç nöbetleri ile daha da güçlenmiştir.

1990 kuşağı gençliğinin, bu eylemleri sosyal medya üzerinden geniş halk kitlelerine hızla taşımalarıyla kadın, erkek, yaşlı, genç, partili, partisiz Özgürlükçü Cumhuriyetçiler; 31 Mayıs günü onbinleri bulan kitleler halinde Gezi Parkı’nda toplanmışlardır.

15 Haziran günü, Başbakan’ın “Karanlık Saldırı”sı ile de kitlesel halk isyanına dönüşmüştür.

“Her yer Taksim her yer Direniş” sloganının yaratıcısı isyancılar gerçekleştirdikleri eylemleriyle korku duvarlarını yıkmışlar ve halkın umudu olmuşlardır.

Atatürk Cumhuriyeti’nin temel değerlerine bağlı, bağımsızlıktan, özgürlükten, demokrasiden, insan haklarından ve laiklikten yana olan isyancıların, Sol’a yakın durdukları gözlemleniyor. Siyasi parti üst yönetimlerine şu mesajı veriyorlar:

“Politikalarınızla ilgili olarak sıkça bir araya gelelim, görüş alışverişinde bulunalım. Ortak politikalarda buluşalım. Halk hareketini Meclis’e taşımak için partiler olarak aranızda anlaşın. Oylarımızı “aralarında anlaşan partilere” kullanalım. Politikalarını benimsemediğimiz AKP iktidarını yıkalım.

Yakın gelecekte kendi siyasi partimizle mücadele içinde olacağız.”

“İslamcı tek adam faşist diktası”nın tek çıkış yolu olduğuna inanan Başbakan, halkın direnişinin, 2014 seçim sürecinin sonuna kadar boğulmasını öngörmüş ve 15 Haziran günü “Karanlık Saldırı” emrini vermiştir. Ne var ki saldırı, halkın direnişi karşısında yenilgiye uğramıştır.

İktidarının boşluğa düştüğünü görerek kontrolünü kaybeden Başbakan, gerilimi şiddete dayalı olarak tırmandıracak ve kendi seçmen oylarını kemikleştirecek bir siyasi saldırıyı gizlice uygulamaya başlamıştır.

Şöyle ki;

“Başkanlık sistemi anayasası”ndan vazgeçilecek, Türkiye’de “İslamcı tek adam faşist diktası”nı inşa edecek “parlamenter sistem anayasası”nın yürürlüğe konulacak. Bu anayasada 5 temel önlemin yer alacak:

1) Cumhurbaşkanı partili olacak,
2) Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetkileri minimum düzeyde olacak,
3) Başbakan’ın görev ve yetkileri maksimum düzeyde olacak,
4) Bağımsız adaylar Cumhurbaşkanı olamayacak,
5) Seçim barajı aynı kalacak.

Başbakan Erdoğan, ilk üç sıradaki önlemlerle; 1 Mart 2003 Tezkeresi’nin reddi ile ilgili tavrı nedeniyle kendisine en tehlikeli muhalif kuvvet olarak gördüğü Cumhurbaşkanı Gül’ün, yeniden Cumhurbaşkanı, yeniden Başbakan, ve AKP Genel Başkanı olmasını önlüyor. Böylece de Cumhurbaşkanı’na, sadece yeni bir siyasi parti kurma seçeneğini bırakıyor.

Dördüncü önlemle; bağımsız adayların Cumhurbaşkanı olmalarını önlüyor.

Beşinci önlemle; Sosyalist Sol, Ulusal Sol, Kemalist Sol, Sosyal Demokrat Sol, ve Kürtçü Sol partileri parlamento dışı muhalefete mahkum ediyor.

Cumhurbaşkanı, Başbakan’ın böyle bir çalışma içinde olduğunu bildiği için, Fethullah Gülen ile birlikte yürüttüğü “Yeni Parti” çalışmalarını son derece ihtiyatla ve gizlilik içinde sürdürüyor.

Bu çalışmalardan haberdar olan Başbakan’ın, önce yerel seçimler ve sonrasında referandumla birlikte yapılacak genel seçimlerden asgari yüzde 60 oy alarak; Gül ve Gülen’in “Yeni Parti” projesini ezmeyi ve “İslamcı tek adam faşist diktası”nı ilana yönelik politik bir saldırı tasarladığı anlaşılıyor.

Saldırının ardından büyük olasılıkla;

- Numan Kurtulmuş; Cumhurbaşkanlığı’na,

- Beşir Atalay; Milli Savunma Bakanlığı’na,

- Yalçın Akdoğan; Dışişleri Bakanlığı’na,

- Burhan Kuzu; Meclis Başkanlığı’na
getirilecektir.

SONUÇ

Başbakan, büyük halk direnişini ezmek için 15 Haziran’da “Karanlık Saldırı” emrini vererek büyük bir yenilgiye uğramıştır. 16 Haziran’da, ikinci bir “Karanlık Saldırı” emrini verememiş, yenilgisi daha da büyümüştür. Başbakan, artık BOP Eşbaşkanlığı görevini ve bölge liderliği iddiasını sürdüremez. Suriye, Irak ve İran ile ilgili aktif politik roller üstlenemez. Kürt açılımı dahil diğer açılımları gerçekleştiremez.

Ülkenin yüzlerce meydanında, her geçen gün daha da güçlenen büyük direnişe karşı Başbakan’ın ilk günden bu yana fırlattığı bumeranglar ilerleyen süreçte kendisini yıkacaktır.

ABD’nin atadığı Cumhurbaşkanı da Gülen ile birlikte yürüttüğü kendi planlarını, Başbakan’ın çöküşü ile birlikte kendisi de çökeceği için gerçekleştiremez.
Devrim, kendi liderlerini yaratacak, halkı iktidara taşıyacaktır.

Bundan kimsenin en ufak bir kuşkusu olmamalıdır.

Erol BİLBİLİK, 4 Temmuz 2013
Güncel Meydan
Ben yaşayabilmek için, kesin olarak bağımsız bir ulusun evladı kalmalıyım. Bu yüzden ulusal bağımsızlık bence bir hayat sorunudur.
Ya istiklal, ya ölüm!
Kullanıcı küçük betizi
NİLGÜN BAŞTUĞ
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 694
Kayıt: Çrş Eki 26, 2011 12:44

Şu dizine dön: Erol BİLBİLİK

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x