Büyük Resim 5 / Arslan BULUT

Büyük Resim 5 / Arslan BULUT

İletigönderen Başkomutan » Pzr Şub 19, 2012 2:41

BÜYÜK RESİM (5)

ABD’nin 116 yıl önceki gizli Türkiye kararı...

Emekli amiral İlker Güven, geçtiğimiz günlerde kapanmış olan Maya dergisinde 2007 yılında yayınlanan “Dostumuz Amerika ve Avrupa” başlıklı makalesinde İtalya’daki NATO kolejinde ortaya çıkarılan ve Türkiye’yi bölünmüş gösteren harita ile ilgili olarak şöyle diyor:

Söz konusu haritayı, kıymetli arkadaşım Emekli Hava Orgeneral Cumhur Asparuk, 1975 yılında İncirlik Hava Üssü subay kafeteryasında bizzat gördüğünü söylemiştir.

Demek ki, büyük resim 1975’te hazırdı..

Güven bir tarihi gerçeği daha açıklıyor:

“Bilindiği üzere, ABD Senato ve Temsilciler Meclisi gizli kararları 100 yıl geçmeden açıklanmamaktadır. 1996 yılında 100’üncü yılını dolduran ve ancak bugünlerde elimize geçen 31 Ocak 1896 tarihli 54. Kongre gizli kararı inanılmaz gerçeği karşımıza çıkarmaktadır.


“ABD’nin belirleyeceği bir temsilci ile her Hıristiyan ülkeden bir temsilcinin Osmanlı İmparatorluğu adındaki devletin kabul edilemez ve inatla devam eden şeytani hareketlerinin düzene sokulması. Bu karara göre; ABD temsilcisi mutlaka ABD vatandaşı olacaktır.

Temsilci, Hıristiyan ülke yöneticileriyle işbirliği yaparak aşağıdaki görevleri yerine getirecektir;

a- Tüm Hıristiyan ülkelerden ABD temsilcisi ile beraber çalışacak, benzer özelliklerde birer hükümet temsilcilerinin atanması sağlanacaktır.

b- Uluslararası Hıristiyan Komitesinin uygun bir bölgede organizasyon çalışmalarına başlaması sağlanacaktır.

c- Uluslararası Hıristiyan Komitesince din, mezhep ve milliyetçi özelliklere bakılmaksızın geçici bir Hıristiyan yöneticiyi Türkiye’nin başkanı olarak seçilmesini mütakip, Osmanlı İmparatorluğu’nun mevcut bölgelerinin sınırlarla ayrılması, bu bölgelerin Hıristiyan eyaletleri kabul edilip, Hıristiyan gücünün Türkiye Birleşik Devletleri adında toplanması, Utah Eyaleti yönetimi örnek alınarak ve çok eşlilik, kılıçla fethetme gibi dini vaazların ve hareketlerin yasaklanması sağlanacaktır..

d- Geçici hükümet Türkiye Birleşik Devletlerinin sınırlarının içerisindeki etnik özelliklerine uygun olarak oluşacak Ermeni devleti müttefikimize tüm Hıristiyan devletlerinin askeri destek sağlamaları istenecektir.

e- Daha önce bahsi geçen geçici hükümetin süresini tamamlamasından sonra müttefik güçler tarafından kısa zaman içinde Türkiye Birleşik Devletleri’nin Uluslararası Hıristiyan Komisyonu tarafından tanınması sağlanacaktır.

Türkiye’deki ülke yönetiminin hiçbir zaman Sultan, Halife veya Peygamber Muhammed’in dini (şeriat) yöneticileri tarzında olmaması ancak ılımlı dini fikirleri olan ve insanlara olumlu yaklaşan yönetimlerin kurulmasına özen gösterilecektir.


Türkiye kimliğinin dayanağı nedir?

Türkiye’yi eyaletlere ayırarak bölme yönetme stratejisi, ABD tarafından 1896 yılında kabul edilerek meclisler tarafından onaylanmıştır.
Görüldüğü gibi bu kararda Türklere de Kürtlere de yer yoktur! Sadece “Ilımlı Müslümanlar” a yani teslim olanlara yaşama şansı verilmektedir.

ABD’nin, Süleyman Demirel’e, Turgut Özal’a ve Tayyip Erdoğan’a eyalet sistemini dayatmasının ardında 116 yıl önce Kongre’nin aldığı bu karar vardır. Erdoğan’ın “Türkiye kimliği” lafları da işte bu 116 yıllık Amerikan projesinin psikolojik hazırlığıdır!

Emekli Amiral İlker Güven, “Dostumuz Amerika ve Avrupa” başlıklı makalesinin sonuç bölümünde şu uyarılara yer veriyor:

* “Emperyal güçlerin demokrasi anlayışları, kendi güdümlerindeki veya güdebilecekleri bir partiyi seçimlerde zafere ulaştırmaktır. Bunun içinde, yerli işbirlikçiler etkin bir şekilde kullanılmaktadır.

*Emperyalizmin en önemli etkin silahı ekonomidir. Bunun için özelleştirme adı altında ülkenin önemli ekonomik güç ve varlıkları devletin/kamunun elinden alınmaktadır. Ülke, dış borç kısır döngüsüne sokulmakta, sermaye hareketlerine sınırsız serbesti sağlanmakta, mali kontroller kaldırılmakta, gümrük birliği ve reform adı altında ekonomi korumasız hale getirilmektedir. Bunun sonucunda da sandıktan dışarıdan desteklenen partiden başka partinin çıkması imkânsız hale gelmektedir.

*Bütün bunlara ilaveten, Emperyalizm, tuzak olarak ülke içindeki bölücü ve yıkıcı unsurları da kullanarak hatta onlara ihanetleri karşılığında siyasal, ekonomik, kültürel özgürlük dahil vaatlerle umut şırınga ederek ayaklanma ve isyana zorlamaktadır.

*Bugün Türkiye’de anti-Amerikancı Müslümanlar sindirilerek ’ABD ve AB sempatizanı İslamcılık’egemen olmuştur. Bugünkü AKP iktidarı gücünü büyük ölçüde ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’nden almaktadır. ABD’nin Ilımlı İslam devleti tasarım ve stratejisi ile AB’nin imtiyazlı ortaklık modeli tam bir uyum içindedir. Her ikisi de Türkiye’nin Batı’ya bağlı, ılımlı ve uyumlu bir yandaş devlet olmasını içermektedir.



Tarihe bir göz attığımızda, acı ama gerçek olan şu bilgilere ulaşırız:

*1838 Balta Limanı Gümrük Birliği Anlaşması: Bugünkü 1995 Gümrük Birliği Anlaşmasıyla eşdeğerdedir.

*1839 Tanzimat Fermanı: Bugünkü AB uyum yasaları ve IMF dayatmaları ile eşdeğerdedir.

*1856 İslahat Fermanı: Bugünkü AB Türkiye ilerleme raporları ile eşdeğerdedir.


SONUÇ: Bu anlaşmalarla Osmanlı İmparatorluğu parçalanmıştır!

Einstein ’Aptallığın en açık delili, aynı şeyi defalarca yapıp, değişik sonuç almayı beklemektir’diyor...”


İstanbul ve Anadolu üzerinde eski planlar

Türk Tarih Kurumu Ermeni Araştırmaları Başkanı Prof. Dr. Hikmet Özdemir, “İstanbul ve Anadolu Üzerine Planlar” konulu bildirisinde İngiliz-Fransız ortak komitesinin 1915 yılında yaptığı ortak komite çalışmasına ilişkin raporun eklerinde 5 adet paylaşım haritasına yer verildiğini belirtti, Prof. Dr. Özdemir, bu haritalarda Boğazlar ve Güneydoğu Anadolu’yu Rusya’nın, Basra Körfezi’ni İngiltere’nin, Ege’yi ise Yunanlıların aldığını kaydetti.

Birinci Dünya Savaşı’nın daha başında İngilizlerin mutfağında bazı şeylerin kararlaştırıldığını ve Anadolu’nun bölüşüldüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Özdemir, “Büyük Kahraman Atatürk ve silah arkadaşları, gizli pazarlıkla, Petrograd, Londra ve Paris’te yapılan anlaşmalarla bu topraklara biçilen senaryoları, Anafartalar’da paramparça ettiklerinin farkında değillerdi” dedi.

Barzani, “Kürtler tek devlet olacak”

Bu arada 16 Temmuz 2010 tarihli Yeniçağ’da yayınlanan Fatih Erboz imzalı habere göre Irak’tan Kürdistan olarak bağımsızlık ilan etmeye hazırlanan Barzani, Mısır televizyonuna konuşmuş ve Türkiye, Suriye ve İran’daki Kürtlerin tek devlet olacağını ilan etmişti.

“Türk, Fars ve Arap ulusu gibi Kürtler de devlete sahip olmalı” diyen Barzani, hedefe ulaşmada AKP’nin de desteğini ima etti.

Pentagon’da Yahudi asıllı ABD’li istihbaratçıyla 20 yıl önce yaptığı görüşmeyi köşesinde aktaran Akşam yazarı Serdar Turgut ise “Odaya girdiğimde Kürt temsilcileri oradaydı, sınırları güneydoğuyu içine alan harita da önlerindeydi” ifadesini kullanmıştı.

    ABD Başkanı Wilson da 1920 Ekim ayında Paris Barış Konferansı’na sunmak üzere Türkiye’nin parçalanmasını öngören bir harita hazırlamıştı. Haritada Kuzeydoğu Anadolu Ermenilere, Güneydoğu Anadolu ise Kürtlere bırakılıyordu.

    Dönemin ABD Başkanı Wilson, “Kendi kaderini tayin hakkı” ilkesini ortaya attığı zaman, asıl hedefi, parçalanmakta olan imparatorluklardan güçlü ulus devletler yerine küçük devletçikler çıkmasını sağlamaktı.Öyle ki Wilsoh prensipleri denilen belgeyle Anadolu’da bir Ermenistan ve Kürdistan kurulmasını istedi. Zaten, bu kararlar, daha sonra Türkiye’yi parça parça eden Sevr Andlaşması’na da geçirildi.

Wilson prensipleri, Mustafa Kemal Paşa tarafından Kürtleri de kapsayacak şekilde “Bütün Türk Milleti’nin kendi kaderini tayin hakkı” na dönüştürüldü.Mustafa Kemal Paşa, Wilson ilkelerini kabul ediyor; Türk Milleti’nin etnik parçalar halinde değil, bir bütün olarak bu hakkı kullanacağını dünyaya ilan ediyordu.

1920’lerde yapamadığını, 20’nci yüzyıl sonuna doğru ve 21’inci yüzyıl başında yapmak isteyen Batılı ülkeler, yine eski tuzakları kurdu. Türkiye’nin içine nüfuz ettiler, PKK’yı kurdurup silahlı propaganda ile Türk Milleti’nin direniş seviyesini çökertmeye çalıştılar. Derken AB’ye uyum yasaları ile hepsi birer istihbarat kuruluşu olan yabancı dernek ve vakıflar Türkiye içinde örümcek ağlarını kurmaya başladı.

ABD’nin Afganistan ve özellikle Irak’ı işgal sürecinde, Türkiye’yi parçalamaya dönük senaryolar ve haritalar artık NATO toplantılarında Türk subaylarının gözünün içine sokulur oldu! AKP, yasal olarak federasyonun alt yapısını hazırladıktan sonra, 2007 seçimleriyle birlikte Zafer Üskül’ün “Anayasa’dan Atatürk Milliyetçiliğini kaldıralım” söylemi ile zemin yoklamaya başladı.

Ahmet Türk’ün “4 parça Kürdistan” söylemi

Sınırlarını “Olağanüstü Hal Bölgesi” diye Turgut Özal’in çizdiği, ordusunu hazırladığı, devlet içindeki devlet, Tayyip Erdoğan’ın açılım politikaları sürerken bakın Ahmet Türk tarafından nerelere yükseltilmek ve yüceltilmek isteniyordu: DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Erbil’deki konuşmasında “Neden Ortadoğu halkları arasında da bir birlik oluşmasın ve birbirlerini tanımasınlar. 4 parça Kürdistan’da Kürtler zorluk içinde ve baskı görüyor. Bu baskılar kalkmalıdır ve bu baskılar da demokrasi ile kalkar. Herkes kendini demokrasi ile ifade eder” diyordu.

Barzani ve Talabani, doğrudan İsrail istihbaratı tarafından para ve silahla desteklenerek bugünlere getirilmiştir. Yani onların emelleri İsrail’in emelleriyle karışıktır. Ahmet Türk ve Öcalan’ın emelleri de sınırlarını MOSSAD’ın çizdiği “Büyük Kürdistan” hedefi ile aynıdır! Bu haritayı eski Amerikan Büyükelçisi Pearson, “Erzurum’dan Bağdat’a uzanan bölge tek bir ekonomik bölge olacaktır” diye açıklıyordu.

Barzani’nin İnternet sitesinde de haritaların altına, “Bu bölge sadece ekonomik bir bölge olarak kalmayacak, tek bir siyasi bölge haline gelecektir. İşgalci Türk Ordusu, Kuzey Kürdistan’dan çekilecektir” yorumu yapılıyordu. Bu durumda demokratik açılım dedikleri proje, Türkiye’nin kendi eliyle kendi coğrafyasını, kurulmakta olan İsrail güdümlü bir devlete peşkeş çekmesine yarayacaktı..

Türkiye’yi işgal tatbikatı: “Bin yılın meydan okuması”

ABD, 24 Temmuz 2002’de Nevada Çölü’nde “Bin Yılın Meydan Okuması” adı altında Türkiye’yi işgal tatbikatı yaptı. Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı iken, 2 Nisan 2003 günü ABD Dışişleri Bakanı Powell ile Ankara’da 2 sayfa 9 maddelik bir gizli anlaşma yaptı. Bunu da gazeteci Sedat Sertoğlu’na kendisi açıkladı.Bu gizli anlaşmadan 3 ay sonra, ABD ordusu, Türk askerinin başına çuval geçirdi. Çuval geçirme eylemi, belki de gizli anlaşmanın uygulanması için Türk ordusuna bir ihtardı.

Ardından sınır ötesi harekatta ısrar eden ve ABD’ye direnen 5 Genelkurmay Başkanı ve bütün milli kuvvetler ’Ergenekon çetesi’olarak suçlandı.
1996 yılında CIA’nın yan kuruluşu Rand Corporation’un yayın organlarında şöyle deniyordu:


    ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye’yi kontrol edemez, Fazilet Partisi’nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan, Abdullah Gül’ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye’yi kontrol altında tutmaya devam edebilir.’

Abdullah Gül, basın toplantılarında ’Irak’ta yaşananlar bölgeye ders olsun’ ve “Şunu açıkça söyleyeyim, Ortadoğu’da bütün rejimler değişecek” diyordu. Peki bu sürece nasıl gelindi? Camp David kararları mı güncellendi? Buckingham kararlarının bu süreçte rolü nedir?

Arslan BULUT - 19 Şubat 2012, YENİÇAĞ
Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler!

Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur
Sakın kurtarıcı bekleme‚ yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım

Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır

Beni hatırlayınız
Kullanıcı küçük betizi
Başkomutan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 2297
Kayıt: Pzt Eki 12, 2009 23:24

Şu dizine dön: Arslan BULUT

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x