Çatışmanın ortasında bu okuduklarınız hiç hoşunuza gitmeyecek / Barış TERKOĞLU

Çatışmanın ortasında bu okuduklarınız hiç hoşunuza gitmeyecek / Barış TERKOĞLU

İletigönderen Oğuz Kağan » Prş Eki 17, 2019 13:48

Çatışmanın ortasında bu okuduklarınız hiç hoşunuza gitmeyecek

“Bu teröristlerle bize arabuluculuk yapmaya çalışan bazı liderler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde bir devlet olarak teröristlerle aynı masaya oturmak yoktur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün AKP grup toplantısında söyleyince kafamı kaldırdım. Acaba yanlış mı hatırlıyordum? Çok değil, 4 yıl öncesine kadar, hepimiz PKK ile yürütülen “çözüm süreci”ni konuşuyorduk. İmralı’dan Kandil’e, Oslo’dan Brüksel’e uzanan; bakanların, istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin ve tabii HDP milletvekillerinin içinde olduğu bir dizi görüşmeydi.

Erdoğan, süreç nedeniyle çok eleştirildi. “PKK ile görüşüyor” diye suçlanınca, “Hükümet olarak biz yapmadık, ama devlet olarak bu görüşmeleri yaptığımızı ben parlamentoda dile getirdim” diye yanıt vermişti. Yetmedi, “MİT Müsteşarımızı İmralı’ya gönderen benim, Oslo’ya gönderen benim” diyerek sorumluluğu da üstlendi. Yani, Erdoğan’a göre kendisinin emriyle, PKK ile hükümet değil ama devlet görüşüyordu.

SDG nerede, nasıl kuruldu?

Erdoğan sebep oldu, açıp baktım. Abdullah Öcalan ile İmralı’da yapılan görüşmeler tutanağa dökülmüştü. Hem Türkiye’de hem Avrupa’da yayınevleri tarafından basılmıştı. Okurken kafamda bir soru vardı: Türk ordusunun bütün dünyayı karşısına alarak savaştığı örgüt nerede, nasıl kuruldu?

Malum, bugün Türkiye’nin operasyon yaptığı örgütün “son adı” Suriye Demokratik Güçleri (SDG) idi. Resmi tarihe göre Ekim 2015’te kurulmuştu. Merkezinde 2003 yılında PKK’nın Suriye uzantısı olarak ortaya çıkan ve Öcalan’ı lider olarak kabul eden PYD (Demokratik Birlik Partisi) ile 2011 yılında kurulan askeri ayağı yani YPG (Halk Savunma Birlikleri) vardı. SDG denilen oluşum aslında bir matruşkaydı. Zira 5 üyesinden en az 4’ü PYD-YPG’liydi.

SDG, PKK’ya görünmezlik kazandıran bir çarşaftı. Suriye savaşında “ana tehlike”, Esad yönetiminden IŞİD’e kayınca PYDYPG’den kendi bölgelerini savunmaktan daha fazlasını yapması istenmişti. Suriye’nin kuzeyi boyunca ABD destekli her operasyona katılan örgüt, kimi Arap ya da Süryani grupları da kendisine katarak SDG olmuştu. Böylece görüntüde “PKK olmaktan” çıkmıştı. ABD de bunu bildiği halde “PKK ile değil SDG ile ittifak yapıyoruz” iddiasına sığındı.

Gelelim sorumuza...

Amerikan Özel Kuvvetler Komutanı Orgeneral Raymond Thomas, YPG’ye “Markanızı değiştirmeniz gerekiyor” dediklerini, SDG adının böyle çıktığını söylemişti. 2015 yılına uzanan bu hikâye “yanlıştır” demiyorum. Ama çok eksik. Çünkü SDG’nin kuruluş kararının nerede ve ne zaman alındığını pek de açıklamıyor.

Uzatmadan yanıt vereyim, SDG’nin kuruluş kararı, Türkiye’de hem de bizzat devlet görevlilerinin de olduğu toplantılarda alındı.

SDG İmralı’da devletin önünde kuruldu

Öcalan’ın hem HDP’ye hem Kandil’e hem de Suriye’deki PYD’ye talimat vermesine izin verilen görüşmelerde SDG’nin kuruluş fikrinin ve nihayetinde talimatının bizzat Öcalan’dan çıktığı görülüyor. Hem de istihbarat ve güvenlik bürokrasisinin önünde. Notlarda talimatları alan HDP’li vekillerin “yerlerine” ulaştığı da açıkça görülüyor.

Tarih 23 Şubat 2013, Öcalan talimat veriyor: “Suriye’de Kürtler iki tarafla da görüşsünler, kim haklarını verirse onunla çalışsınlar. Suriye Demokratik Kurtuluş Cephesi olsun. Kürt, Arap, Türk, Türkmen hepsi...”

3 Nisan 2013, Öcalan anlatıyor: “Haseke içinde bir öz savunma oluşmalı. Sadece Kürtlerin değil, oradaki Araplar ve Süryaniler dahil herkesin savunması yapılmalı, Sonra Afrin’e doğru ilerleme olabilir. Zaten önümüzdeki günlerde Suriye’deki duruma dair heyetle konuşacağız, bazı kararlar alacağız herhalde. Yeni oluşacak Suriye’de bizimkiler başat rol oynayacaklar. Orada özerk bölgeler olur. Kürtler, Aleviler, hatta Araplar için de özerk bölgeler olacak gibi. İsviçre’deki gibi özerk bölgeler.”

21 Temmuz 2013, Öcalan bir küçük farkla ismini bile veriyor: “Suriye Demokratik Birliği adı altında (Kürt Yüksek Konseyi’nden ayrı olarak) Araplar ve diğerlerinin de içinde olduğu birlik kurarlar. Rakka ve Halep’in kuzeyinden başlayarak kuzeye doğru bir birliği oluştururlar.”

17 Ağustos 2013, Öcalan “heyet” dediği devlet yetkilileriyle de “Suriye Demokrasi Birliği”nin özerklik projesini konuştuğunu anlatıyor: “Biz de Suriye için ortak proje açısından heyetle çalışıyoruz. Kapı da insani yardım için açık olacak. Olmazsa teslim olmak yok, sayı elli bine çıkar (militan sayısını kastediyor-BT), her köyün savunmasını yapar, savaşırlar. El Kaide falan vahşidir, çoluk çocuk, kadın dinlemez. Üçüncü yolun temsilcisi olarak Suriye Demokratik Birliği’ni oluştururlar, ÖSO’yla da görüşürler, Cenevre Konferansı’na da giderler. Biz de heyetle görüşürüz. Demokratik Suriye çözümüne böyle gidilir.”

Aynı görüşmede Öcalan, “yetkili” dediği bürokratın önünde, özerklik konusunda PYD’nin bile tereddütlerini ortadan kaldıracak bir konuşma yapıyor: “Temel stratejik ittifak Türkiye iledir. Bunu Türkiye’ye öneriyoruz. Sayın yetkili de bilsin, artık onlar karar verirler. Barzani’ninkinden daha ilkeli bir ilişki olabilir. Zaten 900 kilometrelik sınır var; ekonomik, sosyal ilişkiler çok iyi gelişir. 900 kilometrelik sınır dostluk sınırı olur. Salih Müslim’e selam söyleyin, o da toyluk yapmasın. Bayrağı indirdik, özerklik niyetimiz yok falan demesine ne gerek var? Ya bayrağı asmayacaksın ya da böyle yapmayacaksın! Özerkliği niye istemesin? İsteyecek tabii.”

15 Eylül 2013’te Selahattin Demirtaş, Öcalan’a “Kürt ismini kullanmasınlar mı diyorsunuz” diye sorunca Öcalan, net olarak anlatıyor: “Evet, Suriye birliğini savunsunlar, sadece Kürtler adına hareket etmesinler.”

9 Kasım 2013’te Öcalan, PYD’den gelen mektubu okuyor ve yanıt veriyor: “Bundan sonra Kürt Yüksek Konseyi ya Suriye Demokratik Konseyi ya da Demokratik Devrim Konseyi olabilir. Sayı otuz ya da kırka (30-40 bin kişilik militanları kastediyor-BT) çıkabilir. Sadece Kürtler olmamalı. Süryaniler, Araplar, Ermeniler, Türkmenler vb. alsınlar.”

15 Ağustos 2014’te Suriye’de yapılması gerekenleri anlatan Öcalan’a, HDP’li Sırrı Süreyya Önder “Suriye konusunda nihai kararı siz mi vereceksiniz” diye sorunca, Öcalan, Suriye’de Kürt siyaseti politikalarını belirleyenleri tanımlıyor: “Evet, doğrudur. Nihai kararı burada devletle biz vereceğiz.”

Uzatmayayım...

Tutanaklar, Türk ordusunun bugün savaştığı SDG’nin, ABD’nin “Biz tavsiye ettik” dediği tarihten çok önce İmralı’daki müzakerelerden çıktığını net olarak gösteriyor. Kürt kökenli örgütün Arap, Türkmen ve Süryanileri çeşni yaptığı, Kuzey Suriye’yi kaplayacak özerk yapılanma fikri, adıyla Öcalan tarafından tanımlanıyor. Devletin hapishanesinde, devletin görevlilerinin önünde, devletin izin vermesi sayesinde...

Laboratuvardan çıkan Frankenstein’ın kendisini yaratanlarla kavgası gibi...

Dün Suriye’nin kaderini birlikte planladıklarımızla bugün verdiğimiz kavgayı neden kimseye anlatamadığımızı anladınız mı?

Barış TERKOĞLU, 17 Ekim 2019
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12085
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 12 konuk

x