CHP'li belediyede iletişim eksikliği / Levent BULUT

CHP'li belediyede iletişim eksikliği / Levent BULUT

İletigönderen Oguzhan34 » Cum Şub 01, 2019 9:20

"Bir engelli vatandaşın durumunu bildirmek için belediye sınırları içinde oturduğum Kartal'ın CHP'li belediye başkanını ziyaret etmek istedim. Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nü aradım. Ancak iletişim ve kurumsallıktan uzak bir anlayışla karşılaştım. Telefonu açan hanımefendi, kendini tanıtmadan ve yorgun bir sesle 'Alo' dedi. Şaşırıp 'Kartal Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nü aramıştım' dedim.
'Evet' dedi.
Kısaca kendimi tanıtıp Kartal'da ikamet ettiğimi, Kartal Un Fabrikası önündeki araçların metroya giderken yayalara engel oluşturduğunu, bu durum yüzünden tekerlekli sandalye kullanan bir engelli vatandaşın, kaldırım yerine cadde üzerinden gittiğini belirterek bu konu hakkında görüşmek istediğimi söyledim. Aramızda şu konuşma geçti:
- Başkanla görüşebilmeniz için belediyeye gelmeniz lâzım.
- İşte bu yüzden arıyorum randevu talep ediyorum. Programı varsa nasıl görüşeceğiz?
- Hayır, buraya gelip dilekçe veriyorsunuz ve uygun görülürseniz aranıyorsunuz.
- İlk kez böyle bir uygulama duydum. Nasıl yani? Oraya gelip dilekçe ya da form mu doldurmamız gerekiyor?
- Evet.
Üstüne basa basa 3 defa sordum. Yine 'Gelip dilekçe verecekseniz' dedi.
Telefonu kapattıktan sonra Kartal Belediye Başkanı'na durumu anlatan bir e-posta attım, şunları sordum:
1) Sizi ziyaret etmek isteyen vatandaşların randevu taleplerini Özel Kalem ile Basın Yayın ve Halkla İlişkiler'de yaptırılmamasının sebebi nedir?
2) Adında 'Halk' olan bir partinin belediye başkanı olarak vatandaşları belediyeye getirtip, adı dilekçe mi ya da form mu artık her neyse doldurtup uygun gördüğünüz bir zaman diliminde tekrar belediye çağırarak görüşmeniz 'halkça' bir davranış mıdır?
3) Sizden randevu talep edenleri nasıl belirliyorsunuz? Kriterleriniz nelerdir?
***
Bu e-postanın üzerine Kartal Belediyesi sosyal medya ekibinden biri aradı. Gazeteyi taşra baskısına yetiştirmeye çalıştığımızı ve daha sonra aramalarını rica ettim. Bir saat sonra yine aynı arkadaş arayıp e-postama istinaden aradığını, benim de onlara ayıp ettiğimi, aradıkları zaman 'Daha sonra arayın' dememin şık olmadığından bahsetti.
Şaşırıp kaldım, sanıyorum ki, yukarıda anlattığım durumdan dolayı özür dileyecekler... Aksine özür yerine, suçlama yöneltti ve 'Siz ön yargılısınız' dedi. Ayrıca Kartal'ın 500 bin nüfusu olduğunu, 500 bin kişiyle başkanın görüşmesinin mümkün olmadığını söyledi. Daha başka garip sözler etti.
Ben, gazeteci olarak ve aynı zamanda Kartal'da yaşayan bir seçmen olarak başkanla görüşemiyorsam vatandaş nasıl görüşecek?"
***
26 Temmuz 2017'de kaleme aldığım bu yazımı, Kılıçdaroğlu'na seslenerek şöyle sonlandırmıştım:
"Bu bağlamda Kılıçdaroğlu'na bir uyarı yapmak istiyorum. CHP'de belediyecilik anlayışını düzeltemediğiniz sürece iktidar olmanız zor; ha 'Küçük olsun benim olsun' diyorsanız o ayrı tabiî."
***
Bu yazının üstünden 1,5 yıl geçti. 4 yıldır Kartal'da yaşayan bir seçmen olarak Altınok Öz'ü hiç görmedim! Ne bir merhaba, ne bir selâm. Öyle ya, "500 bin kişi var. Nasıl görüşsün ki..." değil mi?!
Bir gazeteci yazar olarak girdiğim her ortamda da sizin oranın başkanı nasıl biri dediklerinde, "Bilmiyorum ki..." dedim. Sebebini soranlara ise bu olayı anlattım.
Şimdi eğri oturup doğru konuşursak, CHP'nin özellikle belediyecilikte çok büyük bir iletişim eksikliği var. Meslek gereği haber için birçok belediye ile irtibat halinde olan biri olarak şunu söyleyebilirim. Muhalif bir gazeteci ve seçmenleri olmamama rağmen, AKP'li belediyelerden asla böyle bir davranış tarzı görmedim. Uzatmayayım sonuç itibariyle CHP yönetimi Gökhan Yüksel'i aday gösterdi. Kim seçilir bilmem! Ama kim seçilirse seçilsin yukarıda anlattığım yanlışlara düşülmemesi için bu yazıyı kaleme aldım. Eleştiri insanı ve kurumları geliştirir. Tabi anlayana... Yanlışa yanlış demezsek doğrular nasıl bulunur?

ARKASINDAN KOŞUYORUM
Hoca ikindi ezanını okumağa başlamış. O sırada bazı komşuları evlerinin önlerinde birbirleriyle konuşuyorlar, sanki ezan sesini duymuyor gibi davranıyorlarmış. Hoca sesini biraz daha yükseltmiş, amma bakmış ki fark eden bir şey yok. O tarafa doğru koşmaya ve koşarken de ezanı okumaya devam etmiş.
O komşulardan birkaç kişi Hoca'ya bir şey olduğunu düşünerek yanına koşuşup sormuşlar:
- Ne oldu Hoca Efendi, niçin koşarak ezan okuyorsun?
- Sesimin nerelere kadar gittiğini merak ettim de; arkasından koşuyorum" demiş.
Kullanıcı küçük betizi
Oguzhan34
Üye
Üye
 
İletiler: 113
Kayıt: Cmt Eyl 08, 2012 0:34

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x