Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce son düzlük

Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce son düzlük

İletigönderen zafer atun » Cmt Ağu 09, 2014 7:21

Son Düzlük

Cumhurbaşkanlığı yada Başkanlık sisteminin ilk ayağı sayılan seçimlere şurada üç gün kalmış durumda. Bu toz duman içinde hangi aday kazanır farkları ne gibi sorular halen askıda beklemekte ve yazılı , görsel tüm medya ( 5 güç Medya ) yoğun bir kampanya eşliğinde ; aman oyunuzu ziyan etmeyin mutlak oy kullanın kampanyası yürütmektedirler. Ne oluyor , kim bu adaylar . Kısaca üç tane zorla dayatılmış aday var ve bunların hepsi Gerici – Bölücü – Cemaatçi üçgenin adaylarıdır. Cumhuriyet tarihinde ilk kez Pkk bölücülüğünün bile adayı vardır ve Sosyalist söylemlerle mangalda kül bırakmamaktadır. Fakat maalesef Ulusalcı ve Cumhuriyetçi bir millet adayı yoktur. Cemaat Halk Partisinden 20 milletvekili çıkabilip bir aday önerememişlerdir. Ülke insanının algısına yönelik muhteşem bir operasyon sürdürülmekte kafa karışıklığı yaratılmakta ve ABD güdümündeki bölünme planlarını savunan adaylar zoraki seçtirilmek istenmektedirler.
Adaylardan birincisi Cumhuriyetin temellerine ve yapısına karşı olan ,hilafet yanlısı ,yolsuzluk ve rüşvet batağındaki bir partinin başkanı ve ülkemin becerebilirlerse başkanlık sistemi mimarı aynı zamanda Bop’un eşbaşkanı , islami aday şimdiki Başbakan RTE .
ikinci aday bölücülük ve federasyon yanlısı eski pkk militanı , Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı Selahattin Demirtaş .
Üçüncü ve son aday Atatürk düşmanı Saidi Nursiden “ Hazretleri “ diye söz eden Atatürk’e devamlı hakaret eden Derin Tarih isimli Nurcu derginin danışmanlığını yapan Atlantik Emperyalistlerinin Akp’ye karşı alternatif gösterdikleri ancak Akp’ye karşı koyacak yöneliş ve birikimden yoksun İslamcı Ekmelettin İhsanoğlu
Haydi seç birini kırk katır mı kırk satır mı ? Yada sokaktaki insanın söylemi ile kötünün iyisi içinden seç birini. Anlaşılmayan şu kötünün iyisi olmaz kötü kötüdür ve kötünün karşıtı iyidir. Beni temsil etmeyen bu adayların hiç birine oy verme lüksünde değilim . Kimse bana bunlara oy vermezsen Akp daha da güçlenir edebiyatı da yapmasın. Akp zaten güçleneceği kadar güçlenmiş durumdadır Demokrasi oyunu oynayanlar hiçbir şeye etkileri olmasa bile sadece kendilerini kandırmaktadırlar. Hemen sormam gerekiyor Ysk tarafından basılan 18 milyon boş oy pusulası neden bastırıldı acaba ? Bu pusulaların güvenliği kim tarafından nasıl sağlanacaktır ? Belediye seçimlerinde göstere göstere bakan düzeyinde sandık başlarında yapılan müdahalelerin tekrar yapılmayacağının ne garantisi vardır ? Yurt dışında kurulan sandıkların oy oranı sadece ve sadece % 5 (beş) düzeyinde kalmıştır. Bu bir güvensizlik ölçütü değil midir ? Halk sandık kanalı ile kendini temsil edemeyecek ise nasıl temsil etmelidir ? Demokrasi yalanları ne zamana kadar insanlara yutturulabilecektir ?
Hepsinden önemlisi insanların güveni bittiğinde ne olacaktır ? Kritik soru budur.
Bir de farklı bir pencereden bakmaya çalışalım . RTE Cumhurun başı olursa bu bir kaçış mıdır ? Yoksa bu bir taltif midir ? Başbakan kazara Davutoğlu olursa zaten ateş çemberi ortasındaki Türkiye yarın hangi kararlara imza atacaktır. Değişen Ortadoğu coğrafyasında çizilen yeni sınırlarda Türkiye nerede olacaktır. Yoksa yeni kurulmaya çalışılan ikinci İsrail olarak adlandırılan özerk Kürt bölgesinin hamiliğini ve koruyuculuğunu mu yapacaktır.Bencesi kurulmaya çalışılan bu yeni bölge bir süre sonra İsraile yamanacak ve İsrailin bölgede hükümran olması sağlanacaktır. Türkiye ise güç olarak iyice zayıflatılıp bölgede söz hakkı tamamen ortadan kaldırılacaktır. Zaten ülke içine yerleştirilen 1.5 - 2 milyon Suriyeli bunun yanında Iraklı ve değişen Türkiye mozaik’i yüzünden Türkiyenin kendi iç işlerinden başını kaldıracak zamanı olmayacaktır. Dönersek RTE nin bu hamlesinin kaçış mı , taltif mi olduğu sorusuna. RTE’nin bu hamlesi tam anlamıyla bir kaçıştır kendini 5 yıllığına bir daha garanti altına alma çabasıdır. Çünkü partisi ve görüşü çökmüştür boylarına kadar bir yolsuzluk batağına batmışlardır Bu bataklıkta boy bile verebilecek durumdadırlar.Ayrıca RTE’nin zaman aşımına uğramamış davaları halen durmaktadır.Bu dokunulmazlık zırhına ihtiyacı vardır. Son olarak Ecevit - Bahçeli koalisyonu zamanında Dervişin aldırdığı ekonomik tedbirler semeresini ancak Ak parti döneminde vermeye başlamış ve rüzgar da arkalarından esince hiç bir şey yapmadan sözde başarılarına başarılar katmışlardır . Günümüzde Türkiyenin gemisini yürütebilmesi için her ay muntazam 7.5 milyar dolara gereksinimi vardır. Yani biz sıcak paraya tam anlamıyla bağımlı duruma gelmiş durumdayız. Satacak bir şeyimiz de doğru dürüst kalmadı ne olacak ? İşte tam bu noktada Yaratıcılık devreye girip gözümüzün görmediği daha satılabilecek değerlerin olduğu ortaya çıkmaktadır ( ör.Ankara Saraçoğlu mahallesi yada Atatürk Orman Çiftliği ) Fakat bunlar da kısıtlı değerlerdir ve dişin kovuğuna gitmez. Anlayacağınız 2014 yılından itibaren Türkiye sonun başlangıcındadır ve son sürat giden bir araba gibi duvara doğru hızla yol almaktadır. Olacak bu kaza yani kriz ortada olmakla birlikte bir kısım siyasi de ikbâllerini kurtarma adına son hamlelerini yapmaktadırlar.Ak parti ve avanesinin gidişi siyasi değil ekonomik yollardan olacaktır.
Toparlarsak beni temsil etmeyen bu adaylara oy verme lüksünü kendimde görmüyor üstüne basarak kötünün iyisi olmaz lafını tekrar hatırlatarak herkese güzel günler diliyorum.
07/08/2014
Zafer ATUN
Kullanıcı küçük betizi
zafer atun
Üye
Üye
 
İletiler: 88
Kayıt: Pzr Ara 09, 2012 15:26

Şu dizine dön: Sizin Makaleleriniz

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 11 konuk

x