Darbeleri okuma kılavuzu -5- / Selcan TAŞÇI

Darbeleri okuma kılavuzu -5- / Selcan TAŞÇI

İletigönderen Oğuz Kağan » Çrş Mar 03, 2010 0:05

Darbeleri okuma kılavuzu -5-

Varoşların doğum sancısı

İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ı kürsüde isyan ettirenler ile Adnan Menderes’e zamanında kök söktürenlerin çok güçlü akrabalık bağına sahip olduğuna inanan Fehmi Koru, DP iktidarının 7. yılı ile AKP iktidarının 7. yılını karşılaştırdı.

İddiasına göre, ”Demokrat Parti yerine Adalet ve Kalkınma Partisi’ni, Adnan Menderes yerine Tayyip Erdoğan’ı, İsmet İnönü yerine de Deniz Baykal’ı koyun, aradaki atışmalarda kullanılan sözcükleri biraz yenileyin, 1957 ile 2010 yılları arasında pek az fark kalıyor...“ Önce tabii Allah sonlarını benzetmesin; Erdoğan da boynu bükük döndüğü bir ABD gezisinden sonra, ülkenin jeopolitik değerini kullanmaya karar verirse, mazallah onu tabur tabur içeri tıktıkları askerler bile kurtaramaz. Malum; şimdi bir tür savaş esiri birçoğu...

Menderes’e muhalefetin ”Her mahallede bir milyoner türedi“ iddiasına da değindi dün Koru. Tam günü; çünkü bugün de o milyonerlerin türediği mahallelerinin dibinde biten ”gecekondu kültürü“nün doğum sancılarını yazdık..


Gönüllü kölelik yoluyla çok kazandırdık

Türkiye’nin ısrarlı başvurusuyla dahil olduğu Marshall Planı üretimimizi sıfırlarken, yarattığı yeni tüketim alışkanlıklarıyla ABD’li firmalara pazar yarattı.

ABD Dışişleri Bakanı George Marshall, 5 Haziran 1947’de Harvard Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada ’Amerika Birleşik Devletleri’nin, dünyadaki ekonomik durumu normal haline getirmek için Avrupa’ya yardım konusunda elinden geleni yapması gerektiğini’ söyledi. Avrupa’nın ABD yardımıyla, ABD üretimini kurtarmasını istiyordu. Ekonomisi çökmüş bir Avrupa demek, ABD’nin savaş sonrası en büyük pazarlarından birini kaybetmesi demekti. Dolayısıyla, Sovyetler’e karşı da çok işine yarayacak olan kıta ülkelerinin alım gücünü yükseltmesi gerekiyordu.


Emperyalizmin kurumsallaşması

Bu strateji, ”dünya hükümeti“ gibi çalışan Birleşmiş Milletler’e ek olarak, Uluslararası Para Fonu IMF ve Dünya Bankası, Kuzey Atlantik’te NATO, Güney Doğu Asya’da SEATO ve Orta Doğu’da CENTO’yla kurumsallaştı.

Türkiye’yi, Kore’den başlayarak, Irak ve Afganistan’ın işgaline kadar bir dizi, ”küresel operasyon“da taraf haline getiren de bu ittifaklar oldu. 1954 yılında kurulan İncirlik Hava Üssü; Soğuk Savaş, 1. Körfez Savaşı ve Irak Savaşı’nda ABD’nin dümen suyuna girmeyen ülkelerin mazlum halklarını vurmak için kullanıldı.

Avusturya, Danimarka, Belçika, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre, Türkiye, İngiltere ve Fransa’dan oluşan 16 ülke, 12 Temmuz 1947’de Fransa Dışişleri Bakanlığı binası ”Quaid’Orsay“de biraraya geldi ve Avrupa Ekonomik İşbirliği Konferansı oluşturuldu. Ülkeler ortak bir raporla, karşılanmasını talep ettikleri ihtiyaçlarını ABD’ye ilettiler. ’Hedeflerinin kalkınma programlarının finansı olmadığını’ ve Türkiye’nin diğer 15 ülkeden çok daha iyi durumda olduğunu gerekçe gösteren Amerikalılar, Türkiye’nin Marshall Planı’ndaki yegane işlevinin hammadde ihraç etmek olabileceğini belirttiler. ’Dışlandığı sömürü planı’na dahil olmak için akıl almaz çaba sarfeden Türkiye, ABD’ye başvurarak, ekonomik boyunduruk kuyruğuna girdi ve ”bana da“ dedi.


Kullandırılmayan yardım

Sadece İktisadi İşbirliği İdaresi’nin onaylayacağı alanlarda kullanılan hibeler, ABD’ye borçlanılan ve faizle geri ödenecek ödünçler, dolaylı yardım ve kadro yetiştirmeyi kapsayan teknik yardım olmak üzere dört ayağı bulunan Marshall Planı için Türkiye’ye yeşil ışık yakıldıktan sonra Türk basını ” dostluk “ manşetleri attı.

Özellikle Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarında gösterişli, zengin bir tablo çizilmesini sağlayan planın kokusu sonradan çıktı. ABD askeri yardımı kapsamında yollanan malzemelerin savaştan kalma ve hasarlı olduğu konuşuluyordu. Bunların bakım ve yedek parça giderleri, Türkiye’nin olası bir Sovyet tehdidine karşı elinde tuttuğu döviz stoğunun suyunu çekmesini sağladı. Ülke ekonomik darboğaza girdi. Borçla borç ödeme dönemi başladı.

Türkiye’nin dış ticaret dengesini altüst ederek aldığı bu silahların, dün de belirttiğimiz gibi ABD’nin onayı olmadan kullanılamayacak olması da başka bir garabet yarattı. Başta Kıbrıs olmak üzere, milli çıkarları ve güvenliği için, en çok ihtiyaç duyduğu anlarda kullanamayacaksa, bu silahların Türkiye’ye neden yollandığı, önemli, ama cevabı ancak ”darbe“ yedikten sonra anlaşılabilecek bir soru olarak kaldı.


Suni talep yarattılar

Türkiye Marshall yardımının büyük bölümünü görünürde tarımsal üretime aktardı. 1948-1952 yılları arasında, traktör sayısı 1750’den 30000’e yükseldi. Plan tıkır tıkır işliyordu; Türkiye ABD’den aldığı parayı, tarım makinaları ihraç eden Amerikan firmalarına iade ediyordu. Yardımın nerelerde kullanılacağı bu nedenle önemliydi: ABD kendi pazarlarını yaratıyordu.

Bu uğurda, 1950’lere kadar kendi buğdayını üreten Türkiye, ABD’den gelen buğdayla dolan stoklar yüzünden üretemez hale getirildi.

Naylon çoraptan çizgi romana ve tabii meşhur süt tozlarına kadar, topluma yeni tüketim alışkanlıkları dayatılıyor ve ”talep“ yaratılıyordu. Mesela Cumhuriyet projesi olan demiryollarından karayoluna geçilmesiyle otomobil ihracatı ve petrol ihtiyacı artacak; ABD’li tekeller ihya olacaktı.

Üretimdeki düşüşle birlikte doğan köyden kente göç dalgaları, günümüzde çok daha başka sorunların kaynağı olan ”varoş“ ortamını yarattı.


Eşitsizliği sürdürme politikası

“ ...dünya servetinin yaklaşık %50’sine sahibiz, buna karşılık dünya nüfusunun yalnızca %6.3’ünü oluşturuyoruz... Önümüzdeki dönemde asıl görevimiz, bu eşitsizliği sürdürmemizi sağlayacak bir ilişkiler ağı oluşturmaktır... Bunu yapabilmek için her türlü duygusallıktan ve hayalcilikten vazgeçmeliyiz; dikkatimizi her yerde ivedi ulusal hedeflerimiz üzerinde yoğunlaştırmalıyız... .İnsan hakları, hayat standartlarının yükseltilmesi ve demokratikleşme gibi muğlak ve... hayali amaçlardan söz etmeyi bir tarafa bırakmalıyız. Düpedüz kuvvete dayanan kavramlarla iş görmek zorunda kalacağımız günler çok uzak değil. Bu yüzden, o günler geldiğinde idealist sloganlar ayağımıza ne kadar az dolaşırsa o kadar iyi olur.”
George Kennan / ABD Siyaset Planlama Çalışması (23 sayılı)


Çıkarlarımıza hizmet edecek yerli işadamları bulmalıyız

Franklin D. Roosevelt ve Harry S. Truman hükümetlerinde çeşitli görevlerde bulunan ve Gerald R. Ford döneminde ABD Başkan Yardımcılığı yapan Nelson Aldrich Rockefeller, 1956 yılında Amerikan Başkanı Dwight Eisenhower’a yazdığı mektupta, yardımların nasıl yapılması gerektiği konusunda şöyle bir tarif verdi.

“İktisadi yardımlarda, ABD’nin karşılık beklemeden yardım ettiği ve işbirliği yapmak isteğinde samimi olduğu intibası oluşturulmalı. Elimizdeki bütün propaganda imkanlarıyla durmaksızın, az gelişmiş ülkelere yapılan Amerikan yardımının karşılıksız bir yardım olduğunu, ard niyet taşımadığını bütün kafalara sokmalı, bu konuda hiçbir masraftan çekinmemeliyiz. Bu ülkelere yatırım yapan kapitalistlerimiz, teknik eksperlerimiz ve diğer uzmanlarımız az gelişmiş ülkelerin milli ekonomilerinin bütün dallarına girmeli, onları bizim çıkarlarımıza göre geliştirmelidir. Bu ülkelerdeki politik bakımdan güvenilir yerli işadamlarının ulusal çabaları da teşvik edilmelidir.”

Bu öğütleri alan Eisenhower’ın, Adnan Menderes dönemine rastlayan başkanlığı boyunca ve sonraki yıllarda Türk ekonomisinin bütün dallarına, Mobil, J.P. Morgan gibi -hem de- Rockefeller ailesine ait şirketlerle girdiğini biliyoruz.

Orta Doğu petrollerinin yüzde 99’unu elinde tutan yedi petrol şirketinden beşinin sahibi olan ve bu alanda tröst haline gelen, Yahudi Lobisi’nin etkin ailelerinden Rockefeller’lar kurdukları vakıf aracılığıyla, dünya ülkelerini yönetecek liderleri, emperyalizmin altyapısından, bir nevi PAF takımından yetiştirdiler. Beyaz Saray’a strateji üreten bir düşünce kuruluşu işlevi de gören vakfın bursuyla yetişenler arasında Türkiye Cumhuriyeti Başbakanları da vardı.

Türkiye’ye yapılan yardımları, “tüm dünyada ABD’yi en çok yaralayan iki olaydan biri” sayan Henry Kissinger ile İran Körfezi’nde “yeni Japonyalara” izin vermeyeceklerini söyleyen Brzezinski, Rockefeller’ın danışmanlığını üstlenen ünlü darbecilerden sadece ikisi.

YARIN: MENDERES VE DIŞ POLİTİKA


Selcan TAŞÇI, YENİÇAĞ, 28 Şubat 2010
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 12207
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Şu dizine dön: Darbeleri Okuma Kılavuzu - Selcan TAŞÇI

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x