DERİN AMERİKA

DERİN AMERİKA

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzr Kas 13, 2016 15:14

DERİN AMERİKA
Donald Trump nasıl kazandı? Kim oy verdi?
Amerika’nın önde gelen sosyologlarından Arlie Russell Hochschild ile yine ünlü bir politika yorumcusu Thomas Frank son seçimlerde görmezden gelinen ‘Derin Amerika’nın belirleyici olduğunu söylüyorlar.
‘Derin Devlet’ değil ‘derin toplum’.
Jacques Chirac’ın Kültür Bakanı Philippe De Villiers de aynı kanıda.
Amerika’da bir ‘kimliksel uyanış’tan sözediliyor.
Tüm dünya genelinde olduğu gibi.
Ancak dikkat, bu ‘kimlik kültürü’nden ‘etnik kültür’e kaymak hiç de zor değil.
Ve çoğu yerde ‘oportünist’ler hemen ‘etnisite’yi öne çıkarmaktalar. Oysa hiç mi ‘hiç’ ilgisi yok. Bu konuya ileride döneceğiz.
Ekonomide Nobel ödüllü Paul Krugman ise –“Biz bu ülkeyi tanıyamamışız” diyerek şaşkınlığını belirtiyor.
Biz de, niye tanıyamamışsınız sayın Krugman diye soralım o zaman.
Siz ‘Ekonomik coğrafya’ üzerine çalışmıyor musunuz? Ekonomiye en önemli katkılarınız ekonomik coğrafya konusunda değil mi?
Sonra Yeni Ticaret Kuramı (New Trade Theory)nız pek revaçta.
İstediğimlz Amerika diye kitaplar yazıp, New York Times’ta başyazarlık yapmakta değil misiniz?
Türkiye’de size özenen kaçbin ‘ekonomist’ var biliyor musunuz? Hepsi ağızlarını açmış sizin ağzınızın içine bakıyorlar.
Bu ‘Cumhuriyetçi’ oylar da nereden çıktı diyorsunuz.
“Liberal Bilinç” (Conscience Libéral) üzerine kitaplar yazıp tüm dünyayı yönlendirmeye çalışmıyor musunuz?
Trump’a verilen oylar için, “Biz sanıyorduk ki, diyorsunuz, Amerikalıların çoğu ‘demokratik norm’lar ve ‘hukuk devleti’nden yanadır.” Meğer değilmiş.
Her şeyden önce, sizin gibi Nobel ödüllü bir ‘entellektüel’e bu sözler yakışıyor mu?.
Ya da zaten sizin gibi ‘ödüllü bilim adamları’ en iyi ‘demokrat’lar olabiliyorlar ama, sizin ‘demokrasi anlayışınız’ ile benimki (belki de bizimki) hiç mi hiç uyuşmuyor.
Trump’a oy veren insanlar hakkında, nasıl “Onlar için Amerika kan ve toprak”tır diyebiliyor; “Geleneksel hanedanlık ve ırksal hiyerarşi”yle suçlayabiliyorsunuz?
‘Liberal Bilinç’ yazarının kaleminden bu sözler nasıl çıkar diye merak etmiyor değilim. [Aslında, çıkarlarınız tehlikeye düştüğü zaman topunuzun böyle saldırganlaşacağınızı biliyorum].
“Kırsal kesimde yaşayan beyaz”ların ‘cumhuriyetçilik etiketi’ taşıdığını ileri sürüyorsunuz. Sizce kentte yaşayan siyahlar daha mı demokrat oluyorlar?
Her mü diyeyim sir mü pek emin değilim ama bay Paul Krugman, sizin tüm yaşamınız boyunca ‘bilim’e yaptığınız katkılar, şu son seçim ‘değerlendirmeniz’le büyük yara almış gibi görünüyor.
Gelelim Arlie Russell Hochschild hanımefendinin alanda yaptığı gözlemlere..
Onun çalışmasının başlığı ise “Kendi topraklarına yaşayan yabancılar” anlamında (Strangers in their own land). Belki de ‘kendi topraklarında yabancı konumuna düşürülmüş insanlar” demek daha yerinde olabilir.
Hochschild’a göre Trump’a oy verenler daha çok 1930 ve 1980’li yılları ‘referans’ alıyorlar.
Çünkü ‘bunalım dönemleri’nde, insanlar ‘köktenci çözümler’ arıyorlar.
O’na göre, 2008-9’lu yıllarda gerekli önlemler alınsaydı, toplumsal sorun böylesine derinleştirilmeyebilirdi.
Nufus yapısı olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin yarısından fazlası beyaz (%58), % 29’u Latin Amerikalı ve sadece % 8’i siyah.
Ancak siyah-beyaz ayırımından çok, beyazlar arasında eski aristokratlar ve çok zengin sanayiciler (Yankees) ile petrol endüstrisi sahipleri, savunma sanayicileri ve ‘Kovboy’lar’ arasında bir ayırım yapılabilir. Birinciler ‘uluslararasıcı’ iken ikinciler ‘muhafazakâr’ oluyorlar.
Ancak bunları ‘Cumhuriyetçi’ ya da ‘Demokrat’ diye ayırmak zor. Çünkü bunlar arasında sürekli bir geçişkenlik sözkonusu.
Kaldı ki, özellikle ‘finans kapital’in olağanüstü kârlarına karşılık, finans kapitalin ‘doğası’ gereği, ait olduğu ülkeye yararı olmuyor. Tersine payı büyüdükçe toplamsal eşitsizlik de artıyor.
Bu koşullarda ‘Demokratik Değerler’i savunmak, biraz Ricardocu ve çokca Keynesci olan ‘Demokrat’ Paul Krugman kadar Almanya başbakanı madam Merkel’e de düşüyor.
“Almanya ile Amerika’yı birbirlerine bağlayan ortak ‘Demokratik değerlerimizdir” diyor Angela Merkel.
Oysa Doland Trump, seçim kampanyası sırasında siyahlar, Meksikalılar ve kimi gruplar için ‘uygun olmayan’ sözler ettiği gibi NATO için de kuşku uyandıracak değerlendirmeler yaptı.
Almanya, diyor Angela Merkel, “ABD’nin yeni başkanıyla ancak ‘demokratik değerler’ üzerinden bir işbirliği önermektedir”.
Kuşkusuz Merkel “Ey Trump” demeyecek kadar ‘diplomatik’ konuşmaktadır. Ancak bu sözlerin ‘derin diplomasi’ içerdiğini de ayrıca belirtmekte yarar var.
Sonuç olarak, ABD’nin ‘Derin Devleti’ne karşın, ‘Derin toplumu’ Donald Trump’ı destekleyerek, uluslararası ideolojik (Krugman) ve politik (Merkel) sistemde derin bir ‘kuşku’ yaratmışa benziyor.
‘Yüzeysel demokrasi’ içinde gemilerini yüzdürenler ‘derin cumhuriyet’ içinde fırtınaya tutulmuş gibiler.
Habip Hamza Erdem
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 952
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Habip Hamza ERDEM

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x