DEVLET Mİ DEDİNİZ ? (IV)

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

DEVLET Mİ DEDİNİZ ? (IV)

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzt Haz 10, 2019 20:36

DEVLET Mİ DEDİNİZ ? (IV)
Diyorduk ki Weber’e göre Devlet sadece ve yalnızca ‘meşru şiddet tekeli’ değildir.
Evet, bu onun bir ‘özgül niteliği’ (caractère)dir, ama buna ek olarak başka nitelikleri de vardır.
Öncelikle, yasama ve yargı alanındaki gelişmelerle birlikte ‘hukukun ussallaş(tırıl)ması’ da bir başka niteliğidir.
Ki, kamu düzenini ve bireylerin güvenliğini sağlamak üzere ‘kolluk kuvvetleri’nin kurumlaşması bu niteliğe içkindir.
Yani hemen ‘asker ve polis’ diye söze başlamak uygun değildir.
Asker, yani ordu, en son nitelik olarak sayılacaktır.
Demek ki, gün gelip, ‘eşşek gibi birinin arkasında saf tutmak’, en azından Weber için bile kabul edilebilir bir durum değildir.
Burada bir parantez açmak zorunlu olacak : Türkiye gibi bir ülkede varolduğu ileri sürülen ‘Devlet’i kutsayıp, ordusunu da dinsel bir güdüyle ‘peygamber ocağı’ olarak görmeye çalışanlar, Devlet’in tüm kurumlarının, yüksek ve alçak yargısı, valisi, kaymakamı, emniyet müdürü, imamı, müftüsü, aklınıza hangi kurum geliyorsa onun yozlaştığı, partizanlaştığı, hak ve adaletten ayrıldığı konusunda birleşiyorlar mı birleşmiyorlar mı ?
Çokça söylendiği üzere, ‘liyakatın yerini kişiye sadakatın aldığı’nı görüyorlar mı görmüyorlar mı ?
Ee pekiyi nasıl oluyor da, Ordu ‘tertemiz’ kalabiliyor ?
Efendim içlerinde ‘onurlu ve cumhuriyet yanlısı olanlar da var’ demek, kesinlikle bir muazeret olamaz.
O zaman ‘… gibi saf tutmayanları’ görüp tanımak her yurttaşın en doğal hakkıdır diyerek parantezi kapayabiliriz.
Bu parantezin notu olarak, soğancıbaşı Hilmi Özkök dahil, o gün bugündür Türk Ordusu hem onurlu ve hem de ‘asker onurlu’ bir genelkurmay başkanı görmedi diyebiliriz. (Işık Koşaner hariç tabii).
Gelelim, Weber’in Devlet’te gördüğü niteliklere :
Weber, yasama ve yargının ‘ussallaş(tırıl)ması’na, üçüncü olarak, açık (yani şeffaf) kurallarlarla donatılmış bir ‘yönetim’i (idare) de eklemekte.
Yönetim de ‘ussallaş(tırıl)acak’ diyor.
Ve bu yönetim, okul öncesi eğitimden, sağlığa, ekonomiden, kültüre, kısaca yaşamın her alanında hem ‘açık kurallar’ koyacak ve hem de ‘ussal’ olacak.
En son olarak da, dış tehditlere karşı ‘sürekli bir ordusu’ olacak.
Demek ki, Devlet’i sadece ve yalnızca ‘meşru şiddet tekeli’ olarak görmek, Devlet’i görmemekle bir.
Ne Devleti ve ne de Weber’i anlamamakla bir de denilebilir.
Şimdi, Ordu’yu ‘hem iç ve hem de dış tehditler’e karşı besleyip büyüten Devlet’ler yok mu diyeceksiniz ?
Bu en çok da, içi oturmamış, yani ‘ussallaşmaya direnen ülkeler’de böyledir.
Ve en çok da Türkiye’de böyledir.
Ne ki, 1960 Devrimi hariç, Türkiye’de Ordu, her zaman ‘ussallaşmaya direnenler’in yanında olmuştur.
En son olarak da bir ‘Tarikat’ın pençesine, düşmüş diyecektim demiyorum, girmiştir.
Şimdilerde ise başka ‘tarikat’ların peşinde ‘… gibi saf tutmaktadır’ denilebilir.
Kimilerinin inandıkları ve dillendirdikleri gibi bir Devlet’i ayakta tutanın ‘Ordu’ olduğu safsatasına en güzel örnek, Türk Ordusu’nun bugünkü halidir.
Fransa’da Jean Jaures’in kuramlaştırmaya çalıştığı ‘Ordu-Millet’ gibi bir kavram da bu yazı dizisinin kapsamını aştığı için, yeri geldiğinde onu da açamaya çalışabiliriz diyerek geçelim.
Ve Weber’in Devlet’inin niteliklerini ele almaya devam edelim.
(Sürecek)
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1007
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 7 konuk

x