Devlet Uyutuluyor!

Devlet Uyutuluyor!

İletigönderen Alp Ergenekon » Pzt Ağu 28, 2017 12:06

Devlet Uyutuluyor!

“Adaleti çiğneyen Devlet Adamlarını cezalandırmayan milletler
çökmek zorundadır.”
Hz. Muhammed.


Yaşanmış olayları analiz etmek ve ders çıkarmak, hemen hemen tüm metodolojilerin önerdiği bir yaklaşım ve uygulandığında da başarılı sonuçlar alındığı aşikar.
Eğitimde yaşadıklarımız malum ve içler acısı bir durumdayız.

Ne durumda olduğumuzu özetle hatırlayalım.
FETÖ Terör Örgütü güdümündeki cemaat yapılanmasının,eğitim alanındaki boşluğu doldurarak güçlendiği ve Devlete sızarak ele geçirdiğini, resmiyetini ilan etmek için de darbe girişiminde bulunduğunu büyük bedeller vererek öğrenmiş durumdayız!
Soru şu; Devletin asli görevleri arasında bulunan Eğitim alanında nasıl bir boşluk oldu ya da vardı ki, FETÖ Terör Örgütü bu boşluğu kullanmasını bildi ve son derecede başarılı oldu ?!
Hemen cevap verelim; ne yazık ki Devletin Milli bir Eğitim Politikası yok!
Bu görüşümüzün içini dolduralım;
• Ciddi bir Öğretmen açımız var!
• Dini eğitim ne yazık ki tarikat ve cemaatlerin tekeline teslim edilmiş!
• Eğitim ve Öğretim kalitemiz her il ya da ilçede ne yazık ki aynı değil!
• Öğretmenlere ödenen ücretler, geçimlerini sağlayabilecekleri seviyede değil!
• İleriye yönelik ihtiyacımız olan “meslek erbabı” tespiti ne yazık ki yok ve dolayısı ile ihtiyacımız olan Doktor, Avukat, Mühendis vb gibi yetişmiş insan gücümüzü ezbere oluşturuyoruz. Dahası ara kadro olarak nitelendirilen ve ciddi açığımız bulunan Tekniker kadrosunda da sağlıklı bir eğitim politikamız maalesef yok!

FETÖ Terör Örgütü, kendisini finanse eden ve yöneten küresel güçler marifetiyle bu boşluğu gördü ve kullanmasını bildi. Nasıl olduğunu kabaca özetleyelim!
Atilla Akar’ın “Yüzyılın Komploları, Komploların Yüzyılı” tanımlamasına uygun olarak bir komplo tertip edildi;Fethullah Gülen liderliğindeki butertibin ilk icraatının, 1966 yılında İzmir Kestanepazar İmam Hatip ve İlahiyat Öğrenci Yetiştirme Derneklerinde başladığı biliniyor.
Toplumda görücüye çıktıkları andaki görüntünün din odaklı olduğuna Lütfen dikkat!

Sonrasında ise süreç malum; bu tarz dernekleri yaklaşık olarak 1980 yılına kadar tüm ülke geneline yayıyorlar ve özellikle 1980 sonrasında sponsorları olan küresel güçler yardımı ile Hükümetlere de nüfuz ederek Devlet yardımı da almaya başlıyorlar! Bu süre zarfında Devletin uyuduğunu da göz ardı etmeyelim!

ABD destekli 1980 Kenan Evren darbesinin; FETÖ denen bu terör örgütünün tüm Devlet kurumlarına sızması ve bu amaçla Devlet yardımı almaya başlaması için önemli bir evre olduğuna da lütfen dikkat edelim!

1980 darbesinden sonra Turgut Özal Hükümetleri ile dini kullanan tarikat ve cemaatlerin çok daha güçlendiğine şahit oluyoruz. Öyle ki; Türkiye, Emin Değer’in “Oltadaki balık” adlı kitabında açıklamaya çalıştığı kıvamında ötesine geçmiş ve Küresel güçlerce açık operasyonlara hazır hale getirilmiştir!
Tüm ülkede örgütlenen FETÖ, kendi biçimlendirdiği zengin öğretmen kadrosu ile yine tüm ülkede örgütlenmiş, Milli Eğitim Bakanlığı onaylı çok sayıda dershane ile nerede ise Milli Eğitime paralel hale gelmiştir. Sınav sorularını çalarak ihtiyaç duyduğu sayıda öğrenciyi üniversitelere yerleştirdiğini ise çok sonra anlıyoruz.
Ülkeyi ele geçirmek ve sonrasında da yönetmek için ne kadar Hakim, Asker, Öğretmen, Doktor gibi mesleklere ihtiyaç duyduklarını dahi hazırlamış olduklarına da lütfen dikkat!
Tabi, Devletin koca ülkeyi yönetmek için hala bu tarz bir planlama içinde olmadığına da lütfen dikkat!


İşte bu açık operasyonların gereği olarak FETÖ, 2002 AKP iktidarı ile birlikte ülkeyi yönetmeye başlamış ve tüm Devlet Kurumlarına sızmak bir yana, adeta ele geçirmiştir.
2002 AKP iktidarının da Milli Hükümet değil Küresel güçlerin ülkemizde icra ettiği açık operasyonlardan birisi olduğunu,RTE’nin, BOP’un Eşbaşkanlığını üstlendiğini kendi ağzı ile ilan etmesinden anlıyoruz!
RTE’ninFETÖ’yü kast ederek “Ne istediniz de vermedik” sözü de özellikle dikkatlerde tutulmalı!
Tabi, FETÖ’nün istemedikleri ve dolayısı ile RTE’nin vermediği acaba ne kaldı, bu da göz ardı edilmemeli!


FETÖ darbe teşebbüsünün üzerinden bir yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen darbeye bizzat katılan canilerin yargılaması ile birlikte OHAL uygulaması hala devam ediyor!
Devletin kurumlarına yapılan FETÖ operasyonları ise yaklaşık 110.000 kişi gözaltı yapılmış olmasına rağmen hala devam ediyor ve aradan geçen bir yılı aşkın süreye rağmen, hala kripto FETÖ mensubu bir çok kişinin varlığından söz edilmekte. Üstelik kripto canilerin Devletin önemli kurumlarında görev yaptıkları iddiaları da bilinen bir durum!
Darbe teşebbüsünün üzerinden geçen bir yıllık süre içinde, Devlet istihbarat ve yargı güçlerini kullanarak bu beladan kurtulabilirdi! Ancak ne yazık ki, süreç devam ediyor, hatta yeni darbe teşebbüslerinin olabileceği dahi, dillendirilen senaryolar arasında yer almakta!

Küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki açık operasyonları ne yazık ki bunlarla da yeterli kalmış değil!
Tasfiye edilen FETÖ canileri yerine ikame edilen kadroların Nakşibendi gibi başka tarikat mensupları olduğu yazılıp çiziliyor. Kimi Devlet Adamlarının(Cumhurbaşkanı, Bakan, Vali ve Büyükelçi gibi) FETÖ dışında başka tarikat şeyhleri huzurunda adeta biat edercesine verdikleri görüntüler de, ne yazık ki bu tabloyu doğruluyor.

Sonuç olarak; Devlet, senaristi küresel güçler olan operasyonlar için uyutuluyor, operasyonların icrası için yararlanmak amacı ile de canlı tutuluyor!
Devlet kurumlarından bir şekilde tasfiye ettirilmeye çalışılan az sayıda kalmış vatansever, liyakat sahibi bazı bürokratlar ise son güçleri ile Devleti koruma refleksi içinde mücadelelerine devam ediyorlar ancak uzun süre dayanamayacakları çok açık ve böyle devam edilmesi halinde tasfiye edilecekleri da aşikar!


Muhalefetin bir an önce, görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakarak Kuvayı Milliye ortak paydasında Milli bir Birlik oluşturması artık elzemdir; İstiklal Savaşında bir araya gelerek ilk Meclisi oluşturan Sarıklı, Fesli ve Kalpaklılar gibi!..
Bu memleket, dünyanın beklemediği bir müstesna mevcudiyetin tecellisine sahne oldu. Bu sahne, 7 bin senelik bir Türk Beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıyla yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvelâ korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı, onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu tabiat oldu, şimşek, yıldırım, güneş oldu. Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.
ATATÜRK
Kullanıcı küçük betizi
Alp Ergenekon
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 41
Kayıt: Cmt May 02, 2009 14:42
Konum: Ankara

Şu dizine dön: Alp Ergenekon

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x