DÜŞMANIN SALIK VERDİĞİ SORU: "SAĞCI MISIN, SOLCU MUSUN? / MİTHAT AKAR

Üniversiteli Gençler Burada Yazıyor

DÜŞMANIN SALIK VERDİĞİ SORU: "SAĞCI MISIN, SOLCU MUSUN? / MİTHAT AKAR

İletigönderen mithat akar 1923 » Cmt Eyl 17, 2016 1:47

Düşmanın Salık Verdiği O Malum Soru : “ Sağcı mısın, Solcu musun?”

Resim


"Attila İlhan'dan alıntı yaptın. Sosyalist misin sen?"

"Ziya Gökalp'in 'Türkçülüğün Esasları' adlı kitabını okuyorsun. Sen faşist misin arkadaşım?"

Daha ne kadar süre bizi yapay ayrımlara yönelten kavramlarla boğuşacağız?

Ya da ne kadar süre ithal tanımlarla kendimize yabancı olacağız?

12 Eylül 1980 öncesi 11.000 gencimizin ölmesi yetmedi muhtemelen! Kimin işine yaradı bu kırımlar - katliamlar?
Bu çatışmalardan - cinayetlerden, sabotajlardan ve suikastlardan sonra hangi akımlar güç kazanarak yer aldı topraklarımızda?

Kimi "sağcıların", "solcu" diye suçladığı Uğur Mumcu ne diyordu o tarihten sonra:

" 12 Eylül öncesi ülkeye 822 bin silah, milyonlarca mermi sokulduğu anlaşıldı. Bu silahların 10'da 9'u NATO ülkelerinde üretilmiştir ve bir Varşova Paktı üyesi olan Bulgaristan topraklarından ve bir Bulgaristan devlet şirketi olan Kintex aracılığıyla Türkiye'ye sokulmaktaydı. Kintex şirketinin Türkiye temsilcileri de muhafazakâr politikacılardı. Avukatları da bir eski milli istihbarat görevlisi idi. Bu denklemi çözmenin olanağı yok."

(Harp Akademileri Konferansı konuşması - 13 Ocak 1993)

Türkiye'ye sokulan silahlardan ziyade, her iki taraftan da, kendilerince doğru yolda olduğuna inanan gençler birbirine kırdırıldı. Bu örgütlerin şefleri hariç, her iki kanatta da yer alan lise, üniversite çağındaki gençlerin büyük çoğunluğu bu ulus için mücadele ettiğine inanıyordu.

"Solcu yazar ve düşünce adamı" Uğur Mumcu ile devam edelim.

"Sağcı bir militanda Sovyet yapısı Kalaşnikof, solcu bir militanın elinde Amerikan yapısı Smith Wesson ne arardı? 'Solcular, Sovyet silahlarını, sağcılar Amerikan silahlarını kullanır' gibisinden genellemelerin olaylara hiç uymadığını biliyoruz. Solcuların elinde Sovyet ve Çin silahları, sağcıların elinde de Amerikan silahları göründüğü gibi, bunun tersi örneklere de çok rastlanmaktaydı; solcuda Amerikan silahı, sağcıda Sovyet silahı da ele geçmiyor değildi. Mermiye gelince, o da ilginç: Mermiler de ''Gecco'' adlı Alman firmasından geliyordu. Neydi bunların anlamı?.."

(Cumhuriyet, 24 Şubat 1981, Silah Pazarı)


O zamanlar ilginç olan bir durum da yaşandı. Mangalda kül bırakmayan illegal sol örgütlerin militan şefleri, 12 Eylül darbesinden sonra kapağı Moskova ya da başka bir sosyalist ülkeye değil, Batı ülkelerine attılar. Orada karşılaştıkları ise Türkiye'de çatıştıkları “sağ” örgütlerin diğer şefleri oldu.

Kenan Evren : "Ayrım Yaptığımız Düşünülmesin Diye İki Taraftan da Astık"

Resim


Darbeyi gerçekleştirmek için koşulların olgunlaşmasını ( yani binlerce gencin ölmesini ) beklediğini ifade eden ve ABD'lilerin "Our Boys" u olan Kenan Evren, "herkese eşit davrandığını" göstermek için bu cümleyi kuruyordu bir televizyon programında : "Ayrım Yaptığımız Düşünülmesin Diye İki Taraftan da Astık" ...

İyi halt ettiniz Ms. Evren. ABD'liler bundan çok memnun olmuştur.

Yıllardır kendimi ifade ederken "Müdafaa-i Hukuk Öğretisini savunuyorum" der ve eklerim. "Müdafaa-i Hukuk'un kurucuları Türkçülerdi." Bunu ben söylemiyorum. Kendisine "Türkçüyüm" diyen bazı yaşı büyük, beyni küçük Ergen NATO'cuların saldırdığı ve çoğu zaman haksız ithamlarla suçladığı "Solcu" aydınımız Attila İlhan ağabey söylüyor.


Kavramları henüz yerli yerince oturtamamış kimselerin, Türkçü öğretiye asla sırtını dönmemiş bir Türk aydınına saldırmaları ancak, kasıtlı olarak bilgi kirliliği yaratma amacının ve ihanet içerisinde olmanın doğal sonucu olabilir. Peki, Attila İlhan'a "solcu" diyerek saldıranlar, acaba 1974 - 80 arası dönemde Genç Ülkücülerin Attila ağabey ile sohbet etmek için, bir şehirden başka bir şehre gittiklerini bilirler mi? O zamanlar şimdiki gibi facebook, tivitır ne gezsin tabi! Anadolu’dan gelen gençler, belki de yemek paralarını harcayarak saatlerce yol teperek gidiyordu Attila İlhan’ın yanına… İnanmayanlar o dönemi hatırlayan ülkücü ağabeylerimize sorabilirler…
Resim


Bir de Gökalp'ten örnek verelim. Hani Ataürk'ün "Fikir Babam" dediği ve Halk Fırkasının programını yazmak için ricada bulunduğu Gökalp... Fakat kimi pek bilimsel sosyalistlerin "burun kıvırdığı ", kimi aklı evvel hainlerin de "faşist" dediği Türk büyüğümüz Ziya Gökalp...

" Türkçülük siyasi bir parti değildir; ilmi, felsefi ve estetik bir mekteptir. Başka bir tabirle harsi ( kültürel ) bir çalışma ve yenilik yoludur. Bu sebepledir ki Türkçülük, şimdiye kadar bir fırka ( parti ) şeklinde siyasi mücadele meydanına atılmadı; bundan sonra da şüphesiz atılmayacaktır.

Mamafih ( bununla birlikte ) Türkçülük, büsbütün siyasi ideallere bigane ( yabancı ) kalamaz. Çünkü Türk harsı ( kültürü ) diğer ideallerle beraber siyasi ideallere de sahiptir. Mesela, Türkçülük hiçbir siyasi klerikalizme ( dinin ve din kurumlarının toplum hayatında yerini güçlendirmeyi amaçlayan ekonomik - politik akım ), teokrasi ile istibdat ile uzlaşamaz. Türkçülük asri ( çağdaş ) bir cereyandır ve ancak asri mahiyette bulunan cereyanlar ile ideallerle uzlaşabilir.

İşte bu sebepledir ki, bugün Türkçülük, Halk Fırkasına yardımcıdır. Halk fırkası hükümranlığını millet, yani Türk halkına verdi. Devletimize Türkiye ve halkına Türk milleti adlarını bahşetti. Halbuki Anadolu devrimine kadar, devletimizin, milletimizin ve hatta lisanımızın adları Osmanlı idi. Türk kelimesi ağza alınamazdı. Hiç kimse "Ben Türküm" diyemezdi. Son zamanlarda Türkçüler böyle bir iddiaya cüret ettikleri için, SARAYIN VE ESKİ KAFALILARIN nefretlerini üzerine çektiler. İşte Halk Fırkasının annesi olan Müdafaa- i Hukuk Cemiyeti, büyük kurtarıcımız olan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın irşad ve rehberliğiyle bir taraftan Türkiye'yi düşman istilalarından kurtarırken, diğer taraftan devletimize, milletimize, lisanımıza hakiki adlarını verdi ve siyasetimizi mutlakiyetin ve unsurlar siyasetinin son izlerinden bile kurtardı."

Şimdi Müdafaa-i Hukuk dediğimiz düşünce sistemi, öyle alelade bir kuvvete dayanmaz. Bir milletin kurtuluşunu ve "düveli muazzama" ( büyük devletlere) karşı kazanılmış büyük bir zaferin öğretisidir Müdafaa-i Hukuk. Ne diyor Gökalp yukarıda alıntıladığım "Siyasi Türkçülük" makalesinde. "Türkçülük siyasi bir parti değildir; ilmi, felsefi ve estetik bir mekteptir." Yani Müdafaa-i Hukuk'un kurucu ideolojisi "bilim" esasına dayanıyor... Bunun altını çizelim. Gökalp devam ediyor. "Türkçülük asri ( çağdaş ) bir cereyandır"... Yani modern bir fikir hareketidir ve Gökalp'in deyişi ile "Anadolu Devrimi" bu bilimsel ve çağdaş düşünce sistemi ile gerçekleşmiştir.

Şimdi yukarıda Gökalp'ten alıntı yaptığımı cümleleri "sağ"dan ya da "sol" cenahtan hangi vatansever reddedebilir?

Türkçü bir düşünce adamı, bir sosyolog ve Atatürk'ün en yakın çalışma arkadaşı olan Gökalp gericiliğe karşı olan yürütülen mücadeleyi yöntemini anlatmaya devam ediyor… "Tutuculuğa" ve "SARAYIN VE ESKİ KAFALILARIN " nefretine karşı "Halk Fırkasının annesi olan Müdafaa- i Hukuk Cemiyeti, büyük kurtarıcımız olan Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın irşad ve rehberliğiyle, bir taraftan Türkiye'yi düşman istilalarından kurtarırken, diğer taraftan devletimize, milletimize, lisanımıza hakiki adlarını verdi ve siyasetimizi mutlakiyetin ve unsurlar siyasetinin son izlerine..." olan mücadele Türk Devrimi değil de nedir?

Atatürk, Yusuf Akçura ve Gökalp’in ve tabi onların savunduğu Müdafaa-i Hukuk anlayışının, farklı siyasi cenahtan "MİLLİ" olan kuvvetleri "VATAN" ortak paydasında bir araya getirdiğini ne zaman anlayacağız?
Resim


“Milliyetçi Türkiye” mi “Bağımsız Türkiye” mi?


12 Eylül öncesinde bir "kamp" "Milliyetçi Türkiye" derken " diğer taraf da "Tam Bağımsız Türkiye" diyordu. Bir ülkenin bağımsız olması için "milliyetçi", "milliyetçil"liğini devam ettirmesi için "bağımsız" olması gerekmiyor mu zaten? İkisi de aynı ülkünün farklı izah yöntemleri değil mi? Ancak yine de her gün onlarca genç kurşunların hedefi oldu. Kahvehaneler tarandı, okullara bombalar atıldı..."Milliyetçi Türkiye" diyenlerle "Bağımsız Türkiye" diyenler çarpışırken, durumu gözlemleyen Politik İslamcılarla, bölücü terör örgütünün öncülleri bu hengameden palazlanarak bugünlere geldiler.

Peki, bu kimin işine yaradı? Küresel egemenliği şu an elinde bulunduran yabancı devletlerin ve onların bölgemizde vekil tayin ettiği aktörlerin değil mi? Bunlar kim peki? ABD, AB ve onların koçbaşı olan FETÖ, PKK, IŞİD, PYD/YPG, DHKP/C ve bilumum farklı adlar altında, farklı makyajlarla karşımıza çıkan odaklar...

Anadolu'dan Türk varlığı silinmek istenirken ve Türk toprakları küresel çetelerin hedefinde iken biz hala, "Bozkurt yaptı 'ülkücü'", "Yumruk kaldırdı 'solcu' " , "Şu semtte oturuyor, namaz kılıyor kesssin İslamcı" diyerek birbirimize yabancılaşıyor ve birbirimize diş biliyoruz... Bunu lise çağındaki gençler yapsa bir yere kadar anlarız da, 12 Eylül öncesini hatırlayan koca koca sözde yazar / aydın kısmından bir kısım küçük beyinli yapınca artık altında kasıt arar oldum...

Arkadaşlar...Türk milleti büyük bir ailedir. Biz önce aile birliğimizi bozmaya çalışanlara karşı mücadelemizi verelim. Sonra kendi sorunlarımızı aile içerisinde hallederiz. Partiler üstü bir zeminde, asgari müşterekte bir araya gelerek bu birliği sağlayabiliriz. Önce "partim" veya önce "benim ideolojim" değil, "önce vatan" diyerek yola çıkmanın zamanı geldi de geçiyor bile...

Hiç değilse şu zamanda, Türk topraklarının bir işgal ve iç savaşla tehdit edildiği şu günlerde bu yapay ayrım noktalarını bırakalım.

https://www.facebook.com/profile.php?id=100006232153226
Mithat Akar - Gaziantep
Kullanıcı küçük betizi
mithat akar 1923
Üye
Üye
 
İletiler: 298
Kayıt: Çrş Ağu 28, 2013 16:18

Şu dizine dön: Gençlik Diyor ki

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 1 konuk

x