FITRAT ve FITRATÇILAR

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

FITRAT ve FITRATÇILAR

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzr Mar 17, 2019 14:24

FITRAT ve FITRATÇILAR
Ahmad Ibn Hanbal (780- 855)’a göre fıtrat yazgı (prédestination)’dan başka bir şey değildir.
Özbek Sulamī al-Tirmidhī (824-892)’ye göre, doğuştan (innée) gelen ‘doğal zekâ’ (intelligence naturelle) olup, insanın yanıt bulmak için ‘kalbi’ni dinlemesi yetmektedir.
Böylece bir kesim, teolog dememek için tinsel düşünürlerin diyelim, fıtratı bir epistemolojik sistem oluşturabilmenin temeline koyduklarını söyleyebiliriz. Kuşkusuz burada araştırılan bilgi ‘Tanrı’yı tanımaya yönelik olacaktır.
Ne var ki, fıtratı bir dine fiziksel olarak ait olarak görme anlamında sibgha olarak görenler de yok değildir. Böylece Peygamber aracılığıyla, kutsal ışığa, aydınlamnmaya bağlanılmış olunacaktır.
O arada, kitabî fıtratı, Yunan Felsefesi’ndeki fizik yerine tabî’a ile ilişkilendiren insanbiçimcilik (anthropomorphisme) bağlamında değerlendiren düşünürleri de saymak gerekir. Onlara göre de, insanın orijinel yapılışı olarak biyolojisi ile mizacı (humeur) arasındaki uyumu sağlayan öge usdur (raison-aql-akıl).
Ibn Qutayba (828-889), fıtratı, insan doğası ile adab dışı düşünceler (idées imperfection) arasında bir ‘denge’ ögesi olarak görecektir.
Fârâbî (872-950), Aristo’nun anlağın ürünü olan bilgi işlevi yani çalışan aklın (aql faal- intellect agent) kendine özgü biçimi (forme propre) olarak cevher (subtance) ile tabî’a arasında bir ayırım yapmakta ve bu ikincisinin birinciyi sarmaladığını ileri sürmektedir. Böylece insanı insan yapan şeyin onun eylemi (en acte) olduğunu düşünmektedir. Aklını kullanabilen ve kullanamayanlar ayırımı..
Farabî orada durmayacak, (aklını kullanabilen) insanlar arasında kurulan işbirliği sayesinde ‘dil’ ve ‘etik’in ortaya çıkabildiğini ileri sürecektir.
Farabî’nin bu evrenselci yaklaşımına karşın, İbn Sina (980-1037), fıtratı daha çok tekilci (particulariste) bir bakışla sezgi ya da önsezi (intuition)ye dayandıracak, bir anlamda çırak-usta deneyimi kısırdöngüsüne bağlayacaktır.
Ne ki, birinin evrenselci ve diğerinin bir anlamda psikolojik yaklaşım farklarına karşın, bu son ikilinin, kitabî kalıplara bağlı kalmadıkları söylenebilecektir.
Şimdi de, burada kısaca özetlenen islam düşünürlerinden bin yıldan fazla bir süre geçtikten sonra, sözde kitabî olduklarını savlayan, kitapsız fırsatçıların (fıtratçı değil ama fırsatçı diyelim) fıtrat yorumlarına bakalım.
Bunların en iyisi, kabadayısı da denilebilir, insanların kadın ve erkek ayırımını ‘fıtrat’a bağlamasının ne dinle, ne kitapla, ne bilim ve felsefeyle ilgisi olmamasına karşın, yurtdışına taşan bir yorum olduğu bilinmektedir.
Konuyu getirip, dine, kitaba bağlayarak onların yanlışlarını düzeltmek gibi bir kaygımız yok.
Ancak onların fıtratlarıyla yaptıkları işler arasındaki uyumu da görmezden gelemeyiz.
Şu anlamda ki, bunların fıtratları Ibn Qutayba’nın düşündüğü ‘denge’yi kuramamakta ve doğrudan ‘adab dışı’na düşmektedir.
Ahlâk dışına da denilebilir.
İnsanlık dışına da..
Bunların insanlık dışı bir fıtratları var.
Tanrı bunları insanlığın başına bir ‘belâ’ olmaları için yaratmış sanki.
Dahası son tümcedeki ‘sanki’ de fazla sanki.
Habip Hamza Erdem
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 981
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x