Gel de kafayı yeme…

Gel de kafayı yeme…

İletigönderen cafersadık » Çrş Eki 24, 2007 15:06

[b]Yıllar önceydi.

Bilmem kaçıncı Melih Gökçek-Emin Çölaşan kavgasının yine zirveye çıktığı günlerdi.

Yanlış hatırlamıyorsak Melih bey, Emin Çölaşan’dan kazandığı bir tazminat parasıyla Kızılay’da ekmek arası döner dağıtmıştı.

İşte tam o günlerde bir dostumuzla sohbet ediyorduk.

Bu konu üzerine, birden, “Siz gerçekten Emin Çölaşan’la Melih Gökçek’in birbirine düşman olduğunu mu sanıyorsunuz” dedi.

“Elbette evet” dedik.

“Ne kadar safsınız” der gibi gülümseyerek bakmıştı.

Sonra da aynen şöyle dedi:

“Peki size Emin Çölaşan’la, Melih Gökçek’in en fazla üç günde bir, birbirlerini arayıp, telefonda şen şakrak muhabbetler yaptığını söylesem..”

Ağzımız bir karış açık; “Şaka yapıyorsun herhalde” diye karşılık vermiştik.

Çok ciddiydi.

Ciddiyetini görünce “Neden böyle bir şeye ihtiyaç duysunlar ki?” diye sormuştuk.

“Çünkü” demişti.

“Bu kavgalar ikisinin de işine yarıyor. İkisi de şanlarına şan, şöhretlerine şöhret katıyorlar”

Söylediği bizi şaşırtsa da yine de inanamamıştık.

Hâlâ da inanasımız gelmiyor.

Fakat şimdi şu ilginçliğe bakın ki;

Gündemin en flaş ismi Emin Çölaşan,

bütün kanallar peşinden koştuğu halde,

“Hürriyet’den neden kovulduğunu” anlatmak için 190 TV kanalının içinden Melih Gökçek’in SES TV’sini tercih ediyor.

*** *** ***


Telaferli Muhammed ve son olaylar…


Geçen hafta Irak’tan gelen biri vardı. Muhammet Muhtar. Irak’ın etkili Türkmen liderlerinden. Telaferli. Konuşurken öğrendik. Amerikan askerlerinin, peşmergelerle birlikte Türkmen kenti Telafer’de gerçekleştirdiği katliamda ailesinden tam 9 kişiyi kaybetmiş.

İçi öfkeyle dolu.

Yani Türk askerinin K. Irak’a girmesini en çok isteyenlerden birinin O olması gerekir.

Ama farklı bir şey söylüyor: “Amerika Irak’da çok zor durumda. Bu yüzden Türkiye’yi Irak batağına çekmek istiyor. Bu Amerika’nın bir oyunu olabilir”

Devamında söylediği daha da önemli: “Türkiye Irak’a girdikten sonra Amerika diğer komşu ülkeleri ‘Türkiye girdi siz ne duruyorsunuz’ diye tahrik edecek”

Yani ABD daha büyük kaosa oynuyor.

Muhammet Muhtar’ı bırakıp, kafamıza takılan üç ilginç ayrıntıya geçelim:

1- PKK maşa. Maşayı tutanlar da herkesin malumu. Eğitimi İsrail’den, silahı ABD’den alıyor.

Bu durumda maşayı tutan eller, son terör saldırılarıyla kızgın ateşe odun mu atıyor? Çünkü en basit mantıkla bile düşünsek, şehitlerin Türkiye’nin sınır ötesi operasyon kararlılığını arttırdığı kesin. Yani ancak Türkiye’nin sınırı bir an önce geçmesini isteyenler bunu yapar.

2- Türkiye ABD’nin istemediği bir adımı atmaya kalktığında, borsa tepetaklak düşer, döviz fırlardı. Ekonomik kriz oluştururdu. Şimdi tam tersi, Meclis sınır ötesi operasyon için Tezkere kararı çıkarırken borsa yükseliyordu. Utanmasa rekor kıracak.

3-Fil Dişi Sahilleri’nin Devlet Başkanı, Fransa’yı kızdıracak bir açıklama yapmıştı. 10 dakika sonra Fransız uçakları, Fil Dişi Sahillerini bombalıyordu. Biz neden Kandil’i havadan bombalayıp bombalayıp dönmüyoruz!.

Son söz:

Bazı dönemler vardır; adım atmadan önce bir değil iki kere düşünmek gerekir.

Bu öyle bir dönem.

Bir fıkra ve AKP


Resepsiyonda davetlilerden biri, yanında oturan adamın kulağına eğildi:

“Şarkı söyleyen kadının sesi ne kadar kötü. Kim bu kadın biliyor musunuz?”

Adam fısıltıyla cevap verdi:

“Eşim...”

Yaptığı gafı düzeltmeye çalışan davetli bu seferde:

“Aslında kötü olan sesi değil, söylediği şarkılar. Kim besteledi acaba böyle kötü şarkıları?” dedi.

Adam yine cevap verdi:

“Ben..”


AKP’nin durumu biraz bu fıkradaki gibi..

Çıkardığı her kanunda bir gaf yapıyor. Sonra bunu çözeyim derken başka bir gafa imza atıyor.

*** *** ***


Filozof


Meşhur bir filozofa sordular:

“Servet ayaklarınız altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz”

Cevap verdi:

“Ona ulaşmak için eğilmek lazımda ondan”

Kulis Ankara-Milli Gazete
[/b]
Kullanıcı küçük betizi
cafersadık
Üye
Üye
 
İletiler: 198
Kayıt: Sal Mar 20, 2007 20:22

İletigönderen Ram » Çrş Eki 24, 2007 23:30

cafersadık, Emin Çöleaşan'ın kardeşi Refik Çöleaşan hakkında da bazı iddialar var. Kardeşinin akapeyle işi pişirdiği söyleniyor.

Fıkra akapeye az gelmiş.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8167
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!


Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 6 konuk

x