Hanefi Avcı bir Emniyet Müdürü'dür, yazdıklarının da arkasında durduğunu açıkça ifade etmiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bu soruşturmaya el koymalıdır.Haliç'te Yaşayan Simonlar kitabının 461 nci sayfasında anlatılan Emin Aslan olayı, başlı başına bir suç duyurusudur ve Ergenekon kod adlı soruşturmaya İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca el konularak, kitapta anlatılan iddialar çerçevesinde incelenmesini gerektirecek makul şüphe ortaya çıkmıştır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ile Fatih Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçmez ise eğer bizzat İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün, cemaat değil bir Cumhuriyet savcısı denetiminde, olaya el koyması gerekmektedir.
Emin Aslan Olayı sayfa 461…
Daha sonra öğrendim ki Emin beyin bilinen tüm telefonları hukuka aykırı biçimde istihbarat daire başkanlığınca uzun süreli olarak dinlenmişti.
Yanlızca adı, hüviyeti değil her şeyi bilinen emin beyin telefonları başka isimler için alınmış kararlarla dinleniyordu.
Yani hedef Emin Bey'di, onu hapse atmak ya da zorda bırakmak için tüm bu araştırmalar yapılmış, Habib kanay vs ise bu işte bir fırsat olarak kullanılmıştı.
Bu dosyadaki en tuhaf şeylerden birisi de dava dosyasondaki asıl suçun uyuşturucu madde imali ve satımı olmasına , bu suçla ilgili tüm olay ve faaliyetlerin İstanbul'da gerçekleşmesine rağmen tüm takip ve işlmeler Ankara’da EWmniyet Genel Müdürlüğünce yapılmıştır.
İstanbul'da izlencek kişiler izleme kararı alınan iş yerleri aylarca izlenmiş ama İstanbulda hiç görevli kullanılmamış, yalnızca Ankara’dan gelen görevliler tüm işlemleri yürütmüştür…
…
Ben şunu açık olarak iddia ediyorum ki herhangi bir hukukçu bu dosyayı ve tarafların iddialarını tarafsızlıkla incelediğinde Emin Bey'in bu davanın sanığı olamayacağını ve tahkikatı yapanlar hakkında tahkikat yapılması gerektiğini ifade edecektir.
..Ona bu kadar ifitra edilbiliyorsa, cemaati, polisi, savcısı bir olup diğer polisleri her suçtan her olaydan yargıtabilirler. Cemaatin emniyet içerisndeki örgütlenmesine karşı çıkan hiçbir polisin teşkilatta tutunma imkanı yoktur…
Sayfa 473....
Şunu kesin olarak iddia ediyorum, bu insanların tüm çevreleri İstihbarat Daire başkanlığınca aylarca dinlenmiş, takip edilmiş ve hukuka aykırı tüm yöntemler kullanılmıştır.
Bir hakim ya da savcı gidip istihbarat dairesinde inceleme yapsa bu olayın tüm delillerini bulabilir. Bundan hiç şüphem yok, tahminimden fazlasınının da olduğundan da görmüş kadar eminim.
Peki Gülcü neden önemliydi?
Birincisi belittiğimiz üzere Emniyet teşkilatı içinde ki cemaatçi yapıya karşıydı ve çok şiddetli biçimde buna karşı tavır alıypordu. Fakat aynı zaman da hükümetin de iyi adamıydı. Neden silinmesine göz yumuldu?
M. Gülcü arka planda cemaat tarafından desteklenen, yürütülmekte olan Ergenekon operasyonları dolayısıyla mahkemelerin Ergenekon Örgütü hakkında Emniyet genel müdürlüğüne sorduğu soruya istenenin aksine Ergenekon diye bir terör örgütünün kayıtlarında olmadığını yazmıştı….
Sayfa 479...
Hükümetin bir çok üyesi veya bakanlar tarafından tanınıp bilindikleri ve sevildikleri için idari olarak görevden alınamayan Emin Aslan, Mustafa Gülcü, Celal Uuznkaya ve Faruk Ünsal gibi kişilerin, emniyet ve adliye içerisindeki cemaat mensuplarının dayanışmasıyla sadece görevden aldırmakla yetinilmeyip iftira ve komplolar tezgahlanarak en ağır suçlarla mahkemelerde yargılanmaları sağlandı….
21 Ağustos 2010 / Erdal SARIZEYBEK
Hukuksuz Dinlemelerin Sorumlusu Hükümettir!
Devletin bir Emniyet Müdürü, yer, zaman ve olay belirterek kanunsuz dinleme yapıldığını söylüyor, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne, Adalet Bakanlığına dilekçe veriyor, Hükümet'ten ses yok...DEMOKRASİ VARSA BU ÜLKEDE, BU HÜKÜMET İSTİFA ETMELİDİR!
İSTİFA ETMİYORSA EĞER, CUMHURİYET SAVCILARI SESSİZ KALIYORSA EĞER,
BİZİ KİM KORUYACAK?
BU ÜLKEDE KANUN YOK MU, CUMHURİYET SAVCISI YOK MU,
BU ÜLKE VE BİZ İNSANLAR SAHİPSİZ Mİ KALDIK, NEREDE BU ÜLKENİN DEMOKRATİK SAVUNMA MEKANİZMASI!
AÇIK AÇIK YAZMIŞ HANEFİ AVCI, DAHA NE YAZSIN....
SAYFA 483 ...
....Şahıs devamla çok saygılı bir ses tonuyla benim dinlenmemin ne kadar yanlış olduğunu, "aslında dinlenenin benim değil bana gizli bilgi veren bir kişi olduğunu, adını bilmediğini ama farklı isimler adına dinleme yapılıyor gösterildiğini" anlattı.
Ben “nasıl mahkeme kararı alınır, bu kişi dinlemeyi gerektirecek bir faaliyette bulunan biri değil, ayrıca İstanbul'la hiç alakası yok” dediğimde , artık durumların farklı olduğunu, bazı mahkeme kararlarının isimsiz, adressiz, IMEI üzerinden, hatta başka anlamsız numaralar üzerinden alınabildiğini anlattı.
Anlattıkları inanılmazdı, bu adam imkansız şeyler söylüyordu….
Önce randevu alarak içişleri bakanıyla görüşmek istedim….
Özel kalem müdüründen randevu alarak gittim, durumu kendisine anlattım..
"İstihbarat dairesinin kanunsuzca dinleme yaptığını, hatta yalnızca beni değil, bir çok kişiyi dinlediğini, bu yöntemle binlerce insanın hukuksuz olarak dinlendiğini, özelilkle Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişileri bBkanlığı yöneticilerini isim vererek dinlendiklerini "söyledim…..
Sayın Beşlir Atalay “ o zaman biz burayı denetletelim” diye ekledi..
…İçişleri bakanı ile görüştükten sonra olay yeri itibariyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin’den, ardından özel yetkili mahkemenin başsavcı vekili Turan çolakkadı’dan randevu aldım…..
İstanbul’a gittim. Önce Aykut beyi ziyeret ettim.
Belli oranda durumu anlatıp "hukuksuz dinlemeleri ve insanlara tuzak kuramn kişiler olduğunu, bu tuzak kuran kişilerin kasıtlı tuzağına düşüyor görünüp onların tuzaklarının boşa çıkarmak gerektiğini, bunun için izleme ve dinleme kararlarına ihtiyaç duyulduğunu" anlattım….
Ardından Turan beyi ziyeret ettim.
Ona "isimsiz ve hukuksuz istihbari-önleme dinlemlerinin olduğunu söyleyince bu görevlerin kendi savcılıklarını doğrudan ilgilendirmediğini, polis veya diğer istihbarat birimlerinin direk hakimle muhatap olduğunu, buradaki suçların da kendi savcılıkları değil normal savcıları ilgilendirdiğini" söyledi….
Sonra Ankara’ya geldim.
Başsavcı Hüseyin Poyrazoğlu ile görüştüm. O da Ergenekon terör örgütü üyesi olmaktan İstanbul Başsavcısı gini dinlenmişti.
Konuşma sonunda o da "böyle bir tahkikatın Adaket Bakanlığı üzerinden gelmesi gerektiğini, bakanlığın tüm bölgelerde aratırşıtrma başlatma imkanı olduğunu" söyledi….
Hemen bir dilekçe hazırladım.
Adalet ve içişleri bakanlığılıkları, İstanbul Ankara cumhuriyet Başsavcılıları, İstanbul ve Ankara özel yetkili başsavcı vekilli,kleri ve fatih cumhuriyet başsavcılığına ve Başbakanlığa verilmek üzere dağıtımlı ancak bazı noktalarda birbirinden farklı dilekçelerdi…
Önce Emniyet Genel Müdürlüğüne dilekçemi verdim…
Sonra Adalet Bakanlığına..
28 01 2010 tarihinde Ankara'da tüm il emniyet müdürlerinin katılımı ile emniyet genel müdürlüğünce bir toplantı tertiplenmişti.
Toplantıya ara verildiğinde Emniyet genel müdürü Oğuz kaan köksalın beniş görmek istediğini öğrendim.
Toplantı yapılan binanın üst katında görüştüğümüzde bana
“dilekçeni iade ediyoruz, müfettiş incelemesi yaptıramıyoruz çünkü bir defa müfettişler görevlendirilir ise kontrol edilemiyebilir, her şeyi araştırabilirler, bundan dolayı bakan dilekçenin iadesini istedi, ben de geri veriyorum", dedi…
Bu arada Adalet Bakanlığındaki dilekçeme ne yapıldığıyla ilgili bilgi beklerken il savcılığından Adalet bakanlığına yaptığım 12. 01 2010 tarihli müracaat dilekçesinin 25 03 2010 tarihinde işleme konduğu tebligatını 31.03.2010 da aldım. 80 gün dilekçem işleme konmadan bekletilmişti…
Sayfa 546....
Cematin, istihbarat dairesindeki teknik personelinin bir süre önce yurt dışına giderek gizli ses ve görüntü kaydeden çok miktarda saat, kalem görünümünde teknik cihazlar aldığı, küçük dinleme sistemleri alıp askeri ve belli kurumlardaki adamlarına verdiği, bu yöntemle ortam dinlemesi, gizli kayıtlar yaparak bilgi topladığını duymıuştum.
Bugün sık sık kaynağı belirsiz şekilde internete düşen ses ve görüntü kaynağı çoğunlukla bu tür bilgilerdir.
İstihbarat Daire Başkanlığında arama yapılsa demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddütüm yoktur…
21 Ağustos 2010 / Erdal SARIZEYBEK
Genelkurmay Askeri Savcılığı Derhal Olaya El Koymalıdır!
HANEFİ AVCI'NIN YAZMIŞ OLDUĞU KİTAP BİR SUÇ DUYURUSUDUR.Başta askeri personel ve yargı mensupları olmak üzere bir çok kişinin kanunsuz olarak dinlendiği zaman, yer ve olay adı verilerek açık açık anlatılmıştır.
Bu;
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harp mukavemetini kırmaya çalışmak anlamındadır....
Cumhuriyet savcıları derhal Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'nda hem Ankara hem İstanbul, başlatmadığı takdirde, Genelkurmay Askeri Savcılığı harekete geçmeli, askeri yasalar çerçevesinde alınacak arama kararlarıyla derhal olaya el koymalıdır.
Ortada açık bir komplo vardır, bu komplonın hedefi Türk ordusudur! Cumhuriyet savcı ve yargıçlarıdır. Bu olayın aydınlatılmasıyla İstanbul'da yürütülen soruşturmadaki hukuksuzluklar ve kanunsuzluklarının da ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir.
Bu cumhuriyet kolay kurulmadı, bu vatan kolay kazanılmadı, cumhuriyet savcıları görev yapamaz duruma getirilmişlerse eğer, askeri savcılar askeri yasalar ve anayasa'dan güç alarak bu komployu açığa çıkarmalıdır ve bu bir vazifedir.
İşte Hanefi AVCI'nın anlattıkları...
SAYFA ….525
Oysa şimdi işler değişti. Bir gurup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor.
…Ben aslında bu psikolojiyi tanıyorum.
Bir örgüte, ideolojik bir guruba ya da cemaate bağlandın mı, kişisel iradeni ve özgürlüğünü kaybedip o gurbun liderliğinin iradesine kendi iradeni teslim ediyorsun. Yanlış ya da doğru diye bir şey kalmıyor, gurubun amaçları her şeyi belirliyor, hak da adalet de izafi hale geliyor….
SAYFA ....541
Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Askeri karargahlar, MİT Bölge Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı ile başta makamlar ve lojmanlar arandı.
Elbette bir suç şüphesi var olduğunda arama yapılmalıdır ama burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı?
Şimdi ben açık adres veriyorum;
hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları imzamı havi dilekçemde belirttim.
Yasalar da bu türden dinlemelerin denetlenmesini emrediyor.
İstihbarat dinlemelerinin her kurumun amirleri ve müfettişleri tarafından denetlenmesini emrediyor.
Peki İstihbarat Daire başkanlığının dinlemesistemeleri ve evrakları neden denetlenmiyor, istihbarat kayıtları, TİB kayıtları, mahkemlerin bu konudaki kararları karşılaştırılarak kim hukuksuz dinleme yapıyor diye neden araştırma ve soruşturma başlatılmıyor?
Savcılar ve hakimler istihbarat dairesine giderek arama yapıp tespitlerde bulunamazlar mı?
İstihbarat dairesine cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz?
Kozmik bürodan daha mı gizli?
Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum…
21 Ağustos 2010 / Erdal SARIZEYBEK

