GÜL - PKK - İSRAİL ÜÇGENİ,Cevheri Güven

GÜL - PKK - İSRAİL ÜÇGENİ,Cevheri Güven

İletigönderen Gilda » Prş Eki 25, 2007 11:00

Gül - PKK - İsrail üçgeninde başdöndüren ilişkiler...

* PKK son eylemlerini usta işi gayr-ı nizami harp teknikleriyle yapıyor. PKK'lı militanlara nasıl ve ne düzeyde özel harp eğitimi veriliyor?

* Abdullah Gül, İsrail komandolarının PKK'lıları eğittiğini ilk nezaman tespit etti?

* Gül bu bilgilerle nasıl bir medya operasyonu yaptı? Hangi yabancı yazarı kullandı?

* İsrail, PKK'yı nasıl ve ne amaçla kullanıyor?




Abdullah Gül, PKK ve İsrail


ABD'deki Yahudi grupların en önemlilerinden American Jewish Committee (AJC) ve Anti-Defamation League (ADL), tarihi bir fikir değişikliğine giderek 1915 Ermeni olaylarını soykırımı olarak tanıyacağını açıklamasına; sonrasında Ermeni soykırımı iddiasının ABD Temsilciler Meclisi'nde anlaşılamaz biçimde hızla ilerleyişine bir de bu açıdan bakın.



Türkiye ile ABD, hiç olmayacak bir zamanda Ermeni iddiaları yüzünden birbirine girmiş, üstüne ve eş zamanlı olarak PKK saldırıları aniden patlamış, sınır ötesi gerilimiyle birlikte tarihte olmadığı biçimde Türkiye ile ABD boğaz boğaza gelmiştir.



Çifte zamanlama konusunu hallettikten sonra dönelim mevzumuza…



Peki olay sadece PKK'ya usta işi eğitim verilmesi mi? Seymour Hersh'in haberine göre; İran rejimini istikrarsızlaştırmak için PKK'nın İran'da kurdurduğu PEJAK adlı terörist örgüte İsrail, gizlice eğitim ve donanım sağlanıyor ve bu ülkede eylem yaptırıyor.



Dağlıca baskınından sonra Fatih Çekirge'nin bir komutana dayandırdığı görüşleri bu noktada önemli:



“Bunlar düzenli orduya karşı gayri nizami harp taktikleri uygulayan ve gerilla yöntemlerini iyi bilen teröristler. Bunlara gerilla diyemiyoruz. Çünkü siyasi bir kimlik alıyorlar. Uyguladıkları bütün taktikler gerilla taktiğidir. Siste saldırma, köprüde kıstırma, hedef çevirip yok olma. Kamuflaj ve karanlıktan yararlanma. Dağda yaşamak kolay değildir. Bunlar özel eğitim almışlar. Belki de içlerinde başka uluslara ait özel unsurlar var.



Geçmişte saldırılarını kısmi alan hakimiyeti sağlamak, hatta köyleri, ilçeleri “düşürmek” için gerçekleştiren PKK'nın son eylemlerinin bu stratejiyle alakası yok.



Türkiye'yi tahrikten başka amacı olmadığı açık olan bu eylemlerin gerçekleştiriliş tekniği, izlerini taşıdığı devleti kolayca ele veriyor. İsrail'de 100 binden fazla Kuzey Iraklı Yahudi yaşadığı bilgisi de, bölgeyle kimin kolayca irtibat kurabileceğini gösteriyor.



PKK'nın telsiz frekanslarını kesip, termal kameraları etkisiz kılıp, köprüyü uçaksavarla uçurup, hem kayıp verdirip, hem rehin alabildiği “tereyağından kıl çeker gibi” yaptığı, son saldırısını gerçekleştiren militanlarına dikkatimizi toplamalıyız.



7 yıla yakın zamandır mayın döşemekten başka eylem bilmeyen PKK'lıları usta hale getiren hocalar kimler?




Aslında zayıf hafızalarımız hatırlamasa da arşivimiz; baskın, gerilla taktiği, özel harp, terörle mücadele ve adam kaçırma gibi konularda PKK'lıları kimin eğittiği sorusunun cevabını karşımıza çıkarıyor...



2004 Haziran'ında İsrail yönetiminin Irak'taki Kürtlerle “özel bir ilişki” içinde olduğuna dair bilgiler Ankara'ya akmaya başlamıştı. Üstelik bu lafta ya da dedikoduda da kalmamıştı. Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili İsrail'den bilgi istemiş, İsrail'in yanıtı 'Böyle bir faaliyetimiz yok' olmuştu.
Yanıttan tatmin olmayan Türk Dışişleri, İsrail'in Kuzey Irak'tan toprak alımı ve askeri eğitimleri konusunda somut belgeleri toplamaya başlamıştı.


Bu konu o dönem Dışişleri Bakanı olan Abdullah Gül'e de sorulmuş ve Gül ya-lan-la-ma-mış; İsrail'in bölgede komando eğitimi verdiği yönündeki soruyu, “Yakından izliyoruz…” biçiminde cevaplamıştı.



Ama herşey bu kadar değil. Olayın asıl unuttuğumuz ama arşivimizin hatırladığı çok önemli bir yönü mevcut:



“İsrail'in Iraklı Kürtlere komando eğitimi verdiği” haberini New Yorker dergisinden Seymour M. Hersh yapmıştı. Bu çok önemli çünkü; Hersh, gazeteciliğin Oscar'ı sayılan Pulitzer ödüllü bir muhabir ve Irak'taki Ebu Gureyb Cezaevi'nde yaşanan işkence, taciz, tecavüz skandalını ortaya çıkarıp Amerika'yı sallamış bir isim.




Arşivimizden çıkan altın bilgi ise; “Seymour M Hersh'le Abdullah Gül'ün ilişkileri”dir. “İsrail komandolarının Iraklı Kürtleri” eğittiği haberini Hersh'e bizzat Abdullah Gül'ün uçurduğunu o dönem İsrail ve Türk medyasının kulağı delikleri tespit etmişti.




Gül, bu bomba istihbaratı önce Pulitzer ödüllü bir gazeteciye uçurmuş, saygın bir dergide çıkmasını sağlamış, sonra da Erdoğan'la beraber sert söylemlerle Tel Aviv üzerinde pres yapmaya başlamıştı.



2004 Haziranı, İsrail'in “Türkiye'nin uyandığını” anladığı tarihtir ve ilişkilerimiz o günden beri farklıdır.

Başka uluslara ait özel unsurlar… Şeytana pabucunu ters giydirebilecek özel unsurlar.



Sedat Laçiner ise; 'Bazı eylemlere İmralı'daki teröristin dahi şaşırdığı' söylüyor.




Mehmet Acet'in yazısı ise daha enteresan:



“Hazırladığı raporlarla Kuzey Irak ve Terör konusunu göz önündeki herkesten daha iyi bildiğini ispat eden bir güvenlik uzmanı, Hakkari'deki terör saldırısından iki gün önce bana dedi ki:




'Kuzey Irak'taki PKK teröristlerini bölge üzerinde hesapları olan bir bölge ülkesinin istihbarat elemanları eğitti.'




Nasıl yani? Deyince anlatmaya başladı.



- Bundan iki-iki buçuk sene önce Kuzey Irak'a gelen İsrailli bir grup, PKK'lıları kampa aldı. Onlara cep telefonuyla bir hedef nasıl patlatılırın eğitimini verdiler. Hani şu yakın geçmişte cep telefonlarıyla bizim askerlerimize yapılan saldırılar var ya...




- Eeeee



- O teröristler, bu adamların rahle-i tedrisinden geçmiş bulunmaktadır. Bunu bizimkiler tespit ettiler.



- Peki ama biz, bizimkilerden İsrail'e yönelik açık bir suçlama duymadık bugüne kadar,

- Sıkıntı şurada. Bu adamlar açık vermemenin bin bir türlü yolunu biliyorlar. Eğitime gelenler ya ordudan atılmış, ya da emekli edilmiş tipler. Bu şekilde kendilerini kamufle ediyorlar.



Suçüstü yapsanız bile resmiyette suçlayamıyorsunuz, çünkü bizim bir bilgimiz yok diyorlar.



Bu güvenlik uzmanı sonra dedi ki:



- İsrail'de 100 binden fazla Kuzey Irak'lı yahudi yaşıyor.



- Ne demek bu:



- Bu şu demek: İsrail, Kuzey Irak yönetimiyle yakın işbirliği içerisinde ve orada bağımsız bir kürt devleti kurulmasını alttan alta destekliyor. Amacı müttefik bulmakta zorlandığı Ortadoğu coğrafyasında, kendi güdümünde bir oluşum ortaya çıkarmak. Bunun yolu da parçalanmış bir Irak'tan geçiyor. PKK artık teşeron bir örgüt haline dönüştü.”


şte böyle… Parçadan bütüne; bütünden parçaya PKK'nın son saldırılarında tüm yollar “Ortadoğu'nun küçük devletine” çıkıyor. Peki benim gibi gariban yazar bunu fark ediyor da Türk Devleti fark etmiyor mu?



Fark ettiğini, “Ya Allah bismillah” deyip Barzani'nin köyüne kadar dalmamasından anlıyoruz. Başbakan İngiltere'de, Dışişleri Bakanı Bağdat'ta, İçişleri Bakanı Kuveyt'te Irak'a komşu ülkeler toplantısında “Küçük devletin” beklemediği işler yaptılar:



1- Erdoğan, “Irak'a girmenin Türkiye'nin hakkı olduğunu” vurguladı ve İngiltere Başbakanı bu çıkış anlayışla karşıladı. Diğer ülkeler de bu noktaya getirildi.




2 – Ali Babacan Bağdat'ta ağzının içine bakılır pozisyondaydı. Talabani belli bir noktaya getirildi ve tüm diplomatik yolların denendiği mesajı olan bu ziyaret, ileride elimizi güçlendirecek.



3 – Türkiye'nin daha önce yaptığı sınır ötesi operasyonlara “Bir Arap ülkesine giriliyor” diye sert tepkiler koyan Arap ülkelerinden hiçbiri bu kez karşı çıkmadı hatta destekleyenler oldu. Bu da İçişleri Bakanı'nın Kuveyt'te yaptığı iş..



4 – Dördüncüsü ve en önemlisi ise tüm plan devreye konmadan Org. İlker Başbuğ'un, “Türkiye'nin hayatı Irak'ta ABD için daha çekilmez hale getirebileceği” yönünde yaptığı açıklamayla İncirliğin kapatılması kartını şak diye masaya koymasıydı. Amerikan kulakları bir Türk komutanının ağzından ilk kez böyle sözler duydu.


Ortadoğu'da yeterince savaş var. Hiçbiri, hiçbir sorunu çözmediği gibi, bir yenisi de bizim derdimizi çözmeyecek. Türkiye'nin bölgede bel kıran diplomatik hamlelere ihtiyacı var. Bunlar “Ortadoğu'nun küçük devletinin” aklını başından alır. Onlar kanlarını akıttıkları Arapların düz tepkilerine alışık. Akıllarını döndürmek lazım.



Bizim kanımızı akıtanlardan intikamımızı elbette almalıyız, ama akıllıca. Türk Devletinin siyasi-bürokratik kadrosunun son haftaki performansı Amerikan medyasını bile ABD yönetimini eleştirir hale getirdi. “Türkiye Amerika'nın teröristini engellemek için Afganistan'a gidiyor, ABD Türkiye'nin teröristleri için hiçbirşey yapmıyor” şeklinde haberlerle Bush yönetimi yerden yere vuruluyor. Hem de en saygın gazetelerde.



Devletin zirvesi iyi iş çıkarmaya başladı. Ama Bursa'da Güneydoğu kökenli bir esnafın dükkanının yağmalanması; İstanbul'da “esmer” bir vatandaşın bıçaklanması gibi olaylarla halkımız yanlış işler yapıyor. Lise çağı çocukları hemen her ilde
sloganlar eşliğinde yürütmeye başladılar. Herkes; çocuğuna, devletine, vatanına, milletine, Türküne, Kürdüne “aklıyla” sahip çıksın.

cevheri güven
yalakalar cok oldukca aydinlik tabiki los isikta nazli kiz gibi olur....
Kullanıcı küçük betizi
Gilda
Üye
Üye
 
İletiler: 1078
Kayıt: Pzt Mar 12, 2007 12:58
Konum: kendimden...

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 3 konuk

x