GÜNÜN İÇİNDEN

GÜNÜN İÇİNDEN

İletigönderen Feza Tiryaki » Çrş Eki 03, 2018 21:28

GÜNÜN İÇİNDEN

“Günün İçinden” denilince ne anlarsınız? O günün en önemli haberleri, öyle değil mi?

Değilmiş. Bakın, bilgiaağı gazetelerinde, neler, resimli başlıklarla, gün içinde kaç kez değiştirilerek veriliyor.

Günün İçinden:

“Darbeler bir bir iniyor.”

Ah, bu haber “saat darbesi (!)” haberi olmalı. Günün ilk gördüğüm, en sarsıcı, üzücü haberi buydu zaten. Şöyle yumuşatılarak, anlaşılmaz bir şekilde verilmişti:

“Resmi Gazete'de bugün yayımlanan karar ile bu yıl ve her yıl ileri saat (sabit saat) uygulaması devam edecek.”

Ancak akşam üstü, durumun vehameti (güçlük – tehlike) anlaşıldı ki, şunlar da yazıldı bilgiağı haberlerine:

“Yaz saati uygulaması kalıcı hale geldi. Sosyal medya isyan etti; gün yüzü görmüyoruz.”

Oysa darbeli başlık, çok başka bir haberi veriyormuş:

“ Zeynep ile Yıldız’a darbeler bir bir iniyor!

Bize ne, saat darbesinden öyle değil mi? Türkiye’nin saat ayarı değiştirilmiş, Cumhuriyetin coğrafi konumuna göre bilimsel hesaplanan, yalnızca 1980 darbesi öncesi ve sonrasında birkaç yıl uygulanmayan (belki de bu yılların hazırlığıydı), kendimizi bildik bileli uygulanan İzmit’e göre ayarlı “Türkiye saat ayarı” kaldırılmış, saat ayarımız bundan böyle bize kışın hiç uymayan, elektrik tasarrufuna da yaramayan (çünkü kışın güneş güney yarıkürede etkilidir, güneş ışığından yararlanma söz konusu değildir), tersine, güne, gün doğmadan başlayan çocuklarımızın karanlıkta okul yollarına döküleceği, batıdaki büyük kentleri çok etkileyen bir değişiklikle, başka bir saat dilimine geçirilmiş ülkemiz, kime ne?

Yapılanın bilimsel açıklaması:

“Türkiye'nin saat diliminin, UTC+2 yerine UTC+3’e geçirilmesi” imiş. İşin ileri saat uygulaması (yaz saati) ile bir ilgisi yokmuş, çok mu önemli?

Resimli ikinci haber, bir muştulama. Sanırım sevinmemiz gerekecek:

“İdris Koçovalı yaşıyor

Vartolu hesap sormaya geliyor!”


Kimse bunlar, neyin hesabı sorulacaksa, Ana muhalefet liderinden grup toplantısında şöyle bir çıkış var:

“ Her türlü haksızlığa karşıyız.”

Oh oh rahatlayın, Ana muhalefet arkanızda, haksızlığa, hem de her türlüsüne karşılar. Vartolu da duysun, söyleyin ona.

“Yıkılma sırası Barış’ta!

Bizim Hikaye'den yeni fragman!"


Bakan olsam, “Atatürk heykellerini yıkıp atarım!” diyenlerimiz, Barış’ı da mı yıkacaklarmış? Kendini mi, heykelini mi?

Barış’ın hikayesi “Bizim Hikayemiz" imiş.

“Müjgan:1 Ahmet: 0”

“Koca Koca Yalanlar” yeni fragman geldi mi?” Geldi geldi, “İnci boncuk da getirdi. Kime kime? Sana bana...

"Müjgan" takımı, "Ahmet takımı"nı bir – sıfır yenmiş. Ülkemizde her gün söylenen “Koca koca yalanlar”dan bıkmayanlar, koşun sanal yalanları izleyin!

“İnsan en çok sevdiğinden nefret eder.”

Bu başlığın saçmalığından etkilendim işte! Sevdiğine kırılır dese olacak belki, ama nefret etmek? Sevgi ve nefret iki zıt duygu. Sevginin gücüyle ayaktayız. Yurt sevgisi, ulus sevgisi, dil sevgisi... en büyük, öncelikli sevgilerimiz. Bu sevgileri güçlü olan, canlarından çok, yurdunu milletini seven atalarımız bu yurdu bize bırakmışlar...

İnsan sevdiğinden nefret edebilir mi? Ederse onun adı sevgi midir? Neyse boşa şaşırmışım, üzülmüşüm bu da bir fragmanmış. Yani tanıtım. Film-dizi tanıtımı. Sanal dünyanın sanal dertlerinden biri daha.

“Gülperi yeni fragman yayınlandı!”

Her gün işlenen, kadın cinayetleriyle dolu haberlerimiz. Ayrıldığı eşini, üstüne benzin dökerek yakanlar, kıskançlıktan sevgililerini bıçakla doğrayanlar, en yakınlarına kıyanlar... Yoksa bu kırımlar çok sevmenin sonucu muymuş? Siz gerçekleri boş verin, aman kimse bu Gülperi, onun dediklerine kulak verin. Bırakın oynasın, siz de seyredin, para kazansın oyuncularınız... Yoksa her hafta bir daire alacak parayı kazanabilirler mi, onlara destek verilmese, bu salçalı, bol soslu konulara hipnozlu gibi dalınmasa?

“Faruk’un öz babası kim?”

Ne soru ama. ekonominin teslim edildiği, “Mckinsey”i, elin Amerikan şirketini mi, merak edeceksiniz, Faruk varken? Ulusalcı yazarlarımız, bu şirketle ilgili döktürdüler sayfa sayfa yazıyı. Okuyunca ürperiyorsunuz. Hem okuyup da ne olacak, boşverin, Faruk’a bakın Faruk’a. Öz babasını öğrenin kimse bu Faruk, başınız göğe ersin, televizyonlar da algı operasyonunu rahat rahat yapsınlar.

“Aşkını doya doya yaşa” Ne bu, demeye kalmadan açıklanmış:

“Erkenci Kuş'tan aşk dolu yeni fragman!”

İşte bu resimli başlığa bayıldım. Hay Allah sizden razı olsun. Ne o, ne olacak bu memleketin hali diye dövünmeler, elektiriğe yenice gelen yüksek zam, iğneden ipliğe her şeye, dolardaki artış öne sürülerek yapılan fiyat artışları... Sağlık sorunları, yaşlanan, bakıma muhtaç ana babalar... Boş verin, o tekerlemedeki gibi yaşamalı:

“Sen ben ikimiz, / Dünyalara bedeliz.”

En güzeli bu, aileyi unutun: “İki kişiye bir dünya!” Oh ne âlâ! Şairimiz Orhan Veli’nin; “ Ne atom bombası / Ne Londra Konferansı /Bir elinde cımbız, / Bir elinde ayna; /Umurunda mı dünya? ” dizeleri günümüze nasıl uyuyor.

Aman aşkını doya doya yaşa! Bir doy aşkına, doy doy! Doyamazsan, aç kalırsan ne yaparız sonra?

Yine dünün başlıklarından biriydi:

“Diriliş Ertuğrul’da, Ertuğrul’a sevgili arayışı”. Koskoca TRT’den açıklanmış: “Ertuğrul artık bekar, onu aşık etmemiz gerekiyor.”

“Cumali orada dur bakalım!”

“Cumali masaya yumruğunu indiriyor!”


Aman aman bu Cumali herkesin gazını alacaktır artık, izleyene karada ölüm yok, Cumaliler sağ olsun...

Bunlar da yeni günün dizilerinden yepyeni başlıklar. Hepsini Sözcü’den derledim. Ne yapsın garipler, böyle haberleri öne çıkarmasalar, tek bir yeri okunmayacak gazetenin.

“Yasak Elma”da zor seçim.” Zor seçim sözüne takılmayın canım. Ülkemizin yönetim biçimini OHAL’de ne kolay değiştirmiştik, arkasından gelsin erken seçim, Türk usulü başkanlık. Ne kavga ne kıyamet, söz sahibi tek kişi, kararnamelerle işlerimiz tıkır tıkır yürüyor!

“Merve’nin eski aşkını yakından tanıyalım.” Tanıyalım. Ne duruyoruz? Başka işimiz mi var?

“Sarmaşık’ı karıştırmaya hazırlanan Emre’yi tanıyalım!” Onu da tanıyalım tabii. Yoksa, düşünmeye başlarız, içimiz yanar, tasalanırız, aman diyeyim, tanıyın bu sanal oyuncuları... Hepsiyle tek tek ilgilenin...

“Züleyha için artık çok geç!” İşte bu haberdir yani!

Mendilinizi alın! Damardan nasıl da girmişler televizyon bağımlılarına, aşkolsun vallahi! Hep birlikte:

“Ağla, Sunam ağla!..” İçini çeke çeke ağla...

Saat ayarından, gerici Arap ülkeleriyle aynı saat diliminde olmaktan, Avrupa’dan uzaklaşmaktan bize ne? 1926’da yapılan, “Atatürk Devrimleri”nden biridir saat ayarımızdaki düzenleme, 2007’den beri bu konuda iktidarın çalışmaları başladıysa, devrim yasaları yavaş yavaş değiştirildiyse ne olmuş? “Uykuda mıydın sevgili yârim?” Laik Eğitim’den n’aber? Kadınları türbana sarılan kamu kurumlarımız nasıl, iyi mi?

Üç yüz TIR dolusu, binlerce ton, kesilmiş, dondurulmuş kemiksiz etler gelecekmiş, daha şarbonlu ithal kurbanlıklar kabusu unutulmamışken... Gelsinler, ne gam... Fabrikalar, işyerleri iflastaymış... Yalan!

Açlık sınırı yükselmiş... Yoksullaşmışız... Kim demiş?

Kim demişse demiş, diyen demiş.

Sorsana:

“Yağlı böreği kim yemiş?”

Feza Tiryaki, 3 Ekim 2018
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 721
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 7 konuk

x