Hastane = Ocağımda İncir Ağacı => Değme Tabip Değme Yareme!

Hastane = Ocağımda İncir Ağacı => Değme Tabip Değme Yareme!

Mesajgönderen hatice kürtoğlu » Çrş Oca 25, 2012 17:11

Tarih: 25 Ocak 2012, faili kabak gibi ortada, sözde faili meçhul cinayetlere bir yenisi daha eklendi.

Ahmet, Sabiha’yı aradı bu kasvetli sabah, “Sizin tanışmak için hastaneden çıkmasını dört gözle beklediğiniz Gazi Dedem öldü Hocam” diye, ağlıyordu. Üstüne tek söz edilemiyordu, Sabiha da ağlamaya başladı, telefon bile dondu kaldı galiba duyunca, kapandı gitti kendi kendine.

Katil, solunum yetmezliği miydi? Yoğun bakımda bedene salınan pis mikrop muydu? Yoğun bakım ünitesinde diyaliz desteği olmaması mıydı? Ecel gelmiş, Takdir Böyle Miydi? Ağlasak Mıydı Bazı Bazı? Emaneti omuzlarımıza yüklemenin huzuru ile belki Allah’a kavuşmak mı istedin hemen Dedem? dedi Sabiha, içinden.

Ağlamayı bıraktı. Ahmet’in arkadaşlarını aradı, aynı mahallede oturan, gidip arkadaşlarına destek olsunlar diye. On dakikada toplanıverdi 5-10 genç Ahmet’in kapısının önünde, Ahmet evde yoktu Abisi çıktı pencereye. Ahmet’in evde olmadığını da söylediği birkaç cümlesinden haberi henüz almadığını veya kendisine özellikle söylenmediğini anladılar. Gerçekten de az konuşan, kendi halinde ama halini de hiç belli etmeyen, güçlü Ağabey, herkesten çok yıkılırdı, kimse cesaret edememişti, kimsenin dili varmamıştı “Deden öldü” demeye.

Zaten bu “deden öldü” cümlesi durumu tarif etmenin yakınından bile geçmiyordu. Sabiha’nın da dedeleri vardı ve büyük dedeleri de…. Pek ölmüşler gibi gelmezdiler bu tür dedeler, torunlarına ve onların torunlarına.

Birinin mezarı belirsizdi zaten, kim bilir hangi Türk katliamında, dünyanın kim bilir hangi Doğusunda, Batılıların işgaline karşı savunulan vatan toprağındaydı? (Öldü de diyemiyoruz, aha şurada gömülü de)

Birinin İstiklal madalyaları vardı, aynı toprakta gömülü. Kendisi gömülmeden evvel madalyalarını gömmüştü, uğruna cepheden vücuduna saplı kurşunlarla döndüğü vatan toprağına. Devlet maaş bağlamasın diye, çok ağırına giderdi bağlasa.

Birinin ….

Biri, biri, biri daha…
Birbirinden farklı, birbirinin aynısı…

Ki söz konusu şaheserlerin gençliklerini de biliriz değil mi?

Dededen üç gün önce bir oğuldu, O da öldü der kayıtlar da 23 yaşında. Tekrar :

Katil, illet bir hastalık mıydı? Yoğun bakımda bedene salınan pis mikrop muydu? Ecel gelmiş, Gitti de gelmedi yavrum buna ne çare miydi? Raporlara yazılacak olan, öyle rapor yazılır mı canım?. Aman siz ne yazarsanız yazın. Ben bağrıma taş basıp, bu türküyü yakayım.

Üç hafta önce bir genç oğul değil de, bir küçük kızdı işte. Kanının icabına sonra bakarız, önce sakatlanmasından faydalanalım fikirsizliği ile,

Yazı yazmayı çok seven elleri, "EL"e alındı. Of ya sakatlığı yoktu tüh. Olsun be açar bakarlardı ol tabipler kurulu, içini açıp bakınca bulunurdu protez takmak için bir sebep, protez üzerine düşen görevi yerine getirince de, elini keserlerdi.

Eğer bir türkü, o küçük kız gibi, babasına “Yaremi ELLERE Bağlatma Ali” demeseydi.
Kullanıcı avatarı
hatice kürtoğlu
GM Yazarları
GM Yazarları
 
Mesajlar: 6
Kayıt: Sal Eyl 14, 2010 18:37

Dön Hatice KÜRTOĞLU

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

x