İÇ GÜVENLİĞİ ‘YENİDEN DÜŞÜNMEK’ (IV)

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

İÇ GÜVENLİĞİ ‘YENİDEN DÜŞÜNMEK’ (IV)

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Sal Oca 07, 2020 19:52

İÇ GÜVENLİĞİ ‘YENİDEN DÜŞÜNMEK’ (IV)
Ulusalcılık/ Uluslararasıcılık
Türkiye’de ‘milliyetçilik’ denildiginde, ilk önce sosyalist/komünist olduğu varsayılan ‘internasyonalcilik’e karşı olmak anlaşılır.
Oysa, bu konuda belki de ilk kez, hem milliyetçi ve hem de internasyonalist olunabilineceğini Jean Jaurès ileri sürmüştür.
Dahası ne kadar fazla internationalist olunursa o kadar iyi milliyetçi olunabileceğini, hem kuramsal olarak ve hem de kendi kişiliğinde ortaya koymuştur.
Benzer biçimde hem anti-militarist ve hem de ‘ulusal ordu’dan yana olmuştur.
Demek ki, anti-militarist olmak, kimi solcuların savladığı gibi ‘solculuk’un gerekleri arasına konularak, her türlü orduya o arada ‘ulusal ordu’ya karşı olmayı gerektirmez.
Şu koşulla ki, ‘Ordu’ yeter ki ‘ulusal’ olsun.
Demek ki, ‘Ordu Millet’ olmanın ilk ve onsuz olmaz koşulu, ordu ile ulus arasında bu ‘bağ’ın kurulmuş olmasıdır.
İşte bu ‘bağ’ ve ‘koşulları’, hamaset çıgırtkanlıkları yoluyla değil, ama bilimsel, yani sosyolojik olarak ele alınmak durumundadır, ki buna ‘askerî sosyoloji’ diyoruz.
Eğer, denildiği gibi, ‘İç güvenliği yeniden düşünmek’ zorunluluğu ortaya çıkmışsa, bu Genelkurmay’da üç-beş asker, ya da daha kötüsü, askerlikte terfi ettirilmesine gerek görülmemiş bir ‘asker eskisi’nin, kendinden menkul ya da doğrudan ‘sapık’ düşüncelerinin yaşama geçirmek biçiminde olmaz.
Bektaşinin dediği gibi, bunun dışındaki ‘seçenekler’ daha iyidir, çünkü bundan daha kötüsü düşünülemez.
Jaurès’e dönülürse; 1910 yılında yayımlanan ve birinci cilt olarak düşünülen L’Armée Nouvelle, 1914 yılında öldürülmesi üzerine tamamlanamamıştır, ama Jaurès’in hem ‘askerî sosyoloji’ ve hem de ‘stratejik düşünce’yi birlikte ele aldığı görülmektedir.
Stratejik olmak durumundadır, çünkü Birinci Dünya Savaşı’na giden bir ‘konjonktür’ sözkonusudur ve bilindiği gibi Osmanlı’nın da içinde olduğu Balkan Savaşları yürütülmektedir.
İkinci olarak, Fransa, birliğini yeni sağlamış ve güçlenmiş bir Almanya ile 1870-71 savaşının etkilerini henüz atamamıştır.
Dreyfus Davası ile Fransız ordusu sarsılmıştır.
Demek ki, hem genel olarak dünyadaki gelişmeler ve hem de Ordu içindeki sıkıntılar birlikte ele alınacaktır.
Türkiye’de bu, Ergenekon Davaları’yla Ordu’nun nasıl ‘zayıflatılmış’ olduğu duruma, neredeyse birebir benzemektedir.
Stratejik olarak ise, Birinci Dünya Savaşı’na giden günlerden hiç de geri kalır yanı yoktur dünyanın.
Bu durumda, hem iç ve hem de dış güvenliği birlikte ele alabilecek bir ‘yeni düşünce’ geliştirmek zorunluluğu, Türkiye için her zamankinden daha bir öncelik ve öneme sahiptir.
Ancak, yinelemek gerekirse, bu kapalı kapılar ardında, ve kendi güvenirlikleri tahminlerin ötesinde azalmış birkaç asker ya da bürokratın karar verebileceği bir konu olmanın çok ötesindedir.
Ordu’nun ‘ulusal’ olması, ki bu özelliğininden çok şey yitirmiş durumdadır, ‘ulus’la, ulusal boyutta ve bir bilimsel tartışmayla belirlenecek ‘yeniden örgütlenmesi’nden geçmektedir.
Jaurès’in Armée Nouvelle’i, nasıl kendi dönemdeki sorunlara bir yanıt arayışı idiyse, bugün Türkiye’de de benzer bir ‘yeni’ Ulusal Ordu tartışması, bir kez daha yineleyelim, ‘askerî sosyoloji’ bağlamında ele alınmak zorundadır.
İlk karşı çıkacak olanların, Jaurès’in ‘caste militaire’ dediği, Türkiye’deki ‘asker kafalı’lar olacağı kesindir.
Buna Jaurès döneminin ‘özgür parlamentosu’ yerine, Türkiye’deki, net ve açık yazalım, en ileri diktatörlüğü koyacak olursak, değil ‘yeniden düşünmek’, en sıradan bir ‘öneri’nin bile dikkate alınamayacağını görürüz.
Bu zorluğa karşın, Yeni Ordu ve giderek yeni bir Asker Ulus kurmanın ‘olabilirliği’ apaçıktır.
Eğer olaya diyalektik bakılacak olursa, bu ‘zorluk’un belki de daha bir ‘kolaylık’ olarak ortaya çıkabileceği söylenebilir.
(Sürecek)
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1090
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x