İç Siyaset

İç Siyaset

İletigönderen Son İktidar » Cmt Haz 04, 2011 0:55

İÇ SİYASET
Son İktidar


Türkiye'de "ileri demokrasiye" geçiş oldu;

1987 yılında Turgut Özal tarafından konulan %10 seçim barajı değişmedi.

Türkiye'de seçmen sayıları,
2002 milletvekili seçimlerinde 41 milyon 407 bin 27,
2004 yerel seçimlerinde 43 milyon 552 bin 931,
2007 milletvekili seçimlerinde 42 milyon 533 bin 041,
2009 yerel seçimleri 48 milyon 6 bin 650,
2010 halk oylaması 49 milyon 446 bin 269,
2011 milletvekili seçimleri 52 milyon 758 bin 907.

Son 1 yıl içinde nüfus 1 milyon artmasına rağmen seçmen sayısında 3 milyon artış yaşandı.

2007'de bir partinin barajı aşmak için 4 milyon oy alması yeterli iken şimdi 5 milyon oy alması gerekiyor.


Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılmadı.
2011'de dokunulmazlıktan yararlanan 3'ü başbakanın olmak üzere milletvekillerine ait toplam 768 dosya bulunuyor.


27 Nisan 2007'de Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt'ın sonrasında "ben yazdım" diyerek sahiplendiği bir e-muhtıra yayınlandı,

4 Mayıs 2007'de Dolmabahçe Sarayı'nda Başbakanların kullanımı için ayrılan özel ofiste Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt yaklaşık 2,5 saat süren devlet arşivlerine geçirilmeyen ve içeriği "bizle beraber mezara gidecek" diye taraflar tarafından belirtilen gizli bir görüşme yapıldı.

Recep Tayyip Erdoğan;
“Benimle mezara gider. İnanıyorum ki, Büyükanıt da böyle düşünüyor. Açıklamaya kalkarsa, o zaman ben de yaptığımız görüşmeyle ilgili şeyleri açıklarım”

22 Temmuz 2007'deki seçimlerinde Akp %47 ile birinci parti oldu.

2008 yılı Ağustos'unda bugüne kadar emekli olan Genelkurmay Başkanlarına Renault Laguna verilirken emekliye ayrılan Org. Yaşar Büyükanıt`a o zaman için dünyada zırh gücü açısından bir numara olarak gösterilen, Türkiye'de iki kişide bulunan ve fiyatı 1.000.000 tl olan Audi A8L marka bir otomobil alındı.


Ülkede ağa ve aşiret sorunu çözülemedi,
Seçimlerde partilerle anlaşan ağa ve aşiretlere bağlı olan köy ve yerleşimlerde blok (toplu ve firesiz) oylar atıldı.

Yapılan demokratik açılım ile özerklik ve federasyon uygulanabilir bir model olarak sunulmaya başlandı.

İlk defa Türkiye Cumhuriyetinde sivil itaatsizlik eylemleri uygulandı,

Güneydoğu’ya gönderilen kadrolu imamların arkasında namaz kılınmaması çağrısı yapıldı.

Dünyada büyük devletler tarafından yüzyıllardır yoğunlukla uygulanan "böl-yönet" stratejisi ısrarla görmezden gelindi.


Türkiye'de düzenli olarak en az iki yılda bir seçim oluyor. Her seçimden 3 ay önce ve her yıl bir ay Ramazan ayında yoksul ve muhtaç insanlara yardımlar yoğunlaşıyor.

Yoksul ve muhtaç durumda olan insanlar ancak her 24 ayın sadece 5 ayında ailelerinin yeterli miktardaki ihtiyaçlarını karşılayabiliyor.

Tunceli’nin elektriği, suyu olmayan köylerine 2009 yerel seçimler öncesi Tunceli Valisi Mustafa Yaman eliyle beyaz ve mobilya eşya dağıtıldı.
Hüseyin Çelik konuyla ilgili;
"Sosyal devlet işlemeye devam edecektir."

Seçimlerden önce AKP seçim otobüsleri ve araçlarının İl Özel İdaresi'nin garajında park ettiği ve bazı partililerin de İl Özel İdaresi istasyonundan benzin ya da mazot aldıkları görüldü.


Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel kendisini 2004'te hasta yatağında ziyaret eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bir dizi tavsiyelerde bulundu.

2011 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan seçim toplantılarında Chp'ye destek verdiğini iddia ettiği Süleyman Demirel için;
"Otur oturduğun yerde, ne işin var böyle gazete gazete dolaşıyorsun? Otur. Oturda bey zannetsinler yahu. Hala rahat durmuyorsun, 87 yaşında hala ortalığı karıştırıyorsun"


Türkiye'de kamu kurumlarında halkın parasıyla rüşvet ve gümrüklerdeki yolsuzluklar artarak devam etti.

The Economist'in hizmet alabilmek için rüşvet gereken ülkeler araştırması;

En çok rüşvetin yüzde 29 ile polise verildiğini gösteren ankette gümrük, eğitim, yargı, sağlık, evrak, emlak, vergi ve kamu hizmetleri için en çok rüşvet veren ülkeler;
The Economist'in de haberinde yer verdiği ankette 6. sırada Türkiye var.
Liberya, Afganistan, Irak, Hindistan, Gana, Türkiye.

Abd'li 3M firması Türkiye'de rüşvet dağıttığını itiraf etti.


Gümrükler üzerinden yapılan yolsuzlukta en başta, “dahilde işleme rejimi” kapsamında Türkiye’ye gümrüksüz sokulan malların iç piyasaya sürülmesi geliyor.

Çark şöyle işliyor: Hammadde ve mamul maddeler dahilde işleme rejimi kapsamında yurt dışından getirilen mallar, içeride işlenip tekrar dışarıya satılacağı garantisiyle, gümrük vergisi alınmadan Türkiye’ye sokuluyor.

Ancak vurguncular, ürünleri işlemeden veya işleyerek iç piyasaya sürüyor! Gümrüklere ise, göstermelik birkaç konteyner göndererek ihracat yapılmış gibi gösteriliyor. Kağıt üzerinden hayali olarak ihraç ediliyor.

Bu vurgun yönteminde en çok kullanılan ürünler ise, tekstilde kullanılan iplik, akaryakıt, değerli maden, elektronik aksamlar, tarımsal ürünler, makine ve ekipmanları.


2011 yılında İstanbul Gümrük ve Muhafaza Müdürü de gözaltına alındığı operasyonda, malların gümrükte 10'da 9'u oranında düşük gösterildiği ortaya çıktı.

Makam odasında zarf içinde 20 bin lira bulan polis, diğer gümrükçülerden de toplam 150 bin lira rüşvet parası ele geçirdi.


Başka bir gümrük yolsuzluğu tipi ise;

Yurtdışından mal getiren firmalardan rüşvet isteyen gümrükçüler, rüşvet vermek istemeyenlerin mallarını kırmızı bölgeye alıp, para gelene kadar burada bekletiyor,

Rüşvet geldiğinde de kırmızı bölgedeki mallar yeşil bölgeye alınıp işlem yapılarak gümrükten geçiriliyor, Memurlar daha sonra aldıkları öne sürülen rüşvetleri bir havuzda topluyor ve haftanın belli bir gününde de bu paralar dağıtılıyor.


Eski Gümrük yöneticisi ve Gazeteci Aykut Onur Kalaycı;

"Bugün cep telefonlarından ithalat aşamasında alman bir sürü vergi var. Bu vergilerden kaçabilmek için cep telefonlannı hafıza kartı gibi gösteriyorlar. Binlerce telefonun sokulduğunu biliyoruz. Telefon olarak değil hafıza kartı olarak gösteriliyor çünkü hafıza kartının vergisi yok."

Gümrükte çalışan bu memurlar bundan nasiplenir, ama en büyük payı gümrük müdürü alır. Mesela son olayda kargo gümrük müdürü en büyük payı almış."

"Tabii düzgün çalışan insanlar da var. Ama bu iş on lira beş lira verilen eski tabirle 'bahşiş' alman bir iş değil. Organizasyon yapılmadan kaçakçılığın yapılması mümkün değildir. Bu iş Ankara'ya uzanır"

"Aralarında üst düzey gümrük görevlilerinin, memurların, bir kargo ve bir yer hizmeti veren şirketin yöneticilerinin de bulunduğu şebeke en son tanesi bin 200 ile bin 800 TL arası değişen 13 bin 817 adet cep telefonunu, tanesi 25 dolar olan 'main board-bilgisayar ana kartı' olarak yurda sokmuş."

2009 yılında yapılan Bahçeşehir üniversitesi tarafından yapılan araştırmaya göre;
Türk halkının yüzde 72’si içki içen,
yüzde 67’si nikâhsız yaşayan,
yüzde 35’i kızı şortla gezen,
yüzde 48’si aşırı sağ ve sol görüşe sahip olan,
yüzde 42’si sevmediği partinin üyesi,
yüzde 75’i Tanrı’ya inanmayan,
yüzde 32’si oruç tutmayan,
yüzde 14’ü türbanlı,
yüzde 13’ü çarşaflı,
yüzde 63’ü kökten dinci,
yüzde 43’ü Amerikalı,
yüzde 26’sı başka bir ırk veya renkten,
yüzde 52’si Hıristiyan,
yüzde 64’ü Yahudi komşu istemiyor.

Halkın dörtte üçü, terörist olduğundan şüphelenilen kişinin suçsuzluğundan emin olununcaya kadar cezaevinde tutulması gerektiğine inanıyor.

Zina yapan kadının taşlanarak öldürülmesini isteyenlerin oranı yüzde 22.
Toplumun üçte birinden biraz fazlası kız çocukların mirastan erkeklerin yarısı kadar pay almasını istiyor.
Mahkemelerde iki kadının şahitliğinin bir erkeğe eşit olmasını isteyenler de aynı oranda.
Kadınların plajda mayoyla gezmesinin günah olduğunu söyleyenlerin oranı ise yüzde 58.

Türk halkının dörtte üçü ilk ihtiyaç olarak Kuran kursunu görüyor.
Dünyanın ve ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük sorunun cehalet olduğunu söyleyen halkın; yüzde 56’sı dünyayı algılamak için din kitaplarının,
yüzde 44’ü ise bilimin önemli olduğunu ileri sürüyor.

En hoşgörüsüz kesimi 15-18 arasındaki grup, ve eğitim durumlarına göre en hoşgörülü kesimi ise üniversite mezunları oluşturdu.


2002'de 25 bin olan 'vesikalı' hayat kadını sayısı 2010'da 100 bine çıktı .


Dikili'de belediye otobüslerini ücretsiz yapan, otobüse binen öğrencileri evlerinin önüne kadar bıraktıran, belediyeye ait sağlık merkezinde 1 YTL'ye muayene, 6 YTL'ye röntgen çektiren, parası olmayandan bu ücretleri de almayan, Belediyeye ait ekmek fırınında ekmeği en ucuza satan Belediye Başkanı Osman Özgüven, ayda 10 tona kadar su kullanan tüketiciden de ücret almadığı için Başkan Özgüven hakkında `Suyu halka parasız dağıttığı' gerekçesiyle `görevini kötüye kullanmaktan' Danıştay'a suç duyurusunda bulunuldu.







Abdülkadir Aksu - İçişleri Bakanı

Valiliklere genelge;
"Gençleri kötü alışkanlıklara itici faaliyette bulunduğu tespit edilen bar, pavyon ve diskoteklerde kontrol yapılarak, 'uygunsuz hal'deki öğrencilerin rektörlüklere bildirilmesi"

Nazim Hikmet'in yeniden vatandas olması ile ilgili olarak;
"Eğer vatandaşlığı geri istiyorsa bizzat başvurması gerekiyor."

2006 yılında;
"Başta istanbul olmak üzere ülkenin her yerine huzur ve güven hakim."

"Ben Trakyalıları da severim"

Ömer Dinçer;

"Başlangıçta kurulurken ortaya atılan cumhuriyet ilkesinin de zayıfladığı ve işlevini kaybettiğini görüyoruz. Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta ortaya koyduğu bütün temel ilkelerin laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerine daha çok katılımcı daha adem-i merkezi, daha müslüman bir yapıya devretmesi sorumluluğu ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum."

“Siyasi öncelikli islami hareket devlet yönetimini ele geçirmeli. Şeriata karşı olup müslüman kalmak, modern devletin dayatması. Cumhuriyet ilkesi zayıfladı ve işlevini kaybetti, laiklik ilkesi de islamla bütünleşmeli”


Mehmet Ali Şahin - Meclis Başkanı ;

Dsp Başkan Yardımcısı başbakanın kendi partilerine saldırdığını savunup, söz istemesi üzerine;
'Siz kimsiniz?'
'Başkan yardımcısıyım'
'Sen git başkanın gelsin'

Adıyaman'da Tekel işçileri'nin protestosuyla karşılaşınca;
"Bu kadar işsiz insan varken, 500-600 liraya çalışmaya hazır insan varken, 900 liraya çalışmayacak bir de eylem yapacaksın"

Kamer Genç'e
"Ya adam kafayı çekmiş gelmiş"
"Siz dün benim hakkımda canlı yayında "adam kafayı çekmiş gelmiş" dediniz mi?"
"Tutanakları getirdim. burda öyle bir şey yazmıyor, deseydim yazardı."

"Görüntüleri izlerken 'geleceğin valileri, kaymakamları, idarecileri, diplomatları bunlar mı olacak' diye hayıflandım. Yumurta atan gençlerimize o yumurtaları kahvaltıda yemelerini, derslerine iyi çalışmalarını, bir an önce hayata atılarak Türkiye'ye en yararlı hizmetleri yapmalarını tavsiye ediyorum."


Köksal Toptan – Meclis Başkanı;

''İstanbul'un en çok şikayet konusu olan trafik sorununu çözmek için bir anda sihirli bir el otomobilleri trafikten alıkoysa, İstanbul İstanbul olmaz. O nedenle trafik yoğunluğu, bu karmaşa bile bu kente renk katıyor"

Nazım Hikmet'in yeniden türk vatandaşı olması hakkında;
"Çok güzel oldu. Kendi malımız olan birisinin başkasının etiketiyle dünyayı dolaşması hoş bir şey değildi"

Cemil Çiçek;

"Nijerya'daki Nijeryalılara Türkçe'yi öğrettik, Hakkari'dekine, Diyarbakır'dakine halen öğretemedik. Bu devletimizin ayıbıdır, bizim ayıbımızdır çünkü eğitime yeteri kadar önem vermedik, veremedik"


"Sünnetsiz Kamer Genç’in terör yuvası olan Nazımiye’deki hemşerisi Kemal Kılıçdaroğlu da sünnetsiz mi? Vahyin bir emri olmasa da sünnetin vazgeçilmez bir gelenek olduğu, toplumca dini bir vecibe ve erkekliğe ilk adım atma öneminden ötürü şölenlerle kutlanan bir âdeti Kılıçdaroğlu yerine getirdi mi? Marksist alevilerin ve öldürülen teröristlerin de sünnetsiz oldukları bilinen bir gerçektir."


Kürşad Tüzmen - Dış Ticaretten Sorumlu Bakan

"Ben zaten hep söylüyorum: "Benim asıl işim dalgıçlık, hobi olarak devlet bakanlığı yapıyorum!" diye. Su terimleriyle ekonomik terimler arasında çok büyük benzerlikler var. Bu da hoşuma gidiyor: Geminin karaya vurması- ekonominin karaya vurması; dalgalı kur; suya sabuna dokunmayan insanlar; sudan çıkmış balığa dönen insanlar; derin su; açık su; tatlı su, varacağı limanı bilmeyen yelkenli... Ben şunu iddia ediyorum: Su bir kültürdür ve bu kültürden gelen insanlardan zarar gelmez."

"Sevgi üretirdim evet. Kalbim çok büyük. Gerçekten. Yoksa, insan niye iki kere sözlenir, bir kere de nişanlanır? Ama sonra baktım, beceremiyorum, olmuyor, el ele tutuşunca, 30 santimden daha fazla yakınlaşınca, işin büyüsü bozuluyor, kendimi koruyup kollayamıyorum, kendime hakim olamıyorum."
"İki söz bir nişandan sonra, baktım ki ben bu işi beceremiyorum, işin tılsımı bozuluyor, 30 santim mesafeden yakın olduğum zaman iş bitiyor, o zaman dedim ki, "Bu işi erbabına bırak..." Annemden bana helal sütü emmiş bir aileden şöyle düzgün bir kız bakmasını istedim. Görücü usulü yani.
Anneme de ne istediğimi söyledim, bizim de bir takım şartlarımız var elbette. Boyunu posunu tarif ettim, ince bilekli olsun dedim.. "Liseyi bitirmiş olsun yeter" dedim. Bir de 20 sene kilo almayacak. Annem buldu birtakım adaylar, fazla da vaktim yok. Bir Ramazan günü sırayla hepsine gidelim dedim. Çiçek gibi giyindim, arka arkaya üç tane kızın evine gittim, ailesiyle tanıştım. İlk gittiğim evde birden içim ısındı. Benim için çok önemlidir bu, içimin ısınması."
"Biz Mersin’i Dubai yapacağız dedik ama yağmur yağdığı zaman Mersin Venedik oluyor yani herkes hak ettiğini bulur"

"Başbakan yalakalığı yapanın hesabını sorarız "
“Ben içerde konuşurum tartışırım. ama bunu siz duymazsınız. içeride ne karar verilirse ona uyarız. başbakan uçurumdan atlıyorsa, bize yakışan onun arkasından atlamaktır. karar doğrudur yanlıştır önemli değil, Türk töresi böyle gerektirir”


Egemen Bağış;

'Başbakan Tayyip Erdoğan’la rektörlerin buluşmasını protesto eden öğrencilere yapılan müdahale sonucu hamile bir kadının bebeğinin düşürülmesine yolaçan gelişmeler için;
"Olaylar sırasında polise karşı kullanılan şiddet aşırıydı. maalesef birileri bizim gençlerimizi istismar ediyor"

"Siyah ceketimin sol omzu kirlendi" diyerek öğrencilere 2 yıl hapis cezası istemi ile dava açtı.

Kendisine takım elbise hediye eden CHP Milletvekili Mehmet Sevigen’e sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan;
"Sevigen'e burdan heryere saklanan, uzun süre çekim yapabilen mini kamera getireyim. O ve arkadaşları o kamerayı ne yapacaklarını iyi bilir."
"21 yaşındaki bir üniversite öğrencisinin nasıl bir anda 4 tane avukatı olabiliyor? o avukatların geçmişte hangi davalara baktığına, hangi sivil toplum örgütlerinde ne tür görevler aldıklarına baktığınız zaman bu işin arkasında genç kardeşlerimizi istismar eden bir takım örgütlenmeler olduğunu görüyorsunuz.”

Dava açılan gence yargı ceza vermeyince;
"Gencimiz ceza alsa en cok ben uzulurdum."

"Abuk sabuk bıyıklar bırakıp el kol işaretleri yaparak vatan sevgisi göstermeye çalışmak bu ülkenin insanına haksızlıktır."
10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer için;
“Adamın biri bir anayasa kitapçığı fırlatmıştı”

"Sosyalizmin iphone'u olmaz "

Edirne halkına;
"Akp'ye oy vermesseniz hizmet alamazsınız"


Beşir Atalay – İçişleri Bakanı

Danıştay davası sürerken;
"Danıştay saldırısını kimin yaptırdığı ortaya çıktı"

"Polis öğrencileri dövmüyor öğrenciler kendilerini yere atıyor"

"2010 yılında bir tane bile işkence iddiasıyla bir dava, iddia söz konusu olmamıştır."

"Türkiye'de basın özgürlüğü sorunu yoktur"
"Türkiye'de en güvenilen kurum polis teşkilatıdır."

TOBB Sosyal Tesisleri'nde;
"Bugün gerçekten Türkiye'de işkence sıfır, tam anlamıyla sıfır''


Akif Beki Başbakanlık Sözcüsü

13.05.2009 tarihli yazisi;
"Eşcinselliğin türleri var tabi. Çift cinsiyetli yani 'hunsa' doğanlar, sonradan cinsiyet degistirenler"

"Hz. Nuh’un gemisi vardı; bunu biliyoruz"


Bekir Bozdağ – Grup Başkanvekili

Meclis basın toplatısında;
"Ancak şahsın el kol hareketleri yaparak 'bırakın lan beni ibneler' diyerek afedersiniz, bütün bizi izleyenlerden özür diliyorum"

"Cumhuriyet Halk Partisi'nin ismi 'Cumhuriyet Halt Partisi' olarak değiştirilsin. Çünkü karıştırmadıkları halt kalmadı."


Nihat Ergün – Sanayi Bakanı

Alkol yasağının içip nağra atıp rezillik çıkaranları önlemek için olduğunu ifade etti.


TBMM Başkanı Arınç;
Haziran 2005, Manisa Dericiler Sitesi Başkanı Bülent Arınç'a;
"Sayın Başkanım size ağabey olarak hitap etmek isterim" diye izin istemesi üzerine;
"Bülent Ersoy deme de ne dersen de"

3 Şubat 2010:Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer hakkında verilen gensoru tartışmaları sırasında TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın odasını bastığını söyledi. Arınç, "Oda öyle basılmaz. Ona ’oda basmak’ denmez. Kapı açıktı, girdim" karşılığını verdi

Organ bagisi kampanyasi baslatıp sıra kendisine geldiğinde;
"Benim bu konuda terapiye ihtiyacim var, destekliyorum ancak bağışlamak icin erken"

23 Nisan resepsiyonu davetiyelerine eşinin adını neden yazdırmadığını soran gazetecilere;
"Bunun karşılığı, şeyini şey ettiğimin şeyidir. Bunu bana tekrar niye soruyorsunuz"

Ağustos 2004 Toplu Konut İdaresi’nin milletvekilleri için site yapması girişimiyle ilgili bir soru üzerine;
"TOKİ moki diye bir şeyler çıkarmayın. Bakın TOKİ moki derken, adamın (Hürriyet yazarı Bekir Coşkun) Pako’su öldü."

Mayıs 2006 Danıştay’daki silahlı saldırının ardından;
"Şu anda hastanede bulunan Sayın Bayan Ayfer Hanım’ın da bu karara çekince koyduğunu hepimiz biliyoruz. Yani bu saldırgan o karardan(türban kararı) infial duyarak bu karara imza atan kişilere karşı bir eylem düşünmüşse, bu karara muhalif kalan bir insana silahını boşaltmaması gerekirdi"


2006 Bülent Arınç;
"Afrikalı zombiler"

“Ege’de 12 mille ilgili savaş nedeni kararını artık kaldırmak gerekiyor”

"Bu Anayasa Mahkemesi'ni mecliste yapacağım bir anayasa değişikliğiyle kaldırabilir miyim? kaldırabilirim. Avrupa ülkelerinin hiçbirinde Anayasa Mahkemesi'ne benzer bir kurum yok. Tartışmaya açmıyorum, bir şikâyetim yok. Bugün üye sayısını, görev sahasını değiştirebilirim. Yüce divan yetkisini alabilirim. Her kanunun Anayasa Mahkemesi'ne gitmesini engelleyebilirim. Her şeyi yapabilirim, ben meclisim. Ben yasama organı olarak istediğim yasa değişikliğini yaparım. İstediğim yasağı koyarım, istediğim yasağı kaldırırım. Tbmm'nin bu yetkisi üzerine kimse perde düşüremez.''

"Odun gibi hakikat sözler söylerim"

Kerbela'da katledilen Hz. Hüseyin'in anıldığı ve alevilerin yas ilan ettikleri gün olan aşure gününü,
"Alevilerin aşure gününü kutluyorum"

23 nisan çocuk bayramında 21 yaşındaki adamı meclis kürsüsüne oturttu.

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi;
"Kendinizi yeni Türkiye'ye ayarlayın"

Cumhurbaşkanlığı hakkında;
''O yedi yıl içerisinde çok büyük yetkiler kullanıyor. Olağanüstü, süpermen gibi... Yargıya ayrı, yasamaya ayrı, yürütmeye ayrı yetkileri var. Bu kadar yetki... Peki sorumluluk var mı? Sıfır sorumluluk. Cumhurbaşkanı'nın tek başına yaptığı tasarruflar bile yargı yetkisi dışında. Bunların hepsini yapabilir ama sorumsuzluğu var.''

Manisa’da şehit cenazesi töreninde tepkilerin hedefi olan TBMM Başkanı Bülent Arınç;
"Bütün bunlar önceden planlanmış. Bizim de istihbaratımız var. Biz uyumuyoruz. Sadece Manisa dışından gelenler değil, az da olsa kamu görevlileri de vardı. Hepsini isim isim biliyorum. Utanmaları gerekir. Bu kimsenin haddi değil. Bunları yapanlar pişman olacaktır.”

"Memleketin en önemli koltuğunu (cumhurbaşkanlığı) arkadaşıma (Abdullah Gül) verdim"

Memleketi Manisa'da Arınç konuşurken 70 yaşındaki bir çiftçi;
“Çifçiyi öldürdünüz. Alaşehir Suma Fabrikası'nı sattınız. Üzümün kilosu 40 Ykr'tan satıldı'' dedi.
Bu sözler üzerine sinirlenen Arınç çiftçiyi;
"Sağdan soldan laf atarsanız, hem kötü niyetli hem saygısız olursunuz''
"Kes sesini terbiyesiz adam, Ömer Bey bu adamin dersini ver, onun karsisinda Türkiye Büyük Millet Meclisi Baskani konusuyor, sen dersini veremezsen bana bildir, ben icabina bakarim."


2007 seçimleri sonrası;
"Bu dönem bakan değil gören olucam"

Mehmet Gül'ün cenazesinde Akp kapatma davasının savcısını kastederek;
"Ölüm en büyük gerçek, bunu başsavcı da görmeli, tüm siyasetçiler de görmeli. Ölüm bize şah damarlarımızdan daha yakın, hepimiz faniyiz. Onun için o kapatma davasını falan bırakın bir kenarlara."

Ordu için;
"Allah'a çok şükrediyorum ki Türkiye bunların zamanında bir savaşa falan girmemiş yoksa bunların savaşacak halleri yok. Askerlikten başka her şeyi yapmışlar."

Manisa'nın Turgutlu İlçesinde Mehmet Altan Anaokulu'nun açılısına AKP'li Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın milletvekili seçildiği Manisa'da katıldığı açılış törenine, 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Genelkurmay eski Başkanı emekli Orgeneral Hilmi Özkök, Ege eski Ordu Komutanı emekli Orgeneral Fikret Küpeli de katıldı.

Mahkemesi devam eden bir dava için Bolu Valisinin;
"Ülkemizde halkın iradesini bir türlü içine sindiremeyen kişi ve gruplar, içinde bulunduğumuz dönemde bile hala Baas rejimi ya da bir çeşit Pol Pot rejimi özlemiyle hükümeti devirmeyi, binlerce kişiyi yok etmeyi planlıyor. Bu kişi ve gruplar, halkın iradesine karşı plan yapmaktan ne usanıyorlar ne de utanıyorlar. Her türlü kanunsuz, ahlaka mugayir yol ve yöntemi kullanmakta bir sakınca görmüyorlar. Üstelik geçmişte bu işleri yapmış olanların cezalandırılması bir yana ödüllendirilmiş olmaları bu gibi kişileri teşvik ediyor. Ülkemizi jakoben bürokrasinin paşa gönlünden koptuğu kadar değil, sonuna kadar demokrasiye kavuşturalım." sözlerine Arınç;

"Artık Türkiye’de okuyan, inceleyen, araştıran, fikir sahibi, fikrini de cesaretle ifade eden devletin valileri var"
Eskiden akp aleyhinde konuşan üniversite rektörleri hakkında;
"Üniversiteler, artık olumluya doğru gidiyor. ateşli nutuklarla siyasi iktidarlardan hesap sormayı kendine görev bilen rektörlerimiz çok şükür gitmiş."

Mecliste pankart açan Chp milletvekillerine;
"Zamanında çocuklar pankart açtı hapse girdiler."

Kemal Kılıçdaroğlu için;
"Gandhi oldu dandi "

"Tabi bir insana bir suç isnat edildiği zaman, 'ben bu işi yaptım' derse bu ikrardır, yani kabul etmektir. 'Ben bu işi yapmadım' derse reddir, inkardır. 'Ben bu işi yaptım ama başka türlü yaptım, başka kişiye göre yaptım, başka amaçla yaptım' derse bu tevil yollu ikrardır. Yani içinde tevil taşıyan başka atasözleri de biliyorum ama sadece bugün bunu söylemeyeyim"

Meclis Başkan Vekili Güldal Mumcu'nun odasına gidip "Sarhoşlara söz veriyorsun" diyerek hesap sorması üzerine Güldal Mumcu;
“Ama demin, bakanlar kurulu üyesi bir bakan, Başbakan Yardımcısı Sayın Arınç, makam odasına gelip, nasıl yöneteceğim konusunda bana talimat vermeye kalkıştı, bunu şiddetle kınıyorum”
Bülent Arınç;
"Ona oda basmak denmez. oda basmaya ben yalnız mı giderim?"

Başsavcı İlhan Cihaner'in göreve geri gelmesinden sonra;
"Türkiye yargıçlar devleti değildir"
"Siyaset yapacaksanız cüppeleri çıkarın"

Erzincan olayında 'Adliyeye baskın' diyen basına;
"Türkiye’de en önemli televizyon kanallarından birisi, bunu bilerek istismar ediyor. ‘Başsavcılık basıldı’ diyor. ‘Adliye basıldı’ diyor. Tuuu sana. Böyle basılma olmaz. Bu çok terbiyesiz. Onun yapması gereken şudur; ‘Başsavcı elinde arama kararıyla, başsavının evinde, işyerinde arama yaptı.’ Ama berduş dili nedir, ‘basmak’. Bunlar hep basmaya alışmışlar. Darbe geleneğinden geliyor bunlar, baskınlardan geliyor. Hep basmaktan geliyorlar. Ama kafaları basmıyor hala, Türkiye’de çok şey değişti."

Yasadışı Anadolu Federe İslam Devleti lideri Metin Kaplan hakkında ‘Anayasal düzeni silah zoru ile değiştirmeye teşebbüs gerekçesi ile yerel mahkeme tarafından müebbet cezasına ilişkin kararın Yargıtay’da bozulması üzerine;
"Yargıtay ‘tahta tüfeklerle darbe olmaz, ancak örgüt olarak cezalandırabilirsin’ diyerek bu kararı bozdu. Biz Yargıtay’dan böyle kararlar bekliyoruz. Acaba bu Yargıtay kararı bundan sonra birileri için emsal teşkil edebilir mi?"

"Ben Tayyip beyden farklı düşünüyorum. İyi ki o var partinin başında. Ben olsam ‘yürüyün seçime’ derim. Bugün seçime gitsek bunların nal toplayacağını biliyorum."

“Çok şükür Yunanistan'ın içine düştüğü duruma Türkiye düşmedi ve düşmeyecek. Elbet esnaf sıkıntılar yaşadı, tarım sektörü sıkıntılar yaşadı, işsizlik arttı diyebiliriz ama felakete uğramadık, memur maaşını alıyor”
“Nakşi ile mevlevi yan yana gelmişler. mevlevi demiş ki, biz öyle zikir yaparız ki Allah der döneriz, döner Allah deriz. Nakşi de demiş ki, bir kere Allah deriz bir daha dönmeyiz.”

Kılıçdaroğlu'nun parti başkanlığından sonra;
''Kemal Kılıçdaroğlu yenidir çok konuşuyor, az konuşsun, düşünüp konuşsun, Baykal her gün konuştu da bu ona pahalıya mal oldu, Kılıçdaroğlu'na da pahalıya mal olmasın''

Ergenekon soruşturmasında tahliye olan Mustafa Özbek'in “22 ay savunma yapmadan çıktım, 3 saat önce teröristtim, şimdi ne değişti” açıklamasının hatırlatılması ve “hala içeride suçlu olup olmadığı kesinleşmeden duranlar olduğu” belirtilerek sürecin ne zaman sonuca varacağının sorulması üzerine;

"Bu işin keyfini yaşasın, içerideki arkadaşları için de dua etsin onlar da özgürlüklerine kavuşsunlar ama kabadayılık olmasın. Çünkü öyle kabadayılar vardı, tahliye edilip çıktığında 1,5 saat kadar televizyon önünde konuşan sonra tekrar 'içeri buyurun' dendiğinde sesi çıkmayanlar var."


Wikileaks belgelerinde Bülent Arınç;
his(Recep Tayyip Erdoğan) attack dog;
mecazen sahibinin söylemediği/söyleyemediğini söyleyen kişi.


Muhteşem yüzyıl dizisi üzerine;
"Kanuni Sultan Süleyman gibi bütün dünyada ve Osmanlı döneminde büyüklüğü bilinen ve 'Muhteşem Süleyman' olarak tanıtılan bir insanın harem, içki düşkünü, hatta bazı sahnelerinde söylemeye dilim varmayan bir ilişki içerisinde göstermeye matuf... Fragmanlarından böyle anlaşıldığı düşünülebiliyor. Böyle büyük bir masraflarla dizinin çekilmiş olması ve gösterilmeye bir kaç gün önce başlanmış olmasından üzüntü duyuyorum."

"Orhan Pamuk'un Nobel'i almasından kendine pay çıkarıyor demeyin, ama bizim yarattığımız ortamla ilgisi var."

"Paramız eskiden afrikalı yamyamların paralarından daha değersizdi"

"Hayat içkiden ibaret değil hayat seksten ibaret değil"

İzmir konuşmasında;
"Halkın ortak paydası muhafazakarlıktır."

"Hizbullah adında türkiye'de dernek yok"

"Bak Tayyip Bey bile ne halden ne hale geldi. O civanım delikanlının gözlerinin altı morardı, düşünüyor. İktidar sorumluk ister”

"Komşumuz yunanistan'ın 1 trilyon dolar dış borcu var. Neredeyse mendil açıp yardım dilenecekler. Fabrikalarda üretim durdu, fabrikalar satılacak, alıcısı yok."

"Türkiye aslında Abd'nin gerçek anlamda güvenebileceği ve bölge sorunlarının çözümü için işbirliği yapabileceği bir dosttur. Bu böyle bilinmelidir"

"İşçiye de "mutlaka sen sendikalı olacaksın" diye baskı yapma imkanımız yok. Eğer cesaretleri varsa ve patronlarla iyi ilişkiler içinde olabiliyorlarsa patronlar da 'benim çalışanlarım elbette sendikalı olabilir' düşüncesindeyse bu mutlaka gerçekleşebilir."
''100 tane anket şirketine 'bu seçimleri kim kazanacak?' diye anket yaptırmaya gerek yok. belediye başkanları tedbil-i kıyafet etsinler, 10 tane taksiye binsinler, 'kardeşim, bu belediye başkanı ne yapıyor? nasıl, memnun musun?' diye sorsunlar, yemin ediyorum size yüzde 100'dür, kesin netice çıkar''

Salondaki taksi ve dolmuş şoförlerinin 'hayır' demesi üzerine;
''O ayrı. Ben şimdi size sormuyorum yahu. Dertlisiniz galiba, sormamış olayım''

"Ne zaman abdest alınacağını bilmeyecek kadar zavallı, ne İslam'dan ne abdestten, ne Kuran'dan habersiz olan insanlar Türkiye'de iktidar olmaya kalkıyorlar"

"Türkiye’nin muhtelif yerlerinde Barak aşireti veya barak boyu diye önemli bölgeler var. Barak’tan gelmiş Orta Asya’dan Anadolu’ya gelmiş erenlerden biri olması gerekir. Sonra şu ’Barak’ ismini başka bir yerden de hatırlıyoruz. Ama benim daha önce aklıma gelmemişti Türkiye de yaşayan Baraklılar Amerika başkanının ismini duyunca bu olsa olsa bizdendir demeye başladı. Biliyorsunuz Obama’nın birinci ismi Barack’tır. O Barack Hüseyin’dir Biz de Barakfakih’in önündeyiz. Yani olur mu olmaz mı Allahın takdiridir. Babamız Hz Adem, anamız Hz. Havva olduktan sonra yüzyıllardan bu yana Amerika’ya başkan seçilenle Kestel’in Barakfakih arasında nasıl bir irtibat var derseniz, olmaz olmaz demeyin Çünkü burası Barakfakih. O adamcağız da Barack Hüseyin. İkisi de güzel isimler. Yani işin bu tarafında bile Türkiye’de yaşayan barak aşiretinin mensupları Van tarafında Obama’nın başkan seçildiği gün 40 tane kurban kestiler. Var onların bir bildiği. Biz sonradan öğrendik. O yüzden boş insan değil bunlar "

Arınç, değiştirilemez 3 madde arasında korunması gereken hususun sadece cumhuriyet ile ilgili olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.Arınç, diğer iki maddeyle ilgili, "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez' sözleri yerine, değiştirilmelerini nitelikli çoğunluğa bağlamak mümkün' ifadesinin konulmasını önerdi.

Hayati Yazıcı

"1 milyar dolayında insanın günlük geliri 1 doların altında. türkiye'de günlük geliri 1 doların altında bir kişi bile yok."


Selma Aliye Kavaf;

"Biz ülke olarak eşcinsel evliliği kabul etmediğimiz gibi eşcinsel aile ebeveynlik kurumunu da kabul etmediğimizi belirtmek isteriz"
"Eşcinsellik hastalıktır, tedavi edilmelidir"

"Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. Tedavi edilmesi gereken bir şey bence. dolayısıyla eşcinsel evliliklere de olumlu bakmıyorum. Bakanlığımızda onlarla ilgili bir çalışma yok. Zaten bize iletilmiş bir talep de yok. Türkiye’de eşcinseller yok demiyoruz, bu vaka var. "

"Kürtajı önleyen ve azalan doğum oranlarının artmasını sağlayan politikaları ve projeleri destekliyoruz"

Muhteşem Yüzyıl dizisiyle ilgili;
"600 yıl boyunca üç kıtaya hükmetmiş bir imparatorluktan bahsediyoruz. osmanlı'yı o şekilde anlatmak doğru değil."

"Parti erkek adayla daha fazla oy alacaksa neden kadın aday göstersin"

"Hayatın akışı içinde insanın nerede nasıl giyineceğine dair bir adap, usul olduğunu belirten kavaf, ''sadece Türkiye'de değil tüm dünyada bu böyledir ama onun dışında tacizin tek sebebi olarak kılık kıyafeti göstermek ya da kılık kıyafetin arkasına sığınmak doğru bir şey değil''

Konya Huzurevi’nde 3 yaşlının 15 ay içinde pencerelerden düşüp ölmesini, “bunama ve algılama sorunları” olmasına bağladı.
“Vefat eden 3 yaşlımızla ilgili olarak Konya İl İnsan Hakları Kurulu’nun raporunda da belirtildiği üzere, ‘yaşlıların ileri derecede bunama ve algılama sorunları olduğu’ görülmektedir.


Mehmet Ali Şahin

"Maaşlarımız yetmiyor, geçinemiyoruz" diyen memura;
"Ben de devletin belirlediği maaşı alıyorum"

"Hükümetimizle kavga eden, zıtlaşan yerel yönetimler her projelerini Ankara'dan geçiremiyor. Maalesef bu türkiye'nin gerçeği. O nedenle halkıyla barışık, hükümetiyle barışık, devletiyle barışık mahalli yöneticiler işbaşında olursa bizim sorunlarımız daha çabuk çözülür"

Başbakan'a "kıvırtan başbakan" istemiyoruz dediği için Kayseri milletvekili Kulkuloğlu'na Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin tarafından kınama cezası verildi.

Akp grup başkan vekili Suat Kılıç'ın "kıvırtan Chp" benzetmesi yapması üzerine kınama cezası verilmesi mecliste Akp'nin çoğunluk oylarıyla reddedildi.

Suat kılıç başka bir konuşmasında;
"Kılıçdaroğlu'nun soyadında darlık var"
Cemil Çiçek

“Herkesin maaşını düzenliyoruz ama kamuoyundan çekindiğimiz için kendi maaşlarımızı düzenlemiyoruz”


Abdullah Gül

Sırça Köşk'te ikamet eden cumhurbaskani;
"Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in 'çok geliyor' diyerek iade ettigi köşk butcesi Abdullah Gül için 21 milyon ytl arttırıldı.

Böylelikle memura yüzde 7.6'lık zam yapılırken, Cumhurbaskani Abdullah Gül'ün harcama yetkisi yuzde 60 yükseldi.

Yeni bütçede Çankaya Köşkü'nün onarımı ve yeni mobilya satın alımı için; 19.8 trilyon tadilat, 11.9 trilyon da yeni mobilya için olmak üzere toplam 30.7 trilyon ayrıldı.

İstanbul'daki Cumhurbaşkanlığına ait Huber köşkü için 6,5 trilyonluk mobilya ve dokrasyon
çankaya'nın 2009 bütçesi 55 trilyon.

Önceki cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer, kendisine bütçeden 'buyurun harcayın' diye verilen her 100 liranın 26 lirasını 'hiçbir şeyimiz eksik değil, harcayacak yerimiz yok' diyerek geri vermişti.

Abdullah Gül, cumhurbaşkanı olunca köşk'ü 'oturulamaz' bulduğu için bütçesinde yüzde 63 artış yapıldı."

Kendisine onay için gelen Tobb yasasıyla iligili bir yasa değişikliği sonucu genel sekreterlik için hırsızlık ve rüşvetten "mahkum olma" şartı getirildi.

Bayram mesajı;
"İnanın ki Türkiye köklü bir değişimden geçiyor. Bazen mum dibine ışık vermez. Bazen evin içinde büyüyen çoçuğun büyüdüğünün farkına varmayabiliriz"
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki'ye kefil olduğunu açıklaması için;
"Siyasetçi olsam çok şey söylerim ama kendimi tutayım"

2009 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Akp'nin demokratik açılımı öncesi;
"Tarihi fırsat kaçıyor"

Recep Tayyip Erdoğan Başbakan olduktan sonra;
"Türkiye Cumhuriyeti'nin başlangıçta koyduğu laiklik, cumhuriyetçilik ve milliyetçilik gibi bir çok temel ilkenin yerini daha müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğu olduğu ve artık bunun zamanının geldiğini düşünüyorum."

2008 1 Mayıs'ının tatil olması ve Taksim'de kutlanmak istenmesiyle ilgili;
“Ayakların baş olduğu yerde kıyamet kopar”

2009 Şanlıurfa'daki yerel seçimler öncesi;
“Ceketimizi koysak seçtiririz”
Şanlıurfa'da bağımsız aday Fakıbaba seçimi kazandı.
Recep Tayyip Erdoğan alkolün meyvelerden elde edildiğini bu sebeple içki yerine meyve yenebileceğini söyledi.
'Bu işin sulusuna da kurusuna da karşıyım. Objektif tıp temsilcilerinden 'bu faydalı' diyeni görmedim. 'Belli miktarda alınırsa faydalıdır' diyeni de var. Sen bunları meyveden elde etmiyor musun? Üzümden elde etmiyor musun? Onları ye!"

Partisinin il başkanlarına yaptığı konuşmada;
"Öfke bir hitabet sanatıdır"

"Hayatında iki koyun güdemeyenler çıkmışlar ortaya seçim hakkında konuşuyorlar"

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e;
"Aç tavuk kendini buğday ambarında sanar"

İzmir için;
"İzmir'in üzerinde zaman zaman yakıştırılan bazı ifadeler var. O ifadelerin olmadığı da görülecektir. Çünkü, İzmir'in aslı bu değildir. O yakıştırmalar değildir, inşallah bu yakıştırmaları da ilk seçimde silip atacaktır. Ben buna inanıyorum"

Seçim konuşmaları sırasında vatandaşa;
"Dur dinle be! Dur dinle! 9 ay 10 gün be!"

"Seksen yıllık bedeli bu iktidar ödüyor"

"Çocuğum işsiz" diyen bir babaya;
"Senin oğlun da işsiz kalsın"

"Sen bana sen diyemezsin"

"Sana üç nokta koyarım"

2004;
"CHP'nin kökü berektsizdir."

%10 seçim barajı için;
“Barajla demokrasinin ne alakası var?”
Kullanıcı küçük betizi
Son İktidar
Üye
Üye
 
İletiler: 23
Kayıt: Pzt May 30, 2011 16:53

Şu dizine dön: Son İktidar - Ulusal ÖZDEMİR

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

cron

x