İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen Oğuz Kağan » Cum Nis 01, 2011 18:18

İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır!

Buradan Türk Ulusunun kurtuluş mücadelesine destek veren; ama tüm fikri olgunluğa sahip olmasına rağmen, bazı ayrıntıları gözden kaçıranları uyarmak istiyorum! Çözüm; tepede birleşmek değildir! Çözüm; salon toplantıları değildir! Çözüm; medyatik kişi veya kurumların desteğini almak da değildir!

Günümüz şartlarında her şeyi; sadece ve sadece AKP’nin alaşağı edilmesiyle sınırlı görenler çok yanılıyorlar ve bu yanılgıya bizden olduğunu düşündüğümüz kişiler de düşüyor.
Artık yol ayrımına gelindiğinin resmidir! Herkes, asli fikrini söylemeli ve kitleleri daha fazla oyalamamalıdır!

AKP’yi indirmek için bazı organizasyonlar yapılmakta, kişilerin imzaları toplanmakta ve adına güç birliği denmektedir! Oysa ben kendim de dâhil, kimsenin halka doğru, dürüst davayı anlattığını görmedim! Bizim yazdıklarımıza, söylediklerimize ulaşamayan ve daha internet denen vakadan haberi dahi olmayan milyonları; kendi fikri mücadelemize katmak için hangimiz köylere gittik! Kim böyle bir organizasyon yaptı!..

Prof’lar, yazarlar, sanatçılar… körler ve sağırlar yıllardır birbirimizi oyalıyoruz; sorsan bize mangalda kül bırakmıyoruz! Adamın on çocuğu var, açlık ve sefalet içinde; hasta, çalışamıyor; ‘aklı neredeydi’, demekten başka, ne verdik de ne istiyoruz bu adamdan! Sonra bu adam; bu güç birliğini duyacak, o birlik içindekileri tanıyacak, ‘vay be ne vatansever adamlar’ diyecek ve doğru kararı verecek, öyle mi?
Oy benim nenem, karagözlü çingenem!… Ölme eş-şeğim! Birileri de seçsis’le oynamayacak!

Halkını küçük görmeyecek ve onu aşağılamayacaksın!
Onun; senin bildiklerine erişme imkânı olmamış olabilir, şartları gereği okuyamamış, kendisini yetiştirememiş olabilir, senin çalmadığın kapısını çalanlar, yanlış ve yalan bilgilerle kafasını karıştırmış olabilir! Zavallı olabilir! Tevekkal dahi olabilir! Ve hatta senin fikrine düşman bile olabilir! Senin; onu elinin tersiyle itme lüksün yoktur; madem davan doğru davadır ve davana inanıyorsun, onu kazanmak senin görevin! Üç kuruşa, beş köfte yok, çalışacaksın! Öyle üç-beş kişi bir araya gelip kahve içmeyle bu vatan kurtulmaz! Her canın sıkıldığında, her canın yandığında ‘Anıtkabir’e gidip sızlanmak değildir Atatürkçülük! Atatürkçülük; çare üretmek, mücadele etmek ve neticeye varmaktır! ‘Anıtkabir’ de şikâyet mercii değildir! (Hemen üzerine alınma, git tabi; ama dayak yemiş çocuklar gibi sümüğünü çekerek değil, altı ok’u hedefe çaktık Atam, diyerek…)

Ben hayatta çok şey kaybettim, daha geçen mayıs beyin kanaması geçirdim; öte tarafa bi gittim, ‘yer yok’ dediler geldim!
Yani ölümün kıyısından döndüm, uslanmadım. Şimdi kafada çip var!.. Bu memleketi kaybetmeyi düşünmüyorum!.. Yurdunuzu seviyorsanız, insanlarını da seviniz! Onları; cahil-cühela takımıymış zannetmeyin, kırmayın, incitmeyin! Yıllar yılıdır, yanlış ve yalan bilgilerle kandırıldılar, Allah’a olan inançları zayıf noktalarıydı, bam tellerinden yakalandılar, sömürüldüler, sömürüldüler! Tarlaları ellerinden alındı, sesleri çıkmadı! Meydanları satıldı çıtları çıkmadı! Ekin ekemez hale geldiler, anaları ağladı! Tepkisiz kaldılar, çünkü bu ihaneti yapanlar hep Tanrı adına yaptılar, onları Allah ile aldattılar!..

Buradan tekrar söylüyorum; tek başına ‘laik’liği savunanlardan uzak durun, onların niyeti başka! Halkın inançlarına saygılı olun; ama Kılıçdaroğlu gibi de tarikat seviciliği yapmayın!

Tarikatları STK gören veya öyle gösterenlerin arka planına dikkat edin! Ülkücülük yapıyorum diye caka satanların, cemaat bağlantılarına dikkat edin! (gerçek Ülkücü ve gerçek CHP’liler konu dışıdır)…


Şimdi ‘laik’likle ilgili eleştiri gelecektir, cevap vereyim! Ey dümbük; içinizde en ‘laik’ benim ve ‘laik’liğe en ihtiyacı olan da benim; zira Allah inancım hayli farklı, seni aşar, yani senden çok benim ihtiyacım var! Ben ‘laik’im, ama halkımın peygamberine küfür edildiğinde de, içimin yağları erimiyor; birileri gidip el-etek öperken, en başta yine ben karşı çıkıyorum! O yüzden yorum yaparken iki hatta üç kere düşün! Cevap vermezsem, anla ki; ti ye almışımdır seni! Sen önce kendi halkına sahip çık! Onun değerlerini, onun kıymet verdiklerini aşağılama yeter! Dağlara çıkarken haber vereceğiz, bakalım kaçınız gelecek! Ha pardon, siz seçimlerle halledecektiniz di mi! Pardon ya…

AKP gidecek! Hadi gitti! Hadi Y-CHP ya da MHP geldi! Hadi diyelim, ikisi birden geldi! İhanet bitecek mi sandın! Bugün bu ülkede ABD’nin istemediği hiçbir hükümet iş başına gelemez, hala anlamadın mı? Güç birliğiymiş!..

Bakıyorum ‘güç birliği’ fotoğrafına; aa kimleri görüyorum! Daha düne kadar sistemle barışık, sistemin verdiği cukkalarla geçinen ve hatta sistemin işlemesi için Tayyip’i alıp çanak sorularla en az yüzde beş oy artıranlar mı ararsın, aykırı yaşam tarzını, çağdaşlık diye millete yutturanlar mı? Hepsi orada! Hani şu; ‘bu milletin yüzde altmışı aptaldır’ diyen aydın(!) zihniyetin temsilcileri de orada, tiyatro sahnesi gibi!

Taa en başından beri söylüyorum; ihanet, Kemalizm’in içine sızmıştır! Bugün bu haldeysek eğer; Kemalist(!) bilinen ya da Atatürkçü(!) olarak lanse edilenlerin büyük çoğunluğunun masonik geçmişleri bu milletten saklanmış olduğu içindir! 1935 de Atatürk tarafından kapatılan mason localarının nihai hedefi Atatürk’ü etkisiz hale getirip, halkta var olan Atatürk sevgisini kullanmaktı! Ve bunu bugüne kadar çok iyi yaptılar! Bugün bu ülkede kurulmak istenen, Kürt-İslam faşizminin arkasında da yine bu kirli yapılanma vardır!.. Üç kuruşluk tarikatlarda var olan dayanışma ruhu, Atatürkçülerde neden oluşmamıştır? Bunun en büyük sebebi; altı ok’u, ‘sadece ve sadece ‘laik’liğe indirgemeleridir! Kemalizm ideolojisinin altılı sacayağı, bir tekinin üzerine kurulmuş ve yetmiş yıldır bu sakat düşünce Atatürkçülük olarak millete dayatılmıştır!

Bu hükümetin yedeği ve hatta yedekleri hazırdır, aportta beklemektedirler! ABD’nin yapacağı bir değişiklikte sıranın kime geldiğini medya zaten belli eder! Savcı Öz’ün görevden alınması, Tayyip’e yapılan şantajın belgesidir! Öz’ü görevden alan Tayyip’tir; çünkü Şener ve Şık’ın Ergenekon’a yamanmak istenmesi geri tepmiş, liberal zevatların oyları tehlikeye düşmüştür! Şener ve Şık içeri alındı diye ağıt yakan sözde Atatürkçüler(!), az önce yukarıda bahsettiğimiz yozlaşmanın neticesinde ortaya çıkan, yarı-cahil kesimden başkası değildir! Yani her içeri gireni Atatürkçü sanan ahmaklar ordusu; Şener ve Şık için ortalığı yıkarken, üç seneyi aşkındır içeri de tutulan Ergün Poyraz’dan ya da Vedat Yenerer’den hiç bahsetmezler! Çünkü onlar kendilerine Müslüman(!), kendilerine demokrat ve kendilerine Atatürkçü(!)dürler! Ve onlar; Ermenilerden özür dilerken çok medeni, Irak yağmalanırken ve Hocalı katliamı yapılırken, dilsizdirler! Çünkü onlar, gizli masondurlar!.. Emin olun çoğu öyledir! Geri kalanları ise; entelliğin sınırında kalmayı bi b.. zanneden zibidilerdir!..

Halkımızın iki kesimi vardır; cahiller ve yarı cahiller! Cahil denilen kesim, her fırsatta yarı cahillerin istemediği partilere oy verir! Bu bir nevi içten içe bir tepkidir aslında; zira yarı cahil olan kesimin her konuda ki ‘ben bilirim’ havaları (b..b.. bilmezler) halkın genelinde antipati topladığından, tepki oyları hep gerici akımları temsil edenlere kayar! Bu sosyolojik bir olgudur ve bu olguyu iyi bilen masonik örgütlenmeler; yarı cahillerin yanındaymış imajı vererek, çok iyi hesapladıkları tepkiyi, kendi düşüncelerine hizmet edecek olanlara kanalize ederler ve ardından da yarı cahil dediğimiz kesimi kışkırtarak ‘bu milletten adam olmaz’ tümcesini defalarca söyletip, aradaki uçurumu daha da keskin hale getirirler! Ben buna Yahudi Taktiği, diyorum! Aç parantez; anti-semitist değil anti-siyonistim, kapa parantez… ‘Van minut’ olayı buna çok iyi bir örnektir! İsrail’den izin almadan tuvalete gidemeyenler, İsrail’e küfür edemezler! Şimdi Libya’dalar, sorsan Müslümanlar! Biz de yedik!.. İşte bunu halka anlatmak her Kemalist’in görevidir! Feysbuk da bir yere kadar! Şehrinize inin, köylerinize gidin, halka karışın! Televizyonda iki maganda görenler, kendileri hariç herkesi öyle sanıyor!

Japonya’da deprem olur, faturası bize kesilir! Neymiş; çok bilinçlilermiş!
Onun için tüm insanlık radyasyon tehlikesiyle baş başa kaldı değil mi? Yağma olmamış, bizde olsa… Dangalak ben depremzedeyim, 99 depreminde kız kardeşimi ve 3,5 yaşında yeğenimi kaybettim, günlerce oralardaydım; bırak yağmayı, çevre illerden bagajını dolduran koştu geldi, ekmekten tutun da sosisine, salamına kadar mutfak dolabında ne varsa doldurup yardıma koştu insanlar! Ha, bir iki hırsızlık olayı oldu elbette; şimdi bu iki dangalak yüzünden diğerlerini yok mu sayacağız! Size yemin ediyorum, kız kardeşimin evine 23 kilometreyi koşarak gittim, her bir yanda acıdan kıvranan insanlar vardı ama ben canıma koşuyordum! Küçük bir bakkalın yarısı çökmüş bir vaziyetteydi; baktım bir adam, gelene geçene içecek bir şeyler dağıtıyor, yanına gittim, bakkalın sahibiymiş ve torununu kaybetmiş! Bir yandan iç geçiriyor, bir yandan da susayanlara, kola, gazoz, su, eline ne geçerse dağıtmaya çabalıyor! Şimdi bizim bu dangalak medya bunu görmüyor, o sırada insanların boşluğundan yararlanmaya çalışan bir magandanın çaldığı el radyosunu; ‘FLAŞ- FLAŞ-FLAŞ’ diye elli kere gözümüze sokuyor! Neden? Bilinçli ya da bilinçsiz ama kesinlikle bir yerlerden ‘’tezgâh’’lanmış şekilde, halkta; kendisine karşı bir aşağılık duygusu yaratma ve onu her seçimde kendi çıkarları lehine kullanma…

Yok, yazılar karışmadı, yazı yine aynı yazı! Benim bütün yazılarım aynıdır! Hepsi yola çıktığında halka uğrar mutlaka! Onun bir çayını içer, onunla dertleşir bir kere! Bu kimilerinin hoşuna gitmez! Çokta umurum!..

Bizim buralarda bir boyacı (ayakkabı boyacısı) Barış vardır, az tevekkal! Arada gelir kulağıma eğilir ‘abi on kuruşun var mı?’ der, çıkartır bazen bir lira, bazen beş lira veririm, şaşırır ne yapacağını. Bazıları, ‘bi gün vermesen seni tanımaz’ derler! Ulan adam tevekkal, tanısa ne, tanımasa ne! ‘İyi ama bu çakal senden aldığı parayla gidip içiyor, çalışmıyor’…

Yavrucuğum adam normal değil, keşke imkânımız olsa da adam gibi bir ev tutup kirasını verebilsek!

‘’Çok pis, kokuyor!’’

Sende al bir hamama götür, eline yapışmaz!

Yani diyeceğim o ki; adam yarı deli, aklı ermiyor ve hala normal adam muamelesi yapmaya çalışıyorlar! Bırak kardeşim, ne istiyorsun elin garibanından, bir lira veririm, on lira veririm, dilenci değil ki… Şimdi düşünün, az hayal edin; elinde mikrofonlu ‘saat doldurucu’ haberci geliyor ve Barış’a mikrofonu uzatıyor ve soruyor; ‘Kıbrıs nerede?’. Barış tam akıllı değil ama soruyu anlar! Kem küm eder, ‘hııı, Erzurum’un yanında’ der. Akıllı haberci tereddüt eder havası vererek bir daha sorar; ‘Yozgat mı?’ der Barış… Neyse, akşam haberlerinin arasında Barış’a bakar yüzler, arkasından kahkahalar! Ulan adam yarı deli! dangalak! Aynı soru bana da sorulmuştur, cevap vermiş ama bir soru da ben sormuşumdur akıllı haberciye, apışıp kalmıştır; biraz daha beklese mikrofonu da yedirirdim ya… A, bir bakıyorum, Barış var, ben yokum!.. Şerefsiz; üç kuruşluk aklınızla halkı küçük düşürüp, halkı, halka kırdıracaksınız değil mi! Sonra da mitinglerde Atatürkçüyüm, diye fink atacaksınız! Sizin Atatürkçülüğünüzü seveyim ben! Ve sizi hala Atatürkçü sanan yarı cahil -zır-ları…

Halkı aşağılayan, halkı aşağı görenlerle yapılacak olan bir güç birliği, içersinde kimi barındırırsa barındırsın beni içine katamaz! Tek bir hain, koskoca bir orduyu felce uğratabilir; işte bu yüzden kime ve kimlere arka çıktığınıza dikkat edin! Davaya hizmet ediyorum derken, ileride davanın uğrayacağı hezimete ortak olmayın!


Her zaman dediğim gibi; içi temiz olmayan binler olmaktansa, davaya yürekten inanmış on kişi olmayı tercih ederim! Ama bunu ilk defa söyledim, artık bir daha ki sefere…

Sen ey Kemalist; medyatik tiplerle bir yere varacağını zannediyorsan, yanılıyorsun; iş, sende bitiyor! Sen kendin yetersin! Kendine kendin gibilerini bul! Milletin efendileri seni bekliyor!

Sen hala neyin peşindesin!


Cem YAĞCIOĞLU, 1 Nisan 2011, Güncel Meydan
Namık KEMAL:
"Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini,
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?"


Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK:
"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini,
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini."



http://www.guncelmeydan.com/pano/tayyip-erdogan-a-gonderilen-cfr-muhtirasi-kuresel-ihale-t18169.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/abd-disisleri-abdullah-gul-u-biz-yetistirdik-t23656.html
http://www.guncelmeydan.com/pano/dun-malta-surgunleri-vahdettin-bugun-ergenekon-tayyip-t18151.html

KAÇAMAYACAKSINIZ!
Kullanıcı küçük betizi
Oğuz Kağan
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 7818
Kayıt: Sal Oca 27, 2009 23:04
Konum: Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Cmt Nis 02, 2011 16:21

Degerli Cem Bey

Yaziniza 100% katiliyorum, benim de yillar dan beri soylemek istedigim sey budur. Neredyese hergun Guncelmeydan daki yazilari okuyorum, Ilk baslarda onemliydi, yazilar etkileyici geliyor du fakat sonralari kabak tadi vermeye basladi. Bir insana CFR in Bilderberg'in ne kadar ulke icin kotu oldugunu 1 kere yazar anlatirsin, Okurum anlarim, ama hergun yazilarini bu gucler uzerine yazmak, her gun AKP yi yuhalamak, hatayi hep disarida aramak artik gercekten de kabak tadi verdi, O yuzden basladim devamli bu milliyetci yazarlara da email atmaya ve artik konusmayi hep ayni seyleri anlatmayi birakip cozum uretmeleri gerektigini soylemeye. Sanirim bunlar da bu ulkenin durumundan menunlar, en iyi bildikleri 1 konuyu her gun yazma sansi buldular.

Toplumun %20 sinin ancak internet kullandigi bir ulkede, internette CFR i anlatmanin ulkeye ne faydasi var? Simdi sizin de soyledigi gibi, ulkede oyle bir durum var ki, eskinin yiyicileri, saticilari, simdiler de AKP yi yuhalayip, Ataturk ten bahsedip en kral vatansever oluveriyor, en aci seyde bu tipler den gercekten de kurtaricilik beklenmesin de. Mesela Tansu Ciller'in tekrar aday olup ulkeyi kurtarmasi bile konusuluyordu. Simdi velhasil Tansu Ciller aday olsa, secilse, AKP iktidardan gitse, Tansu Ciller 2. bir Ataturk mu olacak? Daha neler var neler, bu AKP her kes icin bir aklanma, yapmacik vatansever olabilme sansi oldu. Inanilmaz bir durum. Vatan satmak AKP den once yokmu idi? GAP projesini baslatanlar kimler? Susurluk ta araba nin icinde ve icinde kilerle iliski de olanlar kimler? Fettullah Gulenin korunmasi icin turkiyeden polis gonderen donemin ic isleri bakani kim? O ZAMAN AKP YOKTU. APO yakalndigin da idam i meclisce kaldiranlar kimler? En kral milliyetciyim diye gecinen partiler o donemler de iktidar degilmiydi. Simd Tayyip Erdogan "KARDESIM APO SIZIN DONEMINIZ DE YAKALN DI, BITARAFLARINIZ SIKMADI IDAM EDEMEDINIZ" dedigi zaman haksiz mi? devamli Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan tipleri namazinda terbiyesiyle evden ise isten eve giden turk milleti ne kadar onemser? Burada dincilik yapmiyorum, ama insan inandigi ni uygulamali, oldugun gibi gorun gorundugun gibe ol, Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin. Bugun kislada, Harp okullarinda ogrenciye bir cuma namazi kilmasi icin bile bir mescid yapmiyorsun, sahur zamani bir yemek hazirlamiyorsun, sonra savas zaman hadi ALLAH ALLAH diyin sehit olun diyorsun. Hangi vicdan buna hak verir?

Herkes te bir Japon hayranligi var, neymis yaziyorlar "Japonlar o gulumseyen Buda heykelinden gelen bir sakinlikle karsiladilar bu felaketi". Kardesim koca memeli, koca gobekli oturan buda nin bizler gibi Kuran'i olan haysiyetli bir Turk milletine ornek gostermek kadar aci birsey olabilir mi? Cok akilliymis bu Japonlar da o zaman neden tutup 5 tane nukleer santrali insa etmisler hemde 2 tane atom bombasi yedikten sonra. GECELIM BU SACMALIKLARI. Bir tane yazar cikmis hayran olmus Japonlarin terbiyesine, birbirlerine yardimina deprem de, O yazarin Yalova depremin de akli nerede imis? gormemis mi insanlar nasil yardimlasti, nasil olumu bile goze alip girdiler yikik binalar. BU GAVURLARA BIZE ORNEK GOSTERENLER SEREFSIZDIR. Ister Ataturk cu olsun, ister ne olursa olsun, hepsi SEREFSIZ.
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen GEZGİN » Cmt Nis 02, 2011 16:47

Yazılanların çoğu fikrime tercüman olmuş . Teşekkür ederim. Bize bizden birileri lazım , Türk hayranı lazım. 40 -50 senedir siyasetin içinde olmuş amerikancı , avrupacı , çinci , rusçu adamlar hiçbir zaman bu ülkenin başına geçseler dahi onlar Türk Milleti ne yarar gelmez.
Kullanıcı küçük betizi
GEZGİN
Üye
Üye
 
İletiler: 114
Kayıt: Çrş Kas 10, 2010 23:17

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen sarıçizmelimehmetağa » Pzr Nis 03, 2011 22:06

cinar6631 yazdı: Bugun kislada, Harp okullarinda ogrenciye bir cuma namazi kilmasi icin bile bir mescid yapmiyorsun, sahur zamani bir yemek hazirlamiyorsun, sonra savas zaman hadi ALLAH ALLAH diyin sehit olun diyorsun. Hangi vicdan buna hak verir?


Sayın "cinar6631",

Aşağıdaki soru tümceleri sizden yanıt vermenizi beklememektedir.

Siz askerlik görevini yaptınız mı? Yaptıysanız hangi ülkede yaptınız?

Bu ülkede (Türkiye Cumhuriyeti), her kışlada mescid bulunmaktadır.

Askere düzenli olarak sahur yemeği verilmektedir...

Bilginize...
Kullanıcı küçük betizi
sarıçizmelimehmetağa
Üye
Üye
 
İletiler: 18
Kayıt: Pzr Nis 03, 2011 21:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen Ram » Pzr Nis 03, 2011 23:50

Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan tipleri namazinda terbiyesiyle evden ise isten eve giden turk milleti ne kadar onemser? Burada dincilik yapmiyorum, ama insan inandigi ni uygulamali, oldugun gibi gorun gorundugun gibe ol, Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin


Rakı şarap içiyorlarsa sana ne, yoksa sana bir zararı içer. Doğruyu söylüyor mu, insanları kandırıyor mu; ona bakacaksın. Adam gibi adam mı, beş para etmez birisi mi; ona bakacaksın. İnanır gibi görünüp dine ve topluma zarar veriyorlar mı, vermiyorlar mı; ona bakacaksın. Alnını beş vakit secdeye koyup zevki Rus kadınlarında arayanlar yok sanıyorsan aldanıyorsun.

Kul hesabı kime verecekse ona karşı sorumludur. Sana mı sorumlular ki sorguluyorsun¿?

Bir dinî inancı bulunmamasına karşın kutsal kitabımızla barışık, Kur'an'ın birçok ilkesini benimsemiş ve hatta bunların daha çok kimsece bilinmesinden yana olan birçok insan var. Bu insanları namussuzmuş gibi, ahlâksızmış gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Bu bir yana kimsenin kimseyi bir noktaya zorlamaya hakkı yoktur.

Onlarca yıl inanmaz, bir gün inanıverir; onlarca yıl inanır, bir gün inancını yitirir. Kişinin iç dünyasıdır, çatışmalar ve bunların çelişkili yansımaları doğaldır.

Gelgelelim, Türk insanının hatırı sayılır bölümü içki içer; sorsan dinen haram olduğnu bilir yine de içer; çünkü sorumluluğun kendisinde olduğunu, zorlama yapılamayacağını bilir. Bu hatırı sayılır bölüm milletten sayılmayacak mı¿? Yoksa dinî kurallara göre yönetilen bir millet mi istediğin¿? Bu hatırı sayılır bölümü -onlara ya tümünü uygula ya da git başka dine inan diyerek- başka bir dine zorlayabileceğini mi sanıyorsun¿? Öyleyse yine aldanıyorsun.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8168
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Prş Nis 07, 2011 16:57

[align=justify]Sayin Saricizmelimehmetaga

Ben askerligimi Turkiye CUMHURIYETIN DE yaptim, zaten mantiken de baska yapacak yer var mi?

Ayrica, Babam 30 yil ordu da gorev yapti, cok basarili ve sicili temiz bir subay di, her zaman hayatimiz SINIR bolgelerin de gecti. Ilk kez sehri hayatim da 15 yasim da gordum. Cocuklugumun buyuk bir kismi Dogubeyazita ve Gaziantep te gecti.

Ben biliyorum ki harp okullarin da ve askeri liseler de subay adayi genclerimizin, ibadet edecekleri bir yer yok. toplu cuma namazi kilacak bir yer de yok. Amerikalinin subayi da F-16 ucurabiliyor, ingilizin de, Bizim Subayimizi Musluman Turk milletinin subayi yapan hem o F-16 yi ucurmasi hemde sehitlik arzusu ile cengaverler gibi savasmasidir, yoksa ingiliz den ne farkimiz kalir? Siz bir Nutku okuyun, kac kere Ataturk askerinin namazindan, dualarindan bahsediyor. Size kanitlari ile cevap vermek istedim, gerekli kurumlara email attim, ne yazik ki cevap alamadim, SASIRMADIM DA PARANOYA OLSA GEREK. BIR DE SIZ DENEYIN.

Oncelikle sunu bildireyim, Ordu da namaz yasaktir diye yazili bir kanun yok, FAKAT, Erlerin her turlu ibadet (Musluman, Hristiyan.......) hurriyetini garanti altina alan da bir ic yasa da yok, ACI OLAN BUDUR. Bu is o kislada ki amirin keyfine birakilmis bir durumdur, bu sebeble bir arayin google da, degisik cevaplar bulursunuz. Ben acami birligim de mescidde namaz kildim, usta birligim de hic bir imkanimiz olmadi. Allah binlerce kere razi olsun cok sevgili bir komutanim vardi namaz vakti bana kendi makam odasini verirdi. Yani boyle bir keyfi durum var. Kimi subay odasini veriyor, kimi subay ise kilacak olana ititraz ediyor. AYRICA, siz de cok ama cok iyi biliyorsunuz ki, dogu da carpismis subayimiz, ordu evinde evlenirken annesinin bas ortusu var diye iceri alinmiyor.

Simdi gelelim RAM in yaptigi yoruma, Bu degerli bey okudugunu pek yorumlayamamis, ben o yazi da siradan vatandasimizin hakkin da konusmuyorum, tabi ki herkesin imanini Allah bilir. Orada halki yonetmeyi yada halki aydinlatmayi kendisine gorev bilmis insanlarin, asiri derece de namuslu, sayet islam dan konusuyorsa Kuran daki gercek islami hayatina uygulamis, insanlar olmasi gerektigini yaziyorum. Neyse hic bu konulara girmeyecegim. Sizin soyledikleriniz de yeni bir sey yok.
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen Ram » Prş Nis 07, 2011 23:03

Simdi gelelim RAM in yaptigi yoruma, Bu degerli bey okudugunu pek yorumlayamamis, ben o yazi da siradan vatandasimizin hakkin da konusmuyorum, tabi ki herkesin imanini Allah bilir. Orada halki yonetmeyi yada halki aydinlatmayi kendisine gorev bilmis insanlarin, asiri derece de namuslu, sayet islam dan konusuyorsa Kuran daki gercek islami hayatina uygulamis, insanlar olmasi gerektigini yaziyorum. Neyse hic bu konulara girmeyecegim. Sizin soyledikleriniz de yeni bir sey yok.


Yok yok girelim bu konulara. Sıradan olmayan vatandaş kim oluyor örneğin¿? Belli bir devlet kurumuna bağlı olanlar mı, siyâsîler mi, gazeteciler mi, öğretim üyeleri mi, öyle veya böyle ünlü olan kimseler mi, kim¿? Hem ayrımlı olan bir durum da yok; "Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan" sıradan vatandaş ile "Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan" sıradan olmayan vatandaş arasında ne ayrım var ki, sıradan vatandaştan söz etmediğini öne sürüp "oldugun gibi gorun gorundugun gibe ol, Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin" tutumuyla zorladığın görüşün yalnızca "Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan" sıradan olmayan vatandaşlar için geçerli olabiliyor¿?

Benim yazdıklarımda yeni bir durum yok elbette. Buna karşın, ne olursa olsun zorlama yapılamayacağı herkesçe bilinmesine karşın, bunu belirtmek zorunda kalabiliyorum ama... Demek ki bazen yeni olmasa da bazı konuları anımsatmak gerekebiliyormuş.

"Şöyle şöyle yaparsa daha iyi olur, daha samimi olur" demek ayrıdır, "şöyle şöyle yapmalı, yoksa gidip kendine yeni din aramalı" demek apayrıdır. Dediğimin özeti budur.

Diğer konuya gelince... Türk askerî yapısı bozulalı çok oldu; bu bozulmaların içinde önem sırasında zaman zaman olagelen "ibadet zorluğu sıkıntısı" sonda gelir, diğerlerine göre çözümü de pek zor değildir.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8168
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Cum Nis 08, 2011 11:25

Sayin Ram,

Ben yazacagimi yazdim, isteyen istedigi gibi anlamakta serbesttir, siz de anlayabildiginiz kadar ve olcude anlamissiniz, ne mutlu size. Tek arzum yorumlarinizi tum yuce Turk Milletini kullanarak yapmamaniz. Siz kendiniz den ve cevrenizden ornekler vererek konusunuz.

Simdi gelelim obur konuya

Cok degerli Ram, siz kendi yorumlariniza tum milleti katmayi cok seviyorsunuz anladigim kadari ile. Siz oyle hayali listeler yaparak, Millet icin cok onemli olan konulari en dibe atmayiniz. Yine bu yaptiginiz listeyi cevreniz ile tartisiniz, tum millete mal etmeyiniz. Bana gore ibadet hurriyetinin tum dine mensup insanlar icin kesin kanunlar yada ic tuzuk ile saglanmasi listenin baslarin da olmalidir.

SIMDI Kendimce cok ama cok onemli bir konuya deginecegim ve milletimin kurtulusunu burada gormekteyim. Ordumuz tum erlere tum kislalarda gunluk Kuran’i asil kaynagi olan kendisinden yalin ve Turkce bir sekilde ogretme faliyeti baslatmalidir. Ne hadis, ne carpik tarikat ogretileri, saadece Kuran. EN ASIL NOKTA ISE MILLET SEVGISININ KURAN DA ASIL OLDUGUNU VURGULAMAKTIR. Mufredat guvenilir Cumhuriyetci Laik Din bilimcilerimiz tarafindan hazirlanmalidir. Cunku tum genc erkeklerimiz zihinlerinin en acik oldugu donem de askerlik hizmetini yapmakla yukumludur, Bu muhtesem bir firsattir. TABI, farkli dinlere mensup genclerimizin, yada ogrenmek istemeyen genclerimizin bu derslere katilmak gibi bir mecburiyeti yoktur. Bu sekil de Tarikatlara karsi muhtesem bir zafer kazanilabilir. Bu sekilde riyakar din politikalarinin onune gecilebilir. Bu sekilde UMMETCILIK yok olup gider. Orduda Ingilizce dersi veriliyor, neden Kuran dersi verilmesin?

Insanlik tarihi defalarca kanitlamistir ki, her turlu basari azim, fedakarlik, sadakat, sabir, caliskanlik neticesin de gelmektedir. Basarilarin en buyugu ve en cok mucadele, sabir gerektireni ise ALLAH’a tum kuskulardan arinmis bir sekilde TESLIM olmaktir. Gariptir ki, bu yuzyil da dunya da hala, nefsinin arzu ettigi her turlu seyi yaparak, ve bekleyerek ki bir gun bir ilham gelir, ya da ulvi bir ortam olusur, hoooop Kuran insani olacagini sanan insanlarin yasamasi. Armut pis agzima dus. Ustelik butun kitapcilar da en berrak turkce ile cevrilmis Kuran tercumeleri mevcuttur artik.
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen Ram » Cum Nis 08, 2011 14:42

cinar6631 yazdı:Sayin Ram,

Ben yazacagimi yazdim, isteyen istedigi gibi anlamakta serbesttir, siz de anlayabildiginiz kadar ve olcude anlamissiniz, ne mutlu size. Tek arzum yorumlarinizi tum yuce Turk Milletini kullanarak yapmamaniz. Siz kendiniz den ve cevrenizden ornekler vererek konusunuz.


Milleti kullanmak ne ola ki¿? Birileri bir ölçüt koymaya çalışıyorsa elbette tüm vatandaşı işin içine katarak sorgulayacağım. İstediğimden de örnek veririm. Kafasına göre ölçüt koymaya yeltenen iki kez düşünsün.

Simdi gelelim obur konuya

Cok degerli Ram, siz kendi yorumlariniza tum milleti katmayi cok seviyorsunuz anladigim kadari ile. Siz oyle hayali listeler yaparak, Millet icin cok onemli olan konulari en dibe atmayiniz. Yine bu yaptiginiz listeyi cevreniz ile tartisiniz, tum millete mal etmeyiniz. Bana gore ibadet hurriyetinin tum dine mensup insanlar icin kesin kanunlar yada ic tuzuk ile saglanmasi listenin baslarin da olmalidir.


"Hayali listeler" ne ola ki¿? Acaba şu mudur:

    "Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan"

İyi de, bu bir dizelge (liste) değil, bir sınıflandırmadır ve bu sınıflandırmayı ben yapmadım.

Gelelim yeniden algı konusana... Ne demişim: "Türk askerî yapısı bozulalı çok oldu; bu bozulmaların içinde önem sırasında zaman zaman olagelen "ibadet zorluğu sıkıntısı" sonda gelir, diğerlerine göre çözümü de pek zor değildir."

Anlamı şu: Senin öne sürdüğün gibi milleti katıp milletin genel görüşünü yansıtmıyorum. Kendi görüşümü yazıyor, Türk askerî yapısının bozulmasından söz ediyor ve bu yapı içinde zaman zaman olagelen bireylerin ibadet sıkıntısının -bir olasılık- yürek gücünde düşüşe neden olması gibi bir sorunun, zaten birçok değeri ve ölçütü bozulmuş olan askerî unsurun yanında sonda geleceğini yazmışım.

Biraz daha algı çalışalım, örnek verelim: Yazılmamış olan, Türk askerinin mazlumun yanında olması kuralı uzun süredir çiğnenmektedir. Bu değer dünyanın başına belâ olanların yanında olunarak yitirilmiştir. Bunun ibadet sıkıntısıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur -ki ibadet sıkıntısı da bir askerî unsur değildir. Öte yandan bozulan ilgili değerin, insanî değerlerle, dinî değerlerle ilgisi kurulabilir; ancak ibadet sıkıntısı ile ilgisi kurulamaz ve bu sıkıntının ilgili değerin çökmesinin yanında hiçbir anlamı, önceliği, önemi yoktur.

SIMDI Kendimce cok ama cok onemli bir konuya deginecegim ve milletimin kurtulusunu burada gormekteyim. Ordumuz tum erlere tum kislalarda gunluk Kuran’i asil kaynagi olan kendisinden yalin ve Turkce bir sekilde ogretme faliyeti baslatmalidir. Ne hadis, ne carpik tarikat ogretileri, saadece Kuran.


Ordu dinine bağlı bireylerden oluşabilir, ordu -geleneksel olarak- peygamber ocağı olarak da tanımlanabilir, bu ayrıdır; ancak ordu din eğitimi vermez. Okunması için olanak yaratabilir, kutsal kitabın bulundurulmasını sağlayabilir, ancak eğitim vermez. Ayrıca bu durumda dahi diğer dinlerden olanlara da olanak sağlanması gerekir, bu da işi içinden çıkılmaz noktaya götürür. Bu birinci nokta.

İkinci nokta ise çok açıktır: Eğer Türk ordusunun bir kurtuluşa katkısı olacaksa, bu da olsa olsa savaş yeteneğini kullanmasıyla olur. Savaşlar ise akılla, tasarımla, izlemle kazanılır.

EN ASIL NOKTA ISE MILLET SEVGISININ KURAN DA ASIL OLDUGUNU VURGULAMAKTIR. Mufredat guvenilir Cumhuriyetci Laik Din bilimcilerimiz tarafindan hazirlanmalidir. Cunku tum genc erkeklerimiz zihinlerinin en acik oldugu donem de askerlik hizmetini yapmakla yukumludur, Bu muhtesem bir firsattir.


Din adamlarının görevidir, kadınların, çocukların da öğrenmesi gereken konulardır ve orduyla ilgisi olmayan bir konudur.



TABI, farkli dinlere mensup genclerimizin, yada ogrenmek istemeyen genclerimizin bu derslere katilmak gibi bir mecburiyeti yoktur.


Neden, onların vatan sevgisi öğrenmeye gereksinimi yok mudur¿? Elbette vardır da, işin içine din girince bak nasıl ayrım oluyor.

Bu sekil de Tarikatlara karsi muhtesem bir zafer kazanilabilir.


Ordu -silâha sarılıp ayaklanmadıkları sürece- tarikatlarla savaşmaz.


Bu sekilde riyakar din politikalarinin onune gecilebilir.


Ordu -silâha sarılıp ayaklanmadıkları sürece- riyakâr dincilerle de savaşmaz.


Bu sekilde UMMETCILIK yok olup gider.


Din eğitimi veren ordu ümmetçi olur, ümmetçi yetiştirir. Osmanlı'nın sarıldığı dizgelerden (sistem) biridir ve din milliyetçiliğinin anlamı da ümmetçiliktir. Türkiye Cumhuriyeti ise laik bir cumhuriyettir; ulusun çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünüldüğünde, dinî gereksinimleri karşılaması amacıyla *  kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı **  dışında tüm resmî kurumları bu ilkeye göre yapılandırılmıştır, günümüzde ve öncesinde delik deşik edilse de bu böyledir.

 *  Bu gereksinimleri karşılama görevi orduya ait değildir.

 **  Her ne kadar ilgili kurum da yasal olarak laikliğe bağlı olarak tasarlandıysa da, hem din eğitiminin doğal bir sonucu olarak bu ilkenin dışına taşmış (önemli olan burası değil) hem de -çoğunluk inancının dışında, çoğunluk içindeki diğer çoğunluğun bağlı olduğu din kolunu öne çıkararak- doğal olmayan bir taşmanın özeği olmuştur.

Orduda Ingilizce dersi veriliyor, neden Kuran dersi verilmesin?


1) Kur'an bir insan dili değildir.

2)

    a) İngilizce dersi tüm devlet kurumlarında verilebiliyor, özellikle sözde millî olan eğitimimizin içine sızmıştır. Bundan kurtulmadıkça ulasallık olmaz. "Sû-i emsâl" de "misâl" olmaz.

    b) İngilizce dersi, İngiliz dili dünyada çok yaygın ve ne yazık ki dünyanın her yanından birçok ahmakça "küresel dil" olarak onaylanmış bir dil olduğundan, bunun dersinin verilmesi -özellikle de bozulmuş Türk askerî yapısı düşünüldüğünde- oldukça doğaldır.

    c) Bu ders kimlere ne amaçlarla verilmektedir¿? Ben bilmiyorum da... Herhalde subaylara, kurmaylara veriliyordur.



Insanlik tarihi defalarca kanitlamistir ki, her turlu basari azim, fedakarlik, sadakat, sabir, caliskanlik neticesin de gelmektedir.


Bunlar başarının yarısıdır. Diğer yarısı aklı işletmektle elde edilebilir.

Basarilarin en buyugu ve en cok mucadele, sabir gerektireni ise ALLAH’a tum kuskulardan arinmis bir sekilde TESLIM olmaktir.


Bu öbür dünyanın hesap konusudur ve bu dünyada -tek başına vereceği sınavdan dolayı- bireyi ilgilendirir. Türk ordusunun böyle bir görevi yoktur. Kul kulluk ettiğne sorumludur ve bu sorumluluğun dışarıdan bireye anımsatılması da din adamlarının görevidir.


Gariptir ki, bu yuzyil da dunya da hala, nefsinin arzu ettigi her turlu seyi yaparak, ve bekleyerek ki bir gun bir ilham gelir, ya da ulvi bir ortam olusur, hoooop Kuran insani olacagini sanan insanlarin yasamasi. Armut pis agzima dus. Ustelik butun kitapcilar da en berrak turkce ile cevrilmis Kuran tercumeleri mevcuttur artik.


Yeniden yineleyelim: İlk emri yerine getirmeyen Müslümanın sorumluluğudur bu, ordunun değil.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8168
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Cum Nis 08, 2011 17:52

Siz bu sozlerinizi gidin, ortadogu da millete incil dagitan Amerikan askerlerine anlatin.

1) "Biraz daha algı çalışalım, örnek verelim: Yazılmamış olan, Türk askerinin mazlumun yanında olması kuralı uzun süredir çiğnenmektedir. Bu değer dünyanın başına belâ olanların yanında olunarak yitirilmiştir. Bunun ibadet sıkıntısıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur -ki ibadet sıkıntısı da bir askerî unsur değildir. Öte yandan bozulan ilgili değerin, insanî değerlerle, dinî değerlerle ilgisi kurulabilir; ancak ibadet sıkıntısı ile ilgisi kurulamaz ve bu sıkıntının ilgili değerin çökmesinin yanında hiçbir anlamı, önceliği, önemi yoktur."

Size Turk ordusunun mazlumun yaninda olmasi kuralini bozan seyin ibadet SIKINTISINdan kaynaklandigini kim soyledi, Sen cal sen oyna. Ayrica fikir cok, cozum yok. Siz durmamissiniz bir daha calip oynamissiniz demssiniz ki, Bozulan ilgili degerin ibadet SIKINTISI ile ilgisi kurulamaz, ben hicbir sekil de Turk ordusunun degerlerini kaybetmesi ile ilgili bir sey yazmadim, ve bunun cozumunun de ibadet ozgurlugun den gectigini ifade etmedim. Benim tek soyledigim Ordumuzun tum inanlarin ibadet hurriyetinin kesin kullar ile garanti altina almasidir. Ayrica Turk ordusu asla dunyanin basina bela olanlar ile hareket etmesi gibi bir durum yoktur, Bu kararlar halkin sectigi, sen icine sindiremesen de, temsilciler tarafindan parlementodan cikmaktadir. Ne yapsin ordumuz, gidip parlementoyu mu bassin? Sen akilli ol, secme Turk ordusunu boyle "dunyanin basina bela olanlar" ile beraber olmasina sebeb olan temsilcileri. Hayali liste senin sahsi olarak onemsiz gordugun seyleri dibe atman, onemli gordugun seyleri basa koymandir, bunlar goreceli seylerdir.

2) "Ordu dinine bağlı bireylerden oluşabilir, ordu -geleneksel olarak- peygamber ocağı olarak da tanımlanabilir, bu ayrıdır; ancak ordu din eğitimi vermez. Okunması için olanak yaratabilir, kutsal kitabın bulundurulmasını sağlayabilir, ancak eğitim vermez. Ayrıca bu durumda dahi diğer dinlerden olanlara da olanak sağlanması gerekir, bu da işi içinden çıkılmaz noktaya götürür. Bu birinci nokta"

Degerli Ram, cok yazik ki yine okumadan hizinizi alamayip soylemedigim seylerin uzerine yorumlar yapmissiniz. bakin ben ne demisim?

SIMDI Kendimce cok ama cok onemli bir konuya deginecegim ve milletimin kurtulusunu burada gormekteyim. Ordumuz tum erlere tum kislalarda gunluk Kuran’i asil kaynagi olan kendisinden yalin ve Turkce bir sekilde ogretme faliyeti baslatmalidir. Ne hadis, ne carpik tarikat ogretileri, saadece Kuran.

BURADA sizin dediginiz gibi, ordu DIN egitimi versin diye bir soz var mi? Kuran ogretsin var. Din egitiminin icerisine dinler tarihi girer, mesheplesmelerin tarihi giren, adama nasil namaz kilacagini ogretmek girer girer de girer. Ben bunlari soylemismiyim? Ben Kuran demisim, Kuran egitimi sahisa Kuran'in "bu noktaya dikkat" O MUHTESEM MAZLUMLARI KORUIYAN ayetlerinin sade bir sekilde okunmasindan ibarettir. Vatani sevmenin, vatan icin can feda etmenin ne kadar harika bir sey oldugunun ayetler ile anlatilmasidir. Bu cok ta korkulacak birsey degildir, CUNKU BILMIYORSANIZ HATIRLATAYIM, KURANIMIZ DA KI HER AYET MUHTESEM BIR GUZELLIGE SAHIPTIR, KORKULACAK HICBIRSEY YOKTUR. Yine calip oynamissiniz.

3) "Din adamlarının görevidir, kadınların, çocukların da öğrenmesi gereken konulardır ve orduyla ilgisi olmayan bir konudur"

Burada anlamsiz bir cumle var, ben anlamadim. Ben de Din adaminin gorevidir demisim, Din adamlari mufredat hazirlasin demisim. Size kimse cocuklar, kadinlar ogrenmesin diyen olmus mu? Olur ki askerligi biten kardesim, memleketine dondugun de ogrendiklerini, cocuguyla, esiyle paylasir, hem aralarin da bir sicaklik dogar hem bir bilgi paylasim ortami olusur, Iste Bilgi sahibi toplum bu sekilde olusuyor. Paylasa paylasa.

Ayrica Musluman Turk milletinin her kurumunun bu konuyla ilgisi vardir, sudur ki, sen bir genci 15 ay bir yerde bulunduruyorsan, ve bu surede cok az sivil toplum icine karismasina musade ediyorsan, elbette gencinin moral, ruhi, ve ulvi ihtiyaclarina da cevap vereceksin, bu sureler bir Turk subay adayi icin 4 sene harp okuludur, 4 sene bir genc bir bina da yasiyorsa, elbette o gencin ulvi konularda da tatmin edilmesi gerekir, Yoksa nereden bu ihtiyaci karsilayacak 4 duvar arasinda 4 yil boyunca? BU YINE BIR DIN EGITIMI DEGIL, YALIN BIR DILDE HERGUN KISA SURELER ITIBARI ILE KURAN OKUMA CALISMASI ILE OLABILIR.

4) "Neden, onların vatan sevgisi öğrenmeye gereksinimi yok mudur¿? Elbette vardır da, işin içine din girince bak nasıl ayrım oluyor"

Bunu okurken cok guldum, hatta hanimim sasirdi sordu seni boyle cok gulduren nedir diye. Ah be Ramcim, Demisim ki, baska din mesubu isterse bu derslere katilmaz, Adam zaten BASKA DINDE, neden Kuran daki Millet sevgisini ogrenmek istesin? Adamin kutsal kitabi farkli, gider kendi kitabindan ogrenir, Ustelik demismiyim ki, yoook asla bunlar giremez, ISTERSE DEMISIM. ALLAH ALLAH.

5) "Ordu -silâha sarılıp ayaklanmadıkları sürece- tarikatlarla savaşmaz"

Ordunun gorevlerinden bir tanesi de ic dusmana karsi yurttugu psikolojik savastir. Tarih muhtesem bir sekil de gostermistir ki, her silah ile bastirilan din ayaklanmasi, yillar icin de tekrar hortlamistir, bastir bastir, mantar gibi tekrar cikmistir. bir sonuc alinamamistir, Sizler de elestiri cok ama cozum onerisi yoktur ne yazik ki, bu her konuda boyledir, dunyada ki iktisadi dengelere karsi cikarsiniz, ama alternatif bir iktisadi model gelistirmek yoktur. Bu ornekler cogaltilabilir.

6) "Din eğitimi veren ordu ümmetçi olur, ümmetçi yetiştirir. Osmanlı'nın sarıldığı dizgelerden (sistem) biridir ve din milliyetçiliğinin anlamı da ümmetçiliktir. Türkiye Cumhuriyeti ise laik bir cumhuriyettir; ulusun çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünüldüğünde, dinî gereksinimleri karşılaması amacıyla * kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ** dışında tüm resmî kurumları bu ilkeye göre yapılandırılmıştır, günümüzde ve öncesinde delik deşik edilse de bu böyledir.

* Bu gereksinimleri karşılama görevi orduya ait değildir.

** Her ne kadar ilgili kurum da yasal olarak laikliğe bağlı olarak tasarlandıysa da, hem din eğitiminin doğal bir sonucu olarak bu ilkenin dışına taşmış (önemli olan burası değil) hem de -çoğunluk inancının dışında, çoğunluk içindeki diğer çoğunluğun bağlı olduğu din kolunu öne çıkararak- doğal olmayan bir taşmanın özeği olmuştur."

Yine soylenmemis sozler uzerine yorumlar dinlemekteyiz, Size kim DIN egitimi verilsin dedi? ayrica Diyenet Islerinden konustugumu hic hatirlamiyorum. Sen cal sen oyna. Kimsenin Laiklik ile ilgili bir SIKINTISI yoktur, Ayrica Kuranin hic bir ayeti Laikligi yikacak bir dusunceyi gelistirmez, Acin okuyun OGRENIN. Ayrica, ummetciligin en buyuk nedeni, milliyet birliginin degil ummet birliginin Kuran da asil oldugu dusuncesinin yayilmasidir ki, buna ancak "Hayir oyle degil, bak kuran yurt ve millet birligi cok onemlidir" vurgusu yapilarak kirilabilir. Sizin cozumunuz YOK, Benim ise begenmesenizde bir cozumum var. Elestirniz cok ama daha sizden bir cozum dinlemedim. Cok sukur yuce Allahima Ben finans konusunda universite, master ve doktora derecemi dunyanin hatiri sayilir bir universitesin de bitirmis bir sahis olarak, cozumlerle ugrasirim.

7) "Bunlar başarının yarısıdır. Diğer yarısı aklı işletmektle elde edilebilir."

Burada yine cok guldum, eh be Ram, caliskanlik, azim, fedakarlik, demisim, bunlar zaten akil kullanan insanin erisebilecegi degerlerdir. Neler konusuyoruz.

8)"Yeniden yineleyelim: İlk emri yerine getirmeyen Müslümanın sorumluluğudur bu, ordunun değil."

sozlerimi aslinda sizin ilk yaziniza gore yazmistim, ne demissiniz

"Onlarca yıl inanmaz, bir gün inanıverir; onlarca yıl inanır, bir gün inancını yitirir. Kişinin iç dünyasıdır, çatışmalar ve bunların çelişkili yansımaları doğaldır"

Ne kadar enteresan, dunya islerin de akil yurutmeyi oneren bir sahis nasil oluyor da, inandigi kuran inancinda insanin anlik raslantilar, anlik ruh hali degisimleri ile olabilecegine inaniyor. Bu ilerleme de hic mi nefsi zorlama terbiye etme cefasini cekmek yok? hic mi din bilimcilerle saatler ce suren fikir alisverislerinin yeri yok? Rastlantilara terk edilmis bir ulvi ilerleme, trajedi.


9)

Maun suresi 1. ve 6. ve 7. ayetler:

1.Gördün mü o, dini yalan sayanı?

6.Riyaya sapandır onlar/gösteriş yaparlar.

7.Ve onlar, kamu hakkına/yardıma/zekâta/iyiliğe engel olurlar.

Iste bu tip arkadaslar gidip baska din arasinlar kendilerine, benim sozlerim de elestirdigim, ICKI DEGILDIR, ve Kabul ederim ki bir kac yanlis kelime sectim anlatmak istedigim seyi anlatirken, ama Siz takilip kalmissiniz oraya, Orada dikkat cektigim “RIYAKARLIK” ti. Yani oldugu gibi gorunmeyenlerdir. Bu tipler dini yalan sayar,

Benim bir once ki Sozlerim aynen soyle:

Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin.

Burada ki uygula sozu, Kuran’in ahlaki ve toplum duzenini saglayan emirlerini tum yonleri ile uygulamaktir. Orada namaz kil, oruc tut mu ibadetini eksiksiz yap mi diyorum? Dikkatli olunuz, ne demisim, “hic yokmuslar gibi”, bu sozde, Kuranin tum ibadet emilerini kabul eden, fakat kisisel sebeblerinden dolayi yapamayan insana soylenmis bir sey yok. Zaten o sahis Kuran ayetlerini yokmus gibi yapmiyor, kabulleniyor, ama uygulamiyor. Ben din polisi degilim. Lutfen guzel okuyunuz sayin RAM. Cimbizla kelimeleri cekip, kirmizi renkler verip yorumlar yapmak hos bir davranis olmasa gerek. Maun suresinin tum ayetlerini okursaniz, Namazin da orucun da olan insanlari da allah riyaya dustukleri icin dini yalan sayanlar arasina koymustur.
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen Ram » Cum Nis 08, 2011 20:47

cinar6631 yazdı:Siz bu sozlerinizi gidin, ortadogu da millete incil dagitan Amerikan askerlerine anlatin.


Aferin sana.

1) "Biraz daha algı çalışalım, örnek verelim: Yazılmamış olan, Türk askerinin mazlumun yanında olması kuralı uzun süredir çiğnenmektedir. Bu değer dünyanın başına belâ olanların yanında olunarak yitirilmiştir. Bunun ibadet sıkıntısıyla uzaktan yakından ilgisi yoktur -ki ibadet sıkıntısı da bir askerî unsur değildir. Öte yandan bozulan ilgili değerin, insanî değerlerle, dinî değerlerle ilgisi kurulabilir; ancak ibadet sıkıntısı ile ilgisi kurulamaz ve bu sıkıntının ilgili değerin çökmesinin yanında hiçbir anlamı, önceliği, önemi yoktur."


Size Turk ordusunun mazlumun yaninda olmasi kuralini bozan seyin ibadet SIKINTISINdan kaynaklandigini kim soyledi, Sen cal sen oyna.


Oynayan, kıvıran biri varsa bu ben değilim de; Türk askerî yapısının bozulan değerlerine örnek verirken, ibadet sıkıntısından kat kat önemli olan bir değerin yitirilmesini belirtmemden dolayı "mazlumun yaninda olmasi kuralini bozan seyin ibadet SIKINTISINdan kaynaklandigini kim soyledi" gibi bir karşılık vermen, -sözdeşi- sanki sen öyle bir söz etmişsin de ben de ona karşılık olarak o örneği vermişim gibi bir hava yaratmaya çalışmak eğer yeni bir cinlikse bu saçma, çünkü o örneği neden verdiğim açık (açık değilse kırmızı renkle belirtileni bir daha oku).

Ayrica fikir cok, cozum yok.


Ne fikri, neyin çözümü¿? Bir yerde bir sıkıntı varsa, çözümünü de oradaki söz sahipleri bulacak, ben değil. Önerilerini elmek aracılığıyla TSK'ya gönder.

Siz durmamissiniz bir daha calip oynamissiniz demssiniz ki,


Dediğim gibi, oyanayan da kıvırtan da ben değilim.

Bozulan ilgili degerin ibadet SIKINTISI ile ilgisi kurulamaz, ben hicbir sekil de Turk ordusunun degerlerini kaybetmesi ile ilgili bir sey yazmadim, ve bunun cozumunun de ibadet ozgurlugun den gectigini ifade etmedim.


Ciddi düzeyde algı sorunun var. O çok önemsediğin ibadet sıkıntısının verdiğim örnek gibi ciddi, önemli değer bozulmalarıyla bir tutulamayacağını, senin, zaman zaman olagelen ibadet sıkıntısını gereğinden çok önemsediğini ve bunun askerî bir unsur olmadığını göstermek için yazdım; sen öyle bir şey dedin diye değil. Gel de algılat!

Benim tek soyledigim Ordumuzun tum inanlarin ibadet hurriyetinin kesin kullar ile garanti altina almasidir.


Çok din özgürlüğü istiyorsan ABD'den yardım dilen; onlar din özgürlüğü savunucularıdır, tüm dinlerin koruyucusudur; güçlerini kanunlarından ve kanunlarından da yüce olan tanrılarından alırlar ve hatta bu koruyuculuğa dayanarak tüm dünyadaki dinlerin özgürce yaşanmasından onlar sorumludur. Tam sana göre!

Ayrica Turk ordusu asla dunyanin basina bela olanlar ile hareket etmesi gibi bir durum yoktur,


Sabır! NATO nedir¿?


Bu kararlar halkin sectigi, sen icine sindiremesen de, temsilciler tarafindan parlementodan cikmaktadir.


Elbette o kadar kolay; NATOcu generaller, Amerika ile derin ve köklü ilişkileri olan başgeneraller ak-pak.

Ne yapsin ordumuz, gidip parlementoyu mu bassin?


En sevilen baskınlarında dahi NATO ve CENTO'ya bağlıydılar.

Sen akilli ol, secme Turk ordusunu boyle "dunyanin basina bela olanlar" ile beraber olmasina sebeb olan temsilcileri. Hayali liste senin sahsi olarak onemsiz gordugun seyleri dibe atman, onemli gordugun seyleri basa koymandir, bunlar goreceli seylerdir.


Bak hele; anlamış da anlamazdan gelmiş önem sırasının göreceliğinden söz ediyor! Şark cini seni...

Hiç de göreceli değildir. Mustafa Kemâl'e bağlı subay, onurlu subay, ne olursa olsun yanlış bir yoldan gitmemek için dirayetli, basiretli, dayanıklı olur. Bu değerler de yıkılmıştır, dizge bozulmuş ve subaylar Atlantik ötesinde eğitimden geçip gitmektedir diyoruz. Bunlar ne askerler ibadet sıkıntısı çektiğinden oldu (oku: sen öyle dedin diye yazmadım), ne de ibadet sıkıntısı bu durumdan önemlidir, kıyaslanamaz dahi, aklı olana...


2) "Ordu dinine bağlı bireylerden oluşabilir, ordu -geleneksel olarak- peygamber ocağı olarak da tanımlanabilir, bu ayrıdır; ancak ordu din eğitimi vermez. Okunması için olanak yaratabilir, kutsal kitabın bulundurulmasını sağlayabilir, ancak eğitim vermez. Ayrıca bu durumda dahi diğer dinlerden olanlara da olanak sağlanması gerekir, bu da işi içinden çıkılmaz noktaya götürür. Bu birinci nokta"


Degerli Ram, cok yazik ki yine okumadan hizinizi alamayip soylemedigim seylerin uzerine yorumlar yapmissiniz. bakin ben ne demisim?

    SIMDI Kendimce cok ama cok onemli bir konuya deginecegim ve milletimin kurtulusunu burada gormekteyim. Ordumuz tum erlere tum kislalarda gunluk Kuran’i asil kaynagi olan kendisinden yalin ve Turkce bir sekilde ogretme faliyeti baslatmalidir. Ne hadis, ne carpik tarikat ogretileri, saadece Kuran.

BURADA sizin dediginiz gibi, ordu DIN egitimi versin diye bir soz var mi? Kuran ogretsin var.


Bana bak şark cini, çok ileri gidiyorsun; git bakalım. Kur'an İngilizce dil bilgisi kitabı mıdır ki, "ogretme faliyeti baslatmalidir" tümcesi "din eğitimi"nin dışında başka bir tanımla açıklansın¿?

Din egitiminin icerisine dinler tarihi girer, mesheplesmelerin tarihi giren, adama nasil namaz kilacagini ogretmek girer girer de girer.


Bir tek dinin ana, kesin ve bozulamaz kaynağı olan Kur'an'ı öğretmek din eğitimine girmez, öyle mi¿? Şark cini, çaylaksın daha, çok daha nitelikli şakalar bekleniyor senden.


Ben bunlari soylemismiyim?


Haşa... İşine gelenden ne anlamlar çıkarıyorsun ya ben ona gülüyorum şu an.


Ben Kuran demisim, Kuran egitimi sahisa Kuran'in "bu noktaya dikkat" O MUHTESEM MAZLUMLARI KORUIYAN ayetlerinin sade bir sekilde okunmasindan ibarettir. Vatani sevmenin, vatan icin can feda etmenin ne kadar harika bir sey oldugunun ayetler ile anlatilmasidir. Bu cok ta korkulacak birsey degildir, CUNKU BILMIYORSANIZ HATIRLATAYIM, KURANIMIZ DA KI HER AYET MUHTESEM BIR GUZELLIGE SAHIPTIR, KORKULACAK HICBIRSEY YOKTUR. Yine calip oynamissiniz.


Geç bunları sen; dedik ya bunlar ordunun görevi değildir. Çok manevi destek gerekirse, örneğin bir savaş öncesi vatan-millet-din konuşması gerekirse, zaten ordu din adamlarından yararlanacaktır. Eğitim bambaşka bir konudur, apayrıdır.

Yineleyeyim; oynayan da yengeç gibi kıvırtan da ben değilim.


3) "Din adamlarının görevidir, kadınların, çocukların da öğrenmesi gereken konulardır ve orduyla ilgisi olmayan bir konudur"


Burada anlamsiz bir cumle var, ben anlamadim. Ben de Din adaminin gorevidir demisim, Din adamlari mufredat hazirlasin demisim. Size kimse cocuklar, kadinlar ogrenmesin diyen olmus mu?


Şark cini arkadaşım, orduda verilecek din eğitiminin (anla diye yazayım: Kur'an öğreminin) ayrıntılarını, tasarımını din adamlarının hazırlaması gerektiğini yazıyorsun. Ben de -yalnızca eğitimin ayrıntılarının, tasarımının din adamlarının görevi olmadığını- din eğitiminin kendisinin zaten din adamlarının görevi olduğunu, kadın ve çocukların da yararlanması nedeniyle orduyla sınırlandırılamayacağını ve ordunun böyle bir görevinin olmadığını vurgulamak, anlatmak için yazdım onu. Şimdi anladın mı¿?


Olur ki askerligi biten kardesim, memleketine dondugun de ogrendiklerini, cocuguyla, esiyle paylasir, hem aralarin da bir sicaklik dogar hem bir bilgi paylasim ortami olusur, Iste Bilgi sahibi toplum bu sekilde olusuyor. Paylasa paylasa.


:)

Ayrica Musluman Turk milletinin her kurumunun bu konuyla ilgisi vardir, sudur ki, sen bir genci 15 ay bir yerde bulunduruyorsan, ve bu surede cok az sivil toplum icine karismasina musade ediyorsan, elbette gencinin moral, ruhi, ve ulvi ihtiyaclarina da cevap vereceksin, bu sureler bir Turk subay adayi icin 4 sene harp okuludur, 4 sene bir genc bir bina da yasiyorsa, elbette o gencin ulvi konularda da tatmin edilmesi gerekir, Yoksa nereden bu ihtiyaci karsilayacak 4 duvar arasinda 4 yil boyunca? BU YINE BIR DIN EGITIMI DEGIL, YALIN BIR DILDE HERGUN KISA SURELER ITIBARI ILE KURAN OKUMA CALISMASI ILE OLABILIR.


Allah Allah! Bir de küffarı ezdik mi meyvesini alırız, fetih üstüne fetih yaparız; has dur, ya Allah! Çünkü senin de dediğin gibi, ordunun en önemli gereksinimi onlara din eğitimi vermektir.

4) "Neden, onların vatan sevgisi öğrenmeye gereksinimi yok mudur¿? Elbette vardır da, işin içine din girince bak nasıl ayrım oluyor"


Bunu okurken cok guldum, hatta hanimim sasirdi sordu seni boyle cok gulduren nedir diye. Ah be Ramcim, Demisim ki, baska din mesubu isterse bu derslere katilmaz, Adam zaten BASKA DINDE, neden Kuran daki Millet sevgisini ogrenmek istesin? Adamin kutsal kitabi farkli, gider kendi kitabindan ogrenir, Ustelik demismiyim ki, yoook asla bunlar giremez, ISTERSE DEMISIM. ALLAH ALLAH.


Şark cini arkadaşımız gülebiliyormuş, çok ilginç.

Ah be şark cini arkadaşım, demişim ki, o derse girmek istemeyen vatan aşkından mahrum kalacak, ayrım olacak; ah şark cini arkadaşım. Aklın başında değilse, mecnun olmuşsan yeniden anımsatayım belki kendine gelirsin: Ordu orası or-du; sırt sırta çarpışılır, canlar birbirine emanettir; dini eğitimin orduda yeri olamaz; isteyene olanak yaratılabilir, ancak ordu askerlerine bütün olarak din eğitimi vermez, veremez.

5) "Ordu -silâha sarılıp ayaklanmadıkları sürece- tarikatlarla savaşmaz"


Ordunun gorevlerinden bir tanesi de ic dusmana karsi yurttugu psikolojik savastir. Tarih muhtesem bir sekil de gostermistir ki, her silah ile bastirilan din ayaklanmasi, yillar icin de tekrar hortlamistir, bastir bastir, mantar gibi tekrar cikmistir. bir sonuc alinamamistir, Sizler de elestiri cok ama cozum onerisi yoktur ne yazik ki, bu her konuda boyledir, dunyada ki iktisadi dengelere karsi cikarsiniz, ama alternatif bir iktisadi model gelistirmek yoktur. Bu ornekler cogaltilabilir.


1) Ordunun "psikolojik" bilmem ne savaşını erler yapmamaktadır. Belli konularda görevlendirilmiş sayısı belli birkaç kurmay, konusuna göre görevi üstlenir.

2) Ordu böyle durumlarda, gerektiğinde din bilginlerine başvurmaktadır; din bilgisi görevli kurmay için koşul değildir.


Öğren bunları şark cini arkadaşım.

6) "Din eğitimi veren ordu ümmetçi olur, ümmetçi yetiştirir. Osmanlı'nın sarıldığı dizgelerden (sistem) biridir ve din milliyetçiliğinin anlamı da ümmetçiliktir. Türkiye Cumhuriyeti ise laik bir cumhuriyettir; ulusun çoğunluğunun Müslüman olduğu düşünüldüğünde, dinî gereksinimleri karşılaması amacıyla * kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı ** dışında tüm resmî kurumları bu ilkeye göre yapılandırılmıştır, günümüzde ve öncesinde delik deşik edilse de bu böyledir.

* Bu gereksinimleri karşılama görevi orduya ait değildir.

** Her ne kadar ilgili kurum da yasal olarak laikliğe bağlı olarak tasarlandıysa da, hem din eğitiminin doğal bir sonucu olarak bu ilkenin dışına taşmış (önemli olan burası değil) hem de -çoğunluk inancının dışında, çoğunluk içindeki diğer çoğunluğun bağlı olduğu din kolunu öne çıkararak- doğal olmayan bir taşmanın özeği olmuştur."


Yine soylenmemis sozler uzerine yorumlar dinlemekteyiz, Size kim DIN egitimi verilsin dedi? ayrica Diyenet Islerinden konustugumu hic hatirlamiyorum. Sen cal sen oyna. Kimsenin Laiklik ile ilgili bir SIKINTISI yoktur, Ayrica Kuranin hic bir ayeti Laikligi yikacak bir dusunceyi gelistirmez, Acin okuyun OGRENIN. Ayrica, ummetciligin en buyuk nedeni, milliyet birliginin degil ummet birliginin Kuran da asil oldugu dusuncesinin yayilmasidir ki, buna ancak "Hayir oyle degil, bak kuran yurt ve millet birligi cok onemlidir" vurgusu yapilarak kirilabilir. Sizin cozumunuz YOK, Benim ise begenmesenizde bir cozumum var. Elestirniz cok ama daha sizden bir cozum dinlemedim. Cok sukur yuce Allahima Ben finans konusunda universite, master ve doktora derecemi dunyanin hatiri sayilir bir universitesin de bitirmis bir sahis olarak, cozumlerle ugrasirim.


Din eğitimi (Kur'an eğitimi) verilsin diyen sensin şark cini, kaz yandı çevirme daha. Diğerlerini ek bilgi olarak sundum, algılayamadın mı¿?

Dediğim gibi, oyanayan da kıvırtan da ben değilim.

O dediğin vurguyu yapmak din adamlarının görevidir. Zorlama istersen daha fazla, ha!

Senin sunduğun çözüm değil, çözümsüzlüğün ta kendisidir. Gel de algılat dünyanın hatırı sayılır bir üniversitesini "master", "dotora" dereceleriyle bitirmiş ulu şark cinine!

Sorunlu musun sen¿? Belli ki öyle. Biraz deşsem, dünyayı şeytanın hizmetkârları masonlar ve yahudilerin yönettiğinden adın gibi emin olduğunu da söylersin ulu şark cini. Yok yahu demezsin; dünyanın hatırı sayılır üniversitede derece yapmış ulu biri bu gibi şeyler söyleyecek kadar bilim dışına kaçmaz. Yok yok, öylesin böylesin demiyorum yanlış anlama; böyle şeyler dedin diye de değil, senin gibileri çok gördüğüm için deneyimlerime dayanarak yazıyorum; belki de yanılıyorum, kim bilir...


7) "Bunlar başarının yarısıdır. Diğer yarısı aklı işletmektle elde edilebilir."


Burada yine cok guldum, eh be Ram, caliskanlik, azim, fedakarlik, demisim, bunlar zaten akil kullanan insanin erisebilecegi degerlerdir. Neler konusuyoruz.


Sen gülmeyi sürdür şark cini, ben açıklayayım. Akıl işletildiğinde seni bilgiye ulaştırır; bilgi daha çok aklı işletir. Saydığın kavramlarla bilginin bir ilgisi yok. Çanakkale'de kendini feda eden, tarlasında çalışkan, düşmana karşı azimli olan köylü Mehmet, belki yoksunluktan ve olanaksızlıktan dolayı aklını işletip de bilgiye ulaşma olanağını elde edememiş olabilir; ancak aslanlar gibi de savaşmıştır; bunlar vicdandır, yürektir, ruhtur ve hatta genetik hafızadır; beynin bilgiye ulaşmasıyla ilgisi yoktur. O yüzden kazanılan büyük yengi, Başkomutanıyla, subaylarıyla, ulusuyla bir bütün olarak Türk'e aittir. Başarıyı sağlayan tüm unsurlar bir araya gelmeden, bu yengi elde edilemezdi, nokta.

Hâlâ gülüyor musun¿? Gül gül...


8)"Yeniden yineleyelim: İlk emri yerine getirmeyen Müslümanın sorumluluğudur bu, ordunun değil."


sozlerimi aslinda sizin ilk yaziniza gore yazmistim, ne demissiniz

    "Onlarca yıl inanmaz, bir gün inanıverir; onlarca yıl inanır, bir gün inancını yitirir. Kişinin iç dünyasıdır, çatışmalar ve bunların çelişkili yansımaları doğaldır"


Bunu belirtseydin o zaman.

Ne kadar enteresan, dunya islerin de akil yurutmeyi oneren bir sahis nasil oluyor da, inandigi kuran inancinda insanin anlik raslantilar, anlik ruh hali degisimleri ile olabilecegine inaniyor.


Bu inanç değil ki şark cini, karşılaşılagelen bir gerçek. Bu gerçeği belirtirken de rastlantıya değinmemişken, anlık bir durum belirtmemişken, bunlar rastlantıdır demişim gibi, anlık bir durumdan söz ediyormuşum gibi bir şark cinliği daha yapıyorsun, bir şark cini için dahi bu kadarı ayıp.

Algıla diye yeniden daha açık yazayım: Onlarca yıl inanır, bazı olaylar yaşar, bazı durumları görür, bunları açıklayamaz ve inancını yitirir. Aynı durum tam tersi için de olabilir. Bunlar anlık olmayacağı gibi -sözdeşi- "bir sabah kalktım inandım, öteki sabah inancımı yitirdim" gibi bir durumdan söz etmediğim gibi, rastlantıdan da söz etmemişim. Belki kişi kutsal kitabı okurken kendinin açıklayamayacağı, inanamayacağı, ona saçma sapan gelen bazı konularla karşılaşır ve aklını işlettiği halde bulduğu yanıtlar onu tatmin etmediğinden inancını yitirebilir. Tam tersi de olabilir. Tamam mı şark cini¿?

Bu ilerleme de hic mi nefsi zorlama terbiye etme cefasini cekmek yok? hic mi din bilimcilerle saatler ce suren fikir alisverislerinin yeri yok? Rastlantilara terk edilmis bir ulvi ilerleme, trajedi.


Dediğim gibi, ne rastlantıdan, ne anlıktan söz ediyorum. Tartışanlar, kitaplar yazanlar, bu kitaplara reddiyeler yazanlar çok. Her kimsenin sığası aynı değil. İnacın sorgulanması ve inancın yargılanması arasındaki ince çizginin aşılıp aşılmamasına bağlı ortaya çıkan durumlardır bunlar. Yineleyeyim: "rüyamda gördüm dini bütün oldum, rüyamda gördüm Tanrıtanımaz oldum" gibi bir durumdan söz etmiyorum.

Iste bu tip arkadaslar gidip baska din arasinlar kendilerine, benim sozlerim de elestirdigim, ICKI DEGILDIR, ve Kabul ederim ki bir kac yanlis kelime sectim anlatmak istedigim seyi anlatirken, ama Siz takilip kalmissiniz oraya, Orada dikkat cektigim “RIYAKARLIK” ti. Yani oldugu gibi gorunmeyenlerdir. Bu tipler dini yalan sayar,


Senin söylediğin apaçık şudur:

"Ataturk ten bahseden, yabancilari yuhalayan, Kurandan ornekler veremesine ragmen hala alnini bir turlu secdeye goturememis olan ama aksam oldu mu solugu raki masalarin da alan, zevki Rus kadinlarinda arayan (kimselere): oldugun gibi gorun gorundugun gibe ol, Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin" diyorsun.

Bir sınıflandırma yaparak apaçık zorlamada bulunuyorsun. Riyakârlık iki yüzlülüktür. Böyle insanlar varsa, dini kullanan, dinden çıkar eden insanlar olmalıdır -sözdeşi- dindar görünüp dinle oynayanlardır, münafıklardır. Adam dine inanmadığını gizlemiyorsa, iyi niyetliyse, apaçıksa, dinden örnek vermesinin, dinin kendince doğru olduğunu düşündüğü kurallarını benimsemesinin ve benimsetilmesini istemesinin hiçbir zararı yoktur ve bu kimselere zorlamada bulunulamaz. Ha, dinin içine yabancı unsurlar katmaya çalışır, dinden rant elde eder, dini çıkarlarına göre kullanır o zaman durum değişir.

Benim bir once ki Sozlerim aynen soyle:

    Kuran dan bahsediyorsan, bir kismini sevip kucaklayip, obur tarafta uzerine farz olunan ama kulfet getiren taraflari hic yokmuslar gibi yapamazsin, ya tumunu kabul edersin uygularsin yada kendine baska din ararsin.

Burada ki uygula sozu, Kuran’in ahlaki ve toplum duzenini saglayan emirlerini tum yonleri ile uygulamaktir. Orada namaz kil, oruc tut mu ibadetini eksiksiz yap mi diyorum?


Onları da diyorsun. Çünkü onları demiyorsan eğer, asıl sen Kur'an'ın bir kısmını kucaklamalarını, uygulanmalarını istemiş olursun. Gülünçlüğün bu kadarı...

Evet; oyanayan da, kıvırtan da ben değilim.

Dikkatli olunuz, ne demisim, “hic yokmuslar gibi”, bu sozde, Kuranin tum ibadet emilerini kabul eden, fakat kisisel sebeblerinden dolayi yapamayan insana soylenmis bir sey yok. Zaten o sahis Kuran ayetlerini yokmus gibi yapmiyor, kabulleniyor, ama uygulamiyor. Ben din polisi degilim. Lutfen guzel okuyunuz sayin RAM. Cimbizla kelimeleri cekip, kirmizi renkler verip yorumlar yapmak hos bir davranis olmasa gerek. Maun suresinin tum ayetlerini okursaniz, Namazin da orucun da olan insanlari da allah riyaya dustukleri icin dini yalan sayanlar arasina koymustur.


İlk yanıtı bu dediklerine verdik zaten, daha ne uzatıyorsun sanki karşı bir yanıt vermişçesine! Bir daha oku, açılırsın:

Ram yazdı:Rakı şarap içiyorlarsa sana ne, yoksa sana bir zararı içer. Doğruyu söylüyor mu, insanları kandırıyor mu; ona bakacaksın. Adam gibi adam mı, beş para etmez birisi mi; ona bakacaksın. İnanır gibi görünüp dine ve topluma zarar veriyorlar mı, vermiyorlar mı; ona bakacaksın. Alnını beş vakit secdeye koyup zevki Rus kadınlarında arayanlar yok sanıyorsan aldanıyorsun.

Kul hesabı kime verecekse ona karşı sorumludur. Sana mı sorumlular ki sorguluyorsun¿?

Bir dinî inancı bulunmamasına karşın kutsal kitabımızla barışık, Kur'an'ın birçok ilkesini benimsemiş ve hatta bunların daha çok kimsece bilinmesinden yana olan birçok insan var. Bu insanları namussuzmuş gibi, ahlâksızmış gibi göstermeye kimsenin hakkı yoktur. Bu bir yana kimsenin kimseyi bir noktaya zorlamaya hakkı yoktur.

Onlarca yıl inanmaz, bir gün inanıverir; onlarca yıl inanır, bir gün inancını yitirir. Kişinin iç dünyasıdır, çatışmalar ve bunların çelişkili yansımaları doğaldır.
Mevzuubahs olan; millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız¿? meselesi değildir. Mesele, zaten emrivâki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu, behemehâl, olacaktır. Burada içtima edenler, Meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usûlü dairesinde ifade olunacaktır.

Fakat ihtimâl, bazı kafalar kesilecektir!
Kullanıcı küçük betizi
Ram
Zûlme Karşı İsyan!
 
İletiler: 8168
Kayıt: Sal Şub 20, 2007 1:06
Konum: Aç haritaya bak!

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Cmt Nis 09, 2011 10:51

[mod="Bir Zahmet Geldiğin Gibi"]Hinlik etmek yasak çocuğum yasak, algısızlık, ahmaklık ve rezillik de bir yere kadar. Haydi bakayım.[/mod]
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Cmt Nis 09, 2011 13:59

cinar6631 yazdı:[mod="Bir Zahmet Geldiğin Gibi"]Hinlik etmek yasak çocuğum yasak, algısızlık, ahmaklık ve rezillik de bir yere kadar. Haydi bakayım.[/mod]


Ben babamin kim oldugunu cok iyi bilmekteyim, sizin cocugunuz falan degilim, Siz bu sozlerinizi, sahislari Sark cin i gibi, yada farkli gereksiz sifatlar kullanan arkadaslara soyleyiniz. Saygilar

[mod="Bir Zahmet Geldiğin Gibi"]Hinlik etmek yasak bizim olmayan ve babası belli çocuk, hinlik etmek yasak.[/mod]
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen cinar6631 » Pzr Nis 10, 2011 4:02

Senin kustuğun hinlik, onursuzluk, kıvırtkanlık bir dosyada kayıtlıdır; ona tek tek verdiğim ve seni yerin dibine sokan yanıtlar da ayrıca kayıtlıdır. Güncel Meydan'ı senin gibi bir rezil yüzünden kirletmemek için bunları yayımlamıyorum. Dileyen özel iletiyle isteyebilir bu kayıtları; sense def olup geldiğin yere gidiyorsun.

Ram
Kullanıcı küçük betizi
cinar6631
Üye
Üye
 
İletiler: 7
Kayıt: Prş Mar 24, 2011 1:55

Re: İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır! / Cem YAĞCIOĞLU

İletigönderen bezgin » Sal Nis 12, 2011 10:55

"İhanet! Kemalizm'in İçine Sızmıştır!"

Biz kelimelerimizi binbir özenle secerken, vatanseverleri "bu milleti asagiliyorsunuz" diyerek asagilayan Kemalistleri anlayamiyorum. Bize milletin diliyle degil de Nakit'in, Yalanyolu'nun diliyle vurmak "Alti Ok"un icindeki gercek ihanet olsa gerek.

Bugün Silivri'de yatanlarin bir kismi Bismil'deydi, Cem Bey. Cumhuriyet Devrimleri'ni yesertiyorlardi. Susurluk'ta ceteleri desifre ediyorlardi, Ankara'da Gladyo'nun izini sürüyorlardi. Siz neredeydini`z?

Simdi cikmis Nakit'in mansetine tasidigi resimlerle, genel agin uckurcu-dinci sayfalarinin asagilik ses ve görüntü kayitlariyla bize vuruyorsunuz. Bu Alti Ok'un neresine sigar? Ya da oklariniz bu cuvala sigar mi? Emin olun Cem Bey biz eksiklerimizi ve zaaflarimizi sizden daha iyi biliyor, kendimizi de -devrimcilik geregi- kiyasiya elestiriyoruz. Sizin kücük gördügünüz kadar kücük degiliz, cabaliyoruz.
İşgâlciler ölmeli! :turkiye:

"Bir ülkenin nüfusunun yarıya yakın bölümünün bir bölgede, dörtte birinin bir şehirde yaşaması, başlı başına tezgahtır."
Kullanıcı küçük betizi
bezgin
Genel Yetkili
Genel Yetkili
 
İletiler: 1395
Kayıt: Prş Eki 30, 2008 1:35


Şu dizine dön: Cem YAĞCIOĞLU

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x