İki Büyük Zafer, İki Sinsi Plan! – Misilleme (26 Ağustos 2013)

İki Büyük Zafer, İki Sinsi Plan! – Misilleme (26 Ağustos 2013)

İletigönderen Misilleme » Pzt Ağu 26, 2013 13:15



İki Büyük Zafer, İki Sinsi Plan! – Misilleme (26 Ağustos 2013)

Ülkemizde milli bayramlar misali(*) gelenekselleştirilmeye çalışılan bir durum daha var:

Hükümet yetkililerinin her “milli” bayram döneminde yaşadıkları kronik rahatsızlıklar.

Sebebi? / Alerji. / Alerjik etki yapan unsur? / “Milli”.

Tabi bu rahatsızlıklar kadar eş güdümlü ve tamamlayıcı etkide olan alternatif etkinlikler.

Devrimin sembollerini yok etmek isteyen karşı devrimci zihniyet, yaratmaya çalıştığı bu boşluğu da karşı devrimin sembolleri ile doldurmak istiyor(**).

Kutlu Doğum Haftası

Topçu Kışlası çalışması.

Ve şimdi de, 26 Ağustos’a denk gelir biçimde “1071 Alpaslan” projesi. Malazgirt savaşının yıl dönümü kapsamında.

Bu proje diğerlerinden biraz daha farklı olarak kısa ve uzun vadeli hedefler içermekte.
Bu yüzden diğerlerinden daha farklı ve sinsi.

Kısa vadeli amaç; “Büyük Taarruz”u perdelemek, etkisini azaltmak. 30 Ağustos’u sönükleştirmek.

Aslında bu zihniyetin amacını anlamak, kime hizmet ettiklerini görmek için uzun uzun bir şeyler yazmak yerine sadece yok saymak istedikleri zaferlerde yendiğimiz kuvvetleri düşünecek olsak bile sonuca varabiliriz ama biz biraz derinlere inelim..

30 Ağustos’u gölgede bırakmak için yapılan çalışmalar sadece bununla mı sınırlı?

Hayır değil.

Mısır’da olan olaylar yüzünden genel yas ve etkinlik iptaline yönelik tebliği bizzat AKP Genel Başkan Yardımcısı Menderes Türel tarafından bir çok kurum ve teşkilata yapıldı.

Mısır’da olan olaylar yüzünden kendi ülkesinde yas ilan edenler kimler?

Hatırlatalım:

Reyhanlı’da 53 vatandaşımız ölürken yurtdışı gezini kesmeyen,
Bu olayda istihbarat zaafiyeti ortaya çıktığında “günah keçisi” seçip yargısız infaz yapan(1),
Şehit olan Mehmetçiğimiz için “Varsayın trafik kazasında öldü” diyebilen (2),
Şehit cenazelerinin olduğu günde düğünlerde boy gösterip utanmadan gerdan kıran(3),

Elinde sadece kendi ülkesinin bayrağı olan bu Ulusun evlatlarına polisini düşmanca saldırtıp, yok saymaya çalıştığı Çanakkale zaferi üzerinden motivasyon sağlama vicdansızlığını yapan(4), bu durumu da “destan” olarak nitelendiren(5)

ZİHNİYET!

Ne güzel değil mi?



Buraya kadar olan kısım 1071 Alpaslan projesinin kısa vadeli amacıydı. Şimdi uzun vadeli olan amaca geçelim. Tarihi kendi çıkarlarına göre yeniden yazma çabasına girişen kesimin -ki özellikle son 10 yılda bu kesim bizzat Hükümet tarafından desteklenip palazlandırıldı- ortaya attıkları ama bir türlü kanıtlayamadığı iddialardan birisi şu şekilde:

“1071 Türklerle Kürtlerin birlikte Anadolu’ya girişidir.”

Bu söylemde de iki esas amaç vardır.
Birincisi, böyle bir iddia ile biçimlendirilmeye, karşı devrimin isteklerine göre aksettirilmeye çalışılan ve bu proje ile de servis edilen yaklaşım kapsamında;

Siyasal islamcı olarak niteleyebileceğimiz kesime hizmet etmek, Osmanlıvari bir sempati ekseni yaratarak emperyalizmin yeni sürüm Sevr’i olan “Neo- Osmanlı”zokasının hazmını kolaylaştırmak. Emperyalizm bağımlılığını müslümanlık sanan kesimin “bağımlılığını” normalleştirmek.

İkinci ve daha tehlikeli amaç ise, Türklerin Anadolu’ya girişini 1071 gibi gösterip, Türk Ulusu’nu Anadolu’da “sonradan gelen”, daha amiyane tabiri ile “dağdan gelip bağcıyı kovan” millet pozisyonuna sokmak. İşgale zemin hazırlamak. Ve bu tez ile kitleleri kandırıp kanalize etmek. (Haçlı savaşı zihniyeti)

Oysa sadece Ankara civarındaki köylerde çıkan ve geçmişi 3000 yıla dayanan Türk figürleri bile bu tezi çürütmeye yeterli. Bu konuda kapsamlı araştırma yapanlar, Sümerlerde olan “ay yıldızlı” figürlere de ulaşacaktır. (6)

***

26 Ağustos 1071’i anmayı, 26 Ağustos 1922’yi geri plana iterek yapmaya çalışan ve bu şekilde bu iki olayı birbirinin zıttı olaymış gibi göstermeye çalışanların anlaması gereken çok önemli bir şey var:

26 Ağustos 1922 yılında Büyük Taarruz ve akabinde Zafer kazanılmayacak olsaydı, 26 Ağustos 1071 sadece “acı bir anı” olarak hafızalarımızda yer edecekti. Belki de şimdikiler gibi başka “alternatif tarih yazıcılar” çıkacak ve bunu bile bilemeyecektik.

Birbirinden beslenen, birbirinin devamlılığını sağlayan olayların bazılarını keyfiyete göre yok saymak , nemalanmaya çalıştığınız olayların bile önemini yok eder.

Tarih uzun yüzyıllar “Doğu – Batı” çekişmesine sahne olmuştur. Tarih zincirini oluşturan halkalardır bunlar. Herhangi bir halkayı yok saymak, zincirin dağılmasına yol açar.

Hele de zincirin devam etmesini sağlayan halkaları yok saymak tarihe ihanettir!

Mustafa Kemalin Çanakkale zaferinden sonra “Hector’un öcünü aldım”(7) demesi bu halkaların bütünlüğünü bilmesinden, “Doğu – Batı” çekişmesinin önemini bilmesinden öte gelmektedir.

Bugün Büyük Taarruz’u yok sayarsanız, yarın da birileri sizi ve kendinize göre şekillendirmeye çalıştığınız 26 Ağustos 1071’inizi yok sayar;

Ne kimseyi suçlayacak hakkınız olur, ne de insan içine çıkacak yüzünüz!

Başta Gâzi Mustafa Kemal Paşa olmak üzere tüm Kuvayi Milliye şehitlerine selam olsun!



Dipnot ve Kaynakça:

(*) 2002 Yılına kadar olan dönemi kapsar
(**) Karşı devrim sembolleri “karşıt”lardan yaratıldığı gibi bazen devrim sembollerinin çarpıtılmasıyla da oluşturulabilir.

(1) http://www.radikal.com.tr/turkiye/casus ... ak-1147259
(2) http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/ha ... aber=86686
(3) http://www.hukuki.net/archive/index.php?t-45849.html
(4) http://www.gazetecileronline.com/newsde ... a-benzetti
(5) http://www.ntvmsnbc.com/id/25450862/
(6) http://sinanmeydan.com.tr/index.php?opt ... Itemid=227
(7) http://www.mudafaai-hukuk.com.tr/test/y ... ssar06.htm
Kullanıcı küçük betizi
Misilleme
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 6
Kayıt: Pzt Ara 03, 2012 22:43

Şu dizine dön: Misilleme

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x