KAVRAMLAR GÖÇÜ (III)

Türkiye ve dünya gündemindeki gelişmeler hakkındaki fikirleriniz, yayınladığımız izlencelerin bölümleri hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabileceğiniz alan.

KAVRAMLAR GÖÇÜ (III)

İletigönderen Habip Hamza Erdem » Pzt Ara 23, 2019 2:53

KAVRAMLAR GÖÇÜ (III)
Madem ki, Darwin’in ekonomist Malthus’un çalışmasından esinlendiği söyleniyor, o zaman Malthus’un kimden esinlenmiş olabileceği sorusu akla gelebilir.
Malthus’un ‘nüfus ilkesi’ olarak bilinen ve açlık ve sefaletin ‘nedeni’ni çalışan kesimlerin artış hızının gıda maddeleri artış hızından yüksek olmasına bağlayan ‘matematiksel’ kanıtlaması, doğrudan ‘Doğal Düzen’ci biyolojist Linné’nin matematiksel kanıtlamalarına dayanmaktadır.
Öncelikle vurgulanması gereken, biyolojistlerin keşfi olan ‘doğal düzen’ anlayışının (notion), ekonomi yazınında ‘klasik’ olarak da anılan ve en doğrusu ‘arkaik’ ekonomi politik düşünürleri diyeceğimiz ekonomistlere yansımış olduğudur.
Nitekim, İngiltere’nin en ünlü Kraliçesi olan Victoria (1819-1901) ve en ünlü başbakanlarından olan Benjamin Disraeli’ (1804-1881)den sonra, ‘Türlerin Kökeni’ başlıklı çalışmasıyla en ünlü bilim adamı (savant) olacak olan Darwin’in, salt Malthus’u değil ama arkaik ekonomi politiğin kurucularından sayılan Adam Smith ve nüfusbilimin (démographie) kurucularından olan Adolphe Quetelet’yi de okuduğu anlaşılmaktadır.
Özellikle Quetelet’nin istatistiksel yöntemlerle toplumların işleyiş ‘yasa’sını araştırdığını belirtelim.
Bununla birlikte, Darwin’in ne toplumsal ilerleme (progrès) ve ne de tek merkezli yaratılış, tufan vb bilim-öncesi düşüncelere yer vermediğini belirtelim.
Kaldı ki, onun tezi, tam da bu yönleriyle ‘bilimsel devrim’ niteliği taşımaktadır.
Oysa esinlendiği bilinen ve yukarıda adları anılan bu ‘sözde’ toplumbilimciler üzerinde biraz durmak gerekmektedir.
Bu sonuncular, toplumsal işleyiş için illa bir ‘yüce eşgüdümcü’ (suprême coordinateur)’ye gerek olmadığını göstermeye çalışmaktadırlar ama, gerek toplumsal ‘denge’ ve ‘uyum’u (harmonie) ve gerekse toplumsal ‘düzen’i sağlayan tek şeyin ‘bireysel rekabet’ olduğunu ileri sürmektedirler.
Adam Smith’in, ekonomiyi ve o arada toplumu yöneten (réguler) ‘gizli el’i işte bu ‘bireysel rekabet’ten başkası değildir.
Şimdilik, Darwin’in ‘doğal ayıklanma’ kuramının daha sonra nasıl çarpıtılarak toplumsal yaşama uyarlanmak isteği üzerinde değil ama Darwin’in esin kaynağı olan ‘doğal düzen’ci anlayışın toplumsal yaşamı nasıl çarpıttığı üzerinde biraz daha durmamız gerekmektedir.
Madem ki, toplumsal düzende ‘tanrısal’ değil ama ‘toplumsal’ bir düzenleyici mekanizma vardır, öyleyse bu, bir ‘değişim/dönüşüm/gelişim’ mekanizması olmaktan çok statu quo’nun sürdürülmesi mekanizması olabilecektir.
Örneğin Malthus’un ‘nüfus ilkesi’ni ortaya koyduğu dönem, İngiltere’de ‘sanayi devrimi’nin yaşandığı dönem olup, kırsal nüfusun kentlere göçmek ve orada yoksulluk ve çaresizlik içinde yaşamak zorunda kaldıkları bir dönemdir.
Bir yandan gıda üretimi azalmakta ve öte yandan gıda tüketimi artmaktadır.
Öyle bir ‘kuram’ keşfedilmelidir ki, bu, hem yoksulların ‘varlık savaşımı’nı açıklasın ve hem de çözümüne ‘çare’ olsun.
Bu ‘çare’ye o gün bugündür ‘Siyaset’ (la politique) denildiğini anımsatalım (*)
Ne var ki, bu siyasetin ‘bilimsel’ olabilmesi için matematiksel/istatistiksel formülasyonlarının ortaya konulması gerekmektedir.
Her ne kadar Marx, Malthus’un ortaya koyduğu ‘ilkeler’ için ‘aşırma’ (intihal) diyorsa da, aynı ekolün biraz daha aklı başında olanları, örneğin J.Stuart Mill, Malthus’un formüllerini ‘matematiksel istiare’ler olarak küçümsemektedir.
Bu denli yoğun bir isim ve atışmaya yer vermemiz, okuyucuyu sıkabilir ve günümüzle ilişkisini kurmakta zorlanabilir.
O zaman, şu kadarını belirtmekle yetinelim: günümüzde radyo, televizyon, gazete, okul/mektep/sıra, kitap/makale ve köşe yazılarında, dakika başı verilen/ileri sürülen ekonomik/toplumsal, veri/istatistik/oran/endis/endex ve göstergelerin hemen hepsi, ‘matematiksel/istatistiksel istiareler’dir.
Statu quo’yu sürdürmenin araç ve gereçleridirler.
Dillere pelesenk olan ‘sürdürülebilirlik’ işte bu sürdürülebilirliktir.
Malthus’a dönersek; o, topraklarından koparılarak İngiliz kentlerini dolduran ve açlık ve yoksullukla ‘yaşam mücedelesi’ veren bu kitleleri, ‘doğal düzen’ci biyolojistler gibi bir tür (espèce) ve toplumun diğer kesimlerini ise bir başka tür olarak görmektedir.
Böylece ‘bireysel rekabet’, bir yandan diyelim ‘kapitalistler arası’ bir ‘yaşam mücadelesi’, diğer yandan ‘işçilerarası’ bir yaşam mücadelesi olarak değerlendirilmiş olmaktadır.
Nitekim, ‘toplum’un açıklanması, ‘toplumsal sıradüzen’ (hiérarchie) önkabulüyle başlamaktadır.
Malthus şöyle yazacaktır: “Genel olarak gözlem odur ki; bu orta sınıflar, hem işe daha uygun, erdemli ve her türlü yeteneği geliştirebilecek bir kesimi oluşturmaktadırlar ama, toplumun her kesiminin bir orta sınıf oluşturamadığı da ortadadır”.
Ve bu ‘anlayış’, ne kadar matematik, ne kadar istatistik ve ne kadar sofistike ‘teknik’ler kullanırsa kullansın, o gün bugündür toplumsal bilimler bakımından bir ‘arpa boyu’ ilerlemiş sayılmaz.
Çünkü ‘bilimsel nesne’lerinin seçiminde bir terslik, bir eksiklik ya da bilinçli bir ‘seçicilik’ sözkonusudur.
İlerideki sayılarda, bunların bir kısmına da değinmek olanağımız olacak.
(Sürecek)
Habip Hamza Erdem
(*) Siyaset (la politique) ile politika (le politque) arasındaki ayırıma değinen yazılarımıza bakılabilir.
Kullanıcı küçük betizi
Habip Hamza Erdem
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 1103
Kayıt: Cum Haz 26, 2009 20:01

Şu dizine dön: Tartışma ve Fikir Meydanı

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x