KEKOVA’DA TOPLANTI

KEKOVA’DA TOPLANTI

İletigönderen Feza Tiryaki » Pzt May 27, 2019 22:09

KEKOVA’DA TOPLANTI


Hani, ressam Abidin Dino’ya sormuşlar: “Bana mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” O da bu soruya karşı bir şiir yazmış, şöyle bitirmiş ya şiirini:

“Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya…”


Ressama sorsaydık yaşarken, “Bana, ”güzelliğin” yani Kekova’nın resmini yapabilir misin?” diye. Sanırız aynı yanıtı verirdi. Burayı resmedemezdi. “Burayı anlatmaya ne renk, ne boya, ne sözcük yeterlidir.” derdi.

Belki de, dünyanın en güzel yerinden söz ediyoruz. Ülkemizin en korunan yerlerinden biri, betonun girmediği - girmeye epeyce zorlandığı- doğanın, eskinin, tarihin korunduğu, Akdeniz’in incisi bir yöre Kekova.

Son yıllarda yerli gezginlerin de ilgisini çeken, yabancı gezginin ise çok iyi bildiği bir yer.

Bir gelen, buralardan bir daha kopamazmış. Her yıl, yeniden, yeniden gelirmiş.

Köyde yapılaşma yasak. Eski köy evleri öylece korunuyor. Denizi, yüzyıllar öncesi gibi. Kıyılara sanki hiç ayak basılmamış. Kekova, büyük kentlere uzak, kentlerin lağımı, kiri pisi buralara uzanamamış, girdiği yeri bozan beton buraya sokulmamış. Köyün tek deresinin başına gelenleri, yıllar önce, az da olsa akan derenin denize kavuşan bölümünün kurutulmasını, yol açmak için üstüne önce çakıl, sonra beton atılmasını, kıyıdaki suyu azalan, kurumaya yüz tutan, önceleri çağıl çağıl akan soğuk su kaynağını, meydanın o çirkin beton kalıplarıyla doldurulmasını saymazsak... Yine de bozulmamış buranın güzelliği. Denizi öyle mavi, öyle temiz, öyle berrak ki... Koylarının hiçbir yanına el değmemiş –kıyılardaki bir iki yapılaşmayı saymazsak elbet- taşına toprağına, ağacına dokunulmamış. Koyları tertemiz, ormanları yemyeşil, Kekova adasının köylere dönük iç kıyısında kaç bin yıllık batık şehir aynen duruyor, Likya mezarları kıyıda, sularda, içlerde, tepelerde, köylerin kalelerinde, daha daha ev avlularında, köy meydanında... Köylü tarihiyle birlikte yaşıyor. Gemicilikten, gezgin gezdirmekten geçimini sağlıyor.

Demre kaymakamlığından bir duyuru duyuruldu dün:

“Kaymakamımız yarın öğleden sonra köyümüzde bir toplantı yapacak. Halkımızın katılması...”

İskelede açık havada bir lokantanın bahçesinde toplanıldı. Kaymakam, eşi, Demre’nin yeni seçilen genç Belediye Başkanı, Jandarma Komutanı, İlçe Emniyet Müdürü, Sahil Güvenlik Komutanı...

Turizm sezonu açılırken, köyün, köylünün sorunları kısaca konuşuldu bu toplantıda.

İyi dilekler iletildi, bereketli, iyi bir dönem geçirilsin, dendi.

Burada, belediye el değiştirdi yenice, son seçimlerde. Herkes, sevinçli bir beklenti içersinde, derdini söyleyecek kapı arıyor. Genç başkan, yöre halkına yakın duruyor, güleç yüzlü, girişimci. Kaymakam da köylüye yakın, ilgili bir dille konuştu. Jandarma Komutanı ve Emniyet Müdürü, Sahil Güvenlik komutanı da öyle. Önce kısaca yapılan yenilikleri saydılar, sonra dilek ve şikayetleri dinlediler.

Toplantının bu kısmını kısaca özetlersem:

Kaymakam, bir güzel uyardı. “Köyümüzün meydanda tek bir tuvaleti var. Sezonda, çok kalabalık olan günlerde sıkıntı yaşanabilir, gelenlere yetmeyebilir.” Sanırım burada kıyıdaki lokanta sahiplerine seslenildi:

“Konuklarınıza kapınızı açmamazlık etmeyin, senlik benlik etmeden, el birliğiyle yardımcı olun.”

Yeni tekne yaptıran bir işletmeci, teknesine iskelede yer verilmediğinden yakındı; “ Diğer tekneler neden ücret ödemiyor? Ben köylü değil miyim?”

Köyün yeni seçilen azası, emekli öğretmen, kendini tanıttı, çöp sorunu benim gündemimde, bu sorunu çözmeye söz verdim, dedi.

Köyde, bir arada, hep aynı çöp konteynerleri (tekerlekli, kapaklı metal çöp kutuları)var. Kapakları devamlı açık, çöpler ayrıştırılmadan buralara atılıyor. Sıcakta koku ve sinekten çöp alanının çevresinden geçilemiyor. Kediler içlerinde, kedilerin karıştırdığı çöpler yerlerde... Hem sağlık yönünden iyi değil, hem görünüş yönünden. Önce organik çöpleri, belediyenin dağıtacağı sağlam, koyu renk torbalara koyup, ağzını sıkıca kapatarak ayrı atmak; dönüşümlü çöpleri (şişe, karton, plastik, ambalaj) ise yine evlere dağıtılacak içi görünür şeffaf torbalara koyarak belirtilen yerlere bırakmakla çözülecek bir iş.

Genç bir tekne kaptanı, köye bankamatik açılması konusunu açtı. Sezonda çok ihtiyaç duyuluyor, gezginlere de, bizlere de gerekiyor, dedi. Ne derece gerçek bir ihtiyaçtır tartışılır tabii. Yirmi dakika ötedeki ilçede, bu sorun çözülebilecekken, neden küçücük bir köyde bankamatik açılacak? Bunun getirisi – götürüsü iyice düşünülmüş müdür sormadan edemiyor insan.

Köyde geçen yıl işyeri açan bir girişimci ise, köyün giriş yolundaki asfaltın durumundan söz açtı. Yamalı görünüş yakışmıyor, acele yola sıcak asfalt dökülmeli diye önerdi.

Beton kalıpların bozulan yerlerinin onarımı da yine aynı kalıplarla olmalı. Onarım çok özenle yapılacak bir iş.

Köyün yaş yaşamışlarından değerli bir koca kişinin dile getirdiği, doktor, cankurtaran, hemşire isteği toplantının belki de en önemli konusuydu. “Önce can...” demez miyiz?

Yazın, nüfusu çok çok artan bu köyün, kapanan sağlık ocağının yeniden açılması akıllara geldi hemen. Bina öyle boş duruyor. Köy okulu da boş, anaokulu sınıfı kaldırılmış bu yıl, başka köye aktarılmış. Eskiden köyde devamlı kalan ebenin, köylüye, köye gelen konuklara verdiği güvence, iç huzuru, gece gündüz bekletilen cankurtaranın sağladığı can güvenliği duygusu... az şey midir?

Yine eskiden olduğu gibi hekimin köye haftada bir gelmesi istendi, on beş günde bir gelmesinin sakıncaları sayıldı.

Bu arada deniz cankurtaranı da istendi.

Önceki yıllarda olan deniz kazaları akla geldi. Boynu, kıyıdan çekilen tele takılan yaşlı yelkencinin feci ölümü, hızlı motor kazaları, kaleden düşen tansiyon hastası, denizde yüzerken boğulanlar... anımsanıldı...

Jandarmanın köyde uyguladığı güvenlik uygulaması konuşuldu bir de. Sabah saat sekiz buçuktan, akşam altı buçuğa kadar, köy girişinde bekledikleri, görev başında oldukları açıklandı.

Köyün girişindeki ilk ev ve avlunun sahibinin şikayeti ise dinleyeni güldürdü. Son virajı dönerek köye giren araçlardan bazıları, ötede, dönemeçte jandarma timini görünce hızla geri dönüp, görünmemek için yukardaki bu avluya dalıyorlarmış.

Komutanın, “ O avlu girişini kapatabiliriz ama uygulamayı kaldıramayız!” esprili yanıtı herkesi gülümsetti.

Antalya bölgesi terör bölgesi ilan edilmiş. Komutan, bize yardım edin, vatandaşla jandarmanın arası sıcak olmalı, diye uyardı.

Yine, teknesinde aile fertlerini taşıyan ekmekçinin şikayet edilmesi, konuyu taşımacılıkta işbirliği yapmaya getirdi. Yöneticiler, köylünün birbirini ihbar etme yerine, korumasını, kollamasını, sorunları köy içinde çözmelerini önerdiler.

Son sorunu da ben söyledim:

“O cânım koyları” acımadan kirleten (sintine boşaltan) teknelerden söz açarak, bunların önlenmesini istedim.

Burada sorun yine altyapıya dayanıyor. Şu an köyde, teknelerin atığını boşaltacakları bir düzen yok. Alan mevkiinde bir lağım boşaltıcı araç varmış yalnız.

Yıllardır gözlemleriz, özellikle yabancı tekneler (başka yörelerden gelenler) hiç acımadan tertemiz denize atıklarını kimse görmeden boşaltıveriyorlar.

Bunların takibi çok önemli. Bir de eğitimle bu sorunu çözmek, bunun neden yapılmaması gerektiğini denizden ekmek yiyenlere, yeni yetişenlere yolu yordamıyla anlatmak. Gönüllü olarak denizi koruma duygusunu vermek...

Bu dediğime hemen karşı çıkanlar oldu. O gördüklerimiz polenmiş, atık değilmiş(?)...

(Polen, aynı tür bitkilerin döllenme döneminde havaya yaydıkları küçük parçacıklar.)

Nisan’da, Mayıs başında kıyılardan uçuşan polenlerin dalga dalga kir gibi görünen görüntüleri zaten biliniyor. Sonrasına bakmalı. Havalar ısındı, denizde polen falan kalmadı. Sezon açılınca, deniz seferleri çoğalınca, hele hele iğne atsan yere düşmeyecek insan – araç kalabalığı ortalığı tutunca... bu atık sorunu başlıyor.

Denizi temiz tutmalı...

Kekova’yı, böyle bir güzel yöreyi korumak, doğayı sevenlerin görevidir. Yöre halkının ise burayı korumak, ekmek teknelerine yani bu güzel denize gönül borçlarıdır...

Feza Tiryaki, 27 Mayıs 2019
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 777
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12

Re: KEKOVA’DA TOPLANTI

İletigönderen Gönül Pınar Atacı » Sal May 28, 2019 12:42

KEKOVA denen bu cenneti bizlere böylesine güzel ve nesnel bir biçimde tanıtan, tasvir ve tavsiye eden çok değerli ve sevgili Feza TİRYAKİ'ye Gönül'den özel teşekkürler ve en iyi dilekler.
Kullanıcı küçük betizi
Gönül Pınar Atacı
Üye
Üye
 
İletiler: 554
Kayıt: Sal Ara 01, 2015 9:02

Re: KEKOVA’DA TOPLANTI

İletigönderen Feza Tiryaki » Prş May 30, 2019 21:25

Yöresel nitelikli bu yazımı, Güncel Meydan’da yayınlamakta önce kararsızdım. Sonra, burası benim sesimi duyurabildiğim en önemli yer, konuyla ilgilenenler mutlaka olacaktır diyerek “Kekova”dan kısaca söz ettiğim bu yazıyı sayfama koymuştum.
Değerli Gönül Pınar Atıcı, sizin özel gönderiniz, ilginiz, bu nedenle ayrıca beni sevindirdi, yüreklendirdi. Sağ olunuz. Sevgiler...
Kullanıcı küçük betizi
Feza Tiryaki
GM Yazarları
GM Yazarları
 
İletiler: 777
Kayıt: Sal Kas 09, 2010 14:12


Şu dizine dön: Feza TİRYAKİ

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 0 konuk

x