Kim Dur Diyecek?

Kim Dur Diyecek?

Mesajgönderen kemalisttolga » Cmt Tem 24, 2010 13:15

Kim Dur Diyecek?

Hüseyin Tolga Arslan

Bu yazımda konu çeşitliliği biraz fazla olacak; ama çok doluyum kusura bakmayın.

İbadet dediğimiz şey kişi ile Tanrı arasındaki bir ilişkiden ibarettir. Başka kimsenin bilmesi gerekmez. En azından bana verilen terbiye böyleydi. Bir kişi camiye de gitse, oruçta tutsa bunun reklamını yapacak şekilde konuşmamalı, en azından sağda solda övünürcesine anlatmamalı. Ama bunları yazmak zorundayım dayanamadım… bunun için özür diliyorum. Hem ailemden hem sizden…

Bildiğiniz gibi dün günlerden “Cuma” idi. Güngören Akıncılar cami’inde Cuma namazına gittim. Birkaç haftadır imamın vaazları beni sinirlendirdiği için dayanamadım yazmaya karar verdim.

Şöyle bir imam düşünebiliyor musunuz:

Megafondan bangır bangır bağrıyor…

    -“her kanalı izlemeyin, sizleri kötü yola sevk ediyorlar, kışkırtıyorlar… bizim kanallarımız malumdur…”

    -“her gazeteyi okumayın, sizlere ahlaksızlık aşılıyorlar, hükümet düşmanlığı yapıyorlar… ne güzel gazetelerimiz kapılara bırakılıyor. Daha ne istiyorsunuz…”

    -“yollarda görüyoruz. Kız-oğlan sarmaş dolaş. Gidin uyarın… tepki gösterin… birini tepki verirken görürseniz de hemen destek verin… bunu yapmanız lazım…”

    -“yapacağımız dualar Türk milletinin de kürt milletinin de (!) ölmüşlerinin ruhlarına gitsin..”

Bu ne patavatsızlık, bu ne çivisi çıkmışlık böyle. Nasıl bir cesaret bu…

İmam çıkıyor… mahalle baskısı uygulayın diyor… yarın öbür gün sevgilisiyle yan yan dolaşıyor, sarılıp geziyor diye bini linç etseler bunun hesabını o imam verecek mi. Ya da helal olsun iyi yapmışlar mı diyecek…

Bir imam nasıl her kanalı izlemeyin der. (hükümetin başı da aynısını demişti hatırlayın) insanları nasıl fethullahçı cemaatin kanallarına yönlendirir, nasıl her gazeteyi okumayın der… zaman gazetesinden başka gazete okunmaz tarzında vaaz verebilir…

Bir imam nasıl Lozan’a karşı çıkar… Biz tek milletiz. Bu Lozan dan evvel bölücü dış güçler tarafından uydurulmuş hikayeleri biz Lozan ile saf dışı bıraktık. Anayasamıza göre Türkiye Cumhuriyeti devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes TÜRKTÜR. Yani Türkiye Cumhuriyeti’ nin nüfus cüzdanını taşıyorsan TÜRKSÜN birader… şimdi çıkıp da Lozan’ı hiçe sayıp gerek hükümet yoluyla, gerek böyle terbiyesiz imamlar yoluyla emperyalistlere hizmet edemezsin…

Caminin çaycısında oturdum biraz… konuşmaları duysanız… Sanki Türkiye’yi bir düşman işgal etmiş… askerleri de bunlara eziyet ediyor sanırsınız…

    -“bak ne güzel askerin üzerine gidiyor… helal olsun…”

    -“askerin burnunu sürtsün, ezsin şunları, daha beter olsunlar…”

    -“bu pisliklerden hayır gelmez. Hepsini yakalayıp atcan hapse…”

    -“dinsizlere az bile yapıyor… dinsiz orduya, orduculara elektrik vericen…”

Bunları kim diyor. Çaycıdaki 60 lı yaşlardaki amca, karşısında da kendi yaşlarında 4-5 amca daha var… onlarda benzer şeyleri söyleyip duruyorlar birbirlerini onaylıyorlar… çaycıda ki diğer oturanlarda konuşmaya tanıklık ediyorlar bazıları onaylarcasına kafa sallıyor, bazıları duymazlık tan geliyor…

Ne oldu bu millete demeyeceğim…

Böyle ahlaksız imamlar olduğu sürece, böyle hükümetler olduğu sürece, böyle cahil halk olduğu sürece çok kolay yönlendirilirler… bu gidişle sessiz kalan cumhuriyetçi tayfa ise bunu bedelini çok ağır ödeyecek.

Şimdi “BALYOZ” olayına geleceğim.

102 subaya yakalama emri verilmiş… işin hukuki yanına girmeyeceğim. Çünkü hukuki bir yanı yok… 102 general… neredeyse 10 generalden birini içeri attılar…

Benzer şeyler Almanya da, Yugoslavya da, İran’ dada olmuştu zamanında. Önce basını ele almışlardı, sonra polis teşkilatını askerin karşısında bir güç olacak şekilde yönlendirmişlerdi, sonra yargı sindirilmişti… sonrada paşalar (ama her paşa değil, görüşlerine karşı oldukları paşalar) içeri tıkılmıştı… sonra ne olmuştu biliyor musunuz… sonra sıra halka gelmişti… insanlar evlerinden toplanmıştı…

    "Önce sosyalistleri topladılar
    Sesimi çıkarmadım
    Çünkü ben sosyalist değildim.
    Sonra sendikacıları topladılar,
    Sesimi çıkarmadım.
    Çünkü ben sendikacı değildim.
    Sonra Yahudileri topladılar.
    Sesimi çıkarmadım.
    Çünkü ben Yahudi değildim.
    Sonra beni almaya geldiler.
    Benim için sesini çıkartacak kimse kalmamıştı…”

Demiş Papaz Niemoller.

Bizde de yakında bunu bir başka şekli ortaya çıkacak…

Bir de Genelkurmay kanadına seslenmek istiyorum…

Onlara da lafım var…

Generaline sahip çıkamayan, erine sahip çıkamaz… dolayısıyla kendisini koruyamayan, devletini koruyamaz… diye yazmış odatv den bir yazar… sonuna kadar katılıyorum… şu günlerde yine sık duyacaksınız “sarı öküz” hikayesidir bu.*

Dik dur artık ey TSK. Sesini çıkart. Ama bir tek höt zötle olmaz bu iş… adam gibi anti emperyalist bir duruş göster, bunların planlarını halka duyur. Generallerine sahip çık.

Gelelim referanduma…

Referandumda eğer evet çıkarsa…

Şu yukarda ki alıntı var ya… işte o tam manasıyla gerçekleşecek… sıra artık bizlere geldi… bizleri evden toplayacaklar…

Türk'ün Ordusu'ndaki 10 komutandan birini içeri tıkıyorlar diye panik yapma.. Kıçın açıkta kalıyor diye korkma.. Çünkü kaybedecek bir şeyi olan kıç endişe eder… Senin kıçının kaybedecek bir şeyi kalmadı… demiş murat ide üstat…

Eğer kaybedecek bir şeyiniz varsa hayır demelisiniz dostlar…

Benim kaybedecek çok şeyim var… cumhuriyetimi, milletimi, ordumu, Atamı kaybetmek istemiyorum…

Ya siz..?

H.Tolga Arslan (24.07.2010)

* “Otlakların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

Topal Aslan, öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:

’Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.’

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz''ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış. Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk''u istemişler:

’Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim.’

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk’u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahaleye ederek, "Verin bize şunu, yoksa karışmayız" demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, "Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük" diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz''ün sözlerini hatırlayarak, gözleri nemli "Biz" demiş, "Sarı Öküz'ü hiç vermeyecektik".
Kullanıcı avatarı
kemalisttolga
Üye
Üye
 
Mesajlar: 25
Kayıt: Pzr Ağu 17, 2008 11:33

Dön Hüseyin Tolga ARSLAN

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir

x