Kimin Kafası Karışık? / Levent BULUT

Kimin Kafası Karışık? / Levent BULUT

İletigönderen Oguzhan34 » Sal Mar 13, 2018 10:06

Ülkemizde maalesef siyaset anlayışı etik değil. Dün kara dediğine bugün ak demek, siyasî anlayış olarak yerleşmiş ülkemize.
Etik olmadığı gibi liderler, partiler de sürekli bir kavram karmaşası içerisine düşüyorlar.
***
Daha önce Rabia işaretleri vardı. Gittikleri her yerde, Mısır'dan ithal bu işareti yapıyorlardı. Kendileri bu işareti yaparken, diğer parti işaretleri sakıncalı bulunuyordu. Çok değil bir kaç yıl öncesini hatırlayın. Ülkeyi yönetenlerin konvoyu geçerken, bozkurt işareti yapmak gözaltı nedeniydi. O dönem bozkurt işareti "devleti yönetenlere hakaret" sayılıyordu.
Fakat devletin en tepesinde oturan çıkıp bozkurt işareti yapınca, işler anında değişti ve bir akıma dönüştü. Bugün sosyal medyaya bakın. Profil fotolarının birçoğunda bozkurt işareti var. Oysa daha bir yıl bile olmadı ama sınıfta bozkurt işareti yaptı diye görevinden ayrıldı bir öğretmen. Unutuverdik hemen.
***
Soruyorum, "Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız. Ben bozkurtla dolaşmıyorum, ben eşref-i mahlûk olan insanlarla dolaşıyorum." diyenler için ne değişti? Kavram karmaşası değilse nedir bu? Dün dedikleriyle bugün yaptıkları birbirine uyuyor mu?
Diyeceksiniz ki; bilinçli ve milliyetçilere göz kırpmak için yapılmış bu hareket. Tamam, onu bende anlıyorum. Ama anlamadığım bu kavram karmaşası yaratan siyaset anlayışı nasıl iktidar olabiliyor?
***
Bu geçmişiyle çelişme sadece AKP'de yok elbet. Bir başka örneği PKK'ya terör örgütü diyememiş, PKK'lıların cenazesine giden bir partiden verelim. eş genel başkanlarından biri çıkıp, AKP'ye atfen diyor ki: "Bu ülkeyi size yem yapmayacağız, bu ülkeyi size böldürmeyeceğiz."
Al buyur buradan yak! Çelişkinin büyüklüğünü görüyor musunuz?
***
Devam edelim örneklerimize; adında "halk" geçen partiye bakalım. Lideri çıkıp diyor ki: "Ben milletvekili seçildim, istediğim kanala çıkarım, istediğim gibi konuşurum diyenler, izin almadan çıkıyorsa, bu partide yeri yoktur."
Hadi buyurun. Sosyal demokratlara bakın. Tam güler misin ağlar mısın bir durum.
***
Her kritik virajında AKP'nin yanında yer alan, başkanlık sistemi için, "Erdoğan ve Öcalan başkanlık sisteminde söz kesmiş, bölücü çevrelerden gelen mesajlar da bunu doğrulamıştır." diyen lidere bakalım.Her fırsatta, her zeminde AKP'ye yüklenerek: "Mesele Erdoğan'ı güvence altına almaktır. Mesele Erdoğan'ın kişisel gayesinin tatmin olmasıdır. Erdoğan başbakanken de cumhurbaşkanıyken de çift başlılıktan şikâyetçidir. Çünkü sözünden başka söz söylenmesini kaldıramamaktadır. Devleti aile şirketi gibi yönetmek istemiştir. Her gittiği devletin yönetim sistemine özenmiştir. ABD'ye gidip onların sistemini övmüştür, Meksika'ya gidip yine Meksika'daki sistemi övmüştür. Fransa ziyaretinde ise Fransız tarzı başkanlık sistemini övmüştür. Allah'tan şu sıralar Kuzey Kore'ye gitmemiştir yoksa Türkiye'nin geleceği kapkara olmaktan kurtulamayacaktır." dememiş miydi?
Ne oldu peki, ne değişti? Parti içinde muhaliflerin kurultay olursa kazanacağını anlayınca başkanlığı altın tepsi içinde elleriyle hediye etti.
***
Verdiğim örnekler ülkede nasıl bir siyasi anlayışın olduğunu gözler önüne seriyor. Yalnız İYİ Parti ve Saadet'in hakkını yemeyelim. MHP içinde iken, başkanlığa hayır kampanyası yürüten ve ardından arkadaşlarıyla İYİ Parti'yi kuran Meral Akşener, başından bu yana başkanlığa karşı çıktı. Şimdi durduğu nokta, geçmişte dedikleriyle aynı. Başkanlığa, tek adam yönetimine karşı çıkıyor, seçilirsem geliştirilmiş parlamenter sistemi geri getireceğim diyor.
***
Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ise: "Ülkemizde büyük bir baskı var. Herkesin üzerinde bir endişe var. Niye? Acaba yakınlarıma zarar gelir mi, diye. Adalet mekanizması var. Birileri sahip çıkar size. Yo kimse sahip çıkamıyor. Hükümetin aleyhinde konuşanlar, yarın hapse atılıyor, işinden oluyor. Böyle bir ülke olmaz. Şimdiden 'Gelin cumhur ittifakına katılın' diyorlar. Ya ben deli miyim ki böyle bir mesuliyetin altına gireyim. Bizim hangi beklentilerimiz varmış da kaç bakanlık, kaç milletvekili? Bu millet 20 değil 120 değil 250 milletvekilliğine bile satılamaz." diyor.
***
Her iki parti ve lideri dün ne diyorsa bugün aynısını söylüyor. Bu iki parti, derin takdirimi ve sempatimi kazandı. Kafası karışık olmayan, kavram kargaşası yaşamayan bu iki parti gibi görünüyor. İlkelerinden vazgeçmiyorlar. İşte Türkiye'de olması gereken bu. Dün kara dediğine bugün ak demeyen siyaset ve siyasetçi gerek.
Burada benim merak ettiğim şu: Sizce, dün söylediğinin tersini yaparak oy isteyenlerin mi, yoksa çelişkilere rağmen oy verenlerin mi kafası karışık?

Levent BULUT
Kullanıcı küçük betizi
Oguzhan34
Üye
Üye
 
İletiler: 103
Kayıt: Cmt Eyl 08, 2012 0:34

Şu dizine dön: Gazete Köşe Yazarları

Kİmler çevrİmİçİ

Bu dizini gezen kullanıcılar: Hiç kayıtlı kullanıcı yok ve 2 konuk

x